2 Mart 2010 Salı

Anlatacak Çok Şey Var

Bu yazıyı bir yıl önce eşcinselliğimden dolayı atıldığım Kadın ve Çevre Derneği'nin bülteni için yazmıştım.Ne bültenin çıktığından ne de yazımın yayınlandığından haberim oldu tabii. Dernek başkanı bana eşcinselliği anlat demişti...

Anlatacak çok şey var kişiler temel ihtiyaçlarını gideremediği ve haklarını eşit olarak kullanmalarına izin verilmediği için.Anlatmalı da haksızlığa uğrayan sadece günü kurtarma telaşında olmayıp gelecek nesilleri de düşünerek demokratik insanca bir yaşam için.Zaten demokratik olunamamasının sebeplerinden birisi de kısa vadeli ve kendini düşünüp bencilce yaşamak değil mi?Şu anki yaşam bize atalarımızdan miras değil mi?Biz de mi "Böyle gelmiş böyle gitsin" diyip çocuklarımızın kendisi gibi olamamasına sebep olalım.Yani başta bir çoban,koyun gibi güdülen bir sürü.Sistem dışındaki her şey ayıp,günah ve ahlaksızlık sayılsın,birey olanlar hep mahkum edilsin,hep cezalandırılsın,hiç kendileri gibi olamasın.Yani egemen sistemin gücünü kaybetmesine sebep olacak çıkara ters düşmeler hiçbir zaman doğru,haklı olamazmış gibi.İşte doğru ve yanlışlar kişiselleşince,çıkara göre doğru ve yanlışlar olunca,güdümlenmiş bir çoğunluğun içinde yalnız kalıyorsan anlatacak çok şeyin olsa da anlatmak istemeyebiliyorsun.Donanımsızlığından dolayı egemenliğini kaybetmekten kaygılanıp-korkan ve maddi-manevi çıkarlarını korumaya yönelik oluşturulmuş iyilik-doğruluk-güzellik kavramlarına şartlandırılmış bir sisteme karşı anlatmaya şevkin kalmıyor çünkü.Ama insansan her şeye rağmen uzun vadede bile çıkarın olmasa,hatta öldürüleceğini bilsen bile düşünceni ifade hakkını kullanmalı,hatta onların anlayacağı dilde olmasa da,onlar anlamak istemese de,yapıcı bir şekilde insanca anlatmalısın.Anlamak istemeyenler iyi niyetli anlatımı hakarete uğramış gibi''Ben ne diyorum,sen ne diyorsun''diye susturmaya çalışsa bile.Anlatmasan zaten kaybetmiş konumunda değil misin.Susunca kendin olamadıktan sonra,topluma karışmışsın neye yarar.İnsanın kendinle çatışması toplumla çatışmasından daha ağır çünkü.Şükretmeye ve daha kötüsüyle kıyaslama yaparak kendimizi teselli etmeye o kadar şartlanmışız ki kişisel haklarımız ve hatta temel ihtiyaçlarımız bile ütopyaya dönüşmüş.Hep kendimizi hayallerde yaşayarak tatmin ediyoruz .Nasıl bu kadar ataletli olabiliyoruz,nasıl bu kadar haklarımızdan feragat edebiliyoruz anlaşılır gibi değil.Ne istediğimizi biliyoruz aslında,ne yapılması gerektiğini de ama o kadar tembeliz ki,mücadele ruhundan o kadar yoksunuz ki hep yaşamlarımızı erteliyoruz birilerinin bizi kurtarmasını bekleyerek.O kurtarıcının ancak ve ancak kendimiz olduğunu ve hemen şimdi mücadeleye başlamamız gerektiğini bilmeliyiz önce."Hep orası batı,orası Avrupa" diyerek içinde bulunduğumuz coğrafyaya haksızlık yapıp demokratik yaşamı kendimize fazla görüyoruz.Oysa demokrasi de,batı da,insanlık da,özgürlük de insanın kendisinde varsa bulunduğu yerde de öyle olur.Önce kendimizi keşfetmeliyiz ve herşeyi göze alarak ben buyum diyebilmeliyiz.Çünkü yaşamın anlamı insanın ta kendisidir.
İnsan kendi sorunlu alanında o kadar çok şey anlatmak istiyor,o kadar detaylara girip örnek vermek istiyorki yaşamdan,davasına inandırabilmek için,ama dinlenme ve anlaşılma ihtimali az olunca en kısa ve en anlaşılır anlatmak zorunda kalıyorsun.Kimseden empati beklememe noktasına geliyorsun zamanla anlaşılmayınca.Çünkü kendini karşındakinin yerine koyabilmek çok büyük bir erdem gerektirir.Herkesin empatikliği sözdeki kadar kolay olsaydı şu anda dervişler ve ermişler aleminde yaşıyor olurduk.Empatik olanlar bile kendini karşısındakinin yerine koyarken gene kendisini koyup gene kendisi gibi düşünüyor çünkü.Şiddete maruz kalmayan dayağın acısını ne kadar hissedebilir,karnı tok olan açın halinden ne kadar anlayabilirse karşı cinse ilgi duyan bir heteroseksüel de kendi cinsine ilgi duyan bir eşcinseli o kadar anlayabilir.Hele ki erkek egemen sistemin çıkarına ters düşen cinsel yönelimse bu.Ahlak ve gelenek gibi manevi değerlerin bile erkek egemen sisteme hizmet ettiği düşünülürse,kimsenin eşcinselleri anlamasını hemen beklemek gerekir ki eşcinseller bile toplumsal yaşama güdülendiği için davalarında tereddütlü,kendi içlerinde kategorize olup belli bir sınıfa ait olma kaygısıyla ötekinin ötekisini oluşturma derdinde.İnsanın davasında inandırıcı olamamasının sebebi de kendi sorunlu alanlarında kaygılarını ve korkularını bahane edip kendisi olamayanların çoğunluk oluşturamamaları.Eşcinsellerin korkaklığı da heteroseksizm için bir fırsat oluyor kaçırılmayacak eşcinsellere baskı yapmaya.Eşcinselliğin hala ahlaksızlık ve hastalık sayıldığı bir toplumda Amerika'da 1969 yılındaki eşcinsellerin güvenlik güçlerine karşı başlattığı Stonewall isyanının bu topraklarda ruhunun bile olmamamsı bir eksiklik sayılmaz tabi bu koşullarda,olsaydı çok büyük bir lüx olurdu eşcinsellik adına.
Şimdi ben eşcinselliği anlatsam,bir erkeğin bir erkeği sevmesi,bir kadının bir kadını sevmesi desem kabaca;''Olur mu öyle şey ya''diyecekler.Din,ahlak,gelenek,namus,erkeklik,doğanın kanunları diyecekler.Değerlerimize ters diyecekler.Kim kime ters,veya neye göre ters diye düşünmeyecekler.Tabi aidiyet kaygısı doğruyu yanlışı yargılama ihtiyacı hissettirmeden çoğunluğun yanında yer almalarına sebep olacak bireylerin.Çözümün bilgi toplumu olunmasıyla çözüleceğine inanıyorum ama bireysel yaşamın süresi ne ki kişisel haklarımızı erteleme lüksümüz olsun.Eğitime önem verip bilgi toplumu olmya çalışırken demokratik haklarımız içinde mücadele etmeliyiz kaplumbağa hızıyla yol alnınsa da.Batıda 1940 larda başlayan eşcinsel mücadele olmasaydı şu an ki haklarına sahip olabilirler miydi?1994'te ilk temelleri adılan Ankara Kaos Gay-Lezbiyen derneği olmasaydı şu anda eşcinsellik diye bir şey olur muydu?Yasalarda eşcinselliğin suç olarak yer almaması eşcinsellerin eşit haklara haklara sahip olduğu anlamına gelmez.Yasalardaki tanımsızlık,heteroseksizmin bireylerini eşcinselliğe karşı daha cesur olabilmeleri için boşlıkların sistemin çıkarına uygun şekilde doldurulmasını sağlıyor.Şu anda varoluşumuz için eşcinsellere özgüvenlerini kazandırıp açık eşcinsel olarak çoğunluk oluşturmalarını sağlamalıyız.Ne kadar görünür olursak o kadar var oluruz ve haklarımızı talep edebiliriz.İran hükümeti gibi eşcinselleri transeksüel yapıp(Üstelik tüm masraflarını da karşılayarak) ülkede eşcinsel yok demek çözüm değil çünkü.
Eşcinselliğin anlaşılabilmesi için önce erkekliğin öldürülmesi gerekiyor.Çünkü eşcinsellik erkekliği lekeliyor,iktidarsızlaştırıyor heteroseksizme göre.Erkekliğe öyle değerler yüklenmiş ki,daha doğrusu erkeklik o kadar basitleştirilmiş ki,resmen içgüdüselleştirilip insan olmanın dışına itilmiş.Erkeklik dediğimiz kavramlara bakalım mı bir?;Alkol,sigara,kahvehane kültürü,argo söz ve davranışlar,şiddet,öldürmek...Bunlar erkekliğin erdemi gibi sunuluyor ve bu davranışların mağdurları bile öyle içselleştirmişler ki heteroseksizmi,bu özelliklere sahip olmayan erkek cinsine itibar bile etmiyor.Kadınlar da böyle erkekleri erkek sayıyor eşcinseller de.Ben hala size eşcinselliği anlatayım mı? Eşcinsellik bir erkeğin bir erkeği,bir kadının bir kadını sevmesidir.Bu kadar.Başka tanımı yok ki bunun.Yani kendi cinsinden hoşlanmaktır eşcinsellik.Bu doğaya aykırı olsa n'olur,toplumsal değerlere aykırı olsa kime zararı olur mantıklı düşünürsek.Eşcinsellerin özgürlüğü heteroseksüelleri de özgürleştirecektir aslında.Çünkü eşcinsellik normal karşılanınca,herkes belki kendi bastırılmışlıklarından kurtulup erkeklik yükünü hafifletecek.Eşcinsellik diye bir sorun,bir sorumluluk kalmayacak.Erkeklik diye bir iktidar kaygısı kalmayacak.Kimse merak etmesin insan soyu tükenecek diye eşcinseller kendilerini özgürce ifade edince.Eşcinsellik yaygınlaşmaz bir kere.Demokratik ortamda çokmuş gibi,demokratik olmayan ortamda gene aynı sayıda olup gizli olduğu için azmış gibi görünür.Görünür eşcinsellerin yanlış örnek olması sadece heteroseksizmin korkusu.Örnek olan ve önlem alınması gereken toplumsal rollerdir erkeklik ve kadınlık gibi.İster erkek olsun,ister kadın cinsel yönelim özentiyle kendi cinsine kaymaz.Sadece dışlanmamak için bastırılır,çevresel faktörler de keşifte kolaylık sağlar.Heteroseksizm de eşcinselliğin görünürlüğünden müteşekkir olmalıdır bastırılmışlıkların büyük patlamalara sebep olmaması için..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder