10 Mayıs 2021 Pazartesi

10 Mayıs 2020 facebook notlarım

 GERÇEKÇİ OLMAK İÇİN, HAYAT BOYU ÜNİVERSİTE ZORUNLU OLMALI!

Bazı insanları anlamak için çaba sarf etmemeliyiz. Çünkü hayatta zamandan daha değerli bir şey olmadığı için, zamanımızı boşa-bunlara harcamamalıyız. Dünyayı kurtarmak için gidin plastik şişeleri toplayın ama onlara laf anlatmaya falan çalışmayın. Hadi cahilken bir şey bilemeyebiliriz, çocukken bilgiye ulaşmamız zaman aldığı için yanlış yönlendirilebiliriz ama artık internet çağındayız ve bilgi bir tıkla parmağımızın ucunda. Hayatta iyi insan olmanın, doğru insan olmanın, erdemli insan olmanın kriterleri ortadayken; yaptığımız suçların hukuksal mecrada bir karşılığı ve yaptırımı varken; artık deprem, sel gibi doğa olaylarının bilimsel kanıtları ve açıklamaları açık ve netken; ben şimdi kalkıp da zamanında insanlara yardımcı olmaya çalışan kültürel yazıtlara niye bel bağlayayım, niye günümüz hayatının karşılığını orada bulmaya çalışayım? Şu anda yaşadığımız devasa hayat, bir zamanlar yazılmış olan bir şeylere sığamaz arkadaşlar, hayatlarımızı karşılamaz, bize ışık olamaz, bize huzur ve barışı getiremez. Her şey değişirken, değişmeyen bir şeyden ne bekleyebiliriz ki? İnançlı insanlar, inançsız insnalardan daha fazla mı toplumsal fayda sağlıyor? Dogmatizm, insanlara baskı aracı olarak kullanılmaktan başka ne veriyor? Dünyada şu anda milyonlarca bilgi ve faydalanabileceğimiz güncel kaynak varken, niye aynı şeyleri terennüm edelim. Hani bazıları diyor ya, işte manevi şeyler aslında kötü yorumlanıyor, aslı öyle değil falan; işte bu bile değişimin önüne geçilemeyeceğinin göstergesi değil mi? Yanlış yorumlanan bir şey falan yok; eşcinsellik lanetleniyorsa, vakti zamanında yanardağ patlaması eşcinsellere ceza olarak atfedilmiş, dogmatik insanlar da cahilliklerinden dolayı hala bu inançtan kurtaramıyor kendini. Eğer eşcinsel olanların falan, manevi yazıtlar yanlış yorumlanıyor diye, manevi yazıtları kurtarmaya çalışması falan da, aslında bu değişemez-aslının bozulmasına ihtiyaç yok denilen yazıtları değiştirme çabasıdır. İnsanlar akıl-mantık ve bilgiye inanırlarsa, bu yolda kendilerini geliştirmeye çalışırlarsa, hiçbir şekilde gerçekliği olmayan tabulara saplanıp kalmaktan kurtarabilirler kendilerini. O yüzden eğitim çok önemlidir, o yüzden bireylerin kafalarına her gün bilgi sokması çok önemlidir-şarttır. Eğer insan kendini bilgi ile güncellemeyip, tabularla varolmaya çalışırsa, bu ortaçağlılıktır. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Kutsal olarak atfettiğimiz geçmiş zaman ifadeleriyle her gün kendimizi tekrar etmek, bize insanca bir yaşam getirmeyecektir. Adaletsiz ve karmaşa halindeki coğrafyalara bakarsak, bunun arkasında eğitime ve bilgiye önem verilmediğinin yattığını görebiliriz. Batı bir şeyleri icat ediyor, doğu günah diye karşı çıkıyor. Buyrun burdan yakmaya başlayın! Hiç düşündünüz mü Korona aşısını Türkler niye Türkiye'de değil de Almanya'da buluyor diye? Demek ki eşcinsellik sapıklık falan değilmiş bizim diyanetin dediği gibi. Orada demokrasi var insnalara yaşama haklarını veren, eğitim sistemi var bilgi ile yeni şeyler keşfetmelerine izin veren. Biz hala evrime karşı çıkıyoruz. Arkeoloji veya Antropoloji gibi bilimsel branşlar yalan mı söylüyor öyleyse? Gerçekten insanlar kutsal yazıtlara inanacaklarına; Arkeoloji, Antropoloji ve Tarih falan okusalar; hayata bakış açıları öyle hızlı değişir ki... Tabi bunları okumak için, önce kendimizi dogmatizmden kurtarıp bilime inanmamız gerekiyor. Bunun için de çocuklarımızı eğitime koşullamalıyız. Artık okuyup da ne olacak diye, eğitimi maddi kazanç kapısıyla örtüştürmeye çalışmamalıyız. Ben geri zekalı mıyım da hayatım boyunca Açıköğretim okuyorum?

Türkler Korona aşısını niye Türkiye'de değil de, bizim ahlaksız olarak gördüğümüz Batı'da-Almanya'da buluyor diye hiç düşündünüz mü?

İnsanların yapılarına uygun insanca yaşama haklarını, aile kavramını çökertecek diye cahil cahil saçmalamayalım artık. Saçmalayanlara da kulaklarımızı tıkayalım.

Aynı şeyleri yaparak sonuca gidemiyorsak, kafaları değiştirmeliyiz!

Bir arkadaşım var aşktan muzdarip. Ben de ona diyorum ki, aşk diye bir şey yok. Aşk denilen şey, seksin evlilik yoluyla ahlakçı toplum tarafından yasallaştırılmasıdır. Eğer egemen cinsiyet yani erkeklik aynı hayvanlar gibi davranıp kadınların duygusal beklentilerini karşılamıyorlarsa, bu karşılamak istemediklerinden değil, toplumun onlara verdiği ayrıcalıklar sayesinde, doğalarını gerçekleştirmelerindendir. Eğer "kadın egemen bir dünya"da yaşasaydık, şu anda kadınlara verilen sadık, aşksız seks yapamaz gibi vasıfları, bu sefer erkekliğe yükleyecek, kadınların özgürlüğünü ise doğalarına verecektik. Sen ne diyorsun diyeceğinize, bence bir düşünün derim. Mesela ben egemen sistemin ahlakçılığına esir olsaydım, şu anda eşcinselliğimle barışamayacak, zorunlu olarak heteroseksüel bir evlik yapacak ve görünmez bir kamburum olacaktı. Ben ne yapıyorum; ahkalçılığı yok sayıyor, erkekliği de sadeec vibratör olarak kullanıyor, duygularımı ise hayallerime bırakıyorum. Çünkü aptal değilim! Tecrübeyle sabit olduğu için de, tavsiye ediyorum.

Evimi karıncalar basmış; doğal bir zenginlik. Çayıma kedi tüyü düşmüş; yalnız değilim! Herkes dertli; oysa yaşamak çok güzel!

Zayıflamak istiyorsanız, zayıflayıncaya kadar aç kalıp, sonra gene eskisi gibi yemeyin. Yeme limitini kalıcı olarak azaltın!

Eski stil yarışmaları karşıma çıkınca Bahar'ın hatırına izliyorum da, zaten Bahar olmasa, o yarışmaların hiçbir anlamı olmazdı, herkese öyle güzel laflar sokmuş ki, onlar da Bahar'ı ciddiye alıp tavır koymuşlar. Ama kimisi öte dünyaya gitti, Öykü Serter, Kemal Doğulu, yarışmacılar dahil hepsi silinip gitti, bir Bahar kaldı sadece Gene başları sıkışınca, raiting yaptırmak için, parayla Bahar'ı çağırıyorlar programlarına... İşsiz kalan Öykü Serter de itiraf etti zaten katıldığı bir programda; Bahar'ın başlı başına bir program olduğunu...

Kadınları şiddette ve öldürülmelerine karşı eşcinsellikten korumaya çalıştıkları aile kavramı değil, İstanbul Sözleşmesi gibi yazılı yasalar koruyacaktır. Tabi en başta nefret etmek ve de bu nefret yüzünden öldürülmelerini seyretmek yerine eşcinselerin de de korunması gereken insanlar olduklarını öğrenmeleri gerekiyor.

Kadınları şiddette ve öldürülmelerine karşı eşcinsellikten korumaya çalıştıkları aile kavramı değil, İstanbul Sözleşmesi gibi yazılı yasalar koruyacaktır. Tabi en başta nefret etmek ve de bu nefret yüzünden öldürülmelerini seyretmek yerine eşcinselerin de korunması gereken insanlar olduklarını öğrenmeleri gerekiyor.

Hayatta kötü şeyler olabilir ama insanın canını sıkan, bütün bu kötülüklerin sebebinin insanların seçtiği yöneticiler olması.

Marx teorisine göre, insanlar hafta içi günde en fazla 6 saat çalışarak, tüm ihtiyaçlarını çok rahat karşılayabilir. Ama bilinçsiz yöneticilerin, insanların emeklerini bencilce kendi çıkarları doğrultusunda kullanması, gelir eşitsizliğine sebep olmaktadır. Batı'da insanların yıllık kişi başın düşen gelirleri neden 50-100 bin dolar arası ve en kötü Avrupa ülkesinde bile açlık sınırının altında yaşayan bireyler yok? O eleştirdiğiniz Yunanistan'da bile kişi başına gelirin kaç dolar olduğunu biliyor musunuz? Neden ben hiç seyahat yapamadan öleceğim; ben de herkes kadar çalıştım, vergimi verdim. Neden yöneticilerin aylık geliri 25-30 bin iken, ben neden 2 bin lira alıyorum; onlar daha mı fazlasını hak etti; daha mı fazla okudu, daha mı fazla alın teri döktü? Kör gözüme parmağım şeklinde bilinçsizce birilerini destekleyeceğinize, halinize yanın diyorum insanlara... Daha birkaç yıl önce 4-5 lira olan tenis topunun tanesi 20 lira olmuş. Korta en az 10 topl gireceksin ki, rahat oyun oynayabilesin. Bu da 200 lira demek.  Bu ne yaa? Siz dalga mı geçiyorsunuz insanların hayatlarını mevzubahis ederek?

Bizim derdimiz salgın hastalık falan değil, insanca yaşayamamak. Koronavirüs bahanesi oldu!

Eşcinsellere diyeceğim o ki, sakın kendinize zarar verilmesine izin vermeyin; kendinizi fiziksel olarak savunun.

Birisi eşcinsel olduğum için beni öldürecek mi; kendimi koruyacak şekilde savunurum. Herkes aklını başına alsın, ona göre davransın!

Eğer yasalar biz eşcinselleri korumuyorsa, bizi yasal olarak tanımlamayıp tanımıyorsa, kendi kenimizi korumaktan başka çaremiz var mı? Ben saldırıya sıradan bir insan olduğum için veya bir olay sebebiyle maruz kalmıyorum; sırf eşcinsel olduğum için maruz kalıyorum. Yasalar da eşcinseller var demiyor, eşcinselleri yasal olarak koruyan bir yasa yok. Hatta eşcinselliğe özendiriyor diye kadını şiddete karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi'ni bile iptal ettiler. Ne yapalım öyleyse; kurban mı olalım; elbette kendimizi gerektiği ölçüde savunacağız; ASLA KURBAN OLMAYACAĞIZ!

Bana diyorlar ki, "eşcinsellikten bu kadar bahsetme".  Dayak yiyen, ayrımcılığa maruz kalan, öldürülen siz değilsiniz ki? Ben öldürüldükten sonra da benim adıma konuşacak hiç kimse yok! Dou you understand? O yüzden paylaşımlarımdan rahatsız olanlar, arkadaşlıklarını bitirebilirler. Kimseyi tutan yok çünkü.

Eşcinsellere diyeceğim o ki, saldırılara karşı savunma tekniklerini öğrenin, tedbirlerini alın; asla boş bulunmayın!

Eşcinsellere diyeceğim o ki; yeni tanıştığınız kişilerin isimlerini, telefon numaralarını ve onlara dair bilgileri bir yere not edin ve herkesin ulaşabileceği bir yere koyun ki, başınıza bir şey geldiği zaman katillere ulaşılabilsin. Eğer tehdit alırsanız da, direkt adli mercilere gidin. Yaşamak istiyorsanız, eşcinselliğinizden utanmayın. Utanması gerekenler eşcinselliğinizi kabul etmeyenler ve sizi korumayanlar.

Oruç tutacak olsam bile, sırf yobazlara inat gene tutmam ayol! Sırf bu yobazlara inat, inanacak olsam bile inanmam ayol! Sizin bedduanız ancak kendinize döner! Ayrıca bedduaya inanan kim ayol!

Tanrıya inanmıyorum, dine inanmıyorum, günaha inanmıyorum, oruç tutmuyorum, namaz kılmıyorum, vesaire...

Çıplak yıkananlar deli ise, kaç tane akıllı insna var acaba?

Her şeye allahın takdiri diyorsunuz ya, tanrı gerçekten milyarlarca insan için tek tek kader mi yazıyor, basurla falan mı uğraşıyor sanıyorsunuz; öyleyse doktora falan gitmeiyn o zaman!

Yolda yürürlerken daha 7-8 yaşında olmasına rağmen başı kapatılan bir kız çocuğu babasına diyor ki, "ALLAH İZİN VERİRSE yarın kar yağar değil mi baba?". Baba kendisi de bilmiyor ki doğa olaylarının nasıl gerçekleştiğini. Her yıl yağan karın Allah'ın izniyle olduğunu sanıyor...

Sosyal medya sayfalarında, sanki yıllık kişi başına gelirleri 100 bin dolarmış gibi mutluluk fotoğrafları paylaşıp da hiç suya sabuna dokumayanlara ayrı bir gıcık oluyorum.

Diyorlar ki, Türkiye'de muhalif sağlam bir muhalif parti yok. Söyleyenin ağzına... Sankim kendileri çok muhalifmiş gibi. Sen muhalif olursan, sağlam muhalif partiler de olur.

***

Bana diyorlar ki; ...

Halil niye oruç tutmuyorsun, niye namaz kılmıyorsun, niye dine ve tanrıya inanmıyorsun, niye evlenmiyorsun, niye çocuğun yok, niye kan vermiyorsun, niye futbol oynamıyorsun, niye kahveye gitmiyorsun, niye karı gibisin, vesaire... 

E ibn*yim! Yeterli değil mi bu cevap? Dinde eşcinselliğin yeri olsun, ben de inanayım. Evlenmemem izin verilsin, evleneyim. Evlat edinmeme izin verin, benim de çocuğum olsun. Eşcinsellere kan vermek yasak olmasın, ben de kan vereyim. Eşcinsellerle dalga geçmeyin, biz de kahvehane gibi yerlere gidip sosyalleşebilelim. Sanki futbolcu olsam, beni aranıza alacaksınız. Sanki karı gibi davranmasam, eşcinselliğimi sorgulamayacaksınız.

Veee, ben kendim olmaktan vazgeçerek sizin gibi olamam, OLMAM DA, sizin isteklerinizi yerine getiremem, GETİRMEM DE. 

Bu saatten sonra da sizin isteklerinizi yerine getiremem, GETİRMEM DE. 

Sizin inandıklarınız ve yaşadıklarınız sizin olsun, bana, bize de karışmayın, KARIŞTIRTMAM DA. 

Bu nasıl bir özgüven biliyor musunuz; cahillere karşı % 100 haklı olmanın getirdiği bir özgüven.

Bugün de akşam oldu...Eskiden TRT'de bizi geliştiren kütür sanat programları vardı ve evrimden bolca bahsedilebiliyordu. Selamlar Seynan Levent... seni çok özledik...

Ayrımcılık yok deniyor ama Amerika'da mesela R & B veya rap şarkılarının klipleirnde sadece zenciler yer alıyor gene...

Müzikte yeni moda mı; yabancı şarkılarda intorodan 2-3 saniye sonra bir duraksama oluyor...

Hayret, eski popüleritesi olmasa da Justine Bieber bitmedi! Yeni şarkısını ve stilini beğendim... Justin Bieber'im 178 milyon takipçisi varmış ama ben takip etmiyorum. Çünk çok kalabalık bir sayfası var.

BU HAFTAKİ DÜNYA LİSTELERİNİN ÜST SIRALARINDAN...

Save Your Tears - The Weeknd 

Peaches - Justin Bieber feat. Giveon & Daniel Caesar

Montero (Call Me By Your Name) - Lil Nas X

Leave The Door Open - Silk Sonic

Levitating - Dua Lipa

Kiss Me More - Doja Cat feat. SZA

Astronaut In The Ocean - Masked Wolf

Drivers License - Olivia Rodrigo

Botella Tras Botella - Gera MX & Christian Nodal

RAPSTAR - Polo G

Your Power - Billie Eilish

Heartbreak Anniversary - Giveon - Heartbreak Anniversary 

Up - Cardi B

Beautiful Mistakes ft. Megan Thee Stallion - Maroon 5

Wellerman - Nathan Evans

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder