ATLAR YARIŞTIRILAMAZ, YARIŞTIRILMAMALI!
Aslında güzellik yarışmaları falan yasaklanmalı. Sistemin dayattığı ölçütlere göre güzel olmak, şekilcilikten başka bir şey değildir. Her insanın genetiksel bir yapısı vardır ve bu yapıya istinaden fiziksel bir yansıması. Armut biçimli bir biyolojiden; ister sporla, ister diyete, isterseniz mide küçültme ameliyatıyla 90-60-90 bir vücut yaratamazsınız, elinizde patlar. İnsanlar yüzüne falan estetik operasyon yaptırıyor ama ellerinden gelse bütün bir beden olarak değişmek isteyecekler. Keşke bunun yerine kitap okusalar da, ufuklarını genişletseler. Sağlık dışındaki her ameliyat yasaklanmalı, insanlar terapiye gönderilmeli. Şekilci sistemi çökertmenin tek yolu, bireysel gelişim. Çünkü sistemin daytamaları havada kalacak o zaman. İnsanlar nefes alabiliyorlarsa, şükretmeli. Sistemin çlçütleriyle daha mı fazla oksijen teneffüs edeceğiz? Aslında başımıza gelen bütün felaketleirn sebebi bu şekilcilik. Cinsiyetçilik de bu şekilciliğin bir ürünü. İnsanlara dayatıyorlar şöyle kadın olmalısın, böyle erkek olmalısın... Herkes de o kalıpların dışında kalmak istemiyorlar işte. Transseksüellik bile buna dahil.
Üniveristeye girişler sınavla olmamalı. Okumak isteyenlerin % 20'sine eğitim hakkı sunulması, sistemin milleti cahil bırakıp köleleştirme projesinin bir ürünüdür. O sınavlara giremeyen veya girip de başarılı olamayan ama üniversite okuma hakkını sınavla elde edenlerden daha başarılı olabilecek öğrenciler olduğundan o kadar eminim ki... Dersaneye git, özel ders al, sınav sorularını çöz, üniveristeye girme hakkını elde et! Peki üniversite mezunlarının, üniversite okuyamayanlardan neden bir fazlalılığı yok öyleyse? VAR MI? Bakınız, bir branşta eğitim almayı haketmek, o branşta başarılı olmayı getirmiyor. İnsanların yetenekleriyle, üniversite giriş sınavlarında başarılı olmak paralel değildir. Mesela insanlar doktor veya avukatlık okumayı hakedebilir ama bu durum onlarda o yeteneğin olduğunu göstermez ve bitirirler bir şekilde bölümlerini. Keza öğretmenlik. O bölümü kazanabilir,hatta o bölümü başarıyla bile biritebilirsin ama öğrenciye bildiklerini anlatamadıktan, öğretemedikten sonra bunun bir önemi yoktur. Yetenek, o işi çok sevmek, topluma çıkarsız faydalı olmak, vesaire bir çok şey gerektirir bir branşta uzmanım diyebilmek için. Uzmanlara bile tecrübelerimiz sonucunda bir güvensizlik oluşmuyor mu? Para için caniyi savunan bir avukatlık olmaz, para için lüzumsuz ameliyatlar yapan bir doktorluk olmaz-müşteri istese bile, vesaire...
Olimpiyatlar da yasaklanmalı bence. Çünkü birinci olmak için doping gibi, sporculara her türlü eziyet ve hakaret gibi her türlü pisliğin yapıldığı bir yarışın ve da kazanılan madalyanın anlamı olamaz bence. Japonya'da sporculara eliniz sakatlandıysa ayağınız var, o yüzden sakatlanmak bir bahanedir diyorlarmış. Keza Çin'de sporcuların atletizmde esnek olmaları için, vücutlarını eziyorlarmış...
Müzik, sanat hele hiç yarıştırılamaz. Senin duygularına, bakış açına hitap eden şeyle, benimki bir olabilir mi? Uzak Doğu şarkıları bana "mıy mıy" geliyor ama onların yaşmalarını müzikle ifade ediş tarzları bu. Batı'nın komasız-yarım ses düz şarkıları bize yavan geliyo ama onlara da bizim orient havalarımız çok demode geliyor. Sen Müslüm Gürses ile kendinden geçebilirsin ama Batı'da o sese şarkı bile söyletmeyebilirler. Eğer herkesin zevki uluslararası 1 numara olsaydı, o zaman Müslüm Gürses Billboard listelerinde 1 numara olur, Garmmy'i alırdı. Peki Batı'da Müslüm Gürses'in değersiz bulunması, onu değersiz kılar mı? Göreceli kavramlar bunlar... Mesela entel zontalar Serdar Ortaç'ı pek bi küçümseler ama kendi dinledikleri şarkılarda melodi bile yoktur. Kim haklı sizce?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder