Herkes soruyor; neden hiç siyasilerin veya zenginlerin evinden şehit çıkmıyor? diye Hani askerlik bir vatan, onur, şeref meselesi DİYORLAR ya! Antimilitarist olursan vatan haini olursun, neden sadece yoksullar şehit oluyor dersen vatan haini olursun, neden milletvekillerinin, iktidardakilerin, zenginlerin, kısaca kocamanların çocukları askere veya savaşa gitmiyor dersen halkın kin ve nefret duygularını tahrik ediyor diye suş işlemiş sayılırsın... Yani evladını şehit vermekten kaçınıp da şehit olmanın kutsal olduğunu savunmak ne yaman çelişki. Evet vatanı savunmak ve bu uğurda ölmek kutsal bir vazifedir ama niye herkes bu kutsallıktan payına düşeni almasın? ASKERE GÖNDERMEYİP ŞEHİT DÜŞMEYEN KOCAMANLARIN ÇOCUKLARINA HAKSIZLIK DEĞİL Mİ BU KUTSALLIKTAN PAYLARIINI ALMAMALARI? Yoksullar vatan uğruna ölmek isterlerken, zenginler nedne vatan uğruna ölmek istemiyorlar? Atatürk muharebeye giderken, günümüz liderleri neden gitmiyorlar muharebeye? Eğer ben lider olsam, savşa gidilecekse, en ön cephede ben olurum! ÇÜNKÜ VATAN UĞRUNA ÖLMEK KUTSALDIR!
Yaptıranlardan çok özür dilerim ama dövmeli vücutlar bana çok iğrenç diyeceğim ama itici demekle yetineyim, itici geliyor hatta bir sürüngen derisi gibi soğuk-buz gibi geliyor. Tanrım onlarla yatağa düşürmesin beni!
Bazen mültecilere, sığınmacılara da kızmıyor değilim hani; ülkelerinde ayrımcılığa maruz kalıyoruz diye şikayet ederler, gittikleri ülkede yabancı muamelesi görüyoruz diye şikayet ederler... Yani ne emmeye geliyorlar, ne gömmeye. Ya memleketimizde özgürlük mücadelesi verin, ya da gittiğiniz yerde asimile olun. Biz bilmiyor muyuz eşcinsel olduğumuz için ayrımcılığa maruz kalırken, bin lira parayla ayı çıkarmaya çalışırken ülkemizi terketmeyi? Meydanı boş mu bırakalım cahillerin, yobazların istedikleri şekilde at oynatmaları için? Medeni ülkeler durduk yerde mi medeni olmuşlar; oranın insanları da zamanında acı çekip mücadele ederek bugünlere gelmişler. Herkes kolaya kaçarsa, geri kalmış ülkeleri kim kurtaracak? Niye gelişememiş ülkelerin üzerinde oyunlar oynanıyor; vatanına sahip çıkmayan milletler yüzünden. Yaşadığım şehirdeki mültecilere, sığınmacılara bakıyorum da, yemin ederim benden rahat yaşamıyorlarsa namerdim. Bunların amacı daha lüks yaşamak bence. Oh be; içimde kalmasın dedim ve rahatladım!
Not: İstisnalar hariç. Burada mülteci olan yabancılara bakıyorum da, şimdi gittikleri ülkelerde storilerinde geliştirdikleri vücutlarıyla çırılçıplak poz veriyorlar.
Suriye iç savaşından sonra ülkemize gelen yabancılar gelmemiş olsaydı, ekonomik olarak gene aynı mı olurduk bilmiyorum! Çünkü doların fırlamasıyla hayat pahalılığı birden 2-3-5 ve daha çok katına çıktı. Ben ayda 500 lira ile geçinebilirken, şimdi sıktığım halde en az 3 katıyla geçinebiliyorum kira vermediğim, sigara-alkol-eğlence hayatım olmadığı halde. Bir tüp 100 küsur lira, 50 lira elektirk faurası çok derken şimdi 150 lira, 80-90 kuruşa aldığımız en ucuz makarnalar 2 lira, mevsiminde 1 liraya yediğimiz portakal 4-5 lira... Vesaire... Açlık sınırının altında yaşarken siyasilerin ahkam kesmesi inanın karnımı ağrıtıyor!
21. yüzyılda hala hurafik şekilde fetva verilmesine de tebessüm etmekten başka diyecek hiçbir şey bulamıyorum!
Tanrım birgün hiç sevmediğim Erbakan'a bile razı olacağım günlerin geleceği hiç aklıma gelmezdi!
Lütfen yanlış politikalara kurban gidip de Tanrı'dan sabır veya yardım dilemeyin! Her şey kendi elinizde! Yanlışlara dur diyin!
Yanlış partiye oy ver, sonra ülke kötü yönetildiği için başına felaketler gelsin; Tanrı sana niye yardım etsin ki? Kendin ettin...
Bunu söylemek istemezdim ama başımıza gelen bütün felaketler, kendi seçimimizin sonucu!
Olan gene seçimini yanlış yapana oluyor, diğerleri bir şekilde gene kendini kurtarıyor! Çünkü sonucun ne olacağını bildiği için geleceğe ona göre hazırlanıyor..! Altından kalkabilceği bir hayat tarzı seçiyor!
"Dün kör kör gözüm parmağına" olup da, bugün hala akıllanmamış olanlara akıl fikir dilmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok!
Dün akşam üzeri yürüyşe çıktım 2 gün eve kapanıp şehitlere üzüldükten sonra; bakıyorum da herkes restoranlarda, kafelerde yemesinde, içmesinde, eğlencesinde... Yadırgamıyorum. Çünkü biz ölünün arkasından yemek ikram eden bir toplumuz. Geleneklerimize saygısızlık olarak algılamayın lütfen. Acı varken bana yemek yemek tuhaf geliyor, duyarsızca geliyor...
Adam kendisine ayrımcılık yapan veya ait olmadığı karşıt grubun başına bir şey geldiği için seviniyor, küfür ve hakeret ediyor... Aslında bu şekilde, kendisinin de insan olmadığını, ipleri ele geçirince neler yapabileceğini sergiliyor. Yani şimdi bana kötülük yapana ben kötülük yaparsam, seviyemin ne olduğunu göstermiş olurum; bu ben değilim ki. Ben her halükarda insan kalmayı tercih edenlerdenim yapım gereği. Mesela ayrımcılığa maruz kalıp da, ayrımcılık yapanların başına kötü bir şey gelince, sessiz kalanlar da aslında, hakaret eden ve sevinenlerle aynı kafadanlar biliyor musunuz; sadece iki yüzlüler; belki bu daha kötü bir şey; çünkü kötülük yapabileceklerin ne kadar olduğunu bilmiyoruz bu yüzden; hani ısıracak köpek dişini göstermez derler ya, bu söz aklıma gelir böyle durumlarda da! Ne olur yani düşmanının başına gelmiş olsa da acısını paylaşsan; insanlığın varsa ortaya çıkacak; demek ki yok!
Arkadaşlar ben etnisiteye inanmıyorum. Tabiki de coğrafya gereği iklimsel koşullar itibariyle fiziksel, içinde yaşadığımız çevreden dolayı da kültürel farklılıklarımız oluyor ama biz bunun altını çizerek millet ve ırk denilen unsuru ortaya çıkartıp ayrımcılığa sebep olan faşistliği, ırkçılığı pekiştirmiş oluyoruz. Mesela ben yörüğüm, eşcinselim, fenerbahçeliyim, hayvanım falan diyorum ama bu bazı özelliklerimi ön plana çıkartmak için değil, hayatı ve kendimi ne kadar çok sevdiğimi, hayatla ve kendimle ne kadar barışık olduğumu göstermek için; yani bunu belli bir zümreye ait olduğumu veya üstün olduğumu göstermek için değil; kimin kimden üstün olduğu göreceli bir kavramdır zaten. Keşke farklılıklarımızı bir zevginlik olarak görebilsek; hepimiz tek düze olsaydık ne sıkıcı olurdu hayat değil mi? Umarım tuhaf gelmiyordur düşüncelerim!
Müzik sadece bir eğlence aracı değildir; SANATtır da. Sanat da yaralarımızı iyileştiren en iyi ilaçtır. O yüzden acılarımız olduğu zaman müziği kesmke yerine duyarlı bir insan olalım yeter!
Anneler doğuruyorsa, asıl babalar bakmalı çocuğa; belki o zaman anlarlar evlat kıymetini de, savaş çıkarmazlar belki!
Ben askerdeyken, teröristlerin döşedikleri mayınlara basmamak için, önümüzden eşekleri sürerlerdi. Ben ne kadar üzülürdüm biliyor musunuz hayvanları çok sevdiğim için. İşte çocuklarına anneler kadar bakmayan babalar da belki bu duyarsızlıkta oldukları için savaş çıkartıyorlardır. İnsan sevdiği türünü savaşa gönderebilir mi, ben hayvanlara bile ölümü layık görmezken!
Haklı davamda bile savaşlara HAYIR diyorum; yarın idam edileceksin bu sözünle deseler bile!
Ben acımı çabuk dindirmek için, hüznlü şarkılarla acımı daha derinden yaşayıp bu süreci hızlandırım!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder