7 Ağustos 2013 Çarşamba

Tanrı homofobiden önce kompleksten korusun BENİ!

Ben kompleksli insanlardan rahatsız olduğum kadar kimseden rahatsız olmam. O yüzden kompleksli insanlardan hayatım boyunca uzak durmuşumdur. Homofobi bile onun yanında solda sıfır kalır. Çünkü homofobi cinsel yönelime karşı bir nefret ve ayrımcılıktır. Ya kompleks? Önce kimlerin kompleksli olduğunu gözönünde bulundurursak, kompleksin tehlikesinin boyutunu algılayabiliriz. Donanımsız insanlar eksik hissettiği her şeye, herkese karşı kendini aşağılık hisseder ve bu aşağılık duygusunu tatmin etmek için, aşağı hissettiği kişiye karşı elinden gelen her türlü kötülüğü yapar. Çünkü kendini eksik, dolayısıyla aşağı hisseden bir kişi kendini dışlanmış hisseder ve akıl ve fikir yoluyla, eksiklerini tamamlayarak dahil olamıyorsa çoğunluğa, mutlaka zararlı da olsa kendini gösterecek bir yol bulmaya çalışır. Bu da donanımsızlığından dolayı tabiki de karşısındakine nefret ve onun ayağını kaydırma şeklinde olacaktır.

Bu konu nerden mi aklıma geldi? İnsanlarla iletişim halinde olduğun sürece kompleksi unutmak mümkün mü? Çünkü millet olarak kompleksli bir milletiz. Yokuz ve varolmaya çalışıyoruz kendimizi göstererek. İlgi odağı olmak, sevilmek, alkışlanmak hep bu donanımsızlığımızın verdiği aşağılık kompleksinden kaynaklanıyor. Ufacık takdir edildik mi, kendimizi bir şey zannediyoruz. Bir marifetimiz olsa da takdir edilsek, bu ruh okşanmasının dışa vurumunu anlayacağım. Kendini göster de nasıl gösterirsen göster. Mesela sosyal medyada ne kadar takipçin varsa, ne kadar çok arkadaşın varsa, o kadar kendini bir şey zannediyorsun.

Ben facebook'la ilk tanıştığım yıllarda İtalyan erkekleri çok beğendiğim için onlara bayağı arkadaşlık teklifi gönderdim. Yoksa o kadar İtalyan ahbabım nereden olacak ki? Arkadaşlık listeme bakarsanız anlarsınız. Onlar da sağolsunlar hiç geri çevirmediler. Üstelik bir çoğu herhangi bir şekilde sanatla uğraşanlar. Twitter'da da tanınmış bazı kişiler dışında çok takip ettiğim kişi yok. Takip ettiğim tanınmamış kişiler de beni takip ettikten sonra nezaketen benim de onları takip ettiğim kişiler. Gerçekten beni çok kişi takip etsin diye bir derdim olmadığı gibi, tanımadığım bir kişiyi niye takip edeyim ki.

Sosyal medyayı sadece haber paylaşımlarımı daha çok kişiye ulaştırmak için kullanıyorum. Beni takip edenlerin bazıları da, kendi takipçi sayılarını çoğaltmak için kendilerini takip ettirdikten sonra takipçilikten vazgeçen kurnaz kişiler. Takip ettiğimin takip edenden çok olmasının da hiçbir önemi yok. Keşke çok beğenip de takip edebileceğim çok kişi olsaydı.

Her neyse bugün gene bir kurnaz beni takibe almış twitter'da. Ben de onu takibe aldım nezaketen her zaman yaptığım gibi. Beni takip ettiğine göre belki bloglarımı falan da takip ediyordur düşüncesiyle face'ten arkadaşlık teklif ettim. Hay düşünmez olaydım. Vay sen misin arkadaşlık teklif eden. Nerden tanışıyor muşuz? Bir yanlışlık olmalıymış.

Duyan da sanki facebook'ta gerçekten sadece birbirini tanıyanlar ekli birbirine zannedecek. Bir çoğu tanışmak ve cinsel kontak kurmak için kullanmıyor mu face'i? Kimse kimseyi kandırmasın. Hiç kimse geçmişte kaybettiği arkadaşlarına ulaşmak için kullanmıyor face'i. İletişim çağında kim kimi kaybetmiş de bulamayacak? Niye kaybetsin ki hem insanlar birbirini, kaybetmek istemedikten sonra. Kaybettiyse de kaybettiği kişiyle görüşmek istemediği içindir

Bundan sonra kaza sonucu da olsa birisine arkadaşlık teklifi gönderirsem, klavyemin tuşları bozulsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder