20 Ağustos 2013 Salı

Eşcinseller de askerlik yapabilmeli

Bir askerin kışlada başına gelenleri okudum. Sonra Kaos GL'nin sitesine girdim ve Ali Erol'un yazısını okudum. Daha önce bir yazımda eşcinsel olarak askerliğimden ben de bahsetmiştim. Şimdi de kimseyi eleştirmek için yazmıyorum. Çünkü herkesin hayata bir bakış açısı var ve haklı olsa da, olmasa da herkes kendini haklı görebiliyor.

Ben askere gitmeden önce eşcinselliğimin bilincindeydim, gerçi hep bilincindeydim ve cinsel deneyimlerim olmuştu geç ve az da olsa. Ama hiç aklımın ucundan bile geçmedi eşcinselliğimi kullanıp askere gitmemek. Eşcinsellerin askere alınmadığını bilmiyordum bile. Çünkü sene 1990. O zamanlar bırakın eşcinsel dernekleri, grupları, basında eşcinsellikle ilgili yazı bile çok nadir çıkardı. O da Avrupalılara has bir şeymiş gibi. Köyden şehire geldiğimde Arslan Yüzgün'ün "Eşcinsellik" kitabıyla karşılaştığımda çölde vahayla, askerden döndükten sonra Kaos GL'nn fotokobik degisiyle tanıştığımda da bir mucizeyle karşılamış gibi olmuştum. Eşcinsel derneklerinin eşcinsellerle hiç ilgilenmediklerine, kendilerine hiç yardımcı olmadıklarına dair hep şikayetler duyarız. Onların varlığından dolayı bile Türkiye'de eşcinsel hakları konusunda gelinen noktayı görmemek, kişinin kendisinin bile varlığından habersiz veya asıl problemin kendisiyle alakalı olduğunu gösterir. Ben de eşcinselim ve danışacağım konular olduğu zaman niye istediğim yardımı alabiliyorum. Kaos GL de, Lambda İstanbul da, hatta İzmir Pembe Üçgen derneği bile (Sağolsunlar "80'lerde ve 90'larda Lubunya Olmak" kitaplarını gönderdiler. Hiç de azımsanmasın bu yapılan. Ülkemizdeki eşcinsel süreci tanıklıklarla yazıya geçirmek belkide yapılabilecek en zor işlerden biriydi). Benim bir ayrıcalığım mı var? Koskoca bir hayır. Ve hatta kendimi ciddi bir aktivist olamadığım için hep suçlarım, suçlayacağım da. Çünkü uzaktan ahkam kesmek dışında pek de bir şey yaptığım söylenemez. Keşke derneklerden bir şey beklemek yerine, "Biz eşcinseller, eşcinsel hakları hareketine nasıl katkı sağlaybiliriz?" düşüncesinde olabilseydik. 3-5 aktivist diyebileceğimiz az sayıdaki eşcinsel hakları mücadelecisine biz destek sağlamazsak, onlar hangi birimize yetişsinler? Eğer ülkemizdeki derneklerin yaptığı mücadele batı ülkelerinde yapılmış olsaydı Nobel'le ödüllendirilirlerdi. Çünkü kültürel konum gereği eşcinselliğe toleransın sıfır noktada olduğu bir coğrafyada mücadele ediyor derneklerimiz. Eşcinsel derneklerinin kurulması, o iznin koparılabilmesi bile eşcinsellik adına ülkemizde bir devrimdir. Mesela Kaos GL olmasaydı, ülkemizde eşcinsel hakları mücadelesi hangi konumda olurdu? Daha önce de eşcinseller yaşıyormuş bu ülkede. Ne olmuş? Hiçbir şey. O yüzden eşcinsel derneklerimizden önce, kendimiz ne yapmışız eşcinsellik için, önce ona bakmamız gerekmez mi?

Askerde ben de tacizlerle karşılaştım ama bu bende o kadar rahatsızlık yaratmadı. Tacizi sevdiğimden değil, askerlik koşullarının tacizden çok da daha kötü olduğundan. Askere 5 yıldızlı otelde tatile gidilmiyor ki. Rahatsız edici tacizler hangi arada-derede oluyor veya o kadar gözü kara tacizciler var mı onu da bilmiyorum. Sakın eşcinselleri yalancı çıkarmak istediğim falan zannedilmesin. Sen kendinden emin olduktan, kendinle de barışık olduktan sonra ne kimse sana bir şey yapabiliyor, ne de eşcinsel karşıtlığından o kadar rahatsız oluyorsun. Zaten öyle açık-açık homofobi de yok. En azından benim dönemimde yoktu. Seni anlamıyorlar mı, anlıyorlar, arkandan konuşmuyorlar mı, konuşuyorlar, seninle beraber olmak istemiyorlar mı, istiyorlar. E, ne olmuş yani? İstesem beraber olurdum ama insanların gevşekliklerinden dedikodunun başını alıp yürüyeceğini ve rahatsızlığın daha üst seviyeden beni vurabileceğini düşünebiliyordum çünkü. Askeriyede yaşadığım ve reddettiğim cinsel yaklaşımlar bana çocuk oyuncağı gibi geliyordu. Laf söyleseler ne olacak, dokunsalar ne olacak. Zaten ciddi bir tepki verdiğin zaman herkes nasıl davranacağını, seninle nasıl konuşacağını biliyor. Anlatılanları duyan da sosyal hayatta eşcinseller çok rahatlarmış da askeriyede Nazi dönemi yaşıyorlarmış zannedecek. Askere gitmek istemeyen, gitmemenin doğru ve zamanında mücadelesini versin. Ya engelleri aşmanın yollarını öğreneceksin sorarak, ya da birilerini suçlamayacaksın zorda kalınca. Militarizmi destekleyen biri gibi zannedilmeyeyim sakın. Savaş, öldürmek, silah en karşı olduğum şeyler. Ama gittim askere. Çünkü başka alternatifim yoktu veya alternatifin varlığından haberim yoktu başta da dediğim gibi.

Askerde bana homofobiden kat be kat zor gelene durumlara gelince... Sırtımda 20 veya daha fazla kilo yükle yağmur-kar, soğuk-sıcak, dere-tepe demeden günlerce hatta haftalarca ayaklarım patlayıncaya kadar verilen görevlerde yürümek çok zor gelmişti. Gecenin bir yarısı uykudayken "Haydi kalk, görev var!" en büyük kabusumdu. Bir kaç kere tam hazırlanmışken "görev iptal" edilmişti ve her görev haberinden sonra bu iptali bekler hale gelmiştim. Saatlerce, kilometrelerce yürüdükten sonra, uykunun ne kadar tatlı olduğunu ben o zaman öğrendim. Oturduğun yerde uyuya kalıyorsun çünkü. Veya yorgunluktan durmak, dinlenmek istersin, soğuktan üşüdüğün için kalkıp yürümek istersin. Soğuktan donma tehlikesi atlattınız mı hiç? Soğuktan ölüme uyudunuz mu peki? Islak-ıslak günlerce yürürsün hem sıcak yüzünden terden, hem de yağmurdan kardan. Yürürken boyunuzu aşan kara gömüldünüz mü? Derelerden geçerken ıslanan botunuzu ateşte kurutmak isterken büzülmesinin ne demek olduğunu, görevler uzayınca aç kalmanın ne demek olduğunu...Ve ben fazla yük taşıyamadığım için yiyeceklerimin yarısını atardım ve öğünlerimi eksik yerdim. Eğer şikayet edilecekse homofobiden önce militarizmden şikayet edilsin. Askeriyede homofobiden şikayetçi olanlar sanırım çok rahat bir askerlik dönemi geçiriyorlar. Giydiğimiz kamuflajı yıkayamadığımız için veya yıkasan bile güneşin altında terden ve tozdan kazık gibi olmuş yakası ne yazık ki çok iyi temizlenmediğinden boynunuzu acıtır. Akşamdan traş olursun, sabah sakalın çıkar, "Niye traş olmadın?" diye dayak yersin. Komutanı görmezsin, "Niye selam vermedin?" diye diskoya gönderilirsin. Sesim az çıkıyor diye dakikalarca gökyüzüne tekmil verdiğimi hiç unutamıyorum hele. Daha hangi birini anlatayım. Sürünmeler, ördek yürüyüşleri, anlamsızca senin için ekilmiş otları yolmak, deterjansız yağ kalmayacak şekilde tonlarca bulaşık yıkamak... Askerliğin zorluklarının yanında bana kimse homofobiden bahsetmesin. Çünkü ben şu anda yaşamıyor bile olabilirdim militarizm yüzünden. Nedenini herkes tahmin edebilir. Çünkü Şırnak'ta askerlik yaptım.

Lafın kısası, homfobiden rahatsız oluyorsan, militarizme karşı da bir mücadele vermen gerekir. Çünkü bazı hegemonik yapılar birbiriyle sıkı-sıkıya bağlantılıdır. Militarizmin sadece homofobisinin değil, tüm zorluklarının bilincinde olmamız gerekir er veya geç. Çünkü militarizm sadece homofobik değil, daha çok şeydir.

Keşke insanlar barış içinde yaşanabileceğini öğrense de, savunma amaçlı da olsa askere ihtiyaç duyulmasa. Erkek egemen bir toplumda askerlik artık her erkeğin, erkekliğini tamamlayan bir gereklilik haline gelmiş olabilir ve yapısına uygun olanlar bu tecrübeyi yaşamak istiyorlarsa yaşasınlar ama eşcinseller dışında da bazılarının yapısına, bakış açısına uymayabiliyor askerlik. Benim mesela devlete karşılıksız bir görev yerine getirmem gerekiyorsa, keşke daha mülayım bir fırsat sunulsaydı devlet tarafından yapıma uygun olarak. Burada da ayrıcalık beklememem gerekiyor biliyorum ama yapıma uygun bir görevle Devlete daha faydalı olabilirdim. Bazı eşcinseller de gerçekten eşcinselliklerinden dolayı sıkıntı yaşıyor olabilir ve heteroseksist bir toplumun asker topluluğunda da bu sıkıntıyı yaşamak kaçınılmazdır mutlak olarak. O yüzden onları haksız bulduğum falan zannedilmesin. Mesela askerde bir eşcinsel vardı, eşcinsel zannedilmeyeyim diye paso sigara içerdi ve erkeksi tavırları çok sırıtırdı üzerinde. Ne kadar ağır bir yüktür değil mi heteroseksüel olmaya çalışmak? Cinsel yönelim cinsiyet kimliğiyle alakalı değil ve askerlik yapmasına da engel teşkil etmeyebilir ama ne yazık ki ülkemizde cinsiyet kimliğiyle cinsel yönelim birbirine karıştırılıyor. Yalnız şu gerçek var. Çevresel veya yapısal, bedene güçsüzlük olarak, feminen olarak yansıyan bir eşcinsellik de var. Bu da heteroseksst bir ortamda sıkıntı yaratacaktır tabi eşcinsellere.

Askeriyenin, askere gitmek istemeyen eşcinsellere çıkardığı zorluklara kesinlikle inanıyorum ama zorlukların tek sorumlusu tek bir taraf mı acaba? Biz bu zorlukları aşmak için öncesinde ve sonrasında bir şey yapmayı hiç düşündük mü? Sadece başımıza gelince şikayetçi oluyoruz bir şeylerden. Altından kalkamayınca da suçlu arıyoruz.

Askerlik yaptığım süreçte yaşadıklarımı anlattığım için övündüğüm falan da zannedilmesin. Sadece bu sıkıntıların yaşanmaması için homofobi dışında da heteroseksizmin başka alanlarıyla da mücadele edilmesi gerektiği için anlattım. Tek sorunumuz homofobi değil çünkü. İnsan kendisiyle-eşcinselliğiyle barışık olduktan sonra, yaşam koşulları homofobiden daha ağır gelebiliyor. Bizim üzerimizde egemenlik kuran erkek egemen yapının kapitalizm, militarizm, seksizm gibi tüm unsurları homofobi kadar şiddetli ama biz bunları içselleştirip normalleştirmişiz ayrı mesele.Militarizmin fiziksel zorlukları, insan hayatına mal olmasının yanında bir hiç tabi. Bunun da altını çizelim.

Bazı yazılarıma başlık atma sorunu yaşıyorum. Çünkü konuya neresinden baksan öncelik taşıyor. "Militarizm homofobiden daha ağır" dedim, sonra "Askerlikle cinsel yönelimin ne alakası var" dedim, "Homofobiden mi rahatsızsın, miltarizmden mi?" dedim, "Eşcinsellerin askerlik yapmasına cinsel yönelim engel mi?" dedim...

Aklıma gelmişken, ben mesela çok güçlü bir fiziğe sahip olsam ve birazcık da feminenliğim anlaşılmasa, eşcinsel olmaktan çok antimilitarist olduğum için askere gitmek istemezdim. Çünkü devletin bana çürük raporu vermesi, benim de bu yüzden askere gitmemem ve gitmemeye çalışmam, devletin eşcinsellere sağlıksız bakış açısını pekiştirir. Şu anki aklım olsaydı eşcinsel olduğumu açıkça söylerdim ve her şeye rağmen almak istiyorlarsa da ya sesimi çıkarmazdım, ya da askerliğe karşı olduğum için askerlik yapmak istemediğimi söylerdim. Şöyle bir gerçek var. Toplumun eşcinselliğe bakış açısı feminenlikle paralel olduğu için, feminen olmadığın sürece, askerliğe karşı olmanın arkasında senin eşcinselliğin ve bu yüzden yaşayacağın zorluklar pek inandırıcı olmuyor, inanmak da istemiyor kimse. Askerlik yapmama konusunda sorun, neye ne için karşı olduğunu söyleyememekle alakalı diye düşünüyorum.

Gerçekten, askerliğe karşı değilsek, eşcinsellerin askerlik yapmasının önünde bir engel olabilir mi? Ama cinsiyet kimliğiyle-transseksüellikle eşcinselliği birbirine karıştırmayalım lütfen. Eşcinsellik bahanesiyle askerden kaçmak yerine, devlete, askeriyeye eşcinselliği kabul ettirmeye çalışmak en doğrusu. Zaten bir eşcinseli taciz eden de eşcinsel değil midir? Sorun eşcinsellerin askerlik yapıp-yapmamasında değil, askeriyenin-militarizmin eşcinselliği kabul edip-etmemesiyle alakalı. Biz eşcinseller eşcinselliğimizi bahane ederek, kendi ayağımıza kendimiz kurşun sıkıyoruz aslında. "Ben eşcinselim askerlik yapmak istemiyorum" yerine, "Ben eşcinselim ama benim güvenliğimi sağlayacaksanız, eşcinselliğimi normal karşılayacaksanız öyle askerlik yaparım" demek daha doğrusu. Nasıl bazı ülkelerde artık eşcinsel askerler olabiliyorsa, bizim ülkemizde de olabilir eğer militarizme karşı değilsek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder