28 Ağustos 2010 Cumartesi

Başkası Olma Kendin Ol,Böyle Çok Daha Güzelsin

İngiltere’de Muhafazakar Partili milletvekili ve hapishanelerden sorumlu Adalet Bakanlığı Müsteşarı Crispin Blunt 20 yıllık evlilikten sonra eşinden ayrıldığını ve artık “eşcinselliğini yaşamak istediğini” açıklamış.
Çok da iyi yapmış geç bir karar da olsa zararın neresinden dönülürse kar olacağı için.Mal-mülk,para-kariyer nereye kadar mutlu edebilir ki insanı kendisi olamadıktan sonra,içinden geldiği gibi yapısına uygun yaşayamadıktan sonra.Sahte de olsa toplumsal varoluş bir süre avutabilir insanı ama bir noktadan sonra tahammül edilebileceğini hiç sanmıyorum.Tahammül edenlerin de maddi-manevi mecburi kaygılarından başka bir sebebi olamaz.Bu kaygıların da açılmamak için yeterli sebep olduğuna hiç inanmadım ya.İnsan bedenine uymayan bir kıyafet veya ayağını sıkan bir ayakkabı gibi kendisine verilen rolle ne kadar kendisi gibi yaşayabilir ki.Bu rolü zamanla benimseyip de eşcinselliğiyle barışamayan homofobik eşcinsellerden geçilmiyor heteroseksist dünya gerçi.Eşcinsellikle kendi içinde çatışması olmayan kişinin cinayet seviyesinde eşcinsel nefreti ne kadar olabilir ki zaten.Kendimi baz alırsam bir eşcinsel olarak heteroseksist bir dünyada da olsam,heteroseksizmin çok mağduru da olsam hiç heteroseksüellikle ilgili içimde ne kaygım,ne de çatışma yaşayıp heteroseksüelliğe karşı bir nefretim var.Homoseksist olmayışımın sebebi heteroseksist bir dünyada yaşayıp da ayrımcılığa maruz kaldığımdan duyarlılığımın ve empatimin yüksek oluşu değil.Ayrımcılığa maruz kalışım aksine ayrımcılık yapanlara karşı nefretimin artması için yeterli bir neden bile sayılabilir.İnsan kendisiyle barışıp,kendisine-yapısına saygı duyduktan sonra kendisine değer verir,kendisini seviyor hiçbir sınıftan nefret etme ihtiyacı hissetmez.İnsan güvenliği için önlem alabilir ama bu bazı sınıflardan nefret etmek,ayrımcılık yapmak için yeterli sebep değildir.Çünkü iyilik-kötülük belli bir ırk,cinsiyet,cinsel yönelim,etnisite,v.s.ye ait değil,karaktere,kişiliğe veya içinde yetiştiği kültürün şekillendirmesi bağlıdır.İster hetoseksist,ister homoseksist dünyada yaşayalım,kişi kendisini tanıyıp kendisiyle yüzleştikten sonra adiyet kaygısı kalmadığından egemen sistem tarafından kendisine biçilen rolden ziyade nefretsiz ve de sevgi dolu olarak her şeyi göze alarak birey olabilmenin mücadelesini verir kanımca.Bu dünyada önce kendimiz için yaşarsak,tatmin olmuş olarak daha faydalı olabiliriz başkalarına.Bu dünyadaki acımasızlığın,şiddetin,kanın sebebi hep bu tatminsizlikten dolayı ötekileri anlamak istemeyişimiz değil mi?Kendisi olmayan,kendisi gibi yaşamayan bir birey ne kadar tatmin olabilir ki?Hep bir tatmin arayışı içinde olmaz mı?Erkeklerdeki bu çok eşliliğin sebebi de kendileriyle yüzleşemeyip arayış içinde olmaları değil mi?Kişinin kendisi olmadan yaşamasının yerini hiçbir şey dolduramaz çünkü.Yıllar önce bir hikaye okumuştum.50 kusur yaşlarındaki çok hızlı bir cinsel hayatı olan heteoseksüel olduğunu zanneden bir adam bir gün genelevde bir travesti ile beraber olur ve bu çok hoşuna gider.Tekrar gittikten sonra eşcinselliğini keşfeder.Heteroseksist bir toplumda kişiler kendilerinden kaçtığı gibi,kendilerini tanımıyorlar da aslında.Sadece kendilerine biçilen rolün içini doldurmaya çalışıyorlar.Heteroseksist bir dünyada varoluşun tek yolu ister cinsel anlamda,ister toplumsal anlamda,ister kadın olsun,ister erkek olsun tamamen güçlü bir iktidar olabilme arzusuyla alakalı.Oysa kişi içgüdüsel kaba-kuvvete dayalı bir idealla kendisi olmadan ne kadar var olmuş sayılır ki?Kişi kendini olduğu kadar ve olduğu gibi kabul etse kendi gücüyle neler başarabildiğinden çok,hayattan yapısına uygun tad alarak başkalarına zarar veren egemenlik sevdasından vaz geçecek.Çünkü egemen olanların kendilerinden daha güçlü olan ait olmaktan başka çareleri olmayan başka güçler vardır.Heteroseksizmin bir sabah uyandığımızda yok olduğunu düşünelim.O zaman ne olacak bu heteroseksistler.Kendilerini yok mu sayacaklar?Belki bir süre afallayacaklardır ama daha önce heteroseksizmin kendilerine verilen rolü oynadıklarını algılayıp yaşamlarına devam edeceklerdir.Tabi bilgi toplumu olunmadığı sürece,içlerini dolduracak başka idealler olacak ve zararlı başka egemenlikler kurulacak,insanlar kendi efendileri olmadan kendilerine efendi yaratarak yaşamaktan gocunmayacaklardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder