5 Ekim 2017 Perşembe

"Eşcinsel doğdum, transseksüelliği tercih ettim!"

Çok uzaklara gitmeme bile gerek kalmadan etrafımdaki eşcinsel dünyaya bakıyorum da o kadar samimiyetsiz ve heteroseksist geliyor ki...
İnsanlar doğuyor; kimi karşı cinsi seviyor, kimi hemcinsini...
Biyolojik-bedensel olarak iki cins var erkek ve kadın olarak...
Bir de onlara yüklenen toplumsal roller var toplumsal cinsiyet dediğimiz...
Ve insanlar bunun üzerinden tanımlamaya çalışıyor kendini, bunun üzerinden anlamlandırmaya çalışıyor...
Doğal olarak kalma ve yaşama çabası yok...
Nedir doğal olarak yaşamak; heteroseksizmin etkisinde kalmayarak doğduğun şekilde yaşamak.
Uygulamadaki erkekliği ve kadınlığı doğuştan sanıyorlar içselliştirme denilen şeyin ne olduğunu bilmeden...
Bunu kendilerinin ve kendileri için istediklerini iddia ederek...
Yok öyle bir şey.
Diyorum ki, beraber olduğunuz sevgiliniz sizi değişime uğramanıza karşı çıksa, gene de feminen olur musunun hem görsel hem de davranışsal olarak; hayır diyorlar. Kimin içinmiş öyleyse..?!
Hem toplum için, hem kendileri için, hem çevreleri içinmiş...
Niye tek taraflı sadece siz fedakarlık ediyorsunuz toplum için; toplum doğanın gerçeklerini kabul etsin, diyorum...
Toplumla mücadele etmeye, toplumu değiştirmeye cesaretleri olmasa gerek...
Heteroseksüel evlilik yapıyor eşcinseller...
Ne oluyor, ne için yapıyorlar..?
Aile, çevre gibi toplumsal baskı yüzünden heteroseksüel evlilik yapıyorlar, çoluğa çocuğa karışıyorlar...
Belki erkekliklerini ispat ettiklerini zannederek toplumsal baskıyı bertaraf ediyor olabilirler ama uzun vadede bu bir işlerine yarıyor mu?
Gerçekler bir gün, gün yüzüne çıkıyor ve sorunlar daha büyük olarak patlak veriyor.
Ailenin evlen baskısından çok daha ağır yükün altına giriyorlar...
Erkeklik gene batırılıyor en sonunda...
Neden evlenmiyorsun sorusunun yerini evlendikten sonra, "utanmıyor musun" sorusu alıyor.
Aile tepki gösteriyor, evlendiğin kişi tepki gösteriyor, çocukların tepki gösteriyor.
Önceden tanımadığın insanların homofobisine maruz kalıyordun ama akşam evine gidince homofobi dışarıda kalıyordu.
Evlendikten sonra ise ahlaçkçı çevrenin homofobisini sürekli üzerinde hissediyorsun. Yaşadığın süre boyunca hep yüzüne vurulacak gerçekler bu yüzden. Yaşadığın süre boyunca hep tepki görceksin. Çünkü ailen, elalem gibi aman bana ne demeyebilir. Belki kabul edebilirler eşcinselliğini ama ne kadar sürede kabul ederler, gerçekten kabul ederler mi bilinmez.
Etrafımdaki eşcinsellere bakıyorum da, evlenmeyip direnen arkadaşlarımız daha sorunsuz. Psikolojik olarak elbet yıpranmışlardır ama bir süre sonra aile, çevre pes edip gereçkleri kabul edebiliyor. Ama evlenirsen, heteroseksist bataklıktan hiç çıkamıyorsun.
Transseksüel olmayıp eşcinsel olrak kalırsan, belli bir yaştan sonra bu da kanıksanıyor ama travesti/transseksüelliği seçersen topluma uygun şekildde olsa da, hep öteki olarak işaret ediliyorsun.
Tabi insanlar nasıl istiyorlarsa öyle yaşasınlar; haklarıdır...
Ama...
Kurtulunmaya çalışılan, kamufle edilen bir kimlik toplum tarafından kabul edilir mi?
Bilinçsiz, cinisyetçi, homofobik, samimiyetsiz bir eşcinsel dünya...
Trans kadın bir arkadaş diyor ki... Ben kendimi kadın olarak hissediyorum ama aslında ben eşcinselim. Transseksüelliği tercih ettim.

O zaman diyebiliriz ki, kadın ruhunun erkek bedeninde hemcinsini sevmesidir eşcinsellik. Homofobik olursan da transseksüellliği tercih edersin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder