4 Ekim 2017 Çarşamba

Başarı nedir; inatçı engelleri aşmaktır


Askere gitmeden önce,  yani 20'li yaşlarıma doğru 60 kilo altıydım ve 26-27 bedendim. Şırnak'a askere giderken sırt çantamla kilometrelerce yürümeye bu bedenim dayanamamıştı ve kendimi yere atmıştım. Oysa o son tepeymiş. Arkası askerlik yapacağımız Güneyçam köyü imiş taburumuzun olduğu. Ankaralı Selami komando kaldırmıştı beni yerden ve yürümeme yardım etmişti.Tabur komutanının hoşgeldin konuşması da uzun sürünce ayakta fazla duramamış ve baygınlık geçirmiştim. Soğuk karlı ve fırtınalı - 40 derecelik Gabar Dağları'nda donma tehlikesi atlatmıştım. Dönüşte teröristlerin eline düşmüş ve kurtarılarak hayata yeniden başlangıç yapmıştım. Bunlar bana hiç vazgeçmememi öğretti. Tenis de öyle izlendiği kadar kolay bir oyun değil. Hele belli bir yaştan sonra teknik oturmak hiç kolay değil. Kendi yöntemlerince bir şey başarmaya çalışıyosun işte. En azından kendi adıma böyle. Zorlanıp pes ettiğim anlar olmadı mı içten içe; oldu tabiki de. Başka alanlarda da pes etme noktalarına gelmişimdir ama hiç pes etmemişimdir. Hani rejim yaparsın da yağlar inatçılık yapar ya erimemek için ve kilon düşmemek için direnir; son günlerde teniste başarıya karşı olan direnç kırıldı ve her şey daha güzel gitmeye başladı. İnat edeceksin ve çok pratik yapacaksın. Vücudundaki bütün kaslar koparak güçlenecek. Ben bütün vücudumda; kol, bacak, ayak, el, bilek, parmak, bel, sırt, vesaire her yerimde kas sakatlıkları yaşadım ve bu sakatlıkları ve aştım. Haa, Wimbledon'ı mı kazanacağım; hayatı kendi çapımda başarılı yaşamak benim için ödüllerin en büyüğü. Heteroseksist ve homofobik bir dünyada açık bir eşcinsel olarak engelleri aşmaksa, çok daha anlamlı.
Bugün 3 seans olmak üzere 5 saat tenis oynadım. Neden; keyif aldığım için. Başarmak istiyorsan keyif de alacaksın! Hayata karışabilmemi sağlayan en önemli şey ise, eşcinsellerin kendi kafalarının içinde oluşturdukları homofobik engele benim takılmamam oldu.
Arkamdan eşcinsel demeleri falan beni hiç üzmedi. Çünkü o benim gerçeğimdi. Üzülmesi gereken ben değil, bu gerçeğe cahil kalanlardı. Eşcinselliğim hayatta yapmak istediklerime de hiç engel teşkil etmedi. Ben heteroseksüel olsaydım daha mutlu, daha başarılı, daha huzurlu, daha refah mı olacaktım; HAYIR; ben gene aynı konumdaki Halil olacaktım, belki bu kadar da olamayacaktım. İnsanın içinde yaşama hırsı varsa, engeller itici güç haline gelir daha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder