27 Ağustos 2013 Salı

İslam kültürü heteroseksisttir

"İslam kültürü erkeklere daha toleranslı" demek çok hafif bir söz olur, tamamen erkek temelli bence. Namus denilen unsurun cinselliğe indirgenip kadın üzeriden etiketlendirilmesi ve o cinsiyetin sorumluluğunun erkekliğe verilmesi ne kadar hetero ve seksist olduğunun apaçık göstergesi İslam kültürünün. Kadının yaşam biçimini erkek belirlemiyor mu? Toplumsal yaşamda kadının aldığı ve uygulanan kurallar var mıdır? Kadında karar verme iradesi oluşmamıştır bile heteroseksistçe yaşam yüzünden. Erkeğe teslim edilen, ancak erkeğin güvencesinde varolabileceğine inanılan bir kimliktir kadın. Çünkü erkeklik kadınlığın üzerinden varolup güç kazanmaktadır.

Cinsiyet olarak eşit bir dünyada yaşansaydı, kadınlığın dünyayı ele geçirmesi gibi bir şey söz konusu olmazdı. Sadece erkeklik kendini eksik hissederdi varoluş bakımından. Çünkü varoluşu güç yeterliliği ve egemenlik üzerinden şekillenmiş. Ne kadar eşitsen, o kadar erkek sayılMIyorsun.

Konuyu çok dallandırıp-budaklandırmayacağım. Heteroseksizmi örneklerle uzatmanın çok da bir anlamı yok çünkü. Kenya'da kendisini seven bir kadın iki erkekle birlikte evlenmiş ve erkekler arasında kavga çıkmaması için de sözleşme imzalattırmış her ikisine. Sözleşmeye göre de hangi erkeğin yanında ne zaman kalacağına kadın kendisi karar verecekmiş. Çocukların sorumluluğu da her iki erkeğe ait olacakmış. Kenya'da kadının çok eşli olmasının önünde yasal hiçbir engel olmadığı gibi, toplum tarafından da normal karşılanıyor. Artık erkekler daha çok mutlu olacaklarına inanıyorlar kendi söylediklerine göre.

Neden İslam ülkelerinde erkeklerin çok eşli olma durumu normal karşılanırken, kadınlara namussuz gözüyle bakılıyor? Tabi İslami kültüre göre erkek güçlüdür, kadınları her anlamda idare edebilir. Erkeklere güçlü olması, gücünü koruması için ayrıcalıklı yetiştirilip ayrıcalıklı davranılırsa, kadınlar da sindirilirse tabiki de egemen olurlar yaşama. Oysa erkekliğin kas yapısından başka hiç bir artısı yok. Ona da günümüz teknolojik çağında yığıntı gözüyle bakılıyor ihtiyaç duyulmadığı için. Ancak şiddet uygularken kullanılabiliyor. Heteroseksist bir toplumda da, erkeğin egemenliğini sürdürebilmesi için hala önemini koruyor kas gücü tabiatıyla ve kadına şiddet görmezden gelinebiliyor haliyle.

Heteroseksizm ve unsurları sadece kültürden ibarettir. Öyle olmasaydı bölgesel farklılıklar olmazdı. O unsurlar da erkekliğin gücünü muhafaza etmesi için dokunulmazlığını koruyor çeşitli seviyelerde. Eğer kültürler daha cinsiyet eşitlikçi oluşturulsa, erkeklik de varolmak için antidemokratik bir şekilde varolmayacaktır. Yani sudan bahaneler erkeklik onurunu kırıp, güç yeterliliğine yöneltmeyecektir. Zaten erkekliğe egemenlik sorumluluğu yüklenmese, hiçbir erkek tekeline almak ihtiyacı hissetmez ki birilerini. Çünkü erkekliğin doğası gereği bir sorumsuz yapısı var. Sırf erkek egemen yapıya dik durabilmek için heteroseksist oluyor.

Eğer kadın namussa, bütün kadınlar namustur. Her kadının ailesi, eşi-dostu, anası-babası vardır. Erkek olarak sadece kendi sorumluluğuna verilen kadının namusuna sahip çıkmak, kadınlığa saygısızlık, güvensizlik ve inançsızlıktır. O güvensizlik, inançsızlığı oluşturan da erkekliktir.

Bir şeyde çelişki varsa, o şey yanlıştır. Namus etiketini erkekler oluşturup kadının cinselliğine yapıştırıyorlar ya, o namussuzluğu yapanlar erkekler değil mi? Namussuzluğu kiminle yapıyor kadınlar? Namussuzluğu yapmasının çapkınlıkla, güçle şereflendirildiği cinsiyet hangisi? Şimdi Kenya'lı kadın İslami kültüre göre namussuz mu oldu iki erkekle evlenerek?

Diyebilirsiniz ki, "İnsanların varoluşunu sağlayan bir yaşam kültürüne çok yükleniyorsun, bireyler o kültür sayesinde ayakta duruyorlar". Heteroseksizmi içselleştirenlerin ve kolaylığını tadanların bu lüksten vazgeçmesi zor olacağı için, kültür bahanesi işlerine gelecektir. İnsanca yaşamak için hiçbir şey eşitliğin ve özgürlüğün önüne geçmemeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder