İnsan sağlığının kıymetini hastalanınca değil de, güvenilir sağlık hizmetlerine kavuşamayınca anlıyor. Belki güvenilirdir de ben güvenemiyorumdur bilmiyorum. Duyduklarım, gördüklerim ve hatta yaşadıklarım kendimi sağlıkçılara teslim etmemi engelliyor. Yani çok zorda kalmadığım sürece, idare edebildiğim kadar etmeye çalışıyorum. Belki de ben bir çoğundan bile hassas davranıp daha ilk aşamada doktora gidiyorum ama bu da tedavi olmaktan çok rahatsızlığımı teşhis etmek amacıyla oluyor. Acaba rahatsızlığıma sebep olan, benim kendimi ihmal etmem olabilir mi, eğer öyleyse yaşam biçimimi değiştirerek nasıl önlem alabilirim amacıyla gidiyorum doktora genellikle. Veya sağlık problemimi öğrenerek en meşakatsiz bir şekilde nasıl tedavi olabilirim düşüncesiyle...Yoksa şu anda son idare dönemini yaşadığım bir sağlık problemimin operasyonunu hala erteliyorum.
Doktora gidince ilk tedavi şekli ilaç yazmak oluyor. Güzel. Ben de bunu istiyorum. Yani her rahatsızlığın bir ilacı olmalı ama o ilaç, hastayı oyalamak için laf olsun diye boşuna yazılmamalı. Genelde ne oluyor; O ilaç hiç fayda etmiyor. Ondan sonra röntgenmiş, vesaire imiş hastalığı tam anlamıyla teşhis yoluna gidiliyor. Belki de prosedür böyledir tıpta ne bileyim. Denk gelirse ilaç rahatsızlığa, hem hasta için, hem de doktor için daha zahmetsiz olacak tabi. Ama fayda etmiyor genellikle. Her hastalık nezle-grip değil ki, direkt ilaçla tedaviye başlansın.
Benim yaşta (44) bu kadar vücudu iflas eden de var mıdır bilmiyorum kendime o kadar dikkat etmeme rağmen. Sigara yok, alkol yok, kola yok, beslenmeye süper dikkat, spor desen gırla gidiyor... Sanırım bünye zayıf ve dikkat etmesem şimdiye kadar, hayattan çok iflas edecekmiş bu beden. Çok da şikayetçi değilim aslında bu durumumdan. Herkesin bir bünyesi vardır, benimki de bu kadardır. Hayata gelmişiz ya, buna da şükür.
Son rahatsızlıklarımdan hadi yakını görememek her 40 yaş üzeri olanların kaçınılmaz rahatsızlığı diyelim. Aynı anda başlayan kulak uğultusuna ne demeli. Sessiz ortamlarda özellikle daha çok hissettiğim kalın bir rüzgar esintisi veya bir fokurdama var kulağımda. 15 günlük ilaç tedavisi sonuç vermediği gibi, bir de ağrımaya tetikte bekler hale geldi sağ kulağım. İşitmede bir problem olmadığı anlaşıldı test yoluyla. Şimdi de kulak tomografisi çekilecek.
Bu sefer girdiğim doktor ilk muayene eden değildi. Bu bir avantajdı benim için. Çünkü sağlıkta ne kadar çok fikir alırsan, o kadar güvenilirdi benim için. Bu doktor yılların doktoruydu. Tecrübelerine dayanarak kulak uğultumun psikolojik olabileceğini söyledi. Psikiyatrın da fikrini öğrenmek istedi. Hem kendim muayene oluyordum ama ben de uzmanlık alanlarını test ediyordum bu arada. Gerçekten ben psikiyatr bölümünün, ülkemizde layığıyla yapılmayan ihtisas alanlarının en başında geldiğine inanıyorum. Daha önce de deneyimlerim oldu bu alanda. Ben mi psikiyatrım, yoksa beni dinleyen mi psikiyatr anlayamadım. Sanırım ben de elimden geldiğince sağlıklı görünmeye çalışıyorum diyeceğim ama kolaylık sağlamaya çalışıyorum uzmanlara. Çünkü onun sorularıyla asıl konuya gelinceye kadar tahammül edemem diye düşünüyorum. Gerçi onun soracakları da bellidir ya... Yaşamdan zevk alıyor musun mesela. Zevk almasam bu yaşa kadar gelir miydim. Ben takıntılı ve de hassas birisiyim ama elimden geldiğince kendimi korumaya çalışıyorum bu özelliklerimin bana zarar vermesinden. Takıntılıyım dedim ya, psikiyatrın tavsiyesi, kulak uğultunu da fazla kafaya takma oldu. Teşekkür etmekten başka ne diyebilirdim ki. Rahatsız etmese niye doktora geleyim ki.
Bakalım kulak tomografisinden ne çıkacak. Randevu da 20:30'a. Maşallah!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder