30 Temmuz 2013 Salı

Her LGBT ölümü, heteroseksizmin sebep olduğu bir cinayettir


Olaylarda haklılığı-haksızlığı, doğruluğu-yanlışlığı nereden, nasıl baktığımız belirler ama eğer her halükarda mağdursan, mağdur tarafından bakmak daha sağlıklı düşünmeyi sağlayacaktır. İzmir'de bir travestinin sevgilisinin şiddetine dayanamayarak intihar etmesi, belki direkt şiddet uygulayan kişiyi sorumlu hale getirmeyebilir ama eğer o travesti şiddet görmeseydi belki/büyük ihtimalle intihar etmeyecekti. Hayata bakış açımız ve nasıl yaşayacağımıza vereceğimizi karardır bizi mutlu edecek veya üzecek olan ama hayat eğer heteroseksistleşmişse ve heteroseksist yaşam sistemine uyamayanlara sağlıklı ve mutlu bir yaşama fırsatı sunmuyorsa, intihar edenleri suçlamaya da hakkımız olamaz.

Tamam, gelenekselleşmiş erkek egemen bir toplumda yaşam koşulları kolay olmayabilir ve yaşamak istiyorsak bütün engellere rağmen yaşam haklarımız için mücadele etmeliyiz ve ben de her zaman bunu savunmuş, hatta LGBT bireyleri fazla pasif kalmalarından dolayı eleştirmişimdir ama her insanın zorluklara karşı direnç gücü fiziksel veya ruhsal olarak aynı değildir ki. O yüzden hayatın hediye olarak sunulduğu yaşamı reddedenlerin neden bu noktaya geldiği/getirildiği düşünülürek yargıda bulunulmalıdır.

Eğer LGBT'ler ötekileştirilmeseydi, sağlıklı duygusal hayatlar sürebilselerdi, sosyal güvenceleri olsaydı, can güvenlikleri sağlansaydı intihar ederler miydi acaba? Ki bu travesti arkadaşımız da maruz kaldığı şiddetten dolayı resmi olarak şikayette bulunmuş zaten. İntihar olayı sadece duygusallıkla alakalı olsaydı, kendinin korunması için müracatta bulunmazdı zaten. Ölmeden önce, ölümünün sorumlusunun haberde baş harfleri yazılı olan şahıs olduğunu söylemesi ve bu kişinin ortalıklarda olmaması, olayın öyle kişisel masum bir hayattan kopuş olmadığını gösteriyor bence.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder