İster eşcinsel olsun,ister heteroseksüel kırsalda umutla,gönüllerince sevmeyi-sevilmeyi bekleyenlerin de olabileceğini ama heteroseksist sevgiye mecbur veya sevgiden tamamen mahrum bırakıldıklarını düşünmekte fayda var.
İran'da Sevgililer Günü yasaklanmış.O gün sevgililer gününe özel hediyelik eşyaların satılması yasak olacakmış.Amaç da "Batı" kültürünün yayılmasını önlemekmiş.
Bu yasağın Diyanet'inden milletvekiline,yılbaşı gecesini kutlamanın kendi kültürümüzü unutmak olduğunu söylemesinden zihniyet olarak hiçbir farkı yok.
Radikal bir kapitalist olmasam da özel günleri kutlamak gibi alışkanlığım yok kendi doğum günüm dahil.Ayrımcılıkların ve insan hakları ihlalerinin sona ermesi için de "Gay Onur" yürüyüşü veya eşcinsel buluşmaları tereddütsüz destekliyorum tabii eşcinselliğin kabulü için.
Eşcinsellerin de sevgilisi olduğuna göre,olmasa da olması için sevgililer gününün de inadına kutlanması taraftarıyım.Hatta yüzde 10 üzerinden 7-8 milyonluk eşcinsel nüfusa sahip bir ülke olarak o gün sokaklarda ellerimizde kırmızı güllerle öpüşsek eşcinsel devrimi bile gerçekleştirebiliriz.
Muhafazakar toplumlarda sevginin ölçüsünü ve sevgililiği heteroseksizm belirliyor.Sevgili demek imza garantisiyle eş almak demek erkeğin istediği zaman dövdüğü,istediği zaman sevdiği.Erkek dışındakilerin kişisel olarak sevme hakkı yok.Kısaca ve kabaca yok gerçekten.Büyük şehirlerde elele tutuşan sevgilililere bakıp da genel olarak özgürce ötekilerin sevebilme hakkının olduğunu kimse zırvalamasın bana.Daha dün "Doğu"da çocuk denecek yaşta bir kız,heteroseksizmin kendisi de kurbanı olarak çocuk denecek erkek kardeşi tarafından 25 beş bıçak darbesiyle öldürüldü hem de karnında bebeğiyle.Sebebi de sevgisini paylaşmak istemesi.Ama batı kültüründen korumak istediğimiz kendi kültürümüz başlık parası yüzünden sevgisine izin vermedi.Kendi kültürümüz öldürdü sevgiyi-sevgiliyi,batı kültürünün bir parçası olan sevgililer günü ve yılbaşı gecesi kutlaması değil ne yazık ki.Sevdiği taraf sevgilinin bir mal gibi başlık parası olarak bedelini ödeyemedi,ailesi de kendilerinden izinsiz sevmesinin bedelini canıyla ödettiler.
Ahmet Yıldız'da sevginin bedelini canıyla ödemişti.Daha bilmediğimiz veya duyup da başka bahanelerle ölenlerin de sevginin-sevmenin bedelini canıyla ödediklerini hepimiz biliyoruz.Ama çoğumuzun işine böyle geliyor ve sevginin üstünü nefretle örtüyoruz.Neden mi?Sevgi-sevmek demek namus demek.İzin almadan seversen kirlenmiş olursun.Namusun temizlenmesi için de ölmekten başka seçenek bırakılmamıştır.Sevmek sadece heteroseksizmin kuralları dahilindedir.Erkek kadını sever sadece.O kadar.Ne sevilenin sevme hakkı vardır,ne de aynı cinslerin birbirini.
Bir popçumuz 29 yaşında bakirelik mi kalır demiş.Aynı enlem-boylamda yaşadığımız halde o kadar ayrı dünyalarda birbirimizden habersiz yaşıyoruz ki,duyarlılık denilen kelimeyi belki hayatımız boyunca telaffuz bile etmiyoruz.
Eşcinsellik marjinallik,arpası fazla gelenlerin sapkınlığı olarak düşünülür de,öyle düşünülen eşcinseller de sadece kendi dünyalarından haberdardırlar geldikleri yeri unutarak veya bazılarınında gerçekten haberi yoktur.Zaten kırsaldan gelmiş eşcinsellerden ikrah gelmiştir,bir de hepsini mi kazanalım diye birbirimiz arasında da sonradan cinsellik vardır adeta sonradan görmelik gibi.
Kendi köyümde ölüp gitmiş ama çeşitli bahanelerle hiçbir zaman evlenmemiş Ünzileler,Perihanlar vardı.Hala Ayşeler,Nazlılar var hiç evlemeyi düşünmeyen,hatta zorla evlendirilirlerse kendini öldürmekle ailesini tehdit edenler.Evlendiği gece gerdeğe girmeden memleketini terk eden,evinden ailesi tarafından kovulan çocuk yaşta erkekler var eşcinsellikleri dile getirilmeyen,belki eşcinsellik bilinmediği,adı koyulamadığı için.
İster eşcinsel olsun,ister heteroseksüel kırsalda umutla,gönüllerince sevmeyi-sevilmeyi bekleyenlerin de olabileceğini ama heteroseksist sevgiye mecbur veya sevgiden tamamen mahrum bırakıldıklarını düşünmekte fayda var.
İran'da Sevgililer Günü yasaklanmış.O gün sevgililer gününe özel hediyelik eşyaların satılması yasak olacakmış.Amaç da "Batı" kültürünün yayılmasını önlemekmiş.
Bu yasağın Diyanet'inden milletvekiline,yılbaşı gecesini kutlamanın kendi kültürümüzü unutmak olduğunu söylemesinden zihniyet olarak hiçbir farkı yok.
Radikal bir kapitalist olmasam da özel günleri kutlamak gibi alışkanlığım yok kendi doğum günüm dahil.Ayrımcılıkların ve insan hakları ihlalerinin sona ermesi için de "Gay Onur" yürüyüşü veya eşcinsel buluşmaları tereddütsüz destekliyorum tabii eşcinselliğin kabulü için.
Eşcinsellerin de sevgilisi olduğuna göre,olmasa da olması için sevgililer gününün de inadına kutlanması taraftarıyım.Hatta yüzde 10 üzerinden 7-8 milyonluk eşcinsel nüfusa sahip bir ülke olarak o gün sokaklarda ellerimizde kırmızı güllerle öpüşsek eşcinsel devrimi bile gerçekleştirebiliriz.
Muhafazakar toplumlarda sevginin ölçüsünü ve sevgililiği heteroseksizm belirliyor.Sevgili demek imza garantisiyle eş almak demek erkeğin istediği zaman dövdüğü,istediği zaman sevdiği.Erkek dışındakilerin kişisel olarak sevme hakkı yok.Kısaca ve kabaca yok gerçekten.Büyük şehirlerde elele tutuşan sevgilililere bakıp da genel olarak özgürce ötekilerin sevebilme hakkının olduğunu kimse zırvalamasın bana.Daha dün "Doğu"da çocuk denecek yaşta bir kız,heteroseksizmin kendisi de kurbanı olarak çocuk denecek erkek kardeşi tarafından 25 beş bıçak darbesiyle öldürüldü hem de karnında bebeğiyle.Sebebi de sevgisini paylaşmak istemesi.Ama batı kültüründen korumak istediğimiz kendi kültürümüz başlık parası yüzünden sevgisine izin vermedi.Kendi kültürümüz öldürdü sevgiyi-sevgiliyi,batı kültürünün bir parçası olan sevgililer günü ve yılbaşı gecesi kutlaması değil ne yazık ki.Sevdiği taraf sevgilinin bir mal gibi başlık parası olarak bedelini ödeyemedi,ailesi de kendilerinden izinsiz sevmesinin bedelini canıyla ödettiler.
Ahmet Yıldız'da sevginin bedelini canıyla ödemişti.Daha bilmediğimiz veya duyup da başka bahanelerle ölenlerin de sevginin-sevmenin bedelini canıyla ödediklerini hepimiz biliyoruz.Ama çoğumuzun işine böyle geliyor ve sevginin üstünü nefretle örtüyoruz.Neden mi?Sevgi-sevmek demek namus demek.İzin almadan seversen kirlenmiş olursun.Namusun temizlenmesi için de ölmekten başka seçenek bırakılmamıştır.Sevmek sadece heteroseksizmin kuralları dahilindedir.Erkek kadını sever sadece.O kadar.Ne sevilenin sevme hakkı vardır,ne de aynı cinslerin birbirini.
Bir popçumuz 29 yaşında bakirelik mi kalır demiş.Aynı enlem-boylamda yaşadığımız halde o kadar ayrı dünyalarda birbirimizden habersiz yaşıyoruz ki,duyarlılık denilen kelimeyi belki hayatımız boyunca telaffuz bile etmiyoruz.
Eşcinsellik marjinallik,arpası fazla gelenlerin sapkınlığı olarak düşünülür de,öyle düşünülen eşcinseller de sadece kendi dünyalarından haberdardırlar geldikleri yeri unutarak veya bazılarınında gerçekten haberi yoktur.Zaten kırsaldan gelmiş eşcinsellerden ikrah gelmiştir,bir de hepsini mi kazanalım diye birbirimiz arasında da sonradan cinsellik vardır adeta sonradan görmelik gibi.
Kendi köyümde ölüp gitmiş ama çeşitli bahanelerle hiçbir zaman evlenmemiş Ünzileler,Perihanlar vardı.Hala Ayşeler,Nazlılar var hiç evlemeyi düşünmeyen,hatta zorla evlendirilirlerse kendini öldürmekle ailesini tehdit edenler.Evlendiği gece gerdeğe girmeden memleketini terk eden,evinden ailesi tarafından kovulan çocuk yaşta erkekler var eşcinsellikleri dile getirilmeyen,belki eşcinsellik bilinmediği,adı koyulamadığı için.
İster eşcinsel olsun,ister heteroseksüel kırsalda umutla,gönüllerince sevmeyi-sevilmeyi bekleyenlerin de olabileceğini ama heteroseksist sevgiye mecbur veya sevgiden tamamen mahrum bırakıldıklarını düşünmekte fayda var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder