
Kurban bayramı ile ilgili şeyler düşünyordum. İnsanlar ne kadar kurban kesmenin dini bir gereklilik olduğunu düşünse de, ben kurban kesmediğim için en azından kendi adıma vicdanım rahat. Annem yaşadığı sürece bu ritüele katlandım ama bundan sonra hayatımda bayram olsa da kurban diye bir şey kesinlikle olmayacak. Açıkça ve net olarak söyleyeyim... Ben hayvanların her ne amaçla olursa olsun kesilmesine karşıyım. Hayvanlar veya dünyadaki her şey insanlar için yaratılmış düşüncesini insanların bencilliğine veriyorum. Siz inanırsınız kesersiniz ama bu bana ters. Böyle bir şey yaparsam bunalıma girerim ben. Çünkü bana göre her canlının eşit yaşama hakkı vardır ve aklı olan insanın başka canlılıların yaşama hakkını elinden almaması gerekir. İnsanlar hayvan öldürmeden de bu dünyada çok sağlıklı bir şekilde yaşayabilir. Ben et yemiyorum diye şimdi ne aklen, ne de bedenen sağlıksızım. Aksine daha sağlıklıyım. Çünkü et yemeyince, etin sebep olduğu rahatsızlıklara maruz kalmıyorum, kilom dengede, daha sağlıklıyım, daha merhametliyim, vesaire...
Tam bunları düşünürken koyun sesleri gelmeye başladı gece gece. Sürüden ayrıp satın alınan koyunlar yarın kesilinceye kadar bekletilmek için depolara sokulurken huysuzlanıyorlar. Ve yarın sabah hayatları sonlanacak. Bu manzaraları hiç sevmiyorum, kaldıramıyorum. Büyük çoğunluk hislerimi anlayamayacak, hatta düşüncelerim onlara ters gelecek ama işte böyle bende kurban bayramının hissettirdikleri. Bu çocukluğumdan beri böyle. O acı sesleri duymamak için kulaklarımı kapatırdım çocukluğumda. Şimdi nerelere kaçsam bilmiyorum...
Ve karşı apartmanın deposundaki koyunun acı acı sesleri gelmeye devam ediyor. Karanlık bir yere tek başına kapattılar çünkü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder