Hayatta hiç kimseye güvnememek paranoya değildir
Ben hayatta her şeyini kendisi yapmaya çalışanlardanım. Çünkü;
1. Hiç kimse işinin ehli değil,
2. Hiç kimse güvenilir değil.
Hiçbir konuda güvenilir değil ama. Tek amaçları var. Kısa vadede para kazanmak. Hem de karşı tarafa hiçbir fayda sağlamadan. Önemli olan o an kendisine gelen kişiyi tırtıklayabilmek. Tırtıklananın haklarını savunan bir sistemimiz yok çünkü. Hep uyanık olmak zorundasın hayatta enayi gibi kullanılmamak için.
Ha bu arada işi görülenler olmuyor mu bu güvensizliğe rağmen? İşinin takipçisi olursan, hakkının savunucusu olursan ancak. Gerçekten insanların birbirini keriz yerine koyduğu bir kültürde yaşıyoruz. İyi niyetliliğini muhafaza edebilmek çok büyük bir başarı. Çünkü sabrının taşmaması mümkün değil.
O yüzden ben elimden geldiğince kendi işimi kendim yapmak için her şeyi öğrenmeye çalışıyorum. Yetebiliyor muyum, hayır. Kolay oluyor mu, hayır. Ama ne yapabilirim ki. Çok enerji ve zaman kaybediyorum ama insanlarla uğraşıp moral bozmaktan daha avantajlı kendi işini kendin yapmak.
Tabi yapamadığım teknik, bilgi, tecrübe ve yetenek gerektiren işlerde elim kolum bağlı kalabiliyor ama bazılarını iyi-kötü yaptırıyorum, bazılarını erteliyorum da erteliyorum son raddeye kadar. Biliyorum bu kötü bir şey ve bir çoğuna paranoya gelebilir ama değil. Bunlar tecrübe ettiğim gerçekler. Güvenim sarsıldı ama insanlara güvenmem için hala hiçbir sebep yok gene de. Aynı sistem, aynı çıkarcılık, aynı beceriksizlik devam ediyor.
Değişim için köklü bir değişiklik gerekiyor sanırım. Tembel bir yapı olduğu sürece yavaş-yavaş, kademe-kademe dönüşüm mümkün olsaydı, şimdiye kadar gerçekleşirdi. Gerçi yapının hali ortadayken köklü değişim de ne kadar vade sağlar bilemeyeceğim. Yapıda olmayınca ne yapsan nafile yani.
Sen niye bu yapıyla inatlaşıyorsun, niye bu sisteme direniyorsun diyeblirsiniz? Hayır inatlaşmıyorum, direnmiyorum da. Ben sadece kendimi muhafaza etmeye çalışıyorum. Çünkü bana uymayan yapılara benzemeye çalışmak kaldıramayacağım bir ihanet, kendimden vazgeçmek olur. Bu da mümkün değil zaten.
İnsanların para kazanmak yerine güven ve insan kazanmayı denemelerinin maddiyata dayalı her türlü refahı otomatikman getireceğini düşünemediğini, düşünmek istemediğini biliyorum artık. Bunu onlara anlatmanın bir faydası olmayacağını da biliyorum. Çünkü değişmek isteselerdi bu keşfedilemeyecek, öğrenilemeyecek bir şey değildi ki. Kafayı çalıştırmak yerine, geleneksel yapıyı tekrar etmek kolaylarına geliyor. Kazandık zannediyorlar ama kaybettiklerinin farkında değiller.
Gerçi kendilerine güven duyulmamasını da normalleştirmişler. Sadece tuzaklarına düşürecekleri avla idare etmek yaşam biçimleri olmuş. Çünkü aldatılmanın hesabını soracak bir mekanizma yok. Mekanizma da aynı zihniyetten oluştuğu için dönüşüm ve de değişim olmuyor ya.
Herkes birbirine gebe güvensizliğin hakim olduğu bir kültürde. Çünkü dürüst olunursa, bireyler birbirleirne ihanet etmiş hissedeceklerdir. Herkes birbirini görüyor birbirinde ve birbirlerinin açıklarını görmezlikten geliyorlar.
Ben ne kaybettim böyle bir sistemde? Hiçbir şey. Dünya malı dünyada kalır çünkü. Ama tecrübeyle hayatta hiç kimseye güvenilmeyeceğini öğrendim. Dolayısıyla kendimi kazandım. Daha ne olsun.
Bir de geleneksel kültürlerde aile kavramına inanmamama rağmen, aileden daha güvenilir bir merci olmadığını öğrendim. Nasıl bir şeyse. O da sistematikleşmiş bir şey sanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder