25 Ağustos 2013 Pazar

Şiddetle hiçbir yere varılmaz

İnsanlık ve medeniyet, içindeki şiddeti susturabildiğin ölçüde var olacaktır.

Her insanın bir yapısı, bir doğası, bir kişiliği vardır ama bazı kötü yapıya sahip kişileri de yapısında var diye de normal karşılayamayız. Kötülük yapmak istedikten sonra veya zorda kaldıktan sonra her insan da kötülük yapabilir.

Çevre olumsuz özellikleri tetikleyen bir unsur olabilir ama olumsuz taraflarımızı törpülemek için doğru kullanmamız gereken bir aklımız var. Bu akıl sayesinde başkasına verdiğimiz zararın etkisinin kendimize de yansıyacağını düşünebilmemiz gerekir. Düşünemiyorsak aklımız yoktur veya eksiktir zaten ve bu yüzden kötü taraflarımızı da terbiye edememişizdir demektir.

Konuyu şiddete getireceğim. Herkesin içinde farklı seviyelerde de olsa, zaman zaman karşısındaki kişiye karşı zorda kalınca güç yeterliliği yapabileceği bir şiddet duygusu vardır. İçimizdeki şiddeti kontrol edebilme iradesinin güçlülüğüdür bizim insanlığımızı, insanlığa dair erdemlerimizin seviyesini belirleyen. Bir insan içindeki şiddeti, nefreti kontrol edemedikten sonra sevse neye yarar, insan olsa neye yarar.

Peki sadece şiddeti uygulayan mıdır kötü insan? Belki şiddete piyonluk yapanlardan çok, aklını iradeli bir şekilde kullanamayanları kötü amaçlarına alet edenleridir asıl kötü olanlar.

İnsanları şiddete sevk edenler kadar şiddete karşı duyarsız kalanlar da kötü insandır. Çünkü vicdanları olsa, başkasına karşı da olsa şiddete karşı tepki göstermeleri gerekir. Neden tepki göstermezler? Sadece korkaklıkları mıdır duyarsızlıklarının sebebi? Sakın onlar da şiddete inananlardan olmayasın? Belki hangi tarafta olduğunu göstermedikleri için, insanın düşmanının kim olduğunu ve kötülüğün nereden geleceğini bilemeyeceği için bu tür insanlar daha tehlikelidir. Çünkü sen şiddetten kaçarken, ne olduğunu bilmediğin insanlara karşı apansız avlanabilirsin. Tıpkı "Gezi" olaylarında Ali İsmail'in polislerden kaçarken, sıradan vatandaşların engeline takılması, şiddetine maruz kalması gibi.

Benim sadece şu anki değil, genel anlamda iktidar zihniyetine zerre kadar inancım olmadığı gibi, son olaylardan sonra artık daha dikkatli olmam gerektiğini iyice öğrendim. Bir eşcinsel ve bu tür durumları yaşayan biri olarak, iktidar zihniyetinden kendini korumasını ne kadar öğrenebilirsen, hayatta kalma şansının da o kadar yüksek. Mesela homofobik insanlar var. Onlardan kaçman gerekir. Polisler de iktidarın farklı bir birimi olduğu için onlara da güvenmiyorum deneyimlerimize dayanarak. Düşmanlarımızı biliyor muyuz, biliyoruz ama ya bilmediklerimiz. "Yakalayın ibne kaçıyor" dediler mi, hiçbir yere kaçamıyorsun. Çünkü hiç tanımadığın kişilerin homofobi potansiyeli birden ayağa kalkıyor o anda ve bilmediğin ve beklemediğin yerden gelen nefretin kurbanı oluveriyorsun.

Ve bu yapıda-içindeki şiddeti terbiye edememiş ve aklını kullanamayan egosunun kurbanı olan insanlardan o kadar çok ki... Gücü olanlar egemenliğini gösteriyor ama gücü olmayanlar şiddet için fırsat kolluyor. Çünkü insan denen canlının bir şekilde varolması gerekir. Aklını doğru kullanamayanlar da iktidar olarak şiddet yoluyla varolmaya çalışırlar. Çünkü bilmezler ki insanların bireysel olarak varolunca mutlu olabileceğini, düşünemezler, düşünmek için de çaba sarf etmemişlerdir çünkü.

Demek ki bazılarına göre düşünmek daha zor gelebiliyor. Oysa hiç fiziksel güç harcamayacaksın. Sadece vicdanını çalıştıracaksın, empati kuracaksın ve anlamaya çalışacaksın, anlaşmaya çalışacaksın. Zaten anlaşılamayacak bir şey olamaz ki. Herkes gönlünce hayatını yaşamak istiyor. Bırakın yaşasın. O zaman ne nefret olacak, ne de şiddet.

Ali İsmail'in uygulanan şiddetin video görüntülerini izlemedim ve asla da izleyemem. Çünkü ben bir tokat sahnesi olacağı zaman bile televizyonu kapatan bir kişiyim. "Şiddet filmleri niye yapılır, bazıları bundan nasıl ve niye zevk alır?"ın şiddeti sevmelerinden başka bir açıklaması olabilir mi?

Zerre kadar hiddeti, şiddeti olanı bırakın, nazik olmayan bir insana dahi, bana dünyayı bahşetse bile hayatımda gene yer vermem. Çünkü bana uymaz. İnsanlığa aykırıdır şiddete taviz vermek.

İktidarları görüyoruz insanları baskı altında tutabilmek için neler yaptıklarını. Heteroseksist iktidarın en küçük birimi ailelerde erkeklerin neler yaptığını da görüyorsunuz. O ailede yetişenlerin gelecekte neler yapabileceklerini de biliyoruz. O yüzden uymuyor bana bu sistem. Dünyada tek başıma da kalsam şiddet olan bir dünyaya dahil olmak istemiyorum. Çünkü hayatta en büyük korkum şiddet. Bundan daha kötü bir şey olamaz.

Korkum maruziyetlerimden kaynaklanmaktan çok, yapıma ters olmasından. Yaşadıklarımdan kaynaklansaydı, ben de kendimi korumak için şiddet uygulayanlardan olurdum. İstedikten sonra, şiddete ben de şiddetle karşılık verebilirim. Eğer vermiyorsam, bu korktuğumdan değil, şiddetvari olanların seviyesine inmek istemediğimden ve de insanlığımdan ödün vermek istemememden. İktidarlar da, insanlığı olan insanlara karşı güç yeterliliği yapıyor zaten. Çünkü diğerleri, kolay teslim aldıkları kendi tarafındakiler oluyor.

İktidar taraf tutar. O taraf sayesinde iktidar olmuştur zaten. O yüzden iktidardan vicdan beklemek, insanlık beklemek, eşitlik beklemek, hak-hukuk beklemek akıl karı değildir. Yoksa korkaklar iktidar olamaz ki o zaman.

Evet iktidarlar korkaktır. O yüzden şiddetlidir. İktidara gelip de, iktidarı kaybetme korkusu olmayan bir iktidar var mıdır? Amaç sadece insanlığa katkı sağlamak olsa şiddet kullanılmaz. Amaç sadece iktidar olmaktır yapısal eksikliğin tamamlayıcısı olarak.

Zaten insanları yönetmek diye bir şey olmaz ki. Sadece insanlar arasında bir düzen tutturmak gerekir yatay bir şekilde. Birbirinin aklından faydalanarak eksiklerini tamamlayabilirsin, birbirine yardımcı olabilirsin bu düzenin korunması için. Ama sen kalkıyorsun doğaya ters bir şekilide, "tek doğru benimkiler, sen de bunları uygulayacaksın" diyorsun.

Bu iktidardaki kişiler, kendisi ve çevresi dışındakileri küçük de görüyor farkındaysanız. Tutturmuşlar bir yol, nereye gittiklerini bilmediği o yolculuğa herkesi de çıkarmak istiyorlar. Bırakın biz kalmak istiyoruz, siz yolunuza devam edin ama bütün insanların eşit yaşama haklarının olduğunu unutmayın.

Şiddete karşıyız diyorsunuz ama şiddet uyguluyorsunuz. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. İçinde şiddet duygusu olanların iktidar olması diye bir durum söz konusu olabilir mi? Kendilerine benzemeyen herkesin şiddeti hak ettiğine inanıyorlar çünkü.

Peki şiddete maruz kalan bir kişinin, şiddet uygulayana karşı bir daha güveni olabilir mi? Şiddet uygulayanlara güveni olan kişiler de içinde şiddet barındıran kişilerdir. Şiddeti bırakın, başkasına saygısızlık yapan bir kişinin bana karşı kontrollü davranmaya çalışması bile samimiyetsizliğinin bir göstergesidir.

Ben şiddete çok karşıyım. 44 yaşıma kadar hiçbir spor oyunu oynamamamın altında yatan sebep de oyunlardaki insanların topla veya vesaire araçla, kazanma arzusuyla ve hınçla, hırsla oyun oynaması. Belki izlerken bunun farkına varamıyorsun ama oynarken o şiddet duygusunu hissedebiliyorsun. Bugün bunu öğrendim yüzüme gelen sert bir top yüzünden ve soğudum spor oyunlarından. N'oldu sanki o sayıyı alınca. Zaten spor oyunlarına da ters düşüyorum bu yüzden. Ben oynamak için maç yapıyorum ama karşı taraf yenmek için maç yapıyor. Belki spor oyunlarını sadece eşcinseller oynamalı bu yüzden. Yumuşağız ya. Şiddetsiz olacaktır tereddütsüz.

Mesela ben polis olsaydım ve diğer polisler de benim gibi olsaydı şiddetli süreçler yaşanır mıydı? Veya iktidar olsaydım da aynı durum söz konusu. "İnsanlar ne istiyor?" diye sorardım, dinlerdim. Onlar öyle istiyorsa öyle olur. Bunda ne kötülük var ki? Olması gereken de budur. İktidar olmak insanları isteklerine göre yönetmek olmalıdır. Almışsın insanların yarısını ve iktidar olmuşsun, "doğrusu budur" diyorsun. Ya diğerleri ne olacak? İnsan sayılması için illaki sizin gibi düşünüp, sizin tarafa mı geçmeleri gerekiyor?

Şiddet taraftarları bir de duygusal falan oluyorlar ya, ağlıyorlar falan, pişman falan da oluyorlar çıkarlarına ters düşünce uygulamaları... Ne diyebilirim ki ben böyle kişilere. Tamam üzülüyor olabilirler ama herkes için, en ötekisi için de üzülmek gerekmez mi? Üzülünecek olsa şiddet mi uygulanır değil mi? Benimki de laf mı şimdi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder