1 Ağustos 2013 Perşembe

Eşcinseller gettolaşmaktan korkmamalı

Kim ister ki toplumsal yaşamdan izole olmayı hayatın her rengini özgürce yaşamak varken. Adına heteroseksizm dedikleri erkek egemen bir sistem ve kuralları ne yazık ki insanlara sınırlar çizmiş, kurallar koymuş, roller biçmiş. Onun dışına çıktığın zaman ayrımcılığa maruz kalıyorsun, dışlanıyorsun, nefretin şiddetine ve cinayetine maruz kalabiliyorsun çok büyük olasılıkla.

Bu zararlı kalıpsallığı kabul etmeyi koşullanmışlığa-içselleşmeye bağlamak yeterli bir neden olabilir mi, yoksa insani gelişememişliğin bir neticesi mi? Ben ikincisine daha çok inanıyorum. İnsan nasıl yetiştirilirse yetiştirilsin, mutlaka doğruyla, doğayla, insanlıkla tanışır diye düşünüyorum istedikten sonra.

Ben her türlü kategoriye karşıyım ama sistemin oluşturduğu bu sınıfsallık ne yazık ki insanı, kendini korumak adına belli bir yere ait hissetmeye zorluyor. Sen ne kadar herkesle kaynaşıp rengarenk yaşamak istesen de, önüne engeller çıkarılıp bu mümkün olmayabiliyor. Sen de mecburen kendine bir dünya oluşturmak zorunda kalabiliyorsun, belli sınıflara dahil oluyorsun veya yapayalnız kendi kendine yetmeye çalışıyorsun.

LGBT'ler gibi ayrımcılığa maruz kalan en ötekilerin bazıları, mesela kendi kültürel dünyalarında mutlu olmaya çalışmalarının, onları temelli yalnızlığa iteceğini savunuyor. Çok da karşı çıkmıyorum, doğrudur. Ama biz LGBT'leri olduğumuz gibi kabul edecek bir dünya var mı da, mutlu olacağımız kendi dünyamızı oluşturmayalım?

Belki bu kültürel yaşam varoluşuyla dışlansak bile en azında varoluşumuza inandırabiliriz bizi reddedenleri. Bakarsın bizim gökkuşağı dünyamızın barış ve mutluluğu onları imrendirendirebilir bile nefret etmek yerine.

Eşcinsel kültür oluşturmakla da zaten başka bir gezegene ışınlanmayacağız ki. Bulunduğumuz ortamlarda lokalleşeceğiz. Bu ayrıca hem özgüvenimizi arttıracak, hem de bizi yok sayan ve yok etmek isteyenlere karşı bir güç unsuru olarak bizleri koruyacaktır.

Bu özgüven sayesinde daha sağlıkla bir psikolojiye sahip olup, hayattan kopmak yerine daha yaratıcı olup, hayatı daha yaşanılır kılabilir, kendileriyle barışmayanları bu dünyaya dahil ettiğimiz gibi, bize karşı olanların da önyargılarını kırıp, aramıza kaltılmalarını sağlayabiliriz. Sonra da cinsiyetçi sınırlar aradan kalkacaktır mutlaka.

Bugünkü haberde bahsedildiği gibi ben eşcinsel köylerine, kasabalarına, eşcinsel sığınma evlerine, eşcinsel kültür-sanat merkezlerine, kısaca eşcinsellikle ilgili lokal varoluşlara karşı olmadığım gibi, bu sayede farklılıklara katı önyargısı olan heteroseksizme karşı kendimizi güzel ve doğru şekilde ifade edebileceğimiz için çok sıcak bakıyorum.

Heteroseksizm eşcisnelliği öyle kolay-kolay kabul etmeyeceğine göre zaten başka seçeneğimiz de var mı? Öyle yasaların lehimize değişmesiyle, heteroseksist dünyanın arasına dalmakla, biz kendimizi doğru şekilde anlatamadıktan sonra o kadar kolay kabul edileceğimizi zannetmiyorun. Haklarımıza kavuşmak, bizi ötekileştiren davranışlara mecbur bırakmayıp hayatımızı kolaylaştıracaktır ama değiştirilmesi çok zor olacak önyargıları kırmak, bizim yaratıcı ve güçlü yaşam biçimimizle daha mümkün olacaktır. O yüzden gettolaşmaktan o kadar korkmamalıyız.

Hadi gettolaşmayalım diyelim. Parmakla eşcinsel olarak gösterilince kendimizi daha yalnız, daha kötü hissetmiyor muyuz heteroseksist toplum içersinde? Bu daha mı iyi? Birarada olursak, en azından birbirimizden güç alırız moral adına, mutluluğumuz adına. Kendisiyle barışık bir eşcinsel kültüre sahip topluluk olsak, belki homofobiyle mücadeleden başarıyla çıkabiliriz ama şu anda içinde yaşadığımız sistem bize kendimizle barış fırsatı bile vermiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder