6 Temmuz 2013 Cumartesi

Muhafazakarlıkla eşcinsellik yan yana olabilir mi?

Muhafazakar Sivil toplum Kuruluşları, Eşcinsel Onur Yürüyüşleri'nin basında yer almasını genel ahlaka ve öz değerlere saldırı olarak gördükleri için, bu yürüyüşleri haberleştiren basını kınamışlar, hem de şiddetle.

Açıklamalarına bir göz atacak olursak, ne kadar ilkel ve heteroseksistçe olduğunu görebiliriz. Pornografik olduğu için, çocuklarımızın geleceği açısından endişe vericiymiş eşcinsel haklarına dair bu yürüyüş ve görüntüleri. Bir görselliğin pornografik olup-olmadığını belirleyen nedir? Başı örtülü ama dar badi veya kot pantolon giyerek hatları belli olan bir kadının da pornografik olduğunu iddia edebiliriz öyleyse. Kavramlar bakış açısına göre göreceli olacağı için, başı açık veya çıplak bir insan da bana asla pornografik gelmeyebilir. Pornografiyi belirleyen de cinsel açlık, yaşanmamışlık, kendini gerçekleştirememişlik değil midir? O halde pornografi, çatışmaları yatıştırıcı bir görsellik olduğu için kötü bir şeymiş gibi de ifade edilmemelidir. Çünkü pornografiyi doğuran da, lanetlenmesine sebep olan da, ahlak bahanesiyle insanların özgürlüklerinin kısıtlanmasıdır.

Muhafazakar kesimin derdi aslında sadece eşcinsellik de değil, genel anlamıyla cinsellik; İnsanları baskı altında tutmanın temel ihtiyaçlar üzerinden alışılagelmiş, öğrenilmiş en bilinen ve vazgeçilmez yolu. Bir şeylere karşı çıkıyorlar ama neye karşı çıktıklarını, doğaya ve gerçeklere karşı çıktıklarını bilmiyorlar. Bilseler ne olacak ki? Gerçeklerle yüzleşseler, bu sefer kendi savunularını kendi kendilerine çürütmüş olacaklar.

Basını, alınan ahlak kurallarına falan uymaya çağırıyorlar.  O ahlak kurallarını bana, eşcinsellere danışarak mı aldınız? Kendi ahlak anlayışınızı herkese uydurmaya çalışmak hangi ahlaka uyuyor acaba? Zaten dananın kuyruğu da bu tek tipliliği herkese dayatmak istemenizden kopmuyor mu? Sonra da yapılarına uygun yaşamak ve yaşama haklarını isteyenleri marjinal, ahlaksız ilan ediyorsunuz. Çünkü ahlakı sadece baskı için bedene, cinselliğe indirgeyen kişiler olarak gerçek ahlakı bilmiyorsunuz, bilseniz de bilmezlikten geliyorsunuz işinize gelmediği için.

Ben hiçbir zaman, özgürlüğü mağdur ve mındar eden muhafazakar kesimin, inanç özgürlüğü anlayışının taraftarı olmadım. Çünkü doğmalara sığınarak ahlak anlayışının sebebi olan kesimin özgürlük anlayışı tek taraflı ve de bir yere kadardır. Onların özgürlük anlayışını desteklemek kendi bindiğin dalı kesmek, onlara özgürlüğünü teslim etmek demektir. Çünkü din ve muhafazakarlık özgürlükle yan yana gelemez. Çünkü muhafazakarlığın da özgürlük olduğuna inanırsan, doğal özgürlük diye bir şey kalmaz. Doğal özgürlüğe inanırsan, doğmalar yerle bir olur. Bunu bile bile nasıl muhafazakarlardan eşcinselliğe karşı iyi niyetli olabileceklerini bekleyebiliriz de, onların, açıkça söyleyelim hadi, türban ve inanç özgürlüklerinin yanında durabiliriz? Muhafazakarlık bu kadar egemen olmadan önce, kendilerinin mağdur olduğunu iddia eden muhafazakar ve türbanlı kesimlerin dereyi geçtikten sonra yanında duran özgürlükçüleri nasıl şutladığını çok iyi biliyoruz. İktidar da bunun büyük bir parçası değil mi? Herkes özgürlükleri için muhafazakar iktidara inandı da ne oldu?

Bir de şöyle basit bir denklem var; Bu muhafazakar kesim, "eşcinsellik hastalık, sapıklık, günah" derken, nasıl onlardan beklenti içinde olabiliriz veya onların yanında durabiliriz ki? Biz özgürlüğümüz için sadaka dilenen acizler miyiz eşcinseller olarak? İnsanın kendi doğal yapısına sahip çıkmasından başka hak kazanım yolu olabilir mi? Muhafazkarlardan hak dilenmek, haklarımızı onlara teslim etmek demektir. Asıl teslimiyetin kendine, eşcinselliğine inanmayarak sessiz kalmak olduğunu her zaman dile getiriyorum zaten. Eşcinsel hakları için en başta yapılması gereken, kendi içimizdeki eşcinsel karşıtlığıyla mücadele etmek.

O yüzden ben eşcinsellerin kendi hakları için, başkalarının da kendi kazanımları adına samimiyetsiz birlik görüntüsü içersine girmelerini uzun vadede çok da faydalı bulmuyorum. Haa, samimi olarak eşcinselliği (hak bazında) normal olarak karşılayan kesimler olabilir. Onlara da eyvallah! Onların da hak olarak eşcinsellerin yanında durmalarına rağmen, eşcinselliğe samimi bir şekilde inanan olarak yanımızda durduklarına inanmıyorum. Çünkü yaşam tecrübeleri bunun en güzel kanıtı. Ayrıca heteroseksist bir dünyada eşcinsel olmayanların çıkarsız bir şekilde kendilerini ateşe atmaları pek akıl karı değildir. Sonuçta hepimiz insanız, insan üstü varlıklar değiliz. Politik olarak hak kazanım yolları bu şekilde işliyorsa, tabi onu da o şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Lütfen kendimizi daha fazla kandırmayalım artık. Muhafazakarlıkla özgürlük, eşcinsellik asla yan yana olmaz, olamaz, oldurmazlar. Bu ancak mecburiyetten geçici bir protokol fotoğraf karesi olabilir. O da yangını daha da körükleyebilir zıt kutupların birarada bulunmasının yaratacağı çatışmadan dolayı. Muhafazakar STK'ların homofobilerini kusmaları beni asla şaşırtmıyor onlara asla inanmadığım için. Kızmak yerine daha seviniyorum bu tür homofobik açıklamalarına. Çünkü gerçek yüzlerini cümle aleme ifade etmiş oluyorlar. Onlara iyi niyetli yaklaşanlar da derslerini almış oluyor böylece.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder