Dün bir LGBT aktvisti öldürüldü acımasızca dövülerek, haberimiz oldu ama dün bir trans eşcinsel ayrımcılığa, psikolojik şiddete maruz kalarak göz yaşı döktü, haberimiz olmadı.
Bir transseksüeli, hatta bir tane transseksüeli bile bu dünyada hiç kimsenin, hiçbir gurubun, hiçbir kurumun,her ne olursa olsun hiçbir şeyin, hiçbir şekilde sırf cinsel yöneliminden, cinsel kimliğinden dolayı üzmeye hakkı olamaz. Vicdanlarını koşullandıkları heterokapitalizmin gücüyle rahatlatmaya çalışanların ehlileşmeleri, akıllarını başlarına almaları veya kazanılmaları her ne ise işte, üzülerek, ağlayarak, acizmiş gibi bekleyerek, sessiz kalarak asla ve asla mümkün değildir.
Tek dayanakları bilimsellikten çok uzak "ahlak ve kötü örnek" olmak heteroseksistlerin eşcinsellere karşı;
Siz bu kadar zayıf mısınız da kötü şeyleri örnek almaktan korkuyorsunuz, yoksa o kötü dediğiniz şeyleri içiniz de bastırıp yaşayamadığınız için kendisi olabilmiş eşcinsellere karşı hazımsızlık mı çekiyorsunuz? Kime ne zararı var eşcinselliğin, eşcinsellerin? Herkes sizin gibi kendisi olamayanlar gurubuna dahil olup, heteroseksizmin boyunduruğunu boynuna takmak zorunda mı? Herkesi zorla mı kendinize, acizliğinize benzeteceksiniz, benzemeyenleri de öldüreceksiniz?
Bugün haberlerde Ugandalı LGBT aktivisti David Kato'nun öldürüldüğünü öğrendim. Hem de dövülerek hayvanca, vahşi bir şekilde. Ülkenin ulusal gazetesi Rolling Stone aylardır David Kato'nun da dahil olduğu eşcinsellerin fotoğraflarını basıp "Asın bunları!" diye hedef gösteriyordu. Beklenilen oldu! Yoksa amaç bu değil miydi?
"Bizim" bazı milletvekilleri de, gazeteleri de eşcinsellik hastalıktır diye eşcinselliği ifşa ediyor, hedef gösteriyor. Devletin başındakiler ve kitlesel yayın organları bilimsel hiçbir dayanağı olmayan ön yargılarını-homofobilerini herkesin gözü önünde kusarlarsa, bundan cesaret bulan toplum, ötekileştirilmiş farklılıklara hangi gözle bakar dersiniz?
Beş gün önce İran'da iki genç eşcinsel diye recm cezasıyla öldürülüyor, dün Uganda'da LGBT aktivisti evinde dövülerek öldürülüyor ve daha bilmediğimiz neler neler yapılıyor LGBT bireylere ama bilmiyoruz, haberimiz yok, haber verilmiyor, seslerini duyuramıyor eşcinseller; kaale alınmıyorlar, kaale alınmayacaklar çünkü.
Ölümün, fiziksel şiddetin bile hesabı sorulmuyor, psikolojik şiddetin mi hesabı sorulacak ama, eşcinsellerin göz yaşları cinsel yönelimlerinden dolayı akmamalı artık. Buna izin vermemeliyiz. Ağlamak yerine ayrımcılık yapanları elimizden geldiğince uyarmalıyız, mücadele etmeliyiz onlara karşı. Biz ağladıkça onlar bizi zavallı zannediyor, aciz zannediyor ve heteroseksizme karşı kendi mağduriyetlerinin hıncını bizim gibi açık eşcinsellerden çıkartıyorlar acımasızca, hatta zevkle.
Dün bir LGBT aktvisti öldürüldü acımasızca dövülerek, haberimiz oldu ama dün bir trans eşcinsel ayrımcılığa, psikolojik şiddete maruz kalarak göz yaşı döktü. Haberimiz olmadı ama her gün eşcinsellerin her türlü şiddete, ayrımcılığa maruz kaldığını biliyoruz ve susuyoruz. Peki kimin umurunda, umurumuzda mı? İlla ki ölmek mi lazım duyulmak ve kaale alınmak için, kendi canımızın mı yanması lazım umurumuzda olması için? Susmak sadece vahşi sonumuzu erteleyebilir ama kaçınılmazdır. Hatta bu susmalar toplu katliama bile dönüşebilir. Çünkü eşcinsellere karşı işlenen cinayetlerini nefret suçu olarak kabul etmeyen, eşcinselliği hastalık olarak gören ve eşcinsellik kelimesini ağızlarına almayı bile layık bulmayan bir zihniyet var karşımızda.
Bütün olumsuzluklardan kötüler kadar, hatta fazlasıyla sessiz kalanlar, susanlar da sorumludur. Yoksa sizde mi kendisiyle barışamamış-kendisini reddeden, heteroseksizmi dolaylı veya direkt destekleyen-besleyen, çoğulculuktan nasibini alamamış çoğunluğa dahilsiniz?
Akan gözyaşlarımız, akacak kanlarımızın teminatıdır heteroseksizm için. Yazık etmeyelim kendimize, eşcinselliğimize, cinsel yönelimlerimize, cinsel kimliklerimize.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder