Heteroseksizme göre sıradışı bir hayat insanın sıradışı olduğunu göstermez.Doğasına göre yaşadığı için-doğal olduğu için heteroseksizme göre faklıdır.Burada doğal olmayan yani doğadışı olan heteroseksizm söz konusu olmalıdır.
Magazini heteroseksizme aykırı,ötekilere faydalı olabilecek şekilde az da olsa kullanabilen görsel ve işitsel figürlere rastlayınca insan moral buluyor sanki eşcinseller toplu olarak açılımını gerçekleştirmiş gibi.
Ayşgül Aldinç kadınların “adam gibi adam kalmadı” şikayetine bilimsel bir açıklama getirmiş Valerie Solanas’ın “Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu” kitabını baz alarak.Herkesin hayata kadın olarak başladığını,kromozomlardaki bozulmalardan dolayı erkekleştiğini,bu yüzden "eksik etek"liğin söz konusu olmadığını,ancak eksik erkekliğin olabileceğini dile getirmiş.
Zaten eksik ve de sadece erkek olarak devam ettikleri için ötekilere yabancı kalıyorlar ya.Homofobikliğinin sebebi de bu eksikliğinden-kendi cinsine yani erkeklere bastırılmışlığından dolayı galiba.Son yıllarda biseksüelliğin daha yaşanır olmasının sebebi de erkeklik kromozumunun bozulmaya başlamasından veya modern çağın getirdiği özgüvenden kaynaklanabilir.Metroseksüellik,biseksüellik derken herkes kendini bulacak sanırım!
Ayşegül Aldinç'in dediğine göre eşcinsellerin beğeni eşiğinin yüksek olup,erkeklerininkinin düşük olmasının sebebi de bu bozulmuş kromozomlar öyleyse.Eşcinsellerin kromozomları da az bozulmuş ki algıları,empatileri,sempatileri daha yüksek.
Zaten bozuk olan erkeklik kromozomu eğer tamamen yok olursa dünya kadın eşcinselliğine mahkum olacak bu gidişle.Böylece ne eşcinsellik ne de heteroseksüellik kalmayacağı için cinsellikle ilgili problemler de bitecektir.
Cem Adrian'da son albümünde kendi-kendine yani erkek-erkeğe öpüşen resminin kendi yaşam tarzına ters olmadığını,amacının önyargıları kırmak olduğunu,muhabirin sorusu üzerine de ne balık etli ne de zayıf,hiçbir kadını tercih etmediğini beyan etmiş.Bu sanat veya medya dünyasında bugüne kadar ki en cesur çıkışlardan biriydi.
Açık eşcinselliğini itiraf edenlerden bile daha cesur söylem bu.Çünkü ülkemizde eşcinselliğinin gizlisi-saklısı kalmayanlar bile hayali kadın sevgililerinden,ve de onlardan çocuk yapma sevdalarından bahsedip kendi yalanlarına kendilerini inandırmaya çalışırlarken,eşcinsel veya değil bir sanatçının eşcinselliğin(eşcinselliğinin demiyorum) arkasında durması takdire şayandır.
"İnsanlar şaşıracak, yadırgayacak diye sanatıma hiçbir anlamda sınır koyamam" demesiyse işte sanatçı bu dedirtiyor.
Heteroseksizme göre sıradışı bir hayat insanın sıradışı olduğunu göstermez.Doğasına göre yaşadığı için-doğal olduğu için heteroseksizme göre faklıdır.Burada bir tanımlama yapmak gerekirse doğal olmayan yani doğadışı olan heteroseksizm ve onun toplumsallaştırdığı bireylerdir.
Ayşgül Aldinç kadınların “adam gibi adam kalmadı” şikayetine bilimsel bir açıklama getirmiş Valerie Solanas’ın “Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu” kitabını baz alarak.Herkesin hayata kadın olarak başladığını,kromozomlardaki bozulmalardan dolayı erkekleştiğini,bu yüzden "eksik etek"liğin söz konusu olmadığını,ancak eksik erkekliğin olabileceğini dile getirmiş.
Zaten eksik ve de sadece erkek olarak devam ettikleri için ötekilere yabancı kalıyorlar ya.Homofobikliğinin sebebi de bu eksikliğinden-kendi cinsine yani erkeklere bastırılmışlığından dolayı galiba.Son yıllarda biseksüelliğin daha yaşanır olmasının sebebi de erkeklik kromozumunun bozulmaya başlamasından veya modern çağın getirdiği özgüvenden kaynaklanabilir.Metroseksüellik,biseksüellik derken herkes kendini bulacak sanırım!
Ayşegül Aldinç'in dediğine göre eşcinsellerin beğeni eşiğinin yüksek olup,erkeklerininkinin düşük olmasının sebebi de bu bozulmuş kromozomlar öyleyse.Eşcinsellerin kromozomları da az bozulmuş ki algıları,empatileri,sempatileri daha yüksek.
Zaten bozuk olan erkeklik kromozomu eğer tamamen yok olursa dünya kadın eşcinselliğine mahkum olacak bu gidişle.Böylece ne eşcinsellik ne de heteroseksüellik kalmayacağı için cinsellikle ilgili problemler de bitecektir.
Cem Adrian'da son albümünde kendi-kendine yani erkek-erkeğe öpüşen resminin kendi yaşam tarzına ters olmadığını,amacının önyargıları kırmak olduğunu,muhabirin sorusu üzerine de ne balık etli ne de zayıf,hiçbir kadını tercih etmediğini beyan etmiş.Bu sanat veya medya dünyasında bugüne kadar ki en cesur çıkışlardan biriydi.
Açık eşcinselliğini itiraf edenlerden bile daha cesur söylem bu.Çünkü ülkemizde eşcinselliğinin gizlisi-saklısı kalmayanlar bile hayali kadın sevgililerinden,ve de onlardan çocuk yapma sevdalarından bahsedip kendi yalanlarına kendilerini inandırmaya çalışırlarken,eşcinsel veya değil bir sanatçının eşcinselliğin(eşcinselliğinin demiyorum) arkasında durması takdire şayandır.
"İnsanlar şaşıracak, yadırgayacak diye sanatıma hiçbir anlamda sınır koyamam" demesiyse işte sanatçı bu dedirtiyor.
Heteroseksizme göre sıradışı bir hayat insanın sıradışı olduğunu göstermez.Doğasına göre yaşadığı için-doğal olduğu için heteroseksizme göre faklıdır.Burada bir tanımlama yapmak gerekirse doğal olmayan yani doğadışı olan heteroseksizm ve onun toplumsallaştırdığı bireylerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder