Çünkü kim olduğumu biliyorum.Beynimde kendime dair tereddütlerim yok.Eşcinsel olduğumu bildiğim için korkularım yok bana baskı oluşturacak.Riskli bir kimlikte olmama rağmen saldırının nereden geleceğini bildiğim için korkularım sıradanlaştı ve korkmuyorum artık.Hatta bu saldırıların kişinin kendini tanımayıp barışamamasından daha hafif olduğunu kendine ve daha sonra heteroseksizme açıldıktan sonra daha iyi anlıyorsun.Sırtında bir kamburla veya ağır bir yükle ne kadar mücadele edebilirsen,o kadar güçlüsündür,o kadar mücadele edebilirsin homofobiyle ve de en önemlisi kendinle,kendin olmayarak başka bir kimlikle.Kendinle didişmekten hep bir avsındır zaten kolayca alt edilen,yakalanan,kaybetmeye mahkum.O yüzden hep sus-pus ve başı öne eğik eşcinsellerin açık vermemek için eşcinselliklerine dair.Çünkü felaketi-kıyametidir bir eşcinselin yöneliminin ortaya-açığa çıkması.Terk eder evini,barkını,ailesini,memleketini ama kendinden kaçamaz-kurtulamaz asla.Yüzü kalmamıştır kendince topluma bakacak ama aslında sadece maskesi düşmüştür,düşürülmüştür eninde-sonunda düşecek olan,düşse de düştüğünü kendisinden başka herkesin bildiği ama kendisinin bilmezlikten geldiği.Bütün herkes "top!" diye haykırır ama o bunu ülkenin futbol sevdasına bağlarcasına görmezlikten,duymazlıktan gelir çaresizlikten,kendi acizliğinden de.
Hiç mutlu değildir eşcinseller heteroseksizmin cinsiyet-cinsel yönelim ayrımcılığından dolayı,mutlu da olamaz.Çünkü sen ona yani heteroseksizme kendin olamama kozunu verdiğin sürece,o da kendi varoluşu için,her ne sebeple olursa olsun senin kabul edemediğin kimliğini,benliğini sana karşı zevkle kullanacaktır.Çünkü bu dünya "olmak veya olmamak" dünyasıdır.Erkeklerin dünyasıdır.Arada kalmışları,eşcinselleri kabul etmeyecektir.Çünkü heteroseksizmin eşcinselliği kabul ettiği gün,erkekliğin namusunun elden gittiği,heteroseksizmin öldüğü,tarihe karıştığı gündür.
Niye katkı sağlıyoruz peki heteroseksizme kendi yok oluşumuz için?Çaresizliğimiz biraz da bahanemiz olmasın?Bağımlılığımız iki lokma ekmek,bir pantolon-bir ceket ve de kapitalist kariyerimiz mi?Heteroseksizm zaten sizin de içinde olmak istediğiniz dünya mı yoksa?"Eşcinsel olmuşuz ama kurtulamıyoruz barışamadığımız yönelimimizle,bari gizli-saklı yaşayarak görüntü olarak heteroseksüel olalım" diyenlerden misiniz?Geceleri kendini bulan,yaşayarak tatmin eden ve bir daha deşarj anına kadar gündüzleri kendine olan nefretini açık eşcinsellere kusarak tatmin eden homofobiklerden yani!
Ötekilere olan nefretimiz kendimize olmasa,onlardan nefret etmek yerine kazanılmaya çalışılır.Kazanılmaya çalışılmıyorsa,bu kendimizden kaçıştır korkuyla.
Eşcinselliğin korkulacak bir şey olmadığını kabul etmemiz gerek artık.Yaşarken bize zarar vermiyorsa,eşcinsel olarak bilinmek,açık eşcinsel olmak da zarar vermeyecektir.Can güvenliğ ve de maddi-manevi gelecek tehlikeye girebilir ama uzun vadede bu tehlike tamamen kalmayacaktır eşcinsellik normalleşeceği için.Heteroseksizm anormal olduğu için değil normalleşmesinden korktuğu için hiç tolerans göstermiyor ya eşcinselliğe.O yüzden özgüveni olan eşcinsellerin bile cesaretini kırmaya çalışıyor başlarını ezerek.O yüzden nefret cinayetlerine sesini çıkarmıyor,tahrik unsuru olarak fedailerini ödüllendiriyor yaptırım uygulamayarak,yasalarda tanımlamıyor cinsel yönelimi meşrulaştırmamak ve dayanak oluşmasın eşcinsellere diye.
Hadi bugününüzü kurtardınız gizli bir eşcinsel olarak.Yarın sıranın size gelmeyeceğinin garantisi mi var?Hadi siz yaşamayarak,sadece nefes alarak,kendiniz olmayarak size verilen rolü oynadınız diyelim.Ya çocuklarınız,ya yarının eşcinselleri?Sizler de yarınını düşünmeyen heteroseksist eşcinsellerin çocukları olduğunuzu bilmiyor musunuz hala?"Böyle gelmiş böyle gider,burası erkeklerin dünyası ve biz verilenle yetinenlerdeniz" diyenlerden misiniz?Galiba öyle.Çünkü İran gibi bazı ülkelerde eşcinsel yok deniliyorsa hükümet yetkilileri tarafından,bunu söyleyenler değil suçlu olan,onlara bu cesareti veren kendisi olmayan eşcinsellerdir.Oysa dünyada ne kadar insan varsa o kadar eşcinsellik potansiyeli ve de eşcinsel vardır.Çünkü eşcinsellik doğanın bir parçası,bir gerçeğidir.Hiç kimseyi tek bir kategoriye sokamazsak,hiç kimse de tam anlamıyla heteroseksüel olamaz.Ama tabi heteroseksüelliği-erkekliği,aktiflik-etkenlik-yapıcılık olarak tanımlarsan tabi ki heteroseksizmin baskısı ve korkusu yüzünden hiç kimse kendini eşcinsel olarak tanımlamayacaktır.Tanımlayanlara da hasta ve sapık denilecek,ya tedavi edilmeye çalışılacak ya da nefret cinayetine kurban gidecektir.
Doğu kültürlerinde sanki eşcinsellik yok veya görünürlüğüne göre az demek,demokratik batı toplumlarında eşcinsellik yaygın ve eşcinseller çok demek önyargıya sebep olacaktır.Rakam vermek veya eşcinselleri coğrafi olarak sınıflandırmak heteroseksizmi besleyen ayrımcılıktan,ötekileştirmekten başka bir şey değildir "yok edemiyoruz,bari azınlık sınıfına sokalım" düşüncesiyle.Bir coğrafyadaki eşcinsel varoluşu belirleyen,o coğrafyadaki kültür ve de demokrasinin hangi seviyede olduğudur.Sen bana demokrasini söyle,ben sana ülkende kaç tane eşcinsel olduğunu veya diğer ötekileştirilenlerin sayısını söyleyeyim veya hatta hiç yok diyeyim.Kabul gören yüzde 10'luk eşcinsellik rakamını da bir ayrımcılık ve de acizlik olarak görüyorum.Çünkü hiçbir şey ne siyah ne de beyazdır.Bunun adı resmen heteroseksistliktir.Çünkü bu dünya sadece erkek,kadın ve eşcinselden çok fazladır.Çünkü bu doğanın kurallarına aykırıdır.Doğa-tabiat demek de heteroseksist dünya demek değildir.Ama değerlendirmeler heteroseksistler ve korkuttukları tarafından heteroseksist dünya baz alınarak,heteroseksist dünya tabiatmış gibi yutturularak yapılıyor.
Çırılçıplak,savunmasız,korunmaya ihtiyaç duyulmayan,içselleştirlimiş-öğretilmiş kimliklerden sıyrılıp herkesin kendi olduğu,kimsenin kim olduğunun öneminin olmadığı,herhangi birisi olmaya ihtiyaç duyulmayan,ait olunacak güvenlik kandırmacasıyla kendimizi kurban ettiğimiz dünyaların olmadığı,içinde her rengi barındıran,her rengin herkesin içinde olduğu,hiçbir renge yabancı olunmayan,herkesin hiç kimse olduğu,hiçbir kimsenin herkes olmadığı-olmaya ihtiyaç duyulmadığı,herkes doğaya döndüğü için heteroseksizmden kurtarılacak hiç kimsenin kalmadığı,savaşacak-çözülecek hiçbir sorunun kalmadığı,herkesin içinden geldiği gibi,kendi gibi-gönlünce yaşadığı sanat,spor ve bilimin idealize edildiği hatta hiçbir şeyin idealize edilmediği bir dünya daha güzel olmaz mıydı?Bu bizim elimizde değil mi aslında?Heteroseksist egolarımızdan sıyrılmaya önce kendimizden başlayalım,ha ne dersiniz?
Dünya yuvarlak,eşcinseller de yuvarlak erkeklerin-heteroseksizmin kendi ekseninde döndürdüğü ama hayata prizmatik bir şeffafiyette bakarak renklerin uyumlu cümbüşünü görebilirsek sevginin anahtarı her kapıyı açacak,hayat daha güzel ve de kolay olacaktır işte o zaman herkes için ama herkes için,erkekler-erkeklik için bile.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder