O da ailesinin zoruyla evlenmek zorunda kalanlardandı.Otuz yaşına kadar direnebilmişti ailesinin evlilik baskısına.Ailesi "Senin yüzünden insan içine çıkamıyoruz,evlenmezsen evlatlıktan reddederiz" baskısı evlenmekten başka bir yol bırakmamıştı ona da.
Aslında başka bir yol daha var bütün eşcinseller için ama heteroseksizm sebebiyle aile,saygı gibi manevi değerlerin içselleşmesi ve de sığınacak,güven verecek hiçbir limanın olmaması ellerini-kollarını bağlıyor eşcinsellerin.Milyona karşı "Bir" mücadele konumunda oluyorsun.Milyona karşı "Bir" olanların da nasıl ayrımcılığa maruz kaldığını,hatta bu özgürlüğün bedelini değse de canlarıyla ödemek zorunda kaldıklarına geç kalınmış ve de çaresiz bir şekilde şahit oluyoruz.Bu yıldırıcı tanıklıklara karşı heteroseksizmin toplumsal birimlerini karşına almak o kadar kolay olmuyor işte.
Evlilik de bir eşcinselin yaşarken giymek zorunda kaldığı kefeni oluyor.Yaşanamamışlık,yaşansa bile gizli-saklı olduğu için hep deşifre olurum korkusunun yarattığı psikolojik baskı,arkasından yapılan ve kulaklarını tıkasan da gene de duymak zorunda kaldığın dedikodular,yalanlar,aldatmalar,sevgisizlik,saygısızlık,tatminsizlik,asabiyet ve sadece hayaller üzerine kurulu umutsuzca bir esaret yaşam veya adına ne denirse.
Bir eşcinselle bir heteroseksüelin hayatı rutine endeksli bir evcilik oyunundan başka bir şey olabilir mi?Kim ne kadar tatmin ve dolayısıyla huzurlu olabilir ki?Eşcinsel eşlerinden en çok duyduğum laf "Hiç bana ilgi göstermiyor!"Bir eşcinsel bir heteroseksüle ne kadar değil,hiç ilgi gösteremez ki.Hatta heteroseksüel tarafın beklentisi eşcinsel tarafında öfke ve nefretine bile sebep olabilir.Çünkü insanın sevmediği bir kişi tarafından gösterilen ilgiden hiçbir şey daha ağır gelemez ve öfkelendiremez.Sen onu duygusal olarak sevmiyorsundur ve sevmediğin bir kişi tarafından duygusal bir ilgi de kaldırılamaz.
Dışarıdan bakıldığından şiddetli geçimsizliğin yaşandığı bir birliktelik olduğu tahmin edilmeyebilir birebir şahit olmayanlar için.Çünkü bu tür beraberliklerde aşk hiç olmamıştır eşlerin birbirine tolerans göstermesini sağlayacak.(Bu evliliğin olma sebebi de heteoseksist toplumun bir ritüelini gerçekleştirmek için şekilciliğine uymayan eşcinsel tarafın erkekliğini ispatlama,kadın tarafının yaşı eşcinselden büyük olduğu için "evde kalmışlık"sorununa birbirlerini kurban etmeleri.)Birbirleri için kazanılması gerekmeyen hep kayıptırlar,hatta kaçıp-kurtulunması gereken bir gardiyan.Bu heteroseksist parmaklıkların hiçbir zaman açılmayacağına şartlanmışlardır artık.O parmaklıkları kaldırsan bile orada çıkmalarını engelleyecek bir engel olmadığını bildikleri halde engel varmış gibi davranmak zorunda kalırlar.Çünkü dışarıda o engellerden daha sert sözel veya fiziksel ayrımcılıklar vardır insan içine çıkmalarını engelleyen.
Ne duygularını yaşayabilirsin,ne de hayatını.Sevdiğini zannettiklerin bile bu kendin olamamışlığını çıkarları için baskı olarak kullanmaktan çekinmeyeceklerdir.Hayat eşcinseller için açık olmaktan daha ağırdır gizli bir eşcinsel olarak.
Kendi çocuklarının maskarası olmak bile kaçınılmazdır.Onun kızı da daha ilk okula başlamadan küçük bir çocukken bile feminen davranışlarını taklit etmekteydi babasının.Çünkü heteroseksizm çocukları küçük yaşta şekillendiriyordu toplumsal rol kalıplarını sürekli pompalayarak.
Onu görmeyeli bayağı oldu.En son ortak bir arkadaşımızdan duyduğuma göre,onun kızı bir başka çocukla kavga ederken mahallede "Senin anan o."demiş.O.nun çocuğu da "Senin de baban top!"demiş.Zaten eşcinseller kamufle olmak için değil mecburiyetten evleniyorlar.Sadece duymuyorlar,görmüyorlar ve konuşmuyorlar eşcinselliklerini.Toplumun istediği de bu değil mi?Ne olursan ol,ne yaparsan yap ama heteroseksizmin maskesini asla çıkarma yüzünden iki yüzlü olmak pahasına.
Güçlükle ikna edip beraberlik başlattığı sevgilisi evde eşinin ve çocuklarının olmadığı günlerde ıslak saçlarıyla çıkıyormuş onun evinden.Heteroseksizmin göz yumduğuyla yetinmek zorunda kalanlardan o da.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder