1 Ağustos 2013 Perşembe

Yıllarca homofobiklerle yatarak eşcinselliğime ihanet ettim

Eşcinseller eş-cinselliklerini yaşıyorlar ama eşcinselliğe inanmıyorlar. Çünkü eşcinselliğin ne olduğunu da bilmiyorlar. O yüzden her yaşadığım eş-cinsel ilişkiden sonra kendime ihanet etmiş gibi hissediyorum (Eş-cinsellik diye ayrı yazıyorum, çünkü kendi cinsimle kuru-kuruya ilişkiye girmek, benim lügatımdaki eşcinsellik kelimesinin anlamını karşılamakta çok yetersiz kalıyor). Çünkü eşcinsel karşıtı eşcinsel veya eşcinselliğiyle barışamamış kendini erkek zanneden birisiyle ilişki yaşamak ne kadar bedensel olarak beni boşaltsa da, ruhsal olarak kendimi pislik gibi hissettiriyor. Çünkü eşcinsel diyemeyeceğim sırf cinsel tatmin için kendi cinsiyle yatanlar, eşcinselliğiyle barışmış eşcinsel ve cinsiyet kimliğiyle barışmış transseksüelleri sadece cinsel tatmin amacıyla kullandıkları gibi, bir de onlardan nefret ediyorlar. Biz de tatmin oluyoruz ve pişmanlığım kesinlikle seksten dolayı değil, sadece onların nefreti yüzünden. Bu esnada bizim içimizde bir nefret, bir aşağılama, bir küçümseme olmuyor karşımızdaki kişiye karşı ama homofobik eşcinseller hem kendilerinden, hem de beraber oldukları LGBT'lerden ettikleri nefreti resmen hissettiriyorlar işlerini gördükten sonra.

Kendisiyle barışık ve açık eşcinseller dışındaki eş-cinsellerin tamamı, eşcinselliği, transseksüelliği yok sayıyor, varolanları da dejenere buluyor, olmamaları gerektiğine inanıyor. Çünkü, kendilerini de sapıklıklarına engele olamayanlar olarak görüyor bu kendilerine küs eşcinseller. Elde olmayan sebeplerle kendi cinsleriyle sapıklık yaptıklarına inanıyorlar.

Onlara göre eşcinsellerle heteroseksüeller eşit haklara sahipler bu ülkede. Kendi cinsleriyle seks yapabiliyorlar mı? İş tamamdır! Ayrımcılıklardan, nefretten, şiddetten, cinayetten bihaber yaşıyorlar çünkü. Gerçek eşcinsellerin tamamına yakını, eşcinsel gündemden habersiz yaşıyorlar. Kaza sonucu bir eşcinsel, transseksüel cinayeti haberi duyarlarsa da, "açık" olmalarından dolayı ölümü hak etmiş gözüyle bakıyorlar onlara. Çünkü sapıklık olarak gördükleri eşcinselliğin ve transseksüelliğin gizli yaşanması gerektiğine şartlamışlar kendilerini.

Bu ülkede açık eşcinsellik, transsekssüellik nefret cinayetine kurban edebilir bizleri ama kapalı olmamız, gizli olmamız nefreti ve etkilerini azaltıyor mu? LGBT'lerin eşit yaşama koşullarına kavuşamamalarının sebebi bu gizlilik değil mi? Nefret cinayetlerinin sebebi, dolaylı da olsa bu kendimize olan inançsızlığımız değil mi? Ama eşcinsellerimiz, transseksüellerimiz, tüm LGBT'lerimiz bunun bilincinde bile değil. Bilincinde olanların sayısının yetersizliği de, eşcinselliği, transseksüelliği ve tüm LGBT'lerin yaşam biçiminin genel yaşam kültürüne dahil edilmesini sağlayamıyor.

Eşcinselliği, transseksüelliği, biseksüelliği... hayata utanılmayacak şekilde geçiremedikren sonra, cinselliğini yaşamışsın neye yarar. Hayatta cinselliğini benim kadar özgür yaşayanların sayısı o kadar fazla değildir sanırım ama bu beni eşcinsellik konusunda zerre kadar özgür hissettirmiyor. Bireysel olarak cinsellik konusunda dibine kadar özgürüm ama eşcinseller eşcinsel olarak sosyalleşemedikten, haklarına heteroseksüeller kadar kavuşmadıktan sonra bunun adı ne kadar eşcinsellik sayılır acaba? Eşcinsellik denilince sadece nefret, yani homofobi akla geliyor. Bir de gizli yapılan ahlaksızlık. Bu mu dur eşcinsellik, bu mu olmalıdır?

Ne mi tavsiye ediyorum? Eşcinselliğiyle barışamayan homofobik eşcinselleri, açık eşcinsellerin yataklarına sokmamalarını. Belki gizliliğe, mahremiyete tapan eşcinseller, ya birbiriyle işlerini görerek eşcinsellikleriyle barışırlar, ya da kendi nefretlerinde boğulurlar veya hetero-hetero yarım-yamalak yaşayarak idare eder giderler. Artık kimsenin, bastırdığı cinsel yönelim gazını almak yükünün altına girmek istemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder