31 Ağustos 2013 Cumartesi

Hak verilmez, hakka sahip çıkılır!

İstanbul Beyoğlu Belediye Başkanı, gökkuşağı rengine boyanan merdivenleri griye boyayanların kendileri olduğunu itiraf etmiş. Sosyal medyada dediğine göre çevreyi güzelleştirmeyi kendileri de istiyormuş ama bu tür projelerin diğer vatandaşlar tarafından da kabul edilmesi için kendileriyle paylaşılması gerekiyormuş.

Peki bu tür projeler uygulanmadan önce yönetimlere bildirilse kabul görür mü? Kanımca hayır. Özellikle "Gezi" olaylarından sonra her şeyi isyan olarak algılayan bir düşünce hakim yönetimlerde. Beyoğlu Belediyesi'nin geri adım atıp, merdivenleri griye kendilerinin boyadığını itiraf etmesiyse, halkın tepkisinden dolayı. Yoksa vatandaş tepki göstermeseydi ve de gökkuşağına boyanan merdivenleri griye boyayanların belediye olduğu fotoğraflanıp sosyal medyada paylaşılmasaydı, nasıl gökkuşağı renkleri gri renkle kapatıldıysa konu da kapanacaktı ve belediyenin merdivenleri renklendirmek gibi bir çabası olmayacaktı. Şimdi vatandaşın projesinden prim yapmak için vatandaşa şirin görünmeye çalışıyorlar.

Aslında yönetimler yanlış uygulamaları çıkarlarına, ideolojilerine uygun olarak bile bile yapıyorlar. Vatandaş korkutulup sesini çıkartmazsa yanlış uygulamalarına hızla devam ediyorlar. Ne zaman tepki gördüler mi geri adım atıyorlar ve yaptıkları yanlışlara çeşitli bahaneler uyduruyorlar. Bir uygulama yanlışsa niye yapılır? Vatandaşın tepki mi göstermesi gerekiyor yanlış olduğunun farkına varılması için? Bu durum farkında olup olmamakla kesinlikle alakalı değil. Kendi zihniyetlerini vatandaşa kabul ettirip ettirmemekle alakalı. Bile bile yanlış yapmak ve sonra geri adım atmak! Böyle bir zihniyet nasıl vatandaştan inanç ve güven bekleyebilir?

Bunda sadece yönetimler suçlu değil, yönetimlere o cesareti veren çoğunluk da suçlu. Yoksa yönetimler tepkiyle karşılaşacağını bilse niye iktidarını riske etsin ki. Vatandaşlar yönetime dahil olmayı öğrenmedikten sonra, keyfi şekilde yönetilmeye mahkumdurlar. Haklarımızı yönetimlerden beklemek yerine, haklarımıza sahip çıkarsak ve bunu yönetimlere gösterirsek, yönetimleri de demokrasi doğrultusunda değiştirebilir, haklarımızı daha kolay geri alabiliriz. Aslında her şey insanların kendi elinde. Yoksa "Burası şu coğrafya, buranın kültürü şu" diye insanlık haklarımızdan fedakarlık yaparsak, insanlığımızı hepten yitirebiliriz.

Mesela şu anda bayrağı gökkuşağı renklerinden oluşan eşcinseller yasal veya toplumsal olarak yok sayılıyor, hatta yok edilmeye çalışılıyorsa, bunun baş sorumlusu eşcinsellerin eşcinsellikleine inanmamaları ve haklarına sahip çıkmamalarındandır. Bunun başka da bir açıklaması yoktur. Çünkü heteroseksist bir dünyada yaşıyoruz ve eşcinseller haklarına sahip çıkmadıkları sürece, kimse eşcinsellere hakkını vermeyecektir. İnsan haklarının sahiplerine iade edilmesi her konuda, her kesimde mağdurların haklarına kendilerinin sahip çıkmasıyla mümkün olmamış mıdır? Eşcinsel haklarının elde edilmesinin de, eşcinsellerin haklarına kendilerinin sahip çıkmasından başka bir yolu yoktur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder