Her neyse, Dünya Grand Prix turnuvasının Hong Kong ayağında Filenin Sultanları ikide iki yaptı şimdilik. Geriye Çin kaldı. Ankara ayağında Japonya'ya 3-1 çarpılmıştık. Keşke 1 set daha alıp 1 puan koparabilseydik. Çünkü turnuvada 20 takım olunca, sıralamada, ileride bir sayıya bile ihtiyacımız olabilir. Şu anda genel sıralamada 9 puanla 6. sırdayaız. İlk 5'e kalınca finallerde oynamaya hak kazanacağız.
Bugünkü Çek maçının ilk setinde Avrupa'dan yeni bir güç daha mı çıkıyor dedim. Çünkü 6-7 fark atmıştı Çekler bize. Sonra Neslihan'ın akıl dolu oyunuyla vermek üzere olduğumuz seti aldık.
Neslihan'a bir parantez açmak istiyorum. O bence sadece Türkiye'ye değil, dünyaya gelmiş en büyük oyuncu. Neden mi; Çünkü bazı ülkeler spora önem verir, bazı sporcuların boy gibi fiziksel özellikleri olabilir doğuştan avantaj sağlayan ama Neslihan spora yeteri kadar önem verilmeyen bir ülkede 1.87'lik boyu olmasına rağmen, akıl dolu oyunlarıyla bir dünyanın en büyük yıldızı olmayı fazlasıyla hak ediyor. Son ana kadar smaç mı vuracağını, plase mi yapacağını, topu nereye göndereceğini karşı taraf anlayamıyor. Zaten düz vuruşlarıyla kolu ne kadar güçlü olursa olsun, bir oyuncunun bloklanma ihtiyacı her zaman mümkündür. En fazla block-out yaptırabilirsin. Tabi onu da küçümsemiyorum, o da ayrı bir marifet. Ve Neslihan 10 senedir dünya voleybol sahnesinin zirvesinde. Kimler geldi-geçti ama o hala 1 numara.
Eda sakatlığı sebebiyle Milli Takım'da yok. Bahar da dengesiz bir performans sergiliyor; Bazen çok kötü, bazen dünya standartları üstü. Ama bu da tabi riskli bir durum. Dünya voleybolu artık ortadan kısa paslarla hızlı oynanırken, bizde hem bu eksikliğin, hem de bloğun olmaması takımı yatırıyordu (Bu maçta 15 blok yapmamızsa beni şoke etti). Neyse ki, FB'de istenilen performansı yakalayamayan Ergül, ne Baharı, ne de Eda'yı aratıyor. Bahar'ı resmen ilk 6'dan düşürdü. Büşra da ligdeki performansını, özellikle servisteki performansını gösterememesine rağmen tek ayağını geliştirerek Eda'nın boşluğunu dolduruyor.
"Orkestra şefleri"ne, özellikle Naz'a diyeceğimiz bir şey yok zaten. Öldürülemeyen ve geriye dönen her topu bulunduğu noktadan her oyuncuya paslamasını biliyor. Özge ve Asuman değişik oyun sitillerini yeri geldiğinde kullandığımız pasörlerimiz.
Gözde'ye zaten kim laf söyleyebilir ki? Takımın adeta dinamosu. O olmasaydı Milli Takım bu başarıyı yakalayabilir miydi bilmiyorum. Esra Milli Takım'ı bıraktı ama Gözde gibi defansla sırtımız yere gelmez. Milli Takım'ımımızın bir avantajı da 4 numaraya sırtımızı yaslamamız. Çünkü Neslihan'dan başka sağlam bir pasör çaprazı çıkaramadık daha. Polen de çok iyi ama 4 numaralarımız kadar garanti değil daha. Diğer 4 numaralarımız ise "Maradona" Neriman ve Seda Tokatlıoğlu. Neriman sakat haliyle bile durdurulamadı bugün. Seda ise dünkü maçta kolunu ne kadar güçlendirdiğini gösterdi bize. Vurduğu toplar seyircilerin bulunduğu noktaya sıçrıyor ses çıkartarak. Güldeniz desen o bir dünya mucizesi. Ligde olduğu gibi zor anlarda takıma dahil olup geride bulunan takımı öne geçirmesini biliyor servis, defans ve smaçlarıyla kısa boyuna rağmen.
Gizem de libero olarak Akdeniz Oyunları'ndaki kötü performansını bu turnuvada fazlasıyla affettirdi. Demek Gizem'e o kadar güveniliyor ki, tek liberoyla yedeksiz oynatılıyor şu anda takım.
Bir de Aslı Kalaç çıkmış. Daha 17 yaşında ve 1.83'lük boyuyla orta mevkide görev yapıyor. O servisler neydi öyle. "Cuk" diye oturtuyor.
Ne diyeyim; Yolunuz açık olsun kızlar. 2003'teki yakaladığımız ivmeyi, o dönemdeki jenerasyondan sonra yakalayabilir miyiz diye endişelerim vardır ama şu anda kalmadı. Voleybol Kadın Milli Takımımız artık ilk sıralardan hiç düşmez diye düşünüyorum.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder