Ahlak, bir devlet poltikasıdır!
Öncelikle altını kalın ve kırmızı çizgiyle çizeyim. Her ne şekilde olursa olsun cinsel suçların karşısındayım. Hatta şiddete maruz kalmalarımın bazıları, karşımdaki kişinin karakterini beğenmeyip hayır dediğim içindir. Bir kere, bana, hiç kimse, beni cinsel nesne olarak görüp, istediğini yaptıramaz. Öncelikle "bunu" benim istemem gerekir. Haa, gönülsüz seks yaptığım olmamış mıdır? Karşımdaki iyi bir kişi olduğu zaman katlandıklarım olmuştur. Ama cinsiyetçi birinin eşcinselliğe küçümseyici bakışını veya bana karşı uzun veya kısa vadede art niyetli olabileceğini, zarar verebileceğini hissettiğim an her şeyi göze alarak "hayır" demesini bilmişimdir. Zaten bir insan kötüyse ve sana zarar verecekse, işini gördükten sonra da zarar veriyor. Hatta bu yüzden daha savunmasız, daha aciz kalabiliyorsun pozisyonundan dolayı. Bari en baştan kendini kurtarma fırsatın olabilir. Hani zorda kalınca "ver gitsin" düşüncesi vardır ya, öyle zannedildiği gibi güvenilir bir kurtarıcı olmayabiliyor. Özellikle eşcinselsen. Çünkü homofobi denilen bir gerçek var insanları kendilerinden bile nefret ettiren ve bu nefretin cinayetle akıtılmaya çalışıldığı.
Asıl konumuz cinsel suçlara gelirsek. İnsanların yasalarla, yaptırımlarla cinsel suçların önüne geçmeye çalışması, bana o kadar sağlam bir güvence gibi ve de samimi bile gelmiyor. Neden mi? Çünkü cinsel suçlar, cinsellik namus meselesi, tabu olduğu ve diğer temel ihtiyaçlar olan yeme-içme, uyku vesaire gibi özgürce, utanmadan, ayıp karşılanmadan yaşanmadığı sürece işlenmeye devam edecektir ve de yaptırımlar cinsel dürtülerin önüne geçemeyecektir. Sen kalkıyorsun cinselliği ahlaksızlık sınıfında değerlendiriyorsun, insanların bunu özgürce yaşamaması için koşullandırıyorsun, sonra da cinsel suç işlenince cezalandırmaya çalışıyorsun. Bir işe yarar mı bu? Yarasa bile ne kadar yarar? Cinsellik ahlak sınıfında değerlendirildiği sürece, herkes potansiyel birer cinsel suçludur oysa. Çünkü yaşanamamışlıklar olduğu sürece veya yaşansa bile gizli yaşandığı sürece insanlar hep kendilerini cinsel konuda tam doyuma ulaşamamış hissedecektir. Beden doysa bile göz aç olacaktır hep.
E, heteroseksizmin işine de gelmez cinselliğin özgürce yaşanıp suç unsuru olmaktan çıkması. Çünkü insanları yola getirmenin en güçlü yolu, temel ihtiyaçlar üzerinden onu kontrol altına almaktır. İnsanlarda da iktidar olma sevdası geçmediği sürece, cinselliği ahlak sınıfında değerlendirilmeye ve de cinsel baskılar devam edecektir. Ne zamana kadar? Cahiliye devri sona erene kadar, bilimsel bilgiye inanana kadar.
Eğer cinsellik ahlaksızlık sayılmasaydı ve özgürce yaşansaydı, eşcinsel karşıtlığı, homofobi de olmayacaktı. Çünkü insanlar cinsel suçlarla eşcinselliği bağdaştırarak homofobiyi pekiştiriyor. Bu yüzden eşcinsellere potansiyel ahlaksız ve suçlu gözüyle bakılıyor. Oysa eşcinseller cinsel suçlarda sadece mağdur konumundalar. Bu bilinmiyor mi heteroseksist sistem ve yöneticileri tarafından. Bal gibi de biliniyor. Eşcinselliğin heteroseksüellik gibi doğal bir yönelim olduğu da biliniyor. Bilmeyen cahiller yok mu? Çoğunlukta hem de. Ama buna rağmen hukuksal statüde eşcinsellerin de her türlü eşitlik haklarının olduğu biliniyor da, bilmezlikten geliniyor. Çünkü eşcinsellik yasalarda tanımlanırsa ve tanınırsa, eşcinseller açıkça cinsel yönelimleri yüzünden güvence altına alınırlarsa, heteroseksizmin baskıya dayalı kuralları ihlal edilmiş olur. Eşcinsellere özgürlük verilirse, heteroseksüellere de özgürlük geleceğini ve kimseyi baskı altında tutamayacaklarını çok iyi biliyorlar. Yoksa gerçekten, "başkasının günahından bana ne?" diyen müslüman bir toplumda, başkasının cinsel yönelim günahı pek o kadar kimsenin umrunda olmaz. Velhasıl, cinsellik gibi temel ihtiyaçlar üzerinden hasıl olan ahlak da öyle zannedildiği gibi insanlığa dair bir erdem değil, iktidardakilerin bir bahanesi, insanları baskı altına alabilmek için en temel politika aracıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder