Çalışma hayatım bittikten sonra imkanlardan, fırsatlardan istifade aktif olmaya çalışıyorum yaşım elverdiği ölçüde. Mesela bisiklet biniyorum. Tenis, pinpon, badminton derken en çok severek izlediğim voleybol oynama fırsatı yakaladım bu sıralar. Ülkemizde köylerde bile oynanabilen bu oyunla ben 44 yaşında buluşabildim ne yazık ki. Ve çok zor olduğuna şahit oldum. Öyle izlendiği gibi kolay bir şey değilmiş. Hele o servisleri öyle fileden geçirmek... Resmen güç-kuvvet istiyor. Ya manşet alanların pasöre nokta top iletmesine ne demeli. Çünkü sana gelen sert toplar fırlayıp gidiyor. Aslında her şeyi zor voleybolun. Tabii belli bir fiziksel üstünlük de gerektiriyor ayrı mesele. Ama gene de çok zevkli. Neden derseniz, çok efor sarfediyorsun güç gerektirdiği için. Kısaca zor ama zevkli. bakalım nereye kadar devam edecek bu maceram da. Bugün manşet alırken dizimin kemiği acımış yere atlayınca.
Bu yazıyı yazma sebebime gelince. Voleybolu çok sevdiğim için sıkı bir izleyiciyim. İnsan ister istemez fanatikleşiyor ve oyuncuları, sanki voleybolun zorluklarını biliyormuş gibi acımasızca eleştirebiliyor. Bu saatten sonra tek bir kelime bile etmeyeceğim ve bugüne kadarki eleştirilerimden dolayı da bütün voleybolculardan özrü diliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder