Fransa eşcinsel evliliği kabul eden 14. ülke oldu. Eşcinsellerin evlenmesinin sadece heteroseksüeller gibi karı-koca olmak arzusundan ibaret olmadığının altını çizelim. En azından Batı'da böyle değil. Heteroseksüellerle eşit olarak sosyal haklardan faydalanabilmek için evlilik hakkı istiyorlar.
14 ülke ve bazı ülkelerin bazı eyaletlerini düşündüğümüzde eşcinsel evliliği kabul eden ülke sayısı dünya üzerindeki 200 ülkeye göre belki çok sayılmayabilir ama az da sayılmaz. Küreselleşen dünyada, hiç kimse haklarını eskiden olduğu gibi geriden takip etmeyecektir artık ve çok kısa sürede bütün dünya ülkeleri eşcinsel haklarını tanımak zorunda kalacaktır. Çünkü tanımayanlar yalnız bırakılacaktır, tıpkı eşcinsellerin dışlandığı gibi, bu sefer haklı gerekçeyle eşcinsel karşıtları dışlanacaktır. Bir de hangi ülkelerin eşcinsel evliliği kabul ettiğini düşündüğümüzde, demokratik oldukları için bazılarına göre normal gelse de, genel anlamda normal olsa da, bana göre çok anlamlı ve önemli. Çünkü demokratik olmayan toplumlar referans gösterilmiyor eşit ve özgür yaşam için. İnsan haklarına daha saygılı olduğuna inandığımız toplumlarda en ötekileştirilmişlere haklarının teslim edilmesi, hem eşcinsellere cesaret verecek, eşcinsel karşıtlarına da ders olacaktır.
Ötekileştirilmiş demişken, ben eşcinsellere veya dışlanan diğer kesimlere öteki denmesine karşıyım. Çünkü biz eşcinseller öteki değiliz, bize karşı olanlar tarafından ötekileştirilmişiz. Niye ötekileştirilenlerin gözünden bakarak öteki sayalım kendimizi ve ötekileştirenleri onaylayalım.
Fransa 6 aydır ikiye bölünmüş vaziyetteydi eşcinsel evliliği isteyenler-destekleyenler ve karşı çıkanlar olarak ve demokrasi, eşitlik, özgürlük, insan hakları kazandı sonunda. Karşı çıkanlar kimlerdi? Muhafazkarlar ve dindarlar. Bu tutucuların ne derdi var acaba başkalarının özel hayatlarıyla? Size ne eşcinsellerin nasıl yaşayacağından? Vergiye geldi mi eşcinsellerden almasını biliyorlar, ama sıra eşitliğe-özgürlüğe geldi mi ahlakçı kesiliyorlar. Doğaya ve insan haklarına karşı gelenler nasıl insanlar gerçekten?
Dünya üzerinde eşcinsel evliliği kabul eden ülkelere baktığımızda, 9 ülkeyle Avrupa kıtası başı çekiyor. Bu da demokrasinin beşiğinin neresi olduğunu gösteriyor. Diğer kıtalardaki eşcinsel evliliği kabul eden ülkeler de zaten Avrupa kökenli sonuçta. İşin tuhafı ne biliyor musunuz? Avrupa burnumuzun dibindeyken, hatta kendimizi Avrupalı sayarken, nasıl oluyor da bu kadar demokrasi özürlü olabiliyoruz? Edirne'ye gelince insan hakları "zınk" diye kesiliyor. Hatta eşcinsellik, Avrupa hastalığı olarak görülüyor. Lafa geldi mi mangalda kül bırakmayız, insan haklarına geldi mi ahlakçı kesiliriz.
Oturumdan önce tehdit mektubu alan Fransa Meclis Başkanı'nın, eşcinsel evlilik yasasını protesto edenlere verdiği cevapsa ayakta alkışlanacak cinsten."Bu aşırıları çıkarın buradan. Demokrasi düşmanlarının bu çatıda yeri yok. Demokrasi aşıkları bu çatıya gelsin."
Sahi demokrasi düşmanlarının meclislerde yeri olabilir mi? Oysa bizim Meclis'in büyük çoğunluğu eşcinsel düşmanı! Nasıl yer alabiliyorlar Meclis'te anlayamıyorum. Demek ki bizim kültürümüz demokrasi düşmanı. Oysa eşcinsellik de demokrasiye dahil, hatta demokrasinin en olmazsa olmazı, insana ait en temel gerçektir. Nasıl bu idrak edilemez ki? İnsanın cinsel yöneliminin tanınmadığı, yok sayıldığı bir demokrasi ne kadar demokrasidir? Olsa-olsa heteroseksist bir demokrasidir sadece heteroseksüelleri tanıdığı için. Bakanlar, Başbakanlar da öyle söylemiyor mu? "Bizim kültür ve ahlak anlayışımıza terstir eşcinsellik." Yani ahlak var ama eşcinsel hakları, yani eşcinsellere dair insan hakları yok. Çünkü "onlara" göre eşcinsellik olmamalı.
Fransa Meclis Başkanı'nın eşcinsellere hitabı da çok güzel; "“Eşcinsel gençlerimize sesleniyorum. Kaliteleriyle, yetenekleriyle, eksikleriyle, fazlalarıyla onlara toplumun bağrını açıyoruz. Umutsuzluklarınızı süpürün. Başınızı dik tutun. Bu toplumda sizin de herkes gibi hakkınız var.”
"Bu toplumda sizin de herkes kadar hakkınız var!" Türkiye'de eşcinsellerin hakkıysa, sadece heteroseksüel oldukları-göründükleri sürece var. Yani eşcinsel hakları da yok, eşcinseller de yok sayılıyorlar. Ben Başbakan olacağım da, hükümet kuracağım da, kültür ve ahlak bahanesiyle insan ait bir gerçeği yok sayacağım! O koltukta bir gün bile oturmam. İnsan haklarına inanıyorsan, herkese eşit şekilde davranacaksın. Yok inanmıyorsan, o zaman demokratik bir cumhuriyet olarak tanımlamayacaksın kendini. Ahlak ve geleneklerle yönetilen bir ülke mi Türkiye? İktidar olan "ben buyum, ben şuyum" diyecek ama eşcinsel olarak ben yok sayılacağım.
İnsanların, insanlık hakları gasp edilerek, aslında fuzuli yere insanların ömürleri tüketiliyor. Bırakın insanlar yapılarına uygun yaşasınlar. Nasıl "Ben heteroseksüelim ve insanların haklarının nasıl olacağına ben karar veririm" denilebilir ki? Çoğunluk heteroseksüel görünebilir olabilir ama ben değilim. Ahlakçılığınızı kendi üzerinizde deneyin. Herkes sizin gibi olmak zorunda olmadığı gibi, kendi yapısına uygun olarak doğduğu topraklarda yaşama hakkı da vardır. Krallık'ta mı yaşıyoruz biz?
Eşcinsel karşıtı 400 belediye başkanı üç yıl hapis yatma ve 45 000 Euro para cezasını göze alarak nikah kıymayacağını söylemişler. Geçmiş olsun! Eşcinsel karşıtlarının yolu, demokrasiye varınca son bulur çünkü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder