26 Kasım 2010 Cuma

İşsiz Eşcinsellere Müjde!

Heteroseksist toplumlarda eşcinseller işsiz ve aç kaldıkları için fuhuş yaptıkları halde aşağılanırlar,dışlanırlar ama kimlerle ne için fuhuş yaptıkları sorgulanmaz.

Almanya'da ayrımcılığı önlemek için iş başvuruları,açılımını ve anlamını bilmediğimiz halde ama ne işe yaradığını 40 yıllık profesyonel gibi bildiğimiz-çaresizce biliyormuş gibi yaptığımız,herşeyde olduğu gibi öğrenme tembelliği yapıp telaffuzunu yeterli bulduğumuz CV yani "Curriculum Vitae" yani kelime anlamıyla "hayat rotası" yani-yani geçmiş deneyimlerimiz ve gelecek planlarımız isimsiz yapılacakmış.İsimden başka yaş,cinsiyet,doğum yeri ve medeni durum gibi kimliğe dair bilgiler de yazılmayacakmış fotoğrafın da koyulmadığı belgeye.Proje şimdilik pilot bölgelerde başlatılsa da önemli resmi ve özel bir çok kurum katılıyormuş çalışmaya.
İnsan tebessüm ediyor uzaklarda gerçekleştirilen demokratik mücadeleleri görüp,içinde yaşadığımız içselleşmiş muhafazakar kültürün şekilciliğini ve ayrımcılığını birebir yaşadıktan sonra.Geleneksel kültürü normalleştirmiş,heteroseksüel olmasa da heteroseksistleşmiş bireylerimiz de bu imrenilmesi gereken insan hakları örneklerini savunduğun zaman,kendi beyinlerine ördükleri "nereden biliyorsun doğru olduğunu,gittin gördün mü,oranın da buralardan bir farkı yok,hem burası Türkiye" duvarını senin önüne de koyuyorlar yıkılmaz bir şekilde.

Birey olunamayan insan haklarının ihlal edildiği ve ayrımcılığın bile-isteye yapıldığı donanımsızlığın getirdiği özgüvensizlikten dolayı oluşan anti demokratik toplumlarda,sadece anlık aidiyet kaygısı değil de "gelecekte ya ben de işsiz-güçsüz kalırsam" kaygısıyla "ortada" kalmamak için ön yatırım amacıyla önce eşine-dostuna-akrabasına kadrosunu açıyor,kadro yaratıyor gerekirse ötekilerin aç kalması pahasına,işlerin "dayı"ların beceriksizleri! yüzünden ağır-aksak yürümesine ve iflas etmesine rağmen."İnsanlar hak ettiği yaşamı yaşar" derler ya,bu aslında "hak etmediği yaşamı yaşatırlar" demekten başka bir şey değildir "bizim" gibi gelenekçi toplumlarda.

Bir isim diyip geçmemek gerekiyor.İsimsiz iş başvurusu demek demokrasinin tepe noktası demektir belki şu an için."Kim","Ne","Nasıl" olduğun bilinmeden,ayrımcılık yapılmadan sana eşit yaşama hakkı fırsatı sunulmasıdır.Rüya gibi bir şey böyle bir proje ülkemizde eşcinsel olduğun için askerden işe,aileden okula hatta sokaklara kadar nefretle ayrımcılığa maruz kaldığını düşündüğün zaman.

Eşitlikçi bir yaşam biçiminin her toplumda faaliyete geçmemesi için bir neden yoktur.Hiç kimse güç yeterliliğiyle eşitliği engelleyemez.Yeterki bu adaletsizliğe çanak tutan zihniyetler olmasın.Tabi bu küçük veya büyük karşılıklı bir çıkar meselesi,temelinde de vicdan yani vicdansızlık meselesi,bilgi donanımsızlığı meselesi.

Kimse "ben şu oldum,ben bu oldum,işte bir çok alanda istihdam yarattım" diye keyfi bir şekilde adaletsiz davranma hakkına sahip olamaz.Sen bir kıvılcımı ateşlemiş olabilirsin ama,onun büyümesi senin küçük gördüğün,ayrımcılık yaptıkların tarafından olduğunu unutma!En basit örneği,adam iş verendir,işçisini karın tokluğuna,pardon açlığına çalıştırır,kendisi krallar! gibi yaşar,yeri geldiğinde kapı önüne koyar,yeri geldiğinde yalakalarına her türlü ayrıcalığı tanır,sonra da demokrat kesilip "insanlar hak ettiği yaşamı yaşar" der.

Hele heteroseksizmin çok bariz olduğu toplumlarda cinsiyet ayrımcılığı yüzünden vicdanlar çok rahattır eşcinseller erkek veya ikinci sınıf da olsa kadın bile olmadıkları için.Aç kalmaları,cinayete kurban gitmeleri kimsenin umrunda değildir.Hatta eşcinsellere göre bile bir işverenin eşcinseli,cinsel yöneliminden dolayı işe almama hakkı olabilirmiş kendini,geleceğini düşündüğü için erkek egemen bir toplumda.O zaman herkesin çıkarlarını korumak amacıyla ayrımcılık yapma hakkı var demektir bu! Bunun yanlış olduğunu illa ki kendin işsiz kalınca,kendin aç kalınca,kendin darpa ve cinayete maruz kalınca mı anlaman gerekiyor a benim heteroseksist eşcinselim!

Mağdur olana "hak ediyordur" psikolojisiyle duyarsız kalmak,duyarsız kalanların aslında mağdur olmamak için kendini korumak amacıyla "potansiyel mağdur" olduklarını da gösterir.Sanki bulaşıcı bir hastalıkmış gibi veya konumlarına zarar vereceklermiş gibi genellikle mağdur olanlara tiksintiyle bakılır,manevi tatminler için de çadır mutfaklar kurulur sadece karınları doyurulur.Kimsenin işine gelmez uzun vadeli istihdam veya sivri sinekleri tamamen yok etmek için bataklığı kurutmak.Çünkü herkesin belini doğrultup ayağa kalkması,sonradan görmelerin,görgüsüzlerin,komplekslilerin işine gelmez "ya geldiğimiz yere geri dönersek,ya biz de mağdur olursak" korkusu yüzünden.

Onlar kısa vadeli düşünen yaşamlardır.Sadece yaşadıkları dönemi düşünürler.Geçmişte ne olmuş,gelecekte ne olur diye düşünmek istemezler.Var oluşları için acımasızlık önemli değildir,hatta olmalıdır.Acınması gerektiği kadar ve zaman acınmalıdır kişisel psikolojik tamirler için.Bu eşitsizliğin,dengesizliğn,adaletsizliğin eninde-sonunda kendilerine döneceğini düşünemeselerde,başlarına gelince hak ettiklerini düşünmezler de nerede yanlış yaptık diye düşünürler adaletsizliklerinde.

Heteroseksist toplumlarda eşcinseller işsiz ve aç kaldıkları için fuhuş yaptıkları halde aşağılanırlar,dışlanırlar ama kimlerle ne için fuhuş yaptıkları sorgulanmaz.Çünkü egemen sistemin varoluşu için mutlaka üzerine basacağı ötekiler olmak zorundadır yeri gelince kullanacağı,işine gelmeyince dışlayacağı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder