Meydanlara özgürlük anıtları veya kahramanların heykellerini dikerek özgürlük mücadelemizi lafta bırakıyoruz.Oysa herbirimiz yaşarken birer özgürlük anıtı olsak ve özgürlüğü taşlara ve hayallerimize hapsetmesek.
Bugün bir nefret cinayetine daha şahit olduk.Eşcinseldi veya değildi ama heteroseksizmin "İbne,top" diye ötekileşirerek,ayrımcılık yaparak nefretine kurban etmişti bir üniversite öğrencisini sebep her ne olursa olsun,öldürme hakkına hiç kimse sahip olmadığı halde.Heteroseksizmin cesaretlendirdiği figüranlarından biri daha görevini yerine getirmişti sanki.Yoksa kıldan-tüyden veya kaşın-gözün renginden dolayı bir insandan nefret edilebilir mi?Bu renk veya kıl ilk defa mı görülüyordu acaba da öldürmek isteyecek kadar nefret uyandırıyordu?
İnsanlar ne zaman birilerinin-heteroseksizmin kölesi olmaktan kurtulup kendileri olacaklar acaba?Ne geçiyor elinize yaşamı kanla tek tipleştirme savaşından?Hayatta beslenilecek farklılıkları yok ederek robotlaşmak kolaycılığıyla dünyayı yeniden mi kuracağınızı sanıyorsunuz?Sizler heteroseksizmin emirlerini yerine getirerek sadece yaşadığınızı sanıyorsunuz.Değer mi kendi hayatınızı heteroseksizm için yaşamamaya,feda etmeye?
Nefret cinayetine kurban giden gencin acılı annesi çaresizlikten daha önce yardım istediği halde güvenliğini sağlamayan güvenlik güçleri gibi şimdi adaletine güveniyor heteroseksizmin "Delikanlı gibi evlat yetiştirdim" derken heteroseksizmi beslediğinin farkında olmayarak.
Bu delikanlılığı kim şekillendiriyor;Kadınlar dahil heteroseksizmi içselleştirmiş hatta eşcinseller bile ko'du mu oturtan,en azından yola getirmek için iki tokat atan türünü tercih ederek delikanlılığı maçolaştırıp güvence olarak sahip olunmanın nispetini yapmıyorlar mı?
Bir yerleri kalkanlar da işte beşlendikleri bu noktalardan güç alarak delikanlılık yüzünden nefretlerini kusuyorlar ya,kendi delikanlılıklarıyla bağdaşmadığı veya kendi delikanlılıklarına leke sayıldığı için.Bir çok ötekileştirilmiş nefret cinayetine kurban gidiyor ve katilleri ne yazık ki hafifletici sebep tahrik unsurları bahanesiyle tekrar hayata karışıp heteroseksizmin emirlerini yerine getirmeye devam ediyor,devam da edecek delikanlı olmaya devam edildiği sürece.
Oysa delikanlı olmayıversek ne çıkar?Delikanlı olmaktan kan çıkıyopr işte."Delikanlılık","Adam","Erkek" kavramları olmayıverse yaşam eksik mi kalır?Hayır!Yaşam daha bir yaşanılası olur.Herkes bir şey olmak yerine kendisi gibi olsa hayat daha özgün,daha renkli,daha güzel ve daha hoşgörülü olmaz mı?Çünkü o zaman hiçkimse hiçbir şey ve başkaları için mücadele etmek zorunda kalmayacak.Kendisi gibi,içinden geldiği gibi,bir yerlere,bir şeylere aidiyet kaygısı duymadan daha zahmetsiz yaşayacak.Nefret olmayacak,kin olmayacak,şiddet olmayacak,kan olmayacak.Daha güvenli yaşayacağız.Çünkü birileri veya bir şeyler için savaşanlar olmayınca hayat daha güvenli olacak.
Neden kendimiz için yaşamıyoruz şu kısacık hayatı da,ideoljilerin kuklası oluyoruz?Daha özgür yaşayabilme şansızmızı niye birilerinin eline teslim ediyoruz?Heteroseksizmin celladı olunca elimize bir şey geçmediğini anladıktan sonra çok geç kalınmıyor mu?Heteroseksizmi o kadar içselleştiriyoruz ki baskıyı özgürlük olarak algılamaya başlayıp,kendi esaretimiz için mücadele vermeye başlıyoruz.Yalnız kalmamak için de kendi kör çukurumuza başkalarını da çekmeye çalışıyoruz onaylanmak için.
Meydanlara özgürlük anıtları veya kahramanların heykellerini dikerek özgürlük mücadelemizi lafta bırakıyoruz.Oysa herbirimiz yaşarken birer özgürlük anıtı olsak ve özgürlüğü taşlara ve hayallerimize hapsetmesek.Kendi içimize kendimizi hapsederek özgürlüğü heteroseksizmin parmaklıkları arasında arıyoruz.Sonra da kendisi olup içinden geldiği gibi yaşamak isteyenlere yaşama hakkı bile vermiyoruz.
Kendine bu kadar yabancıyken,korkuların ve kaygıların yüzünden kendin olamadıktan sonra birilerinin kölesi olmaktan asla kurtulamazsın.Çünkü kendini tanımıyorsun,kendini keşfetmeye cesaret de bırakmıyor,bırakmaz heteroseksizm.Birilerinin kamuflajını giyip onun gibi olmaya çalışarak sadece onun gardiyanlığını,cellatlığını yapabilirsin ancak onun hapishanesinde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder