2 Haziran 2010 Çarşamba

İnsan Doğmadan Ölür mü?


Yaşam yolunun çok küçük bir kesitine tekabül eden hayatımızda,saygımızı sevgi formatıyla sunabilirsek mutluluk zincirine bir halka olabiliriz belki.

İnsan ne zaman ölür biliyor musunuz?Sevdiği insandan ayrıldığı gün.Ondan sonra yaşama dair hiçbir umudu kalmayan bir hayvana dönüşür iflah olmaz.

Eşcinselliğe dair mücadeleler de,en çok insanı insan yapan sevme duygusunun,sevginin paylaşımı için değil midir?Yoksa sevme dışında bir insan,hangi cinsel yönelimden olursa olsun hayatı aynı şekilde teneffüs edemez mi?
Din,dil,ırk,renk v.s mücadelelerinin bile samimiyetine hiçbir zaman inanmadım.Çünkü bir insan her türlü kültürel edinime adapte olabilir ve mutlu şekilde yaşayabilir.Bunların mücadelesini yapanlar farklı sınıflarda,aslında gene heteroseksizmin ayrımcı unsularının savunuculuğunu yapıyorlar farkında olmadan heteroseksizmi besleyerek.
Eşcinsellik dışındaki ayrımcılığa maruz kalanların ne kadarı eşcinselliği destekliyor sorun bakalım.Onların egemen sınıftaki ayrımcılık yapan heteroseksistlerden daha homofobik olacağından şüpheniz olmasın.Belki göstermelik yandaş olarak kabul edebilirler çoğunluk olusturup seslerini duyuruncaya kadar ama amaçlarına ulaşınca en ötekisi gene eşcinseller olacaktır.Bu bireysel anlamda da böyledir grupsal anlamda da.Çünkü insan,insan olamadıktan sonra mutlaka var oluşu için güçlü olmak isteyecektir ve yükselmenin en kolay yolu olan ötekinin üzerine basmayı seçecektir acımasızca.Hayat kısa ve bunu anlayıncaya kadar iş işten geçmiş oluyor.İnsanı tanımak için paranoyakça hep güvensiz yaklaşıp test etmek gerekiyor psikolojik anlamda bile daha emniyetli bir hayat için ama bireysel anlamda özgüvensiz heteroseksist bir dünya da iyi niyetli bir çabaya bile gerek yok aslında.
Ne yaparsan,ne yaşarsan iyilik-güzellik anlamında ve vicdanın ne kadar rahat ve muhaseben sağlıklıysa o kar bu dünyada.O yüzden sevgi dışında,sevmek dışında her şey yalan.Sevgi,sevmek olmasa hiçbir mücadelenin anlamı olamaz.iki lokma ekmek veya sırtına geçireceğin bir yelek birbirini yemeden de kazanılabilir.Sevgi konusunda bile artık güvenilemiyorsa bu dünyada,insan olmak için daha milyonlarca yıl mücadele edilse bile amaca ulaşılamaz.
Gerçek sevgi ne sabırla hak edilen,ne de fırsatçılıkla elde edilendir.Sevgi saygıdan ibarettir ama uzun vadeli bir saygıdan,göstermelik çıkarcı olanından değil,insanın içinde kendine olan daimi saygıdan ve dolayısıyla karşındakine kibarca,küçümsemeden,içten bir şekilde gösterilen.
Sevmek karşılık beklemeden saygı duymaktır ama bu saygı enayilik olarak algılanıyorsa ve anlaşılabilecek dilde konuşmuyorsan da,kendine gene saygı duymuyorsun demektir ve ne sevmeyi,ne de sevilmeyi hak etsen bile hayalden öteye gidemeyecektir sevgi.O yüzden insan kendine duyduğu saygıdan ödün vermemelidir ama kompleksin gururyuyla karıştırılmasın bu.
Sevilmek gibi kaygınız olmasın ama sevgi yüreğinizden eksik olmasın.Yaşam yolunun çok küçük bir kesitine tekabül eden hayatımızda,saygımızı sevgi formatıyla sunabilirsek mutluluk zincirine bir halka olabiliriz belki.
Ama bu heteroseksit dünyadan kurtulamayıp,kendimiz olamadan,kendimiz gibi yaşayamadıktan,sevgimizi istediğimiz şekilde paylaşamadıktan sonra doğmuş sayılmayacağımız için eşcinseller olarak,doğmadan ölmek de olabilir bu dünyada.
Heteroseksizmin kölesi olarak yaşadığını sananlara kolay gelsin!Çünkü biliyoruz artık heteroseksizmin adalet sisteminin verdiği cesaretle,"Tahrik unsuru,hafifletici sebep eşcinsellik"bahanesiyle,heteroseksizme yamanmaya çalışmanın,verilenle idare etmenin ve yaşadığını zannetmenin kısa vadeli olup çöp konteynırların da veya sokak ortasında hayvan gibi boğazı kesilerek mutluluğun sahte,çok kısa vadeli olup kanlı bittiğini.
Heteroseksizmin hangi birimi olursa olsun sessiz kalmak sevgiye hasret ve insanın kendi sonunu hazırlaması,yaşarken ölenlerin toprağın altına gömülmesi,eşcinselliğin-eşcinsellerin yok sayılması demektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder