<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450</id><updated>2012-01-27T23:29:20.150+02:00</updated><category term='Kandıramazlar Beni'/><category term='Eşcinsellik Şehir Fantezisi Değildir'/><category term='Dahaçok Yürümeliyiz Evlenebilmeliyiz de'/><category term='Bana İlişki Teklif Etti'/><category term='Heteroseksizme Yer mi Kalmadı da Homofobinin Alanı Daraltılsın'/><category term='Başkası Olma Kendin Ol Böyle Çok Daha Güzelsin'/><category term='lila ruhumun ... armonisi'/><category term='Dünyayı Eşcinseller Kurtaracak'/><category term='Afrikalı Bir Çocuğum Olsun İstiyorum'/><category term='İşgüzarlar İş Başında'/><category term='Sus Sus Sus'/><category term='Sevgi Hayatı Paylaşmakla Doğru Orantılıymış'/><category term='Herkesin Cinsel Tercihi Kendisini İlgilendirir'/><category term='Sanatçı Eşcinsel Olabilmelidir'/><category term='Siz Hayatınızda Hiç Bir Müzik Aleti Çalmayı Denediniz mi'/><category term='Heteroseksist Komplekslerin Fobisi Homofobi'/><category term='İnsan Olabilmektir'/><category term='Biz Bu Cinayet Filmini Çok Gördük'/><category term='Facebook&apos;un Ahlakı Kimin Ahlakı?'/><category term='Eşcinsel Olarak Doğduğum İçin Teşekkür Ederim'/><category term='Ötekinin Ötekisi Olduğumuzu Unutmayalım'/><category term='Korkunç Bir Dünya'/><category term='Gay Medya Çok Yakında'/><category term='Gezegende Bir Ceset; Eşcinsellik'/><category term='Ne olurdu sanki özgürce öpüşsek'/><category term='Eurovision Şarkı Yarışması 2012&apos;ye Bakü&apos;de Kan Bulaştı'/><category term='Gerekirse Heteroseksüel Olabilirim'/><category term='Eşcinsel Çocuğum Olsun İsterdim'/><category term='Bir Gün Herkes Eşcinsel Olacak'/><category term='Nikaragusal Duyarlılık'/><category term='Kıyafetimin nesi var ayol'/><category term='İlk Defa Kendime Benziyorum Ama Ben Kimim'/><category term='Dünya Eşcinsellerin de'/><category term='Kendi Bedeninde Sürgün Yaşamlar:Evli Eşcinseller 1:&quot;Yaşamı kulağımdaki küpeye sığdırdım&quot;'/><category term='Maydonoz muyuz robot mu'/><category term='Ecinselim Ama Sığınmacı Değilim Heteroseksizme'/><category term='Bu Aşk Bitmez'/><category term='Eşcinselliği-ni Bilmek'/><category term='Gayvizyon Şarkı Yarışması'/><category term='Eşcinsellik Yasalarda Yer Almadığı Sürece'/><category term='Eşcinsel Kotası Ve Ekstradan Görünürlük'/><category term='Heteroseksizmden özür dilersen seni aciz zanneder'/><category term='Kendimize Ötekiyiz'/><category term='Çeşit Çeşit Homofobikler'/><category term='Erkeklik Halleri'/><category term='Çocuğum Eşcinsel Olsa Kendi Ellerimle Boğardım'/><category term='Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliğinin Yasalaşması İçin Ölmemiz mi Gerekiyor'/><category term='Ya Eşcinsellik Depreşirse Korkusu'/><category term='Kanaat Çok'/><category term='Deprem'/><category term='Eşcinselliğim Test Edilebilir'/><category term='Herkes Kendini Heteroseksüel Zannetmeye Mecbur Bırakılıyor'/><category term='Tutku Aynı erkeğe aşık baba oğulun hikayesi'/><category term='Diplomalı Homofobikler'/><category term='Eşcinsel olarak yaşayamayacaksam yaşamanın hiçbir anlamı yok'/><category term='Eşcinselliğin Teslimiyeti Değil Temsiliyeti Lazım'/><category term='Nötr Cinsiyet Beyinlerdeki Penis'/><category term='Transseksüellik Heteroseksizme mi Dahil'/><category term='Kırmızı Bisikletim.'/><category term='Eşcinsellik Yakıştırılamıyor Oluyor Sana Fiil i Livata'/><category term='Bir Çocuk Sevdim'/><category term='Şuranı Tutacaksın'/><category term='Eşcinselliğimize Sahip Çıkmazsak Haklarımıza Kavuşamayız Ki'/><category term='Heteroseksizmin Modası Açılım'/><category term='Ben neden heteroseksüel ilişkiyi merak etmiyorum peki'/><category term='Ben Eşcinselim'/><category term='Protez Erkeklik'/><category term='İmdat Ramazan Geldi'/><category term='Değer mi Değmez mi'/><category term='Türkiye&apos;de Eşcinsellik Yasaktır'/><category term='Ereksiyon ve boşalma gerçekleşiyordu'/><category term='Eşcinsellik Eşcinsellerin Sorunu Değil ki Sorun Değil En Başta'/><category term='Eşcinsellik Transseksüellik mi Heteroseksizmin  Kurbanı mı'/><category term='Heteroseksizmin Eşcinsel Annelerine Evlat Borcu Var'/><category term='Biseksüellik'/><category term='Eşcinsellere Açılım Eşcinseller Açılın'/><category term='Eşcinsellik Vardır'/><category term='Eşcinsel Avcısı'/><category term='Gay İkon 2011 Cem Adrian'/><category term='İtlaf'/><category term='Çifte Hapis Hayatı  (Bedenine ve Heteroseksizme Hapsolmak)'/><category term='Bütün Dünya Yanlış Biliyor Eşcinselliği Kendimi Seviyorum Yetmez mi?'/><category term='Biz İki Üç Kedi'/><category term='Sadaka Niyetine Yaşamak'/><category term='Eve Pislik Bulaştırma da'/><category term='Mimlenmek Varoluş İçin Zahmetsiz Bir Fırsattır'/><category term='Eşcinselliği Hiç Kimsenin Kendi İdeolojisine Alet Etmeye Hakkı Yoktur'/><category term='Bir Kelime'/><category term='Eşcinseller İnternete müteşekkir olmalı'/><category term='İşsiz Eşcinsellere Müjde'/><category term='Yol Almak'/><category term='Eşcinselliği İnkar Etmek Suçtur'/><category term='Eşcinseller-imiz Küpelerini Sağ Kulağa Daha Hangi Baharda Takacaklar Acaba?'/><category term='Eşcinselliğin Ali Erol&apos;a borcu vardır eşcinsellerin onun gibi cesur olarak ödeyebileceği'/><category term='Kimliğini 27 yaşında Buldu'/><category term='Mahremiyetsiz ve Ahlaksız'/><category term='Tesadüfün bu kadarı'/><category term='Bir yıl olmuş'/><category term='Ertelenen Eşcinsellikler'/><category term='Dün bir trans eşcinsel ağladı haberiniz var mı'/><category term='Ahlak Bahane'/><category term='Kendimizden Sürgün Edilmemizin Sebebi İfade Özgürlüğümüzü Elde Edemeyişimizden'/><category term='Eşcinseller Değil Heterolar Kullanıyor Kötü Amaçlı İnterneti'/><category term='Bize Ne'/><category term='İftira'/><category term='Söyleme Bilmesinler...'/><category term='Suçun Sabıkanın Mahremiyeti Olursa Mağduriyetin Kurbanlığı Meşrulaşır'/><category term='Hayvan değil canavar bunlar'/><category term='Heteroseksizmin Boşalma Alanı Travestizm'/><category term='Paranoyak Anroid&apos;in Kendince Terapileri'/><category term='Yattığım Kişileri Bile Unutuyorum Desem'/><category term='Milyonda Bir Eşcinsel'/><category term='Türk toplumunun yüzde 90 ı erkeklere ilgi duyuyor'/><category term='Blogspot Açıldı'/><category term='Haydi Eşcinseller Aynaya'/><category term='Beni Silin'/><category term='Eşcinsellik Sadece Cinsel Yönelimim'/><category term='Kişilik Gelişiminin En Güzel Yolu Dans ve Sekstir'/><category term='Kayıp Dönem Eşcinselleri'/><category term='Eşcinsellik Sübyancılık Değildir'/><category term='Eşcinsel Olabilmeliyiz'/><category term='Cennet ve Cehenneme Seferler İptal Edilecek'/><category term='Eller Brezily-aya biz Afgan-yaya'/><category term='Ya Heteroseksüel Olacaksın Ya Haklarından Vazgeçeceksin'/><category term='Peki siz eşcinsel olabilir misiniz'/><category term='Doktor Ben Şimdi Hasta mıyım Eşcinsel Olduğum İçin'/><category term='Heteroseksist Ötekiler'/><category term='326 Numaralı Hastane Odasında Kurşunlanan Eş-cinsel-lik'/><category term='İş Görür mü Eşcinsellik Bedensel Cinsiyetin İşlevine Engel Değildir'/><category term='Ya şükür toplumu olacaksın ya da kürtaj'/><category term='Bir Eşcinselin Askerlik Anıları'/><category term='Haksızlıklar Sergisi ve Müzesi'/><category term='Neyi Kimden Koruyorsunuz ki'/><category term='Zeytin Yağı'/><category term='Bir tarafta insanlar açlıktan ölüyor bir tarafta insanlık ölmüş hırsları yüzünden'/><category term='&quot;Arka Sokaklar&quot;da Bir Eşcinsel Cinayeti'/><category term='Dikkat dikkat eşcinsellik sadece pasiflik değildir'/><category term='Ayrılsak Ölürüz Biz'/><category term='Kendimden Başka Biri Olmayı Reddediyorum'/><category term='Sırtımdan Bıçaklandım'/><category term='Bir Zamanlar Bu Ülkede Caz Rock ve Klasik Müzik Radyo 3 Vardı'/><category term='Aşk Motoru'/><category term='Otobüse Boy Abdesti İnternete Özdenetim'/><category term='Cumhuriyet&apos;i Kutlamayarak Kürt Vatandaşlarımıza Hassasiyet mi Göstermiş Oluyoruz'/><category term='Tercih Meselesi Kimin Sorunu'/><category term='Dubai&apos;de Sudanlı Siyahi Bir Eşcinsel Olmak'/><category term='Özgürlük Anıtını Yaşarken Kendimiz Olabilmeliyiz'/><category term='Rüyaların Dili'/><category term='Arşiv'/><category term='Eşcinselliğin En Büyük Delili Eşit Yaşama Hakkı'/><category term='Aklın Yolu ve Zamanı'/><category term='Her Travesti Eşcinsel Değildir'/><category term='Gözümüz Aydın'/><category term='Androjen Şahane'/><category term='Sanat Sosyal Sorumlulukla Gelişir'/><category term='Parkta Sekse RüTÜgün Müdahalesi'/><category term='Eksik olan çok şey var ama en önemlisi çok fazla olan heteroseksizm'/><category term='41 Kere Şükretme Vakti Belki de'/><category term='Homofobinin de tek ilacı eğitim'/><category term='Dünya'/><category term='Ne Diyim ki ne diyim ki'/><category term='Ben Pornocuyum'/><category term='Eşcinsel Sevgililer Günü Kutlu Olsun'/><category term='Kendinden Kaçan'/><category term='Teknolojik Deli Dumrul'/><category term='Bakalıkm O Zaman Sizi Kim Kurtaracak'/><category term='Homofobik kültürlerin demokratik bir dünyada yeri olamaz'/><category term='Eşcinseller Neden Karşı Cinsle Evlenirler?'/><category term='Kedimiz Büyüyor ve Eşcinseller Hala Muhafazakar Darbeye Maruz Kalıyorlar'/><category term='İnadına sevmek inadına sevgililer günü inadına batı'/><category term='Ben İnsan Değil miyim'/><category term='Dekolte'/><category term='Çanak Medya'/><category term='Olgun Severim'/><category term='Obsesif-Kompulsif'/><category term='Çok mu Komik'/><category term='Dört Beşlik'/><category term='Niye kötü bu kadar bu insanlar'/><category term='Şüpheniz mi Var'/><category term='İçimizdeki Dış Sesler'/><category term='Eşcinsellik Var Ama Eşcinseller Nerede'/><category term='Heteroseksizme Dikkat imiz Dağılmasın'/><category term='Transseksüel Gibi Eşcinseller'/><category term='Eşcinsel olmayan mı Var'/><category term='Kimse Yok mu Nerdesiniz Peki'/><category term='Devletin görevi eşcinselleri de eşcinsel olduğu için korumak olmalıdır.'/><category term='Kendimiz mi'/><category term='Yenilenmenin Yaşı Olmamalıdır'/><category term='Eşcinseller Şanslı Masa&apos;da'/><category term='Eşcinselleri Öldüren Dürüstlük Değil Heteroseksizmdir'/><category term='Eşcinsel Olmadığının Referansı Kadınlar Mı'/><category term='Korkak Eşcinseller'/><category term='İlk Eşcinsel Deneyim'/><category term='Barışın Adresi Dağbaşı Değildir'/><category term='San Francisco&apos;da Bir Ay Eşcinsel Olmak'/><category term='Sanatçı Yumuşak Olmalıdır'/><category term='Eşcinseller gaydir'/><category term='Her Şey Hayatın Bir Parçasıdır İnsanın Tamamlayıcısı Değil'/><category term='sevişsek...'/><category term='Sosyoloji'/><category term='Ben Bir Hayvanım Keşke Hepimiz Hayvanız Diyebilsek'/><category term='Hangi Aile Çocuğunun Eşcinsel Olmasını İster ki'/><category term='Gelenekler heteroseksizmin anayasasıdır'/><category term='Eksik Renkli Bir Gökkuşağı Olur mu'/><category term='Gün Gelip Eşcinseller Bu Ayrımcılığının Hesabını Soracaktır'/><category term='Sen Homofobini Yenmezsen Homofobi Peşini Bırakmaz'/><category term='hepimiz küpe takmalıyız özgürlük için'/><category term='Yasalar Öyle Diyor Ama Grçekten'/><category term='En Kurtarıcı Bahane Eşcinsel İlişki Teklifi'/><category term='Bacım Eşcinsellere de Bir El Atar mısın'/><category term='Eşcinsellik Normaldir Ayy özendim ben de eşcinsel oldum'/><category term='Sona Dede'/><category term='Yılbaşı Gelmiş Neyime'/><category term='Homofobiye maruz kalmak hem fazla iyi niyetli hem de paranoyak yapıyor'/><category term='Kim Eşcinsel Hangimiz En Ötekisi?'/><category term='Sürme çekmeyi bırakın makyaja dikkat edin'/><category term='Cem ve Adrian'/><category term='Direnmeyeceksin Vereceksin'/><category term='Nereye'/><category term='Çıkarları İçin Kadınlar da Heteroseksist ve Homofobik Olabilir Eşcinseller de'/><category term='Bahane i Ahlak'/><category term='Biz onu şey zannediyorduk'/><category term='Yobaz Homofobikler'/><category term='Sormadılar Soramadılar Soramazlar Soramayacaklar da'/><category term='Homofobi 2046 da bitecek'/><category term='Donumun içindeki cinselliğimin şeklinin beynimin içindeki aşkımın sevgimin kime ne zararı var ki'/><category term='En Garanti Doğum Kontrol Yöntemi Eşcinsellik'/><category term='Hangisini Tercih Edersiniz Çay Kahve'/><category term='Top oynamak sadece erkeklerin işiyse homofobi de bir hastalıktır'/><category term='Siz Hiç Cinsel Yöneliminizden Dolayı Öldürüldünüz mü?'/><category term='Kanıt Yok'/><category term='Sensiz Hiç İyi Olmayacağız Amy'/><category term='Tercüman'/><category term='Eşcinsellerin kurtuluşu erkekliğin de kurtuluşu olacak'/><category term='Eşcinsel Sözlük'/><category term='Kocasının Sevgilisi Çıkarsa'/><category term='Yargı &quot;R&quot; leri Söyleyebiliyor Üstelik Bol Keseden'/><category term='Acayip Olan Eşcinseller Değil Doğallığını Yitirmiş Heterocinseller'/><category term='Bütün Sanatçılar Eşcinsel midir'/><category term='Reddediyorum'/><category term='Şeriat öyle &quot;pat&quot; diye gelmez'/><category term='Benimki de Kendi Cinsime Karşı Kalkıyor'/><category term='Tommynin Seks Maceraları'/><category term='Dönmem Yolumdan'/><category term='Mahzende görgüsüz ve pornografik eşcinsel'/><category term='Eşcinsellerin Yaşam Hakkı var mıdır?'/><category term='Meclis Kaç Yaş Altı'/><category term='Eşcinseller de Herkes Kadar Eşit Olma Hakkına Sahiptir'/><category term='Erkeğin Elinden Kurtarılması Gereken Kadından Önce Namus'/><category term='Yapamazsın'/><category term='Hepimiz Heteroseksist Sessiz Kalarak'/><category term='Pişman Olmamak İçin Boşalmıyorum Sadece Sevişiyorum Kendi Cinsimle'/><category term='Tatil'/><category term='Ben Tuhaf Bir Adam Değilim'/><category term='O Biçim Erkek;Heteroseksist Eşcinseller'/><category term='Eşcinselleri Heteroseksizm Etiketledi'/><category term='Şekilcilik Yapan Şekilciliğe Maruz Kalır'/><category term='Cesaretin Kaynağı'/><category term='Teşekkür Ederiz Gururumuz Kadınlarımız'/><category term='İnsan Doğmadan Ölür mü'/><category term='Eşcinselliğin Şekli Şemali'/><category term='Eşcinsellerle Dalga mı Geçiyorsunuz?'/><category term='Aramızdaki Fark'/><category term='Köpekler Yesin Etimi'/><category term='Amelelikten Enayiliğe'/><category term='Eşcinsellik Faydalıdır'/><category term='Oğlum Eşcinsellikten Kurtulursa Deve Keseceğim'/><category term='Kan Bağışladım Eşcinselliğim Ortaya Çıktı'/><category term='Böyle İyi'/><category term='Ben En Çok Neleri Seviyorum'/><category term='Çevresel Faktörler Eşcinselliğin Nedeni Değil Bahanesidir'/><category term='Eşcinsellik Kabul Edilmeden Demokrasi Olmaz'/><category term='Eşcinselliğe Osuruk Kadar Bile Sahip Çıkılmıyor'/><category term='keşke dağda ayı olsaydım'/><category term='Erkekleştirme Kampı'/><category term='Eşcinsellik sıradışıysa heteroseksizm de doğa dışıdır'/><category term='Kim Daha Erkek'/><category term='Eşcinsellik Her Zaman Her Yerde Her Türde Ve Daima'/><category term='Siz Bilirsiniz'/><category term='Ben Daha Doğamadım'/><category term='Ahlak Heteroseksizmin Prezervatifidir'/><category term='Alkolizmin En Önemli Sebebi Bastırılmış Eşcinsellik'/><category term='Eşcinsellik Özenti Değil'/><category term='Heteroseksist Formüller Eşcinselliğe Hiç Uymaz'/><category term='Müstehcen Tavuk'/><category term='Yapma Tommy Ben Erkeğim'/><category term='Uzak Yaşamlara Sürgün Umutlar Memleketimi Değil Kendimi Özlüyorum'/><category term='Kedimiz Kara Öldü'/><category term='Sevemedim Ben Bu Çıkarcı Dünyayı'/><category term='Erkekliğin Potansiyel Şiddetine Karşı Önlem'/><category term='&quot;Ben&quot; olmak bencillik değildir.'/><category term='Mükemmel Çift'/><category term='Bastırmayacağım'/><category term='Yenildim'/><category term='Yanlış bir bedende doğacağıma'/><category term='Ukde Gerçekleştirilemeyince İçine Dert Olan Şey'/><category term='Kazandım'/><category term='2012 Benim Yılım Olabilir mi'/><category term='Sormayacağız Neden Niçin Diye Hoşçakal'/><category term='Eşcinsel Cinayetlerinin Tek Sebebi Eşcinsel Nefretidir'/><category term='Yüreğimdeki Pati İzleri Sen benden ne anlarsın ki sevgime ahkam kesiyorsun'/><category term='Konsomatrisim'/><category term='Sen Gideli Bir Hafta Oldu Kara&apos;m'/><category term='Angelina Jolie&apos;ye Opurtinist Diyorlar Ya Sonra'/><category term='Müzik'/><category term='Eşcinsellerin Sadaka Niyetine Özüre İhtiyacı Olamaz Olmamalı'/><category term='Gitmek mi Zor Kalmak mı'/><category term='Gerçeğin Ta Kendisi'/><category term='Sanat'/><category term='Eşcinseller Bile Eşcinselliği Bilmiyorlar ki'/><category term='Dekolte giyinmişsen tecavüzü hak etmişsindir hatta istiyorsundur'/><category term='Yaşsız ve Cinsiyetsiz'/><category term='&quot;Erkek Gibi&quot;Kız &quot;Kız Gibi Oğlan&quot;'/><category term='Biz Evlendik'/><category term='Narin&apos;e Kıydılar'/><category term='Eşcinsellerle Eşcinselliği Karıştırmayalım'/><category term='45&apos;lik Plaktan Single&apos;a Müziğin Biti(rili)ş Öyküsü'/><category term='Belini İncitmiş miş'/><category term='Cahilliğime Verin'/><category term='Özgürlük Nefreti Heteroseksizmin İktidarı Kaybetme Korkusudur'/><category term='İçinde Eşcinselliğin Olmadığı Özgürlük Özgürlük Sayılmaz'/><category term='Anlatacak Çok Şey Var'/><category term='Tecavüz Ettiğim Erkekle Evlenirsem Davam Düşer mi'/><category term='Kara&apos;ma Mektuplar'/><category term='Tecrübe'/><category term='Ben Daha Doğmadım 2'/><category term='Memem çıktı cinsel tercihim değişti'/><category term='Bir İşlem'/><category term='Eşcinsellik Sapıklıksa Heteroseksüellik Alasıdır'/><category term='Homofobiyi Heteroseksizm Kendisi Bitirecek'/><category term='Zamanda Yolculuk'/><category term='Comanchero'/><category term='Hala Tedirgin Değil Misiniz'/><category term='Evdekiler Onun Geceleri Bulaşıkçılık Yaptığını Sanıyorlar'/><category term='Çeyrek Bilete Eşcinsel Umutlar'/><category term='Homofobinin Olmaması  İçin Önce Erkekliğin İktidarının Yumuşatılması Gerekiyor.'/><category term='Alimallah hepsi küpeli olur'/><category term='Sıradaki Eşcinsel'/><category term='Homofobikler Eşcinselliğin Ajan Provakatörleri'/><category term='Kuşatılmış Cinsellik'/><category term='Eşcinseller'/><category term='Eşcinsellikten İşcinselliğe'/><category term='Sanal Gay-lik'/><category term='Öncelik Eşcinsel Haklarının Yasalaşması Olmalı'/><category term='Eşcinsellik Mahrem Değildir'/><category term='Her Eşcinsel Biraz Transseksüeldir'/><category term='Eşcinsellerin Merak Ettikleri'/><category term='Kim Eşcinsellikten İstifade Etmek İster'/><category term='Kadının Aşık Olduğu Kocasının Arkadaşı'/><category term='Paslı Ruhlar'/><category term='Eşcinsel Olunmaz Doğulur'/><category term='Erkekliği Zorlaştıran Erkekler'/><category term='Şantaj'/><category term='Zihniyet Teslimiyet'/><category term='Televizyon Dünyasında Milli Olduk'/><category term='Ben Bunları Hak Edecek Hiçbir Şey Yapmadım.'/><category term='İnsanat Bahçesi'/><category term='İçine Tüküreyim Böyle Hak Mücadelesinin'/><category term='İnsanların Zamanının Çalarak Gay İkon Olunmaz'/><category term='Yanlış Olan Eşcinsellik mi'/><category term='Dünyada En Zor Şey Eşcinsel Doğmaktır'/><category term='Futbol gay mi'/><category term='Trans Eşcinsellik Gerçek sevgi en ötekini sevebilmektir.'/><category term='Bir Kadın Daha Öldürüldü ve Şarkılar Sustu'/><category term='Gayvizyon&apos;dan Elendik'/><category term='Kaan&apos;ın Günlüğünden'/><category term='Önce Ke(n)dimize Bakalım'/><category term='Yasalarda ve Kafalarda Bi Noksanlık Var'/><category term='homofobi mi'/><category term='Eşcinsel Aşk Mümkün müdür'/><category term='İnsan Niçin Nefret Eder'/><category term='Kıskançlık yapma gerizekalı ibine'/><category term='Erkeklik Kompleksi ve Bilinmeyen ve İnkar Edilen Eşcinsellik'/><category term='Sana Ne Size Ne Kime Ne'/><category term='Bas Tondan Ninniler'/><category term='Pozitif Ayrımcılık bahane'/><category term='Evli ve Çocuklu Eşcinseller'/><category term='Türkiye&apos;de Toplumsal Cinsiyet Kalıplarını Yıkan Görsel Figürler'/><category term='Babaların Babası Heteroseksizm'/><category term='Bir erkek bir erkeğe iki kere bakıyorsa eşcinseldir'/><category term='Mümkünse Biraz Samimiyet Lütfen'/><category term='Akademik Homofobiye Hedef Olmak'/><category term='Her Mücadele Başarıyla Sonuçlanır mı?'/><category term='Bu Dünya Sadece Heteroseksüellere Ait Değil'/><category term='Dünyanın En Mutlu Eşcinseliyim'/><category term='Kedimizin İnsanıyım'/><category term='Eşcinsellik Ayrımcılığı Değil Ayrıcalığı Hak Ediyor'/><category term='Eşcinselliğini İtiraf Edebilmek Çok Büyük Marifettir'/><category term='Eşcinsellerin Açık Olmayınca Hayatta Kalma Garantileri Var mı Sanki'/><category term='Tövbe'/><category term='Homofobiyi Hak Kazanımına Dönüştürme Fırsatı'/><category term='Esnek Cinsellik'/><category term='Hepimiz &quot;Cuma&quot; olmalıyız'/><category term='Eşcinsellik Yaşamın Bir Gerçeğidir İranlaşmanın Gereği Yok'/><category term='Reddedilişler Reddedilmişler'/><category term='İşadamına Eşcinsel Olmadığı Halde Neden Zorla Oral Seks Yaptırılır'/><category term='Eşcinsel Karşıtlığı İfade Özgürlüğüymüş'/><category term='Hayatım-Hayata Bakış Açım-Birazcık Kişisel'/><category term='Salı&apos;ya Rağmen'/><category term='Eşcinsellerin Anlatılmaya Anlaşılmaya Hakkı Yok mu'/><category term='Benimle Oynar mısın Ben Topum Çünkü'/><category term='Heteroseksist özgürlük özgürlük sayılmaz'/><category term='Sevgilimin Arkadaşı Eşcinsel Olmasaydı Homofobik Kalacaktım'/><category term='Eşcinsellere Lotodan Büyük İkramiye Çıkarsa'/><category term='bunu her gay erkek yapabilir mi bilmiyorum'/><category term='Eşcinsellere Yaşam Boyu İçselleştirilmiş Muhafazakar Darbe'/><category term='Bir Travesti Daha Öldürülmüş'/><category term='Sevgi N&apos;eymiş Meğer'/><category term='Keşke eşcinsel olmayıp eş-cinsel kalabilseydik'/><category term='Yılbaşı Bahane'/><category term='Peynir Diyip Geçmemek Gerek'/><category term='Magazin Heteroseksizmin Kültürlere Göre Esneklik Payıdır'/><category term='İlk defa'/><category term='Cinselliğin Heteroseksizmin Tekelinden Kurtarılması Özgürlüğün Tek Çıkış Yolu'/><category term='Sahte Düşler'/><category term='Heteroseksüel Aşk Filmleriyle Kültürlenme'/><category term='Heteroseksizm Haziran Ayında Kaç Eşcinsel Öldürdü'/><category term='Homofobinin Mülayimi'/><category term='Eşcinsellik mi hastalıktır'/><category term='Erkekliğe Kaldıysak Yandık'/><category term='Heterokapitalizme Fransızız Fransızsınız Fransızlar'/><category term='Farklı bir şarklı dinleyelim'/><category term='Homoseks Terapisti'/><category term='Evli misin'/><category term='Heteroseksist Devletin Nefretini Kaç Eşcinsel Tabutu Dindirir'/><category term='Yanılmaya da affetmeye de razıyız'/><category term='Aşk Nezaket ve Cesaret İster Ama...'/><category term='Araba Sevdası'/><category term='olmamalı.'/><category term='Heteroseksüel Bir Kadının Trans Bir  Erkeğe Aşkı'/><category term='Hetoreksizmin Manevileşmiş Yüzü Baba-izm'/><category term='Bir Erkek de Erkeklik Kurallarına Uymadığı İçin Öldürüldü'/><category term='Dünyada Bir Eşcinseller Vardır Bir de Homofobikler  Gerisi Teferruattır'/><category term='Sofistike'/><category term='Eşcinselliğe Çok Ayıp Ediyorsunuz Ama'/><category term='Demokrasiyi İktidara Gelmek İçin Kullandılar'/><category term='Belki'/><category term='Blogspot İfade Özgürlüğü Şehidi'/><category term='İmaj'/><category term='Eşcinsellik Bana Göre Değil'/><category term='Homofobinin Zart Dediği Yer'/><category term='Ye Kabağı Salla Göbeği'/><category term='Eşcinselliğe Rest Çekemezsin'/><category term='İdareten Yaşamlar'/><category term='Bir Türk Filmi Klasiği: Öldürme Sebebi Namus Çıkış Sebebi Tahrik'/><category term='Kafalar da Bakir-e'/><category term='Eşcinsellerin de Eşcinsel Olarak Yaşlanma ve Sosyal Güvence Hakkı Vardır Olmalıdır'/><category term='Devletin Eşcinselliğe Namussuzluk Ahlaksızlık Demeye Hakkı Yoktur'/><category term='Kaybettim'/><category term='Ötekilerin de Aidiyet Tesellisi Ötekileştirmek'/><category term='Senin de Baban Top'/><category term='Siz Gerçek Evlat Acısının Ne Olduğunu Bilir misiniz'/><category term='Eşcinsellere şiddetin Denizli ayağında bilinen son vaka'/><title type='text'>halil kandok</title><subtitle type='html'>Ben eşcinselim. Ben topum. Ben ibneyim. Ben homoseksüelim. Ben geyim. I am gay. Ben transseksüelim.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>441</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1344214382564368801</id><published>2012-01-27T23:10:00.001+02:00</published><updated>2012-01-27T23:29:20.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Donumun içindeki cinselliğimin şeklinin beynimin içindeki aşkımın sevgimin kime ne zararı var ki'/><title type='text'>Donumun içindeki cinselliğimin şeklinin, beynimin içindeki aşkımın, sevgimin kime ne zararı var ki?</title><content type='html'>Hukuk Devleti olmanın şartlarından biri, belki de en başta gelen şartı tam olarak hatırlamıyorum Hukuk dersi görmeme rağmen ama aklım ve mantığımca adil bir yargı sistemidir, değilse bile olmalıdır. Ama biz eşcinseller sırf cinsel yönelimimizden dolayı adil yargılanamıyoruz, bize yapılan haksızlıklara karşı hep bize haksızlık yapanların tarafı tutuluyor. Sebebi de toplumsal olarak eşcinselliğe bakış açısı, eşcinselliği kabul etmeyiş, eşcinselliği bir tahrik unsuru olarak görmek. Sadece eşcinsellik konusunda değil, heteroseksizm birimleri ve değerleri söz konusu olduğunda kendisi dışındaki tüm diğerlerine karşı aynı muamele layık görülüyor. Tamam yargı yavaş işliyor olabilir ama düzgün işlemesi için önlem alınsın, kökten çözüm yolları bulunsun öyleyse. Demek ki heteroseksistçe inandığımız yanlış olan bazı değerler var değiştirilmesi gereken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir evlat babası tarafından eşcinsel olduğu için öldürülüyor ve ülke sınırları dışına kaçıyor. Bulunamaz mı? Bulunabilir de, bulunamayabilir de? Bulundu diyelim. Ne diye yargılanacak? "Oğlunu öldürdü, bir insan öldürdü" diye. Gerçekten Ahmet Yıldız'ın babası&amp;nbsp;sadece bir evlat, bir insan mı öldürdü? Bence sadece eşcinsel öldürdü. Ahmet eşcinsel olmasaydı öldürülmeyecekti çünkü. Eşcinsel olduğu için evlatlıktan çıkarılmıştı zaten. Yoksa insan evladını cinsel yöneliminden dolayı öldürür mü? Ahmet'in cinsel yönelimi karşı cinse olsaydı gene öldürülecek miydi? Hayır. Peki bu neden devlet ve yargısı tarafından görülmüyor? Neden eşcinselleri öldürenlere ağırlaştırılmış hapis cezası verilmiyor da katillere tahrik indirimi uygulanıyor? Neden Anayasa'da eşcinsellik, cinsel yönelim tanımlanmıyor? Devlet eşcinsellerin öldürülmesini mi istiyor? Yoksa biz ahlakçı bakış açısıyla, heteroseksist değerlerle mi yönetiliyoruz? Öyle olmasa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınan davalarda hak ihlalinde birinci olur muyduk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben eşcinselim ve hasta homofobik beyinlerin düşündüğü gibi ne hastayım, ne de ahlaksızım. Bu ülkede yaşıyorsam eşcinsel olarak tanımlanmak, eşit olarak güvenli bir şekilde yaşamak benim en doğal hakkım. Hiç kimse gibi olmak, hiç kimse gibi yaşamak&amp;nbsp;zorunda değilim. Bu ülkede eşcinseller heteroseksüellerle eşit muamele görmüyorlar. Bu biline biline de haktan, hukuktan, adaletten, insanlıktan, vicdandan kimse bahsetmesin. Böyle yalanlara inanmak ve inandırmaya çalışmak çok zavallıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha kaç Ahmet öldürülecek acaba sırf kendi cinsini sevdiği için, aşk için, eş-cinsellik için? Yaşamak için eşcinselliğimizden vazgeçmemiz gerekmiyor ama bizler eşcinselliğimizden vazgeçirilmek için toplumsal yaşamdan soyutlanıyoruz, her türlü ayrımcılığa, baskıya maruz kalıyoruz, sindiriliyoruz, şiddete maruz kalıyoruz, cinayete kurban gidiyoruz, yok sayılıyoruz, yok edilmemiz için planlı stratejiler uygulanıyor tıpkı balyoz timlerin transseksüellere uyguladığı şiddet politikası gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa benim donumun içindeki cinselliğimin şeklinin, beynimin içindeki aşkımın, sevgimin kime ne zararı var ki? Hem meşrulaştırsam n'olcak ki? Heteroseksüellik kadar en doğal hakkım bu benim. Gülmek, mutlu olmak, sevmek, aşık olmak, insanca yaşamak eşcinsellerin de hakkı. Çünkü biz de insanız, biz de canlıyız, biz de dünyanın, bu evrenin, bu oluşumun bir parçasıyız. Biz eşcinseller zaten istemeyen anaların-babaların evladı olmaktan vazgeçeli çok oldu. Yeter ki Devlet eşcinsel olarak insanlık haklarımızı gasp etmesin, birilerini bizi yok etmesi için cesaretlendirmesin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1344214382564368801?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1344214382564368801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/donumun-icindeki-cinselligimin-beynimin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1344214382564368801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1344214382564368801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/donumun-icindeki-cinselligimin-beynimin.html' title='Donumun içindeki cinselliğimin şeklinin, beynimin içindeki aşkımın, sevgimin kime ne zararı var ki?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-317617409520899837</id><published>2012-01-27T14:53:00.001+02:00</published><updated>2012-01-27T14:53:37.887+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Transseksüellik mi Heteroseksizmin  Kurbanı mı'/><title type='text'>Eşcinsellik Transseksüellik mi, Heteroseksizmin Kurbanı mı?</title><content type='html'>Eşcinsellik bir anlamda toplumun düşündüğü, eşcinsellerin inkar ettiği gibi transseksüellik mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini eşcinsel olarak tanımlayanlar bedenleriyle barışık transsekseüller, kendilerini eşcinsel olarak görmeyip kadın olarak görenler, bedenleriyle barışamamış eşcinseller mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa eşcinsellerle transsesküelleri birbirinden ayıran bir çizgi var mı çevresel faktörlerin-baskının etkisinin olmadığı? Çizginin her iki tarafında kalanlar da seviyeleri farklı eşcinsel ve transseksüeller mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin eşcinsellik ve transseksüellik seviyesi farklı olduğundan mı herkesin birbirine benzememesi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellikle transseksüellik arasında olan bir şey mi heteroseksüel olmamak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trannsseksüellikten sonra da biyolojik-yapısal, yani bedeniyle cinsiyet kimliği birbiriyle uyuşan heteroseksüellik mi başlıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini heteroseksüel olarak tanımlayan eşcinsellerin bulunduğu nokta biseksüelliğin de üstünde heteroseksüelliğe yakın bir&amp;nbsp;nokta mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel anlamda kendilerini heteroseksüel sınıfına sokanların eşcinsellerin hakimiyetine teslimiyetleri,&amp;nbsp;heteroseksizmden dolayı bastırılmış eşcinsellikten değil de sadece bir meraktan mı ibaret denildiği üzere? Devamının gelmesi de en başta korkulan alışkanlık bahanesinden başka bir şey olmadığını göstermez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendini belli bir kategoriye sokması tabi ki de lüzumsuz bir heteroseksizm dayatması ama insanın hak mücadelesi için kendini tanıyıp bilimsel olarak ifade etmesi kaçınılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın ne olduğunu, kim olduğunu çevresel faktörlerin baskısını bertaraf edip kendini en özgür bıraktığı noktada tanımlama şansı var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabit bir tanımı olmayabilir, olmaması da en doğrusudur zaten. Çünkü insan birkaç yapıyı birarada bulundurabilir kendinde. Biseksüellik bunun en güzel örneği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir insanın cinsel yöenelimi tek olsa da, çok olsa da onun da alt değişkenleri olabilir, tek bir sınıfta olmayabilir. Bu da LGBTT'lerin tek bir kategoriye sokulmamasının sebebi olabilir. Ama bu değişkenlik de insanın kendini ne olarak tanımlaması konusunda kafa karıştırıyor. Yani bir gün öyle, bir gün böyle. Biliyorum olması gereken bu ve asla sorgulanmamalı. Ama insanın kendini tanımaya çalışması ayrımcılık sebebi veya ayrımcılığa sebebiyet vermek olarak düşünülmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey aman "boşver" diyememekten, içimden geldiği gibi yaşarken bunu sorgulamamayı bırakamamaktan kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu huyuma sebep olan da heteroseksizmin dayanılmaz ağırlığı. Herkes içinden geldiği gibi özgürce yaşayabilseydi, belki de bu sorgulama ihtiyacı duyulmayacaktı. Sen "hastasın, sapıksın, ahlaksızsın" diyince, insan da insanca yaşayabilmek için bir şeyleri sorgulamak, bir şeyleri ispat etmek zorunda kalıyor, bırakılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel yönelimimin eylemlerinin toplumsal şekillenmeden zararlı bir şekilde payını aldığını düşünmeden de edemiyorum. Çocukluğumdan itibaren kimliğimin ister yönelim, isterse cinsiyet olarak ne olduğunun farkında olsam da, dahil olmadığım heteroseksist kültürün baskınkınlığından dolayı, bilinç altım ister istemez bir şeyleri içselleştirmiş olabilir, beni doğru şekillendirecek eşcinsel bir kültür olmadığı için de toplumsal "cinsel" rollerden esinlenmiş olabilirim. Çünkü heteroseksist kültürde egemen erkek rolüne dahil olamıyorsan, diğerine şartlanabilirsin. Pratikte ne kadar gerçek kimliğine kavuşsan da, imge olarak beyninde ilk etapta hep bilinç altı devreye giriyor.&amp;nbsp;Zaten toplumsal algıyı şaşırtan da bu oluyor beklenilenin dışına çıkıldığı için. Yani eşcinsellerden hep kadın rolü bekleniyor ve kendileri oldukları zaman da&amp;nbsp;heteroseksizmi yaraladığı için şimşekler çakıyor, tepkiler öldürücü olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattıklarımın bilimsellikten uzak kişisel kendi düşüncelerim olduğu için doğru bilgiden çok doğrulanmaya, yanlışlanmaya açık kişisel özgürlük ifadesi kapsamında kendimi tanımam, kendimle yüzleşmemdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıda kendimi sorguya iten de, "insan kendini nasıl hayal ediyorsa, kimliği de o dur" düşüncesine ters bir davranış sergiliyor olmam. Kendimi başka türlü hayal ediyorum ama uygulama da başka biri oluyorum. Her ikisiyim tabi ki de ama niye hayalimde bir tarafım öncelikli oluyor? İşte bu heteroseksizmin yan etkileri mi, ben bu olduğum için olması gereken bu mu, yoksa heteroseksizmin şekilsel olarak yarattığı imgeler mi hayallerde öncelikleri belirliyor. Uygulama da önceliğimin değişmesi işte kafamı karıştıran. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa beynimde erkeklik kompleksi mi yatıyor erkekliği alt etmek için. Ya da eşcinsel kültürü oluşturmak adına açık eşcinsel yandaşları çoğaltmak için bastırılmış eşcinsellerin kendilerini keşfetmelerine yardım etme teşebbüsü mü bu? Ne yalan söyleyeyim, bastırılmış eşcinsellerin toplumsal erkeklik rollerinden sıyrılmaları, yatakta da olsa çok hoşuma gidiyor. Çünkü güven veriyor, huzur veriyor, bu sefer de varolmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum&amp;nbsp; heteroseksizme inat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü milyonlarca eşcinselin yaşadığı dünyada&amp;nbsp;ayrımcılığa maruz kalmayı bir tarafa&amp;nbsp;bırakın, eşcinselliğin olduğu bir tabiatta yalnız olmak ve de hedef gösterilmek çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noktayı en açık şekilde koymam belki de heteroseksizmi&amp;nbsp;ve de homofobisini besleyecek yanlış bir düşünce olacak ama doğruyu bulmak için düşüncenin ifadesi şart. Ben mesela bir eşcinsel olarak beğendiğim erkeklere ilk aşamada yani hayal&amp;nbsp;aşamasında&amp;nbsp;cinsel anlamda teslimiyetçiliği hayal ediyorum ama onlarla birarada olma fırsatını yakalayınca da cinsel anlamda mutlak bir şekilde teslim almak istiyorum. Ruhum teslim olmak istiyor, bedenim sahip mi olmak istiyor yoksa tatmin olmanın, kendini cinsel olarak&amp;nbsp;gerçekleştirmenin kaçınılmaz yolu mu bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok açık olmak önyargılara sebep olacak biliyorum ama benim cinsel yönelimim-eşcinselliğim önyargılara kurban olduktan sonra hiçbir şeyin önemi yok.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-317617409520899837?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/317617409520899837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinsellik-transseksuellik-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/317617409520899837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/317617409520899837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinsellik-transseksuellik-mi.html' title='Eşcinsellik Transseksüellik mi, Heteroseksizmin Kurbanı mı?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8660745342936750590</id><published>2012-01-25T14:12:00.002+02:00</published><updated>2012-01-25T14:13:26.019+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yanlış Olan Eşcinsellik mi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kendimiz mi'/><title type='text'>Yanlış Olan Eşcinsellik mi, Kendimiz mi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: large;"&gt;Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliğiyle Barışamayan Fobik Kimlikler Sıkıyorsa Cinselliklerini de Yaşamasınlar!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Nefret, Seks ve Seksizm!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocukluğumda Tanrı'ya her gece dua ederdim yatmadan önce 'uyandığımda penisim olmasın' diye ama Tanrı dualarımı kabul etmiyordu ki&amp;nbsp;uyandığımda penisim hep yerinde duruyor oluyordu, hala da yerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transseksüel kadın kimliğini ameliyat&amp;nbsp;yoluyla fiziksel olarak meşrulaştırmasını istiyorum ama bu yaştan sonra çok geç diyor. 45 yaşında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba bir şeyler için geç mi, yoksa bir şeyleri gerçekleştirmek için hem maddi, hem de manevi olarak umudu mu yok? Çevresini, ailesini üzmek istemediğini söylüyor. Hem ailesi ve de toplumun aslında, eşcinselliğin (O kendini erkek bedeninde olduğu için transseksüel olmasına rağmen eşcinsel olarak da ifade ediyor ama kendini cinsiyet olarak tamamen kadın görüyor aslında) cinsel ilişki&amp;nbsp;boyutu olmasa sorun yaratmayacağına inanıyor. Acaba sorun yaratan çevre mi, cinsel yönelim ve cinsiyetimizle çevresel veya kişisel olarak gerçekleri kabul edemeyen kendimiz mi? Çünkü ona "operasyonel olarak trans kadın olma şansı,&amp;nbsp; yanında da kendisini seven genç ve de yakışıklı bir eş (Çünkü o da genç ve yüzü güzel olanlardan hoşlanıyor.),&amp;nbsp;bir tane de&amp;nbsp;erkek çocuk&amp;nbsp;verilse kabul etmez misin?" diyorum, "İsterim ama çocuk olmasın, çünkü onun yanlış bir ortamda yetişmesini istemem. Çünkü bizim yaşamımız normal ve de doğal değil." diyor. Oysa çocuğunun olmasını ne çok istiyor. "Bana anne mi, baba mı, ne diyecek?" diyor. Bu da annelik ve babalık, kadınlık ve erkeklik&amp;nbsp;kavramlarının toplumsal anlamda&amp;nbsp;ne kadar derinden içselleştirdiğinin göstergesi. O zaten içselleşme, bilinçaltı, şartlanma, homofobi gibi bilimsel tanımlamalara ve dayanaklara çok karşı. Cinselliğini, kısaca hayatını sorgulamadan, üstü örtülü bir şekilde kimseyi rahatsız etmeden ve rahatsız edilmeden yaşamak isteyenlerden o da. Rahatsız edilirse de&amp;nbsp;korkanlardan, sinenlerden, kaçanlardan. O yüzden homofobik. Ve diğer eşcinselleri sevmiyor, heteroseksüelleri daha çok seviyor. Onun gözünde eşcinseller yalancı, dolancı, düzenbaz. Hatta bir tane bile düzgün eşcinsel tanımamış bugüne kadar kendi dediğine göre. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beraber oldukların ne oluyor?" diyorum. "Onlar erkek" diyor. Yani onların da bastırılmış, kendilerini gerçek kimlik ve yönelimleriyle ifade edemeyen&amp;nbsp;birer eşcinsel olabileceklerine hiç ihtimal vermiyor. Koskoca, hem de&amp;nbsp;heteroseksist dünyada kadın kalmadı da eşcinsel ve transseksüellerle beraber olacak erkekler öyle mi? Kadınlarla beraber olan kadınlar da erkek şiddetinden bıktıkları için kurtuluşu birbirlerinde bulmuşlardır heteroseksizmin dikte ettiği üzere! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi eşcinsellik ne ki onun, onların gözünde? Kendini açık olarak ifade etmediğin sürece, ne olarak tanıtırsan o mu? O yüzden cinsel yöenelim ve cinsiyet kimliği konusunda yüzeysel belki de. Çünkü her şey açık açık olursa belki de toplumsal anlamda öğrendikleriyle çelişecek ve de çatışacak, ruhsal yalnızlığına fiziksel yalnızlığı da eklenecek, cinsel bazda idareten sürdürdüğü kendisinin bile inanmadığı kimliği tamamen elinden alınacak. Çünkü açık bir kimlik yüzünden çevresiyle mücadele etmek ve de cinsel hayatını zora sokmak istemiyor. Çünkü onun için de seksin-cinselliğin anlamı&amp;nbsp;cinsiyet kimliği, cinsel yönelim&amp;nbsp;ve oluşturacağı kültür değil de cinsel bir eylemden ibaret. Doğrusuysa heteroseksist toplumsal bir yaşam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum da eşcinsellerin, transseksüellerin eşcinsellik ve transseksüellikten nefretlerinin boyutunu, heteroseksüellerinkinden daha güçlü. Heteroseksüel olma şansı verilse onlara, eşcinsellerden, transseksüellerden&amp;nbsp;çok şiddetli bir intikam alacaklar sanırım. Tabi önce eşcinseller transseksüellerden, transseksüeller de eşcinsellerden. Çünkü o ikisi en çok kaçtıkları gerçekleri birbirlerine hatırlatıyorlar, yüzlerine vuruyorlar heteroseksistçe. Her iki kimlik de heteroseksizmi besliyor savlarıyla. Birisi kadınlığının altını çizip ötekine nefretini kusuyor, birisi erkekliğinden ödün vermeyip küçümsüyor diğerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem eşcinselliğinden, transseksüelliğinden rahatsız olacaksın, hem de bastıramadığın cinsel yönelimlerini nefret ettiğin tarafınla tatmin etmeye çalışacaksın. Oldu mu şimdi? Sen kendinden muzdaripsen, heteroseksizm seni ne yapmaz? Nefret,&amp;nbsp;seks ve heteroseksizm!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8660745342936750590?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8660745342936750590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/yanls-olan-escinsellik-mi-kendimiz-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8660745342936750590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8660745342936750590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/yanls-olan-escinsellik-mi-kendimiz-mi.html' title='Yanlış Olan Eşcinsellik mi, Kendimiz mi?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1547346503855187423</id><published>2012-01-23T01:11:00.001+02:00</published><updated>2012-01-23T03:11:56.130+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kocasının Sevgilisi Çıkarsa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadının Aşık Olduğu Kocasının Arkadaşı'/><title type='text'>Kadının Aşık Olduğu Kocasının Arkadaşı, Kocasının Sevgilisi Çıkarsa</title><content type='html'>Tamer Amerika'dan döndükten sonra karlı birYılbaşı gecesini davet edildiği için çocukluk arkadaşı Sedat ve eşi Mine'yle geçirir. Mine alkolün etkisiyle Yılbaşı gecesinin balonsuz olmayacağı konusunda mızmızlanır. Tamer korunma amacıyla evde bulunan prezervatiflerden balon yapar, bir tanesini de o gece Sedat'ın eşi Mine'ye aldığı şöminenin üzerine dizilmiş mumlardan&amp;nbsp;en kalın ve en uzununa&amp;nbsp;geçirir. Sedat'ın da dediği gibi Yılbaşı gecesini kiminle geçirirsen yıl sonuna kadar onunla geçirirmişsin ve Tamer'de Sedatlarla her gün görüşür. Yaz tatilini de Tamer Sedatlarla geçirir. Tatil dönüşü Mine kocasının üzülmesini istememesine rağmen kocasına Tamer'e olan aşkını açıklar, hem de&amp;nbsp;Tamer'i çok sevdiğini söyler. Kocasının tepkisini merak ediyorsunuz değil mi? Sedat sigarasından çektiği "fırt" ı karısının suratına üfledikten sonra,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamer'i ben de çok seviyorum. Gülümseyişi, ses tonu çok etkiliyor beni. Onu görünce içim titriyor. Üç yıllık bir evliliğin ardından aynı erkeğe aşık olmamız ne tuhaf değil mi? Yazık geç kaldın güzelim. Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti. Hani Tamer'in prezervatif taktığı mum ve gece vardı ya..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mine, "Sus yeter. Gerisini duymak istemiyorum. Çok iğrençsin. İkinizden de tiksiniyorum. Dokunuşların, okşayışların, öpüşlerin ağır bir yük gibi geliyor şimdi. Taşıyamayacağım ve asla kurtulamayacağım yapış yapış bir ten yükü." der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birebir tanık olduğum veya kurmaca bir hikaye değil bu yazdıklarım. Atilla Şenkon'un "Ten Yükü" kitabının ilk öyküsü ve karı-koca arasında geçen diyalog da birebir alıntı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevremizde birebir buna benzer ilişkiler vardır mutlaka ama versiyonlarından tartışmasız binlercesinin mevcut. Çünkü bu ülkede eşcinsellerin tamamına yakını heteroseksüel evlilik yapıyor ve karılarından eşcinselliklerini saklayabildikleri kadar saklıyorlar, öğrenilse anlaşılsa bile her iki taraf da bilmezlikten geliyor veya gündeme getirilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca karısına yemin-billah ediyor karısını aldatmadığına dair. Çünkü eşcinsel erkeklere göre de heteroseksüelce aldatma aldatmadan sayılıyor. Burada eşcinseller heteroseksizmin ayrımcılığına maruz kalmalarına rağmen vicdansız bir şekilde&amp;nbsp;heteroseksistçe düşünüyorlar. Yani karılarını iki kere aldatmış oluyorlar. Heteroseksizmden bu şekilde intikam alındığını sanmıyorum öyküdeki gibi ama kadınların ne suçu var bu durumda. Kadınların yıllarca bir heteroseksüelle seviştiğini düşünüp, sanki lezbiyen bir ilişki yaşamış gibi hissetmeleri gerçekten kaldırılamayacak kadar ağır gelebilir onlara. Çünkü onlar da, ne de olsa heteroseksistçe yetiştirilmişler ve bu yetiştirilme tarzı yüzünden çifte aldatılmayı hak etmiyorlar bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En ağırıysa kocalarının eşcinselliğini öğrenmelerine rağmen, toplumsal sebeplerden dolayı evliliklerini sürdürmek zorunda kalmaları. Bunu çocuklarına, ailelerine, çevrelerine nasıl açıklayabilirler ki? Açıkladılar diyelim, bunun apayrı ağır bir yükü olmaz mı? Hem kolay mı daha toplumuzda bir kadının çoluk-çocuktan sonra kocasından ayrılıp baba evine dönmesi veya yeniden evlenmesi, yeni bir hayat kurması? Bunu ancak bağımsızlığını kazanmış kadınlar yapabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocalarının eşcinselliklerini bilmelerine rağmen, evliliklerini sürdüren kadınlara siz hiç şahit olmadınız mı? Ben çok şahit oldum. Hem de o kadar çok ki. Çünkü dediğim gibi bu ülkede eşcinsellerin tamamına yakın&amp;nbsp;hala heteroseksüel evlilik yapıyorlar ve bunların eşcinselliklerinin ortaya çıkma yüzdesi de azımsanmayacak kadar yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuhaf, komik ve de acı bir çıkmaz aslında eşcinsellerin heteroseksüel evlilikleri her kesim ve her açıdan dolayı. Kadınlar durumun farkında olmayıp komik duruma düşebiliyorlar, öğreniyorlar çok büyük acı yaşıyorlar. Çevre heteroseksizm yüzünden ikiyüzlülük yapıyor, yeri geldiğinde bunu şantaj, tehdit olarak kullanıyor. Eşcinsellerse zaten kurbanlar, zaten zavallılar eşcinselliklerini açıklayamayıp kabul ettiremedikleri için. Bunun üstüne bir de eşcinselliklerinin arkasında durmayıp kadınlara karşı "hıyarlık" yapıp haksız konuma düşüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçlu hepimiziz aslında heteroseksizme boyun eğdiğimiz için. Kadınların teslimiyetçiliği, eşcinsellerin cinsel yönelimleriyle barışamamaları, ailelerin çocuklarını heteroseksizme kurban etmeleri, çevrenin-toplumun ikiyüzlülüğü, sahtekarlığı, duyarsızlığı ve de acımasızlığı. En çok da hükümetlerin sorumsuzluğu, ayrımcılığa maruz kalan farklılıkları bile bile korumadığı için. Zorla heteroseksüelleştirilmeye çalışılırsa insanlar, faturası da en başta hak etmeyen masumlara kesilse de, hesabı herkes öder kaçınılmaz olarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm çok kolay aslında. Eşcinsellik kabul edilsin, heteroseksüeller de erkekliğin, heteroseksizmin yükünden kurtulsun artık. Valla eşcinsellerin bunda suçu yok, varsa bile heteroseksüeller yüzünden. Çünkü eşcinselleri heteroseksüel evliliğe zorlayan da heteroseksizm, eşcinselliklerini açıklamalarına izin vermeyen de. Eşcinsellerin en büyük suçu, heteroseksizmin onları her&amp;nbsp;ne şekilde olursa olsun&amp;nbsp; insan yerine koymamasına rağmen, kendileri olmak için fazla çaba sarf etmemeleri. Sanki heteroseksüel "gibi" olunca çok mutlu oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin en kötü tarafıysa heteroseksizm yüzünden ne kadınların, ne erkeklerin, ne de eşcinsellerin gerçek sevgiyi yaşayamaması, içlerinden geldiği gibi sevgilerini gösterememeleri, istisnalar dışında. Evlenince, birlikte olunca aşk, sevgi olmuyor ne yazık ki. Kadınlar verilenle yetiniyor, erkeklerin sevgilerini göstermesi heteroseksizme aykırı, eşcinsellereyse sevgi haram zaten!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın sevgisinin göstergesi olarak kocasına kaşıkla yemek tutar sofrada. Erkek elinin tersiyle tersler kadını. Kadın içgüdüsel olarak sevgisini göstermeye çalışmıştır. Erkek de doğası gereği terslemiştir bu sevgiyi. Çünkü eşcinseldir. Eşcinselliğine saygısı olmayanın kadına mı saygısı olacak? Eşcinsel kocanın savunusu, "Heteroseksüel koca sanki benden daha iyi mi sevecek, benden daha iyi mi davranacak?" Çünkü eşcinsel koca baba evinde "karı gibi" yemek yemenin cezası olarak suratına fırlatılan çatalla erkek sevgisinin nasıl bir şey olduğunu biliyordur. Erkek olması için de evlendirilmiştir. Haklı olarak onun elinden de bu kadarı gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ne olduğunu anlayamamıştır. Kocası sevmiyor mudur onu? Kesinlikle ama ne için olduğunu anlayamamıştır. Bir de herkese rezil olmuştur kocasının kendisini sevmediğini gördükleri için. Peki neden evlenmiştir onunla bu adam. Yoksa sevgi bu mudur? Nasıl olduğunu hayat boyu da bilmeyecektir. Çünkü eşcinseller karılarına eşcinselliklerini itiraf edemiyor, kendi cinslerine aşık olabileceklerini söyleyemiyorlar&amp;nbsp;ki hala. Günahı heteroseksizmin boynuna ama sahte bir sevgiyle sevilmek ve nedensiz sevilmemek, gerçek bir sevgisizlikten daha ağır olsa gerek. Çünkü insanın sevgi açığını bir ölçüde kapatabilme ihtimali vardır ama sahte bir sevginin açtığı güvensizliğin yarası kapanmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1547346503855187423?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1547346503855187423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/kadnn-ask-oldugu-kocasnn-arkadas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1547346503855187423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1547346503855187423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/kadnn-ask-oldugu-kocasnn-arkadas.html' title='Kadının Aşık Olduğu Kocasının Arkadaşı, Kocasının Sevgilisi Çıkarsa'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4105552223452735940</id><published>2012-01-22T02:53:00.000+02:00</published><updated>2012-01-22T02:53:09.831+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsel Kotası Ve Ekstradan Görünürlük'/><title type='text'>Eşcinsel Kotası Ve Ekstradan Görünürlük</title><content type='html'>Amerika'da eşcinseller gerçek kimliklerinin belli olması için, araba ve motosiklet plakalarının gökkuşağı renginde olmasını istemiş ve İndiana Eyaleti de bu teklifi kabul etmiş. 12 ile 21 yaşındaki eşcinseller kimliklerini göstermek için bunun mükemmel bir yol olduğunu söylüyorlar.&amp;nbsp;Eşcinselliklerinin altının çizilmesini istemeyen bizim homofobik eşcinsellere duyurulur. Onlara sorsan bu homofobi değil, cinsel yönelimin insanların gözünün içine sokarak toplum düzenini bozmamaktır. Onlara göre açık hak mücadelesi yapan eşcinseller şiddeti, nefreti ve her türlü ayrımcılığı hak ediyordur bile. Sizi gidi korkaklar sizi, sizi gidi eşcinsellikleriyle cinsel ihtiyaç dışında barışamayan eşcinseller sizi. Bu kadar memnun değilsiniz eşcinselliğinizden, cinselliğinizi de yaşamayın o zaman. Şahsen ben utandığım ve değerlerime ters düşen bir şeyi ölsem de yapmam, yaparsam da ölümüne arkasında dururum. Hep öyle oldu, ekstradan gurur da duydum cinsel yönelimimle. Çünkü benim kabul edilmeyen tarafımı hep ön plana çıkartırım doğruluğuna dayanaklı bir şekilde inandığım için. Çünkü başkalarının yaşam biçimleriyle yaşayamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın bir parçası cinselliğin yöneliminden biri olan eşcinselliğe ayrımcılığın, nefretin, şiddetin, cinayetlerin, kısaca homofobinin bitmesi için eşcinselliğin varlığının kabul edilmesinden başka hiçbir yol yoktur. Bunun için de ekstradan varoluş biçimlerinin uygulanması gerekiyor hükümetler tarafından. Tabi buna heteroseksist kültürlerin iktidarları kesinlikle yaklaşmayacaktır. İşte burada ayrımcılığa maruz kalanların, eşcinsellerin cesaretlerini toplayıp kendilerini göstermek&amp;nbsp;için göstertmeleri gerekiyor. Aynı Amerika'daki araba plakaları gibi yaşamın her alanında kimliğimizi gösteren ayrıcalık taleplerimizi dile getirip uygulatmamız gerekiyor. Korkmayın bu sınıflandırma bizi daha da hedef haline getirmez, soyutlayıp gettolaştırmaz da.&amp;nbsp;Asıl görünmez olunca daha kolay alt edilebilecek hedefler haline geliyoruz. Bu görünmezliğimiz yüzünden yok sayılıyor ve de kabul edilmiyoruz. Kabul edilmeyenlere de her türlü ayrımcılık ve kötülük reva görülüyor tüm toplum&amp;nbsp;birim ve&amp;nbsp;kurumları tarafından. Görünmez olunca da hiçbir yerde konumlandırılmıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hatta daha ileri gidip aynı kadınlara uygulanmak isteyip de bir türlü hayata geçirilemeyen kadın kotası gibi eşcinsellik kotasının&amp;nbsp;da olmasını istiyorum Meclis'ten özel veya resmi işyerlerine kadar. Bu eşcinsellerin acizliği değil, heteroseksizmin kendisi gibi olmayanlara, ötekileştirdiklerine&amp;nbsp;karşı çıkardığı engellere bir çözüm yoludur. Hükümet eşcinsellere kıyak yapıp ayrıcalıklı davranırsa toplumsal olarak da bir değişim olacaktır sanırım. Değişim tabandan olursa daha etkili olur ama o zeminden bir umut yoksa, iktidara gelenlerin insanlık konusunda daha duyarlı olmasını beklemek, ayrımcılığa maruz kalanların en doğal hakkıdır sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz daha bundan 40-45 sene önce Amerikada'ki eşcinsel hak mücadelesindeki gibi sırtımızda pembe tişörtle, alnımızda pembe üçgenle sokaklarda dolaşıp, eşcinselliğimizle barışık olma aşamasında bile değiliz. Varoluşumuz ve kabul edilişimiz için bize özel bir şeylerimizin, bir yerlerimizin&amp;nbsp;olması şart. Heteroseksüel gibi görünmekle kazanılmaz eşcinsel hakları. Olmayanın, görünmeyenin hakkı mı olur? Hiç kimse cinsel yönelimiyle var olmak istemez ama cinsel yönelimi yüzünden yok ediliyorsa eşcinseller, önce cinsel yönelimleriyle varolmalarından başka hiçbir seçenek olamaz. Çünkü ben başarısızlığım yüzünden ayrımcılığa maruz kalmıyorum, eşcinselliğim yüzünden ayrımcılığa maruz kalıyor ve başarısız bırakılıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4105552223452735940?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4105552223452735940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinsel-kotas-ve-ekstradan-gorunurluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4105552223452735940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4105552223452735940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinsel-kotas-ve-ekstradan-gorunurluk.html' title='Eşcinsel Kotası Ve Ekstradan Görünürlük'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8116092200597918735</id><published>2012-01-20T20:22:00.000+02:00</published><updated>2012-01-20T20:23:00.064+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliğini İtiraf Edebilmek Çok Büyük Marifettir'/><title type='text'>Eşcinselliğini İtiraf Edebilmek Çok Büyük Marifettir</title><content type='html'>Evet, eşcinselliğini çevrene, topluma itiraf edebilmek marifetlerin en büyüğüdür, eşcinsel hak mücadelesinin, aktivistliğin temelidir. Tek başına ne yaparsan yap, olmuyor, olmuyor, olmuyor! O yüzden tek bir itiraf bile eşcinsellerin hak kazanımı ve insanca, diğerleriyle eşit bir şekilde yaşayabilmesi için çok büyük önem arz ediyor. Eşcinsellerin bilinçli olması tabiki de çok önemli ama ilk etapta eşcinselliklerinin arkasında açık yüreklilikle durabilmeleri gerekiyor. Tabi kendinle, eşcinselliğinle barışabilmek de bilinç dahilinde bir şey ama cesaretini toplayıp bir anda dile gelebilmek de&amp;nbsp;çok önemli&amp;nbsp;ilk aşamada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çoğu, hatta bir çok eşcinsel "Zaten biz onun eşcinsel olduğunu biliyorduk" gibi açıklamasına gerek olmadığın ima eden cümleler kuruyorlar bunun, açıkça açılmamanın nelere sebep olduğunu düşünmeden. Herkes kimin ne olduğunu biliyor ama bilmek eşcinsellerin eşit ve insanca şiddete, nefrete maruz kalamadan, cinayete kurban gitmeden yaşamasına, eşcinselliğin kabulüne, eşcinsellerin ayrımcılığa maruz kalmamasına yetmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta eşcinsellerimiz itiraftan da önce eşcinselliklerini inkar bile ediyorlar. Erkek rollerine bürünüyorlar, evlenip çoluk-çocuğa karışmak istediklerini söylüyorlar, evliliğin kısmet meselesi olduğu, iyi bir kısmet çıkmadığı yalanlarının arkasına sığınıyorlar. Kimisi aşka, evliliğe&amp;nbsp;vaktinin olmadığını söylüyor, kimisi daha ileri gidip, nişanlanıyor, nişanı bozuyor, kimisi evlenip boşanıyor, kimisi (Aslında kimisi değil, geneli diyebiliriz.)eşcinsel olmasına rağmen karşı cinsle yatıp çocuk sahibi bile oluyor. Evet bir eşcinsel olarak eşcinsellerin karşı cinsle evlenip çocuk sahibi olmalarını mecburiyetten de olsa hem eşcinselliğe, hem de heteroseksüelliğe saygısızlık olarak görüyorum. Çünkü hiç kimsenin hiç kimseyi ayrımcılığa maruz kalsa da, mecburiyetten de olsa kandırmaya hakkı olamaz, olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi eşcinseller de heteroseksüelliği tek ana akım olarak görüp, eşcinsellerin&amp;nbsp;heteroseksist düzeni bozmaya haklarının olmadığına inanıyor. Kimisi de ailesini üzmeye hakkının olmadığı bahanesinin arkasına sığınıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte daha bir çok sebep gösterilen bahaneyle eşcinseller cinsel yönelimlerinin arkasında duramayıp, eşcinselliklerini gizli-saklı sadece cinsel tatminle idare etmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden bir eşcinselin bile çıkıp da "ben eşcinselim" diyebilmesi, eşcinselliğinden utanmayıp arkasında durabilmesi çok önemlidir. "Ben eşcinselim" diyenler çoğalmadıkça eşcinsel mücadele çok yavaş ilerleyecek, kağıt üzerinde kazanılan haklar da kullanan eşcinseller olmadıkça günlük hayata geçirilemeyecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8116092200597918735?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8116092200597918735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinselligini-itiraf-edebilmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8116092200597918735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8116092200597918735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinselligini-itiraf-edebilmek.html' title='Eşcinselliğini İtiraf Edebilmek Çok Büyük Marifettir'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2896129603827066226</id><published>2012-01-20T13:43:00.000+02:00</published><updated>2012-01-20T13:51:34.085+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yobaz Homofobikler'/><title type='text'>Yobaz Homofobikler</title><content type='html'>Homofobinin arkasında hep bastırılmış eşcinsellikten bahsediyoruz ama bu homofobiye biraz toleranslı bakış açısı gibime geliyor. Çünkü dünyaya heteroseksist bir kültür hakim olmasa bastırılmışlığın nefret boyutu belki bu kadar olmayacak, eşit yaşam seviyesine göre belki hiç olmayacak. Homofobinin asıl kaynağı yobazlıktır. İnsanlar bir çok konuda bilgili olabilirler, hatta alanlarında uzmanlaşabilirler ama içselleştirdikleri, bağlı oldukları ideolojiler ve o ideolojilerin varoluş sebepleri yüzünden eşcinsellik gibi bazı konulara, bazı alanlara karşı ideolojilerine körü körüne bağlanıp yobazlık yapabilirler. Yobazlık da nasıl oluyor kısaca ve kabaca? Farklı olana, kendine, ideolojisine benzemeyenlere karşı cahilliğe dayanan bağnazlık, tutuculuk şeklinde oluyor. Demek istediğim yalnızca heteroseksiszmi içselleştirip, bastırılmış eşcinseller değil, heteroseksüeller de homofobik olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu cinsel yönelim farklılığı ve eşcinsel yobazlığını aşmak, eşcinsellere karşı yobaz olanları yumuşatmak, onları eşcinsellik konusunda bilgilendirip ikna etmek&amp;nbsp;mümkün müdür? Eşcinsellere eşit yaşama hakkı&amp;nbsp;verilmedikçe ve eşit yaşama koşuları sağlanmadığı sürece mümkün değildir. Çünkü heteroseksizm gibi ideolojiler bilimsel, akılcı ve mantıksal dayanaktan yoksun, varoluş dayanakları da karşıtlık, ötekileştirme üzerine kurulu olduğu için, kendi kendilerine gönüllü eşitliğe razı olmayacaklardır. Bu onlar için gönüllü teslim olarak iflas etmek anlamına gelecektir. Çünkü zorbalık zorla hakimiyet kurmak olduğu için, egemenlik anlayışına ters düşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin kabulü heteroseksist yobazlara karşı da&amp;nbsp;katiyetle eşitlik için hak mücadelesiyle mümkün olacaktır. Çünkü onların kapıları eşcinsellik gibi farklılıklara karşı en temelden açılmamak üzere kapalıdır. Esneklik, tolerans asla ve asla yoktur. İyilik, iyi niyet onların sadece dilinde ve kendi çıkarlarına göredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli bir ideolojiye körü körüne bağlanmış yobazlar eşcinsel olurlarsa ne olur? Tabiki de homofobi olur. Homofobinin şiddeti katlanır hatta. Çünkü eşcinsellik hem ideolojiye ters, hem de bastırılmak zorunda olduğu için&amp;nbsp;patlama seviyesi olur. Cinsel yönelimin cinsellikle alakalı olmasıysa, ekstra-ekstra yüksek patlamaya sebep olur cinselliğin hala tabu olmasından dolayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli bir ideolojiye inanıp da homofobik olmayan eşcinsel olabilir mi? Tabiki de. Her ideolojinin kuralları ve buna inanan insanlar eşcinsel olsa da homofobik olmayabilir. Çünkü herkes yobaz olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumuz-yazmış entel-dantellerden homofobik çıkmaz mı? Çıkar tabiki de. Çünkü yobazlık bir ideolojiye bilgi dahilinde değil, körü körüne bağlılıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yobazlık belli bir ideolojiye körü körüne bağlılıksa, içinde her türlü ideolojiyi barındıran heteroseksizm gibi egemenliklere karşı eşit yaşama hakkı için mücadele etmekten, eşcinsellerin mücadele etmesinden&amp;nbsp;başka hiçbir çare yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2896129603827066226?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2896129603827066226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/yobaz-homofobikler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2896129603827066226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2896129603827066226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/yobaz-homofobikler.html' title='Yobaz Homofobikler'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1842816755406024368</id><published>2012-01-19T20:35:00.002+02:00</published><updated>2012-01-20T12:41:28.394+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Heteroseksüel Aşk Filmleriyle Kültürlenme'/><title type='text'>Heteroseksüel Aşk Filmleriyle Kültürlenme</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Gerçekten bedenlerimiz mi kimliklerimize dar gelen-uymayan, beyinlerimiz mi bedenlerimize küçük gelen? Heteroeksüel yaşamlara yatay geçişler eşcinsellerin sorunlarını çözecek midir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyarsızlıkların en kötüsü insanın kendine olan duyarsızlığıdır. Çünkü insanın kendi gerçeklerine sırtını dönmesi kadar acı veren bir şey yoktur. Çünkü insanın kaçmak isteyip de kurtulamayacağı tek şey kendisidir. En büyük tehlikeler de insanın kendisine olan duyarsızlığından gelir. Bu duyarsızlık nefret ve şiddet, hatta cinayet barındırır. Çünkü tatmin edilemeyen "ben" artık nefretle, şiddetle, egemen gücün varoluş şekilleriyle; zaferle, birilerini alt etmekle, birilerinin üzerine basarak tatmin olacaktır. Empatide taraf tutacaktır ama o taraf kendi tarafı olmayacaktır. Sevgiyi, sevmeyi kurallara, şekillere bağlayacaktır. Gerçek uyumu uyumsuzluk olarak görecek, uyumsuzluğa uymaya çalışırken kendisini başkaları için feda ettiğini görmeyecektir. Ayrımcılık yapan duyarsızların hassasiyetlerini benimseyip, kendisine olan inancının hepten yitirip, kendisine olan duyarsızlığını iyice pekiştirecektir. Çünkü gerçek kendisini iyice kaybetmiştir. Aradığı şey de bırakmak istediği kendisidir ama&amp;nbsp;yola çıkmış ve kafaya koymuştur artık eğreti kimlikte yaşamaya kolaycılık veya mecburiyetten, başkalarına ve başka şeylere inanmaktan veya inandırılmaktan, hatta yapısından dolayı.&amp;nbsp;Hadi başka kimlikler uydu veya uydurmaya çalıştı diyelim, başka kimlikler&amp;nbsp;mükemmel kimlikler midir? Sorunlar sadece kimliklerle halledilebilecek midir? Sorunlar sadece kimliklerde olsaydı, farklılıklara karşı duyarsızlıklar bu kadar şiddetli olur muydu? Sorun o kimliklerin olgunlaşamaması olmasın? Çünkü insan olabilmek için ne ve nasıl olduğun o kadar önemli olmasa gerek. Kafaya takılan bu kimlikler ve meseleleri, kimliklerin ham olmasından, eğitilememesinden değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten bedenlerimiz mi kimliklerimize dar gelen-uymayan, beyinlerimiz mi bedenlerimize küçük gelen? Heteroeksüel yaşamlara yatay geçişler eşcinsellerin sorunlarını çözecek midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi esaretimizden kurtulup, kendi aşkımızı yaşayıp, kendi eşcinsel kültürümüzü oluşturmalı ve de yaygınlaştırmalıyız. Heteroseksüellere ve de heteroseksüel yaşama ne mecburiyetimiz var, ne de mahkumiyetimiz. Heteroseksüel kültürle heteroseksistliğimizi ve homofobimizi pekiştirmenin hiçbir alemi yok.&amp;nbsp;Eşcinsel Kültür&amp;nbsp;başka yaşam biçimlerinden kendimizi soyutlamak için&amp;nbsp;değil, kendimizi, eşcinselliğimizi ihmal etmemek, eşcinselliği sapıklık, hastalık ve de sadece cinsellik önyargısından kurtarmak için şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller oluşturamadığı eşcinsel kültürle, mecbur kaldığı heteroseksist kültür arasında sıkışıp kalıyorlar ve ikiyüzlü bir kültür oluşturmak zorunda kalıyorlar. Yansıması heteroseksistçe olup, heteroseksizme yarıyor ama.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1842816755406024368?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1842816755406024368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/heteroseksuel-ask-filmleriyle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1842816755406024368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1842816755406024368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/heteroseksuel-ask-filmleriyle.html' title='Heteroseksüel Aşk Filmleriyle Kültürlenme'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1303867192763738025</id><published>2012-01-18T02:15:00.001+02:00</published><updated>2012-01-18T02:19:09.478+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kişilik Gelişiminin En Güzel Yolu Dans ve Sekstir'/><title type='text'>Kişilik Gelişiminin En Güzel Yolu Dans ve Sekstir</title><content type='html'>RTÜK az kalsın özel bir televizyon kanalındaki dans yarışmasında bazı dans türlerini "seksi çağrıştırıyor" diye yasaklamaya kalkışmış. 4'e 5&amp;nbsp;oyla&amp;nbsp;son anda yasaklanmaktan kurtulmuş bu danslar. Çünkü bu dansları yasaklarlarsa, filmlerde ve dizilerdeki dans sahneleriyle baş edemezlermiş. Bence kurul başkanının bu yasağa onay vermemesinin sebebi sadece bu dans sahneleriyle baş edememe değil de, RüTÜĞ'ün dün bazı şarkıcıların yaptığı klipleri porno sınıfına sokmasından dolayı gelen tepkilere istinaden bir çark etme durumu bu vazgeçiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlak bu mudur yani?; Seksi çağrıştıra her şey. Seks, cinsellik yasaklanınca çok mu ahlaklı olacak bu dünya. Seks yapınca ahlaksız mı oluyor bu dünya. Çocukların gelişimi falan bozulmuyor cinsellikle. Bahanelerle ahlakçılık yapmayalım lütfen. İnsanlar seks yapamayınca ahlak bozuluyor. Seks sıradanlaşamadığı için ahlak bozuluyor. İnsanlar seksi "ayıp, günah" diye içselleştirdiği için namus gerekçesiyle şiddet uygulayıp cinayet işliyor. Daha bugün&amp;nbsp;medyada bir kadının daha kıskançlık sebebiyle eşi tarafından bıçaklandığını ve komada olduğunu okuduk. Kadınlar her gün namusun cinselliğe indirgenmesi nedeniyle öldürülüyorlar. Ahlaksız olan bir şey varsa şiddettir, insanların kendilerini gerçekleştirmesini engellemektir. Şiddeti yenmenin tek yolu da sanattır. Sanat insanı yumuşatır, ehlileştirir, olumsuz, kötü taraflarını törpüler, içindeki güzelliği, estetiği ortaya çıkartır. Bırakın içine karşısındaki kişiden hoşlanmanın göstergesi cinsellik de barındırsın. Belki bu sayede insanlar dansa yönelirler. Kahvehanelerde okey oynayıp egolarını yenme ve yenilmeyle kabartacaklarına, dans salonlarında ter atarlar, güzel duygularını yükseltirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dansı cinsellik gerekçesiyle yasaklayanlar acaba hayatlarında hiç dans ettiler mi? Vücudu müziğin ritmine bırakmanın ve bunun sonucunda rahatlamanın ne demek olduğunu biliyorlar mı? Tabi kültürümüzde dans demek Halk Dansları demek ve de erkek gibi gerim-gerim gerinmek demek. Hiç de toplumsal erkek olmak zorunda değiliz. Biyolojik-bedensel erkeklik neyimize yetmiyor ki? Toplumsal cinsiyet olmasaydı, toplumsal erkeklik-kadınlık rolleri olmasaydı, hiç kimse hiç kimseye bir şey dayatmayacağı için şiddet ve nefret daha az olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans&amp;nbsp;ederek yakınlaşmalar&amp;nbsp;sayesinde birbirimize karşı olan önyargılarımız, yabancılıklarımız, tabularımız&amp;nbsp;kalkabilir, birbirimizi her cins ve cinsel yönelim olarak da ötekileştirmekten kurtarabiliriz. Birbirimize dokunmaktan korkmamayı öğrenebiliriz. Birbirimize dokununca namus falan elden gitmiyor çünkü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavgasız ve şiddetsiz yaşamanın yolu birbirimize dokunmaktan geçer. Çünkü insanların birbirlerini tanımasının en güzel yolu dokunmaktır. Bu da dansla çok mümkündür. Yoksa RTÜK birbirimizi tanımamızı istemiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilik gelişiminin en güzel yolu gerçekten seks gibi, dans gibi, spor gibi fiziksel boşalımdır. Dans et, spor yap, seks yap bakalım nefrete, şiddete, cinayete ihtiyaç duyulacak mı, fırsat kalacak mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1303867192763738025?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1303867192763738025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/kisilik-gelisiminin-en-guzel-yolu-dans.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1303867192763738025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1303867192763738025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/kisilik-gelisiminin-en-guzel-yolu-dans.html' title='Kişilik Gelişiminin En Güzel Yolu Dans ve Sekstir'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8756960262759833305</id><published>2012-01-18T00:57:00.002+02:00</published><updated>2012-01-18T01:30:03.513+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyada En Zor Şey Eşcinsel Doğmaktır'/><title type='text'>Dünyada En Zor Şey Eşcinsel Doğmaktır</title><content type='html'>Çünkü dünyaya heteroseksüeller hakimdir. Egemen güçler de barışın, insanca yaşamanın, yaşatmanın derdinde değil, kendi iktidarlarının, kendi ideolojilerinin derdindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu dünyada en zor olan şey eşcinsel doğmaktır, olunmadığı&amp;nbsp;halde eşcinsel olunduğu iddia edildiği için. Eşcinseller sırf cinsel yönelimlerinden dolayı aşklarından, sevdalarından, kedi olmalarından vazgeçirilmişlerdir. Ne için, heteroseksizm için, egemen erkek değerleri için. Bundan daha kötü ve daha zor başka bir şey olabilir mi? İnsanın kendi olmaktan vazgeçmesinin ölmekten bir farkı var mıdır? Olmadığı gibi yaşarken ölü olmak, ölmekten daha zordur. Resmen başka bir kimliğe hapis hayatı yaşıyorsun? Kendini biliyorsun ama unutmak zorundasın. İnsan kendini nasıl unutabilir ki? İnsanlar sevdiklerini bile unutamıyorken, kendisini unutmaya çalışması nasıl bir şeydir anlayabilir mi eşcinsel olmayanlar acaba? Ve bunu anlayamayanların sözüne nasıl inanılabilir? Sorsan insandırlar, duyarlıdırlar, vicdanlıdırlar. Sen karşındakini insan yerine koymayıp onun haklarına, insan olarak yaşama hakkına saygı duymayı boşver ölmesini isterken, ben senin insanlığına nasıl inanırım ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden ben sadece eşcinselliğime inanırım, eşcinsellerin de sadece eşcinselliklerine inanmaları taraftarıyım. Bizi-eşcinselleri heteroseksizmden kurtarıp haklarımıza kavuşturacak olan da kendimizizdir. Haklarımız aslında heteroseksüellerin elinde falan değil. Haklarımız kendi elimizde ama onları uygulayacak, hayat geçirecek cesaretimiz yok. Aslında o da var. Sadece biraz gayret etmemiz gerekiyor. Kendimizi tanımamız gerekiyor, kendimize-eşcinselliğimize inanmamız gerekiyor, heteroseksüellerin eşcinsellerden daha ayrıcalıklı olmadığına da inanmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek yapmamız gereken şey öncelikli olarak eşcinsel olarak hayatımızı yaşamaktan korkmamak. Hayatımızı yaşayalım ve sana ne, size ne diyelim. Ne yapabilecekler? Hiçbir şey. "Eşcinsellik ahlaksızlık, hastalık, sapıklık" mı diyecekler? Nereden biliyorlar? Bilimsel kanıtları, delilleri mi var? Neymiş onların değerlerine uymuyormuş? Benim değerlerim de sizinkine uymuyor, ne olacak şimdi? Beni doğduğum topraklardan mı kovacaksınız? Bence önce siz beyninizde kendinize, gerçek kimliğinize kapıları açın, kendinizi tanıyın&amp;nbsp;ki, gerçeklerden korkmayın, omdan sonra da heteroseksizm için ahlakçılık yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yakınınıza eşcinsel olduğunuzu söyleyin ve bundan korkmayın. Bizim en büyük sorunumuz bu zaten. Yani kendimize itiraf edemediğimiz eşcinselliğimizi çeşitli bahanelerle çevremizden de saklamamız. Siz eşcinselliğinizi açıklayın, size eşcinsel gibi davranmalarına izin verin. Önceleri aşağılanacağız, dışlanacağız, öyle olmasa bile biz öyle hissedeceğiz önce. Nereye kadar ayrımcılık yapacaklar. Yapsalar bile ne geçecek ki ellerine? Hiçbir şey geçmeyince vazgeçecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğe bakış açısını eşcinsellerin kendileri belirliyorlar. Bir insan karşısındakinin kendisine nasıl davranması gerektiğini kendisi karar verir. Sen eşcinselliğinle gurur duy ve aşağılamalara gülüp geç bakalım. Bu sefer o dalga geçenler kaale alınmadıkları için kendi-kendilerine utanmaya başlayacaklar. Biz eşcinselliğimizden utanarak onlara, heteroseksistlere bizi aşağılamaları için cesaret veriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum da biz eşcinseller olarak eşcinselliği hiç konuşmuyoruz. Tamam aşkımızı, sevgimizi, eşcinsel kültürümüzü sadece cinselliğe indirgemeye mecbur bırakılmış ve de mahkum edilmişiz buna ama bundan kurtulmak ve eşcinsellik hakkındaki önyargıları da&amp;nbsp;yıkmak tamamen eşcinsellerin elinde. Biz eşcinelliğimizi yaşayalım utanmadan, eşcinsel kültürümüz de oluşacaktır, otomatik olarak kabul edilecektir. Yoksa sizde mi inanmayanlardansınız eşcinselliğe? Hatta eşcinselliğin ne olduğunu bilmiyor musunuz hala? Ne yazık ki öyle. O yüzden önce kendi içimizdeki homofobiyi yenmemiz gerekiyor. Hala eşcinselliği kendimize yakıştıramayıp toplumsal cinsiyet rolleriyle idare ediyoruz cinsel yönelim ve kimliğimizi. Sadece aynalarda özgürlük bulan hüzünlü bir yüz, sığınacak liman arayan melankolik bir ruha hapis olmasın eşcinselliğimiz. Çıkaralım içimizdeki kendimizi. Varsın işaret edip göstersinler bizi "top" diye. İnanın bu arkamızdan "ibne" diye konuşılmasından daha itibarlı ve de huzurlu. Herkesin senin ne olduğunu bilmesi kadar güven verici bir şey olamaz. Çünkü saldıracakalrsa ne olduğunu bildikleri için açık-açık saldırırlar. En azından saldıracaklarını bilirsin de, ona göre önlemini alırsın. Ama gizli bir eşcinsel olarak neyle karşılaşacağını, hangi tuzaklara düşürüleceğini bilemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin kolayına kaçıp mümkün olduğunca yaşamayalım, herkes kadar, eşit olarak ve kendimiz olarak yaşayalım. Bu bizim en doğal hakkımız çünkü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi bizden başka kimse kurtaramaz. Hele ki heteroseksist dünyada eşcinseller dışında kendiliğinden bir şeylerin olmasını beklemek düpedüz saflıktır. Verilene razı olmak, verilenle idare etmekse acizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Dünyada en zor şey eşcinsel doğmaktır ama kolaylaştırmak da eşcinsellerin elindedir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Çünkü eşcinsellik &lt;strong&gt;G&lt;/strong&gt;üzel &lt;strong&gt;Bi&lt;/strong&gt;'&lt;strong&gt; Lez&lt;/strong&gt;-ze&lt;strong&gt;TT&lt;/strong&gt;ir. Eşcinsellik insanlığa, canlılığa, doğaya ait bir gerçektir, varoluş şeklidir. Asıl "sorun, hastalık, sapıklık" eşcinselliği, gerçekleri kabul edememek, inkar etmektir. Ben ne hastayım, ne de sapığım. Çünkü eşcinselim, eşcinselliğimle, cinsel yönelim dahil tüm kimliğimle barışığım. Hayata eşcinsel gözlerle bakabilmenin huzurunu yaşayanlardanım. "Ben eşcinselim" diyebilmenin mutluluğu bambaşka inanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Eşcinsellik Her Şey Kadar Güzeldir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8756960262759833305?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8756960262759833305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/dunyada-en-zor-sey-escinsel-dogmaktr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8756960262759833305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8756960262759833305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/dunyada-en-zor-sey-escinsel-dogmaktr.html' title='Dünyada En Zor Şey Eşcinsel Doğmaktır'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-204731929971222234</id><published>2012-01-16T14:46:00.000+02:00</published><updated>2012-01-16T14:53:32.251+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parkta Sekse RüTÜgün Müdahalesi'/><title type='text'>Parkta Sekse RüTÜĞ'ün Müdahalesi!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Seks&amp;nbsp;Yasaklanırsa Tecavüzler Kaçınılmazdır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TeReTe'nin cinsiyetçi olmadığını savunanlara, RüTÜĞ'ün popçulara pornocu muamelesi yapması kapak olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Striptiz dediğin nedir ki? Müzik eşliğinde dans etmekse, düğünlerde giyinik oynayanlara bakarken de&amp;nbsp;eğer seksin gelmişse aynı duygularla bakarsın. Hatta değişik kıyafet saplantısı, fantezisi&amp;nbsp;olanlara daha tahrik edici bile gelebilir giyinik dans.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece erkeklerin kadınları baştan çıkarma önyargısı da cinsiyetçiliğin dik alası değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erotik iç çamaşırı mı? Paçalı don giyseler durum değişecek miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedeni yeri geldiğinde cinsel tahrik unsuruna indirgenmiyor mu? Heteroseksist toplumlarda kadına tamamen o gözle bakıldığı için namus bahanesiyle tek taraflı ahlakçılık yapılmıyor mu? Sen nasıl bakıyorsan öyle görüyorsundur. Seks açlığı olmasa, cinsellik baskılanmayıp doğal seyrinde ilerlese kadına, cinselliğe, bedene bakış açısı daha farklı olmaz mı? Bastırdıkça artık Afganistan'daki gibi topuk tıkırtısından bile tahrik olunduğu için, topuklu ayakkabı giymek bile yasaklı hale gelirse şaşmamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bacak, dudak, kalça, meme, kısaca vücut cinselliği çağrıştırabilir. Bundan doğal ne olabilir zaten. Yasakçı zihniyet acaba neresiyle seks yapıyor? Cinselliği de yasaklayın tam olsun. TeReTe ve Denetleme Kurulu, açıkçası yasaklama mekanizması RüTÜK bu zihniyetin görsel ucu sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların seksüel davranışlarının zarar görmesine, psikolojik travma yaşamalarına, erken yaşta seksüel uyarılmalarına ve bu bağlamda cinsel tutkunluğa neden oluyormuş çıplaklık, seksi görüntüler veya buna benzer şeyler diyelim kısaca.&lt;br /&gt;Peki cinselliğe tamamen yabancı&amp;nbsp;yetişen bir insanın ileriki yıllardaki primatlığının kendisine ve diğerlerine, herkese verdiği zarar ne olacak? Şiddetin, nefretin en büyük sebebi tatmin edilememiş bir ruh ve bedendir? Siz gerçekten şiddet yanlısı mısınız? Öyle olmasanız şiddet sahnelerine ceza keserdiniz değil mi? Bu ülkede&amp;nbsp; mafyavari şiddet ve kan sahnelerinin olduğu dizi ve filmler cezalandırılmayıp rağbet görürken, birilerini şiddete özendirmiyor mu? Tabi yola getirmek için erkeğin-iktidarın&amp;nbsp;kadını veya çocuğu, sistemin dışına çıkanları dövmesinin hakkı ve yeri var değil mi değerlerimizde! &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Kimse seksi görüntülerle tutkun-mutkun olmaz. Amaç insanları&amp;nbsp;istenilen şekilde kontrol edebilmek için seksi ayıp kavramında daimi kılmak. Tatmin edilmeyen her beden mutlaka öyle veya böyle yapısına uygun olarak kendisini gerçekleştirecektir. Sonra da siz ona sapık diyeceksiniz biliyorum. İşin tuhafı da sapık diyenlerin sapkınlık halindeyken basılmaları. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Mastürbasyona bile "ayıp-günah" diyen, eşcinselliğe "hastalık" diyen bir zihniyetten farklı bir davranış beklenemez zaten. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;RüTÜĞ'ün bir gençlik dizisini sakıncalı bulmasının sebeplerine bakar mısınız? ‘Haydi liliyar’ şarkısı, ‘müzik umutları, cesaret kanatlarıydı’ arka sesi, gençlerin dansının, erotik, müstehcenlik çağrıştıran figürlerden oluşması,&amp;nbsp; kızların sahneye şort, mayo, külotlu çorap, tayt gibi dans kostümleriyle çıkması (Denizli Belediye Konservatuvarı'nda da kızların kıyafetleri fazla açık diye Modern Dans Bölümü kaldırılmıştı. Bahaneleri de kendi kültürümüzün ifadesi Halk Dansları'na öncelik vermek istemeleri-ymiş!),&amp;nbsp;cinsel hareketlerin tasvir edildiği dansla şortlu kızın yerde yaptığı erotik hareket, kızla erkeğin karşılıklı gelerek yaptığı birbirlerine doğru sallanma hareketleri, tüm grubun arka arkaya sıralanarak yaptığı ileri geri sallanma hareketleri, dans eden çiftlerin erotik bakış ve duruşlarıymış. Artık bağnazlığın bu kadarına da ben pes diyorum. Sanki bu dans şekilleri yasaklanınca çocuklar, gençler seksten uzak mı yetişecek? Seks hep olacak ama ayıp ve günah karşılandığı için saldırgan ve&amp;nbsp;tehlikeli olacak bu yasakçı zihniyet yüzünden. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Bizim burada parkta halkın spor yapması için koyulan spor aletlerinden birisi at şeklindeydi. Üzerine oturup kollarını kendine çekince sanki cinsel ilişki görüntüsü arz ediyordu. Kadınlar o aletten uzak duruyor, gençler de kahkahayla nasıl becerdiklerini gösteriyorlardı bu alete binerek. Çünkü yasaklanan saplantı haline geliyor, olur-olmadık yerlerde utanıldığı için komiklik olarak kendini gösteriyordu. O aletin başına da iki güne bir, bir şeyler geliyordu. Vidaları sökülüyordu, ayak basacak yerleri çıkartılıyordu. Ne kadar tamir edilirse edilsin iki gün sonra gene kullanılamaz hale geliyordu, getiriliyordu daha doğrusu.&amp;nbsp;Birilerinin cinsel bastırılmışlığına mı maruz kalıyordu, cinsel bastırılmışlığının öfkesine mi kurban gidiyordu bilmiyorum. Sonunda kökünden kırdılar aleti ve tamir etmekle baş edilemediği için de o spor aleti devreden çıkarıldı. Yani yaşanamayan seks ulu orta giyinik ve de saldırgan bir şekilde gösteriyor kendini anlayacağınız. Dışarıda RTÜK olmuyor ama bağnaz zihniyetin uzantıları, RüTÜĞ'ün kardeşleri otosansürü çok güzel uyguluyor işte spor aletini kökünden kırdığı gibi, bazı kadınların spor alanına gelen erkeklerden rahatsız olduğu gibi. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Park demişken insanlar internet yaygınlaşana kadar da zaten dışarıda seks aramıyor muydu? Görüldüğü üzere şimdi de iletişim araçlarından seksi kontrol altına almaya çalışıyorlar. Çok merak ediyorum seksi yasaklamaya çalışanların bu misyonu üstlenme sebepleri nedir? Problem ne yani? Sonuçta seks içgüdüsel önlenemez bir gereklilik, mecburi ihtiyaç. Bunun şekli-şemali olmaz ki? İnsan kendin, yapısına uygun şekilde ve sıklıkta seks yapar. Dansla, kliple, öpüşmekle-koklaşmakla ne fazlalaşır, ne de azalır. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;İşte cinselliğe bakış açısı yasaklarla bu hale geliyor. Yani cinselliğin serbest olması değil, yasaklanması insanları seks nesnesi haline getiriyor. Bastırıldıkça ve tatmin edilmedikçe, herkes, her şey evet her şey, su şişesi- damacana, pet şişe, kapı kolu, bank aralığı, süpürge, faraş o anda ihtiyacını giderecek ne varsa seksi çağrıştırıyor, ve seks malzemesi olarak kullanılıyor. İnsan varsa insan, insan yoksa hayvan, hayvan da yoksa eşyaya saldırılıyor. Yani hayvan, bitki, eşya ve de artistler seks nesnesi oluyor ne yazık ki kaçınılmaz olarak. Şehiri, ülkeleri de dahil edebilirsiniz buna. Çünkü insanlar daha özgür kendilerini gerçekleştirebilmek, seks yapabilmek için belli şehir ve ülkelere seks turizmi yapmıyorlar mı? Seksin ahlaksızlık olduğuna dair öyle bir yargı oluşturuluyor ki, seks&amp;nbsp;yaptıkları insana bile malzemeymiş gibi davranmaya başlıyor iktidar gurubu. Çünkü seks kirlilik oluyor, kullanılan insan da kirletilmiş. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Seksi görüntülerin gece 12'den sonra yayınlanması ve de sakıncalı olduğuna dair uyarıcı sembol kullanılması gerekiyormuş. Ya bu seks denilen şey kötü bir şeyse, ahlaksızlıksa neden yapılıyor? Hiç yapılmasın o zaman. Bu yasakların akıl ve mantıkla alakası var mı? Özgür seks yapmak veya seks görüntüleri aile içi ilişkilerden dolayı çocuk annelerin olmasından&amp;nbsp;daha mı sakıncalı? Psikolojiler tecavüzlerden sebebi neden görmezden geliniyor öyleyse? Ah çifte standart ah! &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Kliplerde bir de çocukların gelişimini bozan şehvet oyunlarından bahsediyorlar. Tabi onlar, kimlerse artık, herhalde şehvetsiz, arzusuz ve de görev gereği seks yapıyorlardır. Konumuz seksin nasıl olması değil, nerde olmasıyla alakalı ama, insanların gelişimini, ahlakını bozan bir şey görünür olunca da bozar, gizli olunca da? Yatakta partnerine şehvetli olmayı öğrense bir insan ne olur yani? Ne olur gerçekten? Herhalde şehvetli olanın namusundan şüphe edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-204731929971222234?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/204731929971222234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/parkta-sekse-rutugun-mudahalesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/204731929971222234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/204731929971222234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/parkta-sekse-rutugun-mudahalesi.html' title='Parkta Sekse RüTÜĞ&apos;ün Müdahalesi!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-7379431362050578262</id><published>2012-01-14T21:25:00.001+02:00</published><updated>2012-01-15T01:31:08.390+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselleri Öldüren Dürüstlük Değil Heteroseksizmdir'/><title type='text'>Eşcinselleri Öldüren Dürüstlük Değil Heteroseksizmdir!</title><content type='html'>Heteroseksizmin bireyleri, farklılıkları nefes almak için ikiyüzlülüğe ittiği ahlakçı toplumlarda fazla dürüst olmak insanı öldürür ama bunu doğru ve de mutlaka olması gereken bir formül gibi okumak da hiç yaşama şansı bırakmaz ama eşcinsellere. Çünkü yaşamak kendin olmadığın bir kimlikle nefes almak değildir. Mutlu muyuz eşcinsel olarak heteroseksüel rolü yapmaktan veya kendimizi heteroseksüel olduğumuza inandırmaktan? Mutlu olsaydık eşcinselliği sadece cinsellik fırsatçılığı olarak değerlendirmezdik. Mutlu olsak sanki gerçekten ahlaksızlıkmış gibi eşcinselliğimizden utanmazdık. Mutlu olsaydık açık eşcinsel olmamak için bahanelerin arkasına sığınmazdık; Neymiş ailemiz üzülürmüş, neymiş toplum kabul etmezmiş, neymiş bizi koruyan devlet, güvenlik ve de yargı yokmuş. Doğru hepsi de ama ailemiz üzülecek, toplum bizi kabul etmeyecek, heteroseksizmin birimleri bizi korumayacak diye dürüst olmayacak mıyız, hep eşcinselliğimizi ihmal mi edeceğiz, hep kendimizden-eşcinselliğimizden kaçak mı yaşlanacağız. Hem dürüst olmayınca öldürülmüyor muyuz? Dürüst olup-olmamayı heteroseksizme bahanelerle gönüllü teslimiyetle, kendimizi koruma noktasında çok iyi ayarlamalıyız. Dürüst olmamayı sanki olması gereken bir yaşam biçimiymiş gibi benimsersek, eşcinselliği kabul etmeyen, hatta kötüleyen&amp;nbsp;homofobik toplumun bireylerinden bir haline geliriz. Çünkü homofobiklik eşcinselliğin kendisiyle barışamama halini daha çok içeriyor bence. Nereden mi eminim? Çünkü ben heteroseksüel olmadığım&amp;nbsp;halde homoseksist değilim, heteroseksüellerden nefret etmiyorum. Çünkü bana zararı olmayacak bir cinsel yönelimden niye korkayım ki? Heteroseksist bir toplumda yaşamamız insanların eşcinsellikten korkma sebebi olabilir ama homoseksist toplumda yaşasaydık ve ben heteroseksüel olsaydım bu sefer de eşcinsellikten korkmazdım. Korkular, kaygılar ve de nefret ne kadar içinde yaşadığımız egemen kültürün baskısıyla alakalı olsa da, kendimizle barışıp-barışmamızla da çok ilgili. Asıl sorun barışamamak diyebilirsiniz ama yeteri kadar çaba sarf ediyor muyuz eşcinselliğimizle tam anlamıyla barışabilmek&amp;nbsp;için acaba? Asıl sorun işte bu çabasızlık. Çoğumuz bahanelerle heteroseksizme teslim olmasaydık, eşcinselliğin bulunduğu nokta daha iyi olurdu. Biz kendimize-eşcinselliğimize inanırsak ailemizin bizim yüzümüzden üzülmesi, toplumun eşcinselleri reddi, devletin bizi korumaması bahane olmaktan çıkabilir. Öncelikle heteroseksizmi besleyen eşcinselliğin yanlışlığına dair önyargılardan kendi beynimizi temizleyelim. O bahaneler bir bir ortadan kalkacaktır.&amp;nbsp;Sanki dürüst olmayınca kalkıyor mu? Sanki dürüst olmayınca daha güvenli yaşayacağımızın garantisi var mı? Canımızı kurtarabiliriz ama eşcinselliğimizi kendi ellerimizle kefenin içine sokarız riyakarlığımızla, eşcinselliğimizi saklamakla. Evet dürüstlük öldürmese bile en azından zarar veriyor ama dürüst olmamak kendimizi koruma yöntemi değildir. Dürüstlüğün sahte dünyada sadece hak ettiği itibarı görmediği şeklinde algılanmalı "dürüstlüğün öldürmesi". Ayrıca zaten kimin ne olduğu biliniyor heteroseksist dünyada. Heteroseksizmin egemenliğini kaybetmemek için kendisine zarar verici bir görünürlük istemediğinden dürüstlüğün öldürmesi.&amp;nbsp;Keşke gerçekten dürüstlüğümüzden olsaydı ölümümüz, eşcinsellerin ölümü. Bütün eşcinsellerin dürüst olmaya cesareti olsaydı, şu anda eşcinselliğimizle mutlu mesut yaşardık. Ailelerimiz üzülmez, toplum bizi reddetmez, Devlet de bizi korur hale gelirdi. Eşcinselliğimizi kabul ettirecek olan gene dürüstlüktür. Biz gene dürüstlüğümüzden, eşcinselliğimizden ödün vermeyelim, kendimize başka korunma yöntemleri bulalım. O da yasal haklarımızı yazılı hale getirmek olsun. Dürüst olmamakla bir yere kadar varolabiliriz. Eşcinsellik varolmadıkça, kabul edilmedikçe, eşcinsellerin varoluşu da geçicidir. Varoluş da bütün ayrımcılıklara, nefrete, şiddete, ölüme rağmen sadece eşcinsellerin elindedir. Hayatta bir kişi de olsan, bir milyar kişi de olsan ayrımcılığa maruz kalmak da var, ayrıcalıklı olmak da. Çünkü herkes birbirinin ötekisi konumunda; varolurken birbirlerini ötekileştiriyorlar, birbirlerinin üzerlerine basıyorlar, birbirlerini katlediyorlar hatta. Ama sonuçta varolma savaşı verdikleri için varoluyorlar. Kaldı ki biz din veya dil için, ırk veya milliyet için değil, mal-mülk için hiç değil, doğal yapımız, insan olarak yaşama hakkımız için mücadele vereceğiz. Bunun için dürüst olmaktan, birilerini üzmekten, canımızı dişimize takmaktan başka seçeneğimiz yok. Çünkü herkes birbirine düşman ama hepsi bize-eşcinselliğe düşman. Biz dürüst olmayalım da kim dürüst olsun söyler misiniz? Eşcinselliğimizi inkar edersek hayatta kalma şansımız hiç yok ne yazık ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-7379431362050578262?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/7379431362050578262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/olduren-durustluk-degil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7379431362050578262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7379431362050578262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/olduren-durustluk-degil.html' title='Eşcinselleri Öldüren Dürüstlük Değil Heteroseksizmdir!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3533729534309625217</id><published>2012-01-14T04:29:00.000+02:00</published><updated>2012-01-14T04:30:10.143+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sürme çekmeyi bırakın makyaja dikkat edin'/><title type='text'>"Sürme çekmeyi bırakın, makyaja dikkat edin"</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;TeReTe'nin Cins-iyetçi-likleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Politikaların iktidarın kurumlarıyla paralel gitmesine şaşırmamak gerekir ama&amp;nbsp;tutuculuk ahlak gerekçesiyle cinsiyet ve cinsel yönelim&amp;nbsp;ayrımcılığı yapıyorsa ve bu her geçen gün azalmayıp artıyorsa, bunun adına cinsiyetçilik veya heteroseksistlik denmemesi için bir neden yoktur bence. Zaten bu durumu sakladıklarını veya bunun bilinmesinden rahatsızlık duyduklarını sanmıyorum. Şarkıcı Rojin'e de bu kurumun Genel Müdür'ü "Aşufte Kadın" dememiş miydi açık-açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TRT geçtiğimiz yıllarda bir oyuncunun işine "pat" diye son vermişti özel bir kanalda eşcinsel rolü oynadığı için. Şimdi de Tolga Karel'in oynadığı iki rolden biri olan kadın rolünü senaryodan çıkardığı gibi, özellikle padişah olmak üzere erkek&amp;nbsp;karakterlere da&amp;nbsp;fazla makyaj yapılmamasını isteyerek "Sürme çekmeyi bırakın, makyaja dikkat edin" talimatını vermiş. Burada "yanlış anlaşılır", yani "eşcinselliğe özenti falan yaratabilir" diye&amp;nbsp;erkek karakterleri&amp;nbsp;feminenlikten uzak tutmak gibi bir niyet yok mudur acaba? Yani Osmalı'ya erkekliğin dışında hiçbir şeyin yakıştırılmasını istemiyorlar. Çünkü eşcinsellik denilen cinsel yönelim başka dünyaların&amp;nbsp;nesi olabilir ki&amp;nbsp;onlara göre!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır da Eurovision Şarkı Yarışması'na da kadın şarkıcı gönderemiyoruz. TRT'den Bülent Özveren "Teklif ettiğimiz şarkıcılar teklifimizi geri çevirdiler." diyor ama yarışmanın güçlü adaylarından Atiye'de "Eurovision'a gitmeyi bekliyordum, son anda başka bir karar verdiler." diyerek TRT'yi resmen yalanlıyor. Hande Yener'de bu kadar istekliyken teklifi geri çevirmiş olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım Türkiye Radyo Televizyon Kurumu yıl sonuna kadar ne kadar cinsiyet ayrımcılığı yapacak basına yansıdığı kadarıyla. TRT yaptıklarını ahlakçılık gerekçesiyle kendince haklı bulacaktır ama cinsiyetçiliğin ahlakçılıkla ne alakası olabilir ki? Onlara göre olmaz mı, var tabi! Cinsellik demek ahlaksızlık demek. Eşcinsinsellik demek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3533729534309625217?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3533729534309625217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/surme-cekmeyi-brakn-makyaja-dikkat-edin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3533729534309625217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3533729534309625217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/surme-cekmeyi-brakn-makyaja-dikkat-edin.html' title='&quot;Sürme çekmeyi bırakın, makyaja dikkat edin&quot;'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-6396846962244775436</id><published>2012-01-13T20:44:00.002+02:00</published><updated>2012-01-14T03:41:22.125+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsel Cinayetlerinin Tek Sebebi Eşcinsel Nefretidir'/><title type='text'>Eşcinsel Cinayetlerinin Tek Sebebi Eşcinsel Nefretidir</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Eşcinsel Cinayetlerinin Tek Sebebi Toplu-msal Nefrettir"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;veya&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;"Nefret" Sevda'yı da Yedi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;de diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirlenmeyeyim diyorum ama bazı bilimden uzak kendini bilmezlerin hiç üstlerine vazife olmadığı halde iki de bir "eşcinsellik hastalık" demeleri sinirlerimi zıplatıyor. Amaçları belli; Eşcinselliğe karşı nefret oluşturmak, eşcinselleri hedef göstermek. Yoksa yaptıkları ne sağlıkla bağdaşıyor, ne de bilimle. Bir de kalkıp utanmadan eşcinselliğin hala bütün dünyada hastalık olarak kabul edildiğini ve psikiyatrların eşcinselliği tartıştığını, eğer "eşcinellik hastalık" demek suçsa, dünyada bütün doktorların suç işlemiş sayılacağını ve hapse atılması gerektiğini söylüyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi hastane ve doktorlardan bahsediyorlar acaba? Kendilerine benzeyen, kendileri gibi düşünen doktorlardan mı? Hani ner'deler peki? Türkiye Cumhuriyeti Devlet Hastanelerinde eşcinsellik hastalık sınıfında yer alıp tedavisi mi varmış? Doktorlar nasıl bir tedavi şekli uygulayıp, reçete yazıyorlar acaba? Yoksa Devlet'ten bağımsız bazı şarlatanları doktordan mı sayıyor bu bağnaz homofobik zihniyet?&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hem sizin üstünüze mi eşcinselliğin ne olduğunu kamu oyuna duyurmak? Bu dünyada kanser gibi gibi nice ölümcül hastalıklar var ve ahlakçılık yüzünden insanlar mahrem yerlerindeki rahatsızlıkları dile bile getiremiyorlar. Bu tür hastalıkların tedavisi için mücedele edin edecekseniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hastalık varsa onun adı ahlakçılıktır ve sağlıklı&amp;nbsp; yaşayabilmek için önce ahlakçılıkla mücadele edilmelidir. Ahlak denilen şey cinsellik üzerine değil insan hakları ihlali üzerine kurulmalıdır. Bir sağlık problemi olan varsa da bazı gerçekleri kabul edemedikleri için bilime inanmayan&amp;nbsp;ilkel ve de bağnaz zihniyette olanlardır. Nefret gerçekten en tehlikeli ruhsal problemdir. Bu nefret gerçeklerle, doğayla barıştırılmadığı sürece cinayete kadar gider. Tıpkı dün öldürülen travesti Sevda gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne için öldürüldü? Hiçbir şey için! Travestiler&amp;nbsp;saldırganların anasına mı küfür etti, babasına mı tecavüz etti, saldırganları gasp mı&amp;nbsp;etti, darp mı etti? Gazeteler ayrıntıları yazmıyor ama İzmirDeki arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla nefret yüklü beş eşcinsel düşmanı sırf "seks işçisi bir travesti" diye&amp;nbsp;bir insanı-travestiyi-eşcinseli-transseksüeli cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği çoğunluğa-kendilerine benzemediği için 14 yerinden bıçaklayıp gittiler. Şimdi hastanede ölümle pençeleşiyor karaciğerinden aldığı bıçak darbesi yüzünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bu saldırı gerçekleştiyse daha önceki nefret söylemlerinden ve hedef göstermelerden alınan cesaretle gerçekleşti. İfade özgürlüğü gerekçesiyle bugün yapılan bir nefret söylemi de yarınki saldırıların, cinayetlerin tek sebebidir. Eşcinsel düşmanları ve katilleri içimizde yaşayan, içlerinde eşcinselliğe karşı nefret barındıran ahlakçılardır. Yoksa eşcinsel kıyımına karşı bizim bilmediğimiz yasal bir dayanak mı var da nefretlerini bu kadar korkusuzca kusabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlıktan, ahlaktan, iyilikten, güzellikten bahsedenlerin hangi insanlığına sığıyor acaba cinsel yönelimi farklı olduğu için bir insanın ölümüne sebebiyet vermek? Eşcinsellik "hastalık, sapıklık" diyeceksin, sonra da eşcinsellerin başlarına gelenlerden dolayı sorumluluk hissetmeyip hiçbir şey olmamış gibi işin içinden sıyrılacaksın ha? Sonra da bunun adına insanlık diyeceksin! İnsanlığınız da sizin olsun, ahlakınız da. Bulaşmayın artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amacınız eşcinselliğin bastırılması ama doğaya karşı gelinmez, gerçekler inkar edilemez, yok sayılamaz, yok edilemez. Canlı tarihinden beri var olan, gerçek olan bir doğal yapıyı-eşcinselliği yok etmeyi kim başarmış da siz başaracaksınız bilimden uzak zihniyetinizle.&amp;nbsp;Bu doğanın kendisini inkarı, insanlığın kendini inkarı anlamına gelir zaten. Çünkü eşcinsellik düşündüğünüz gibi ne başka ülkelerden ihraç edildi, ne de herhangi birilerinden, bir yerlerden bulaştı veya sonradan peydah oldu. Sonradan olan bir şey olsa, ortam bu kadar heteroseksistken, bu kadar eşcinsel düşmanıyken nasıl özenilir, nasıl eşcinsel olunur ki? Hastalık tanımıyla hiç bağdaşmadığını düşünecek kadar da kapasiteniz vardır sanırım? Yok mu yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu kafalarına iyice soksun homofobikeler, eşcinsel düşmanları, eşcinsellerden-eşcinsellikten nefret edenler, farklılıklarla barışmayan kendilerine düşmanlar. Canlılar varolduğu sürece, insanlar çoğalmaya devam ettiği sürece, eşcinsellik de varolmaya devam edecektir. Biz uzayın herhangi bir yerinden bırakılmadık bu dünyaya. Bizler sizlerin çocuklarınız, belki göremeyeceksiniz ama eşcinsel&amp;nbsp;torunlarınız&amp;nbsp;da olmaya devam edecek ama siz nefretinizle bu dünyadan göçüp gitmek kararındasınız nefretinizin boyutundan anladığım kadarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel saldırılarının, cinayetlerinin tek sebebi eşcinsel nefretidir. Çünkü heteroseksist ve homofobik toplumuyla, birimiyle, organıyla, &amp;nbsp;güvenliğiyle, yargısıyla hepsi de eşcinsellikten nefret etmektedir. Hepsi eşcinselliğe karşı el ele vermiştir ne yazık ki, ne acı ki. Eşcinselliğin en öteki olmasının sebebi de işte bu toplu-msal nefrettir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-6396846962244775436?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/6396846962244775436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinsel-cinayetlerinin-tek-sebebi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6396846962244775436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6396846962244775436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinsel-cinayetlerinin-tek-sebebi.html' title='Eşcinsel Cinayetlerinin Tek Sebebi Eşcinsel Nefretidir'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-7740299447870667256</id><published>2012-01-11T16:31:00.001+02:00</published><updated>2012-01-12T14:43:03.316+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ya Eşcinsellik Depreşirse Korkusu'/><title type='text'>Ya Eşcinsellik Depreşirse Korkusu</title><content type='html'>Bir gazete yazarı eşcinsellere "sapık" dediği için ceza almasına içerlemiş. Önce sapıklığın ne olduğunun bilinmesi gerekiyor birisine "sapık" demek için. Kendine benzemeyen herkese sapık denmesi, bence herkesin birbirine sapık deme hakkını verir. Sapıklık cinselliğe, cinsel yönelime&amp;nbsp;bağlı eşcinsellikse, heteroseksüelliğin de eşcinselliğe göre sapıklık sayılması gerekmez mi? Referansınızı maneviyata dayandırıyorsanız, bu da hak- hukuk devletiyle çelişmez mi? Sonra da şeriatçı dendiği zaman alınacaksın. Strateji yavaş yavaş kimse rahatsız edilmeden uygulanacak ama asıl zihniyet bir yerlerden "sapık" diye zartlayıveriyor işte. Tabi bu nefret zihniyetinin cesaret kaynağı, nefretin bedelin maddi-manevi ödemeye hazır olan toplumsal ahlakçı yapı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları genetiksel yapılarından dolayı LGBTT diye küçümsemek de neyin nesi oluyor acaba? Bir insan karşısındakini kendine benzemiyor diye küçümsüyorsa korktuğu, kaygılandığı bir şeyler vardır ama bu korku ve kaygının kaynağı asla korkulan şey değildir, olamaz da. Olması için eşcinsellerin gerçekten bu muhafazakar kesime cinsel yönelimleriyle bir şey yapması gerekirdi.&amp;nbsp;Eşcinsellikleriyle malınıza, canınıza, namusunuza, ırzınıza mı kasdettiler? Eşcinseller de senin-benim gibi yiyip-içen, uyuyup-sevişen birer metabolizma. Tek suçları kendi cinslerini sevmek ve kendi cinsiyle sevişmekse, bunun doğruluğuna veya yanlışlığına inancına göre karar verip eşcinselleri nefret oklarına hedef gösteremezsin. Hem nefret edeceksin, hem de masum olduğunu iddia edeceksin ha? Hem bu nefret iyilikle, güzellikle, doğrulukla çelişmiyor mu Allahaşkına! İnsanların hayata kişisel bakış açıları istediğini sevme, sevmediğinden de nefret etme hakkını vermez. İnsanın kendi doğrularını&amp;nbsp; dünyanın odak noktası haline getirip bunu herkese nefret yoluyla dayatması da akıl ve mantık dışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller homofobinin veya transfobinin ceza almasına sevinmiyorlar, nefretten korundukları için seviniyorlar. Sen nefretini içinde barındır, nefretine&amp;nbsp;hedef gösterme eşcinselleri, eşcinseller ne dava açarlar, ne de sevinç gösterilerinde bulunurlar. Eşcinseller şiddete, hiddete, nefrete, cinayete kurban gittikleri ve güvenli bir şekilde yaşamak için hukuksal olarak herkesin faydalandığı haklardan faydalanmaya çalışıyor sadece bütün olumsuzluklara (dolaylı veya direkt engellere de diyebiliriz) ve sindirilmişliklere rağmen. Yoksa senin eşcinsellik korkun ve nefretinden bizim haberimiz bile olmaz. Sen içinde yaşamak istediğin kadar yaşa eşcinsellik nefretini, bize ne. Yeter ki nefretini-zi eşcinsellere kusma-yın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok da neye hayıflanarak gülüyorum biliyor musunuz? Eşcinselliğin terörizm, hırsızlık-yolsuzluk gibi her türlü kötülük ve&amp;nbsp;ahlaksızlıkla&amp;nbsp;aynı kefeye konmasına. Altı-üstü bir cinsel yönelim. Bunu bu kadar abartmanın bir anlamı yok! Siz eşcinsellikten nefret etmeseniz biz kendi halimizde yaşayıp gideceğiz. Hayır, gerçekten niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz!? "Her koyun kendi bacağından asılır" demesini biliyorsanız, bırakın günahımızla-sevabımızla nasıl yaşayacağımıza biz eşcinseller kendimiz karar verelim. Eğer tavuğunuza veya horozunuza "Kıışşşt!" dersek yargını-ız-ın yolu size daha kapalı değil ki! Korkmayın kimse zorla veya özenerek eşcinsel olmaz. Ancak varsa bir şeyler ortaya çıkar. Asıl korku varolanın depreşme korkusu &amp;nbsp;mu acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene aynı gazete son haberinde nefretini kusarken ahlakçılıktan da&amp;nbsp;geri kalmamış.&amp;nbsp;İnsan olan insan düşmanıyla bile dalga geçme seviyesine inmez veya belden aşağı vurmak için fırsat kurguculuğu yapmaz. Ahlaka bakış açısı, hoşgörü, demokrasi, iyilik, güzellik, insanlık sırt dekoltesini mozaikleyecek kadarsa, eşcinselliğe ve eşcinsellere karşı farklı bir şey beklenmeyeceği için, homofobi ve transfobiye karşı her zaman ve her yerde&amp;nbsp;ehemniyetli olmak şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'deyse eşcinsellerin öldürülmesi için propaganda yaptıklarından dolayı&amp;nbsp;5 kişi hakkında nefret suçu davası açılmış. Bu beş kişi hazırladıkları broşüre eşcinselliğin günah,&amp;nbsp;kötü, çirkin, kanserli bir hastalık olduğunu, bugün eşcinsel olanın yarın pedofili olacağını ve&amp;nbsp;eşcinsellerin cehennemlik olduğunu&amp;nbsp;yazmışlar. İngiltere'de geçen yıl alınan bir kararla eşcinsellik aleyhinde söylenen bu tür nefret söylemleri nefret suçları kapsamına alınmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kimse burası Türkiye orası İngiltere, onlar Hristiyan biz Müslümanız"&amp;nbsp;diyemez. İnsan her yerde insandır, canlı her yerde canlıdır. Bu dünya sadece kendi değerlerine inanıp da onları herkese dayatanların dünyası değildir. Haktan-hukuktan, eşitlikten, insanlıktan bahsediyorsan, herkesin istediği şekilde yaşama hakkına saygı duymasını bileceksin, bilmiyorsan da öğreneceksin. Rahatsız oluyorsan da kendin gideceksin. Çünkü hiç kimsenin inancı ve değerleri diğerlerininkinden üstün değildir.&amp;nbsp;Üstünlük taslayanların değerlerinden şüphe ederim ben. Bir şey iyi güzelse, o güzelliğin herkes-eninde sonunda farkına varacaktır. O kadar kendine güveniyorsan değerlerine, çocuk yaşta empoze etmek yerine&amp;nbsp; insanların aklı başına gelincetercihine bırak. Çünkü aklın yolu bilimdir. Ama kendiniz bile kendinize güvenemiyorsunuz ki nefrete ve dayatmaya sığınıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceza alan gazeteci bir de "Yarın öbürgün kimsenin şüphesi olmasın “eşcinsel evliliklerin” yolunun açılması için bir “teklif” gelecek... Ben o teklife karşı çıksam mı çıkmasam mı?.. Hayır, eşcinsellere para kaptırmak zoruma gidiyor!.." demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar nasıl bu kadar sadece kendilerini düşünecek kadar bencil ve de mantıksız olabiliyorlar ki? Hem kendinden başkalarını ve hayatlarını yok sayacak, hem de yaptığı haksızlıkların görmezden gelinmesini isteyecek. Nasıl bir insanlıktır anlayamadım gitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-7740299447870667256?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/7740299447870667256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/ya-escinsellik-depresirse-korkusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7740299447870667256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7740299447870667256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/ya-escinsellik-depresirse-korkusu.html' title='Ya Eşcinsellik Depreşirse Korkusu'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-614337271237421395</id><published>2012-01-11T14:30:00.001+02:00</published><updated>2012-01-11T14:31:40.846+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İşadamına Eşcinsel Olmadığı Halde Neden Zorla Oral Seks Yaptırılır'/><title type='text'>İşadamına Eşcinsel Olmadığı Halde Neden Zorla Oral Seks Yaptırılır?</title><content type='html'>...veya "Eşcinsellik Neden Şantaj Unsurudur". Cevabını sonradan yazılan üst cümlede hemen verelim. Eşcinseller eşcinsellikleriyle barış-a-madıkları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların birilerini maddi çıkarına alet etmek için bile, onları eşcinselmiş gibi gösteren davranışlarda bulunmaya zorlamak ve fotoğraf gibi belgeler etmek için zor kullanmak, eşcinselliğin erkek egemen bir toplumdaki konumunu, seviyesini, eşcinselliğe, eşcinsellere bakış açısını göstermektedir&amp;nbsp;ki bu da eşcinselliğin en riksli konumda olduğunun, eşcinsellerin en korunalısı sınıfta bulunduğunun en açık göstergesidir. Kadının bile cinsel bağımsızlığına bir nebze olsun tolerans gösterilmektedir ama eşcinsellik erkekliğin en yüz karası olarak konumlandırıldığı için, karşındakini belden aşağı savunmasız bir şekilde vurmanın en etkili silahıdır eşcinsellik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü erkeklik denilen şey güç demektir ve o gücün de korunması için bir kılıfa, ambalaja, bir sembole ihtiyacı vardır. Toplumsal unsur olarak da bu güç temsiliyeti namusa indirgenmiş, temel ve vazgeçilmez cinselliğe bağlanmıştır. Heteroseksist bir toplumdaysa düz cinsellik kadını ahlak-namus bahanesiyle her anlamda vurmak için, konumuz olan eşcinsellik ise erkeğin erkeği alt etmesi için olduğu gibi, ondan her türlü faydalanmak için&amp;nbsp;de kullanılmaktadır. Yoksa eşcinsellik daha bir çok şekilde heteroseksizmin üzerine basarak var olduğu doğal olmasına rağmen reddedilen, inkar edilen&amp;nbsp;bir gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliği leke olmaktan kurtarmanın en güvenilir yolu eşcinsellerin bu lekeyle gurur duymalarıdır. İnsan nasıl kendisiyle gurur duyması gerekiyorsa, eşcinselliğiyle de gurur duymalıdır. Zaten başkası olarak, eşcinselsen heteroseksüel, erkek olarak gurur duymak gurur duyulacak bir şey değil, riyakarlıktan dolayı utanılacak bir şeydir. Eşcinseller eşcinselliğiyle gurur duyunca eşcinsellik aşağılama, dışlama, baskı, şantaj, tehdit unsuru olmaktan çıkacaktır. Yoksa para sızdırmak için veya intikam almak için şişeye oturtma veya zorla oral seks yaptırarak fotoğraflama yoluyla şantaj şantaj gibi haberlerle karşılaşmaya devam ederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-614337271237421395?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/614337271237421395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/isadmanna-escinsel-olmadg-halde-neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/614337271237421395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/614337271237421395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/isadmanna-escinsel-olmadg-halde-neden.html' title='İşadamına Eşcinsel Olmadığı Halde Neden Zorla Oral Seks Yaptırılır?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8125002286999599356</id><published>2012-01-10T15:33:00.001+02:00</published><updated>2012-01-10T15:33:40.430+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyayı Eşcinseller Kurtaracak'/><title type='text'>Dünyayı Eşcinseller Kurtaracak!</title><content type='html'>Nüfus artışına dayalı Karbondioksit oranının yükselmesiyle kutuplardaki erime sonucu sıcaklıkların artıp, iklimlerin dengesinin bozulabilir, 1500 yıl sonra yeni bir buzul çağına girilebilirmiş. Bu da dünyanın sonu demek oluyor. Suçlusu da nüfus artış hızı. Çoğalarak bir şeyleri kurtarabileceğimizi zannederek, aslında hiç bir şeyi kurtaramadığımız gibi dünyamızı da kaybediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksüel ilişkinin önceliğine, doğruluğuna inanılmasa, bunu sürdürmek için aile gibi kurumlar insanlara dikte edilmese, erkeklik varoluş sebebi olarak soysoylamasına indirgenmese, dolayısıyla ihtiyaç olduğu kadar nüfus artsa, kaynaklarını hızlı tüketmediğimiz için daha garanti bir dünyamız ve geleceğimiz olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel hak mücadelesi başarıyla sonuçlanırsa, insanlar daha cesurca kendileri olup kendilerini ifade edebilecekler toplumsal dayatmalar, içselleştirilmiş manevi ve heteroseksist mecburiyetlere boyun eğmeyecekleri için daha fazla karbondioksit gazı salgılanmayacak, iklimlerin dengesi bozulmayacak, dünyanın sonu gelmeyecek. Belki çok geç kaldık ama en azından uzatabiliriz sonumuzu eşcinsel olduğumuz halde heteroseksüel ve heteroseksist yaşamayıp daha az çoğalarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi burada eşcinsellere çok görev düşüyor. Kendilerini kurtarmaya çalışırlarken dünyayı kurtaracaklar, dünyayı kurtarma misyonunu üstlenirlerse kendilerini de otomatik olarak kutarmış olacaklar. Üstelik kendilerini hem dünyanın sonundan, hem de heteroseksizmden kurtarmış olacaklar için bu sayede bir hamleyle iki iş başarmış olacaklar, hatta üç iş başarmış olacaklar hetoreksüelleri de heteroseksizm ve dünyanın sonundan kurtaracakları için. Dört iş başarmış oluyorlar o zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun en güzel örneklerini iki gündür birebir yaşıyoruz eşcinsellere sapık denmesinin yargı tarafından cezalandırılması ve Bülent Ersoy ve transseksüellere, eşcinsellere hakaret eden ve tehditte bulunanların çark edip özür dileme örneklerinde olduğu gibi.Bazı eşcinseller, transseksüeller heteroseksizme ve açık, özgüvenli bir avuç eşcinsel olmalarına rağmen eşcinselliklerine inanarak, tehditlere boyun eğmeyip haklılıklarını gösterdiler, kabul ettirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bu olaylardan ders alması gerekenler öncelikli olarak heteroseksizmin gücüne, doğruluğuna kendini inandırmış olan teslimiyetçi eşcinseller. Hakları için mücadele eden eşcinseller ne kaybettiler? Hiçbir şey. Ne kazandılar? Eşcinsel olarak insan olabilme haklarını. Hani burası Türkiye'ydi, hani eşcinsellerin eşcinsel olarak yaşayabilmeleri ütopyaydı. O kendine, eşcinselliğine inanmayanların ütopyası ne yazık ki. Peki sindirilmiş, pusukmuş ve iki yüzlü bir şekilde yaşayan hazırcı eşcinseller heteroseksüel gibi görünmekten ve ikiyüzlü bir cinsellik yaşamaktan başka ne kazandı? Hiçbir şey. Cinsellik diyorum, çünkü eşcinseller bile eşcinselliği sadece cinselliğe indirgenmiş şekilde geceleri, karanlıkta veya kuytu köşelerde gizli-saklı olarak yaşıyorlar. Gündüzlerden yoksun yarım hayat yaşıyorlar. Öyle değil mi ama? 70 yıllık ömürlerinin kaçta kaçı eşcinsel olabiliyorlar? Pardon yanlış söyledim. Onlar eşcinsel değiller ki zaten kabul etmedikleri için. Erkekle beraber olan erkekler ve erkekle beraber olan yanlış bedende doğmuş kadınlar. Daha bu topraklarda erkeğin de erkeği sevebileceği idrak edilebilmiş değil. Buna eşcinseller de dahil. Çok mu ağır oldu? Gerçekler ağırdır, taşıyabilmek için insanın kendisi, eşcinselse eşcinsel olması, eşcinsel olarak görünmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci noktaysa, haklıysan ve hakkını aramaktan vazgeçmezsen karşında hiçbir şeyin duramayacağını gördük son iki olayda. Yaşanılan iki olayda inanç ve inatçılıkla haklılığımızı kabul ettirebiliyorsak, bütün eşcinsel mağdurlar yaşadıkları haksızlıkları, ayrımcılıkları, nefretleri, şiddetleri dile getirseler bambaşka bir dünya kurulur, daha yaşanılası bir dünya olurdu gezegenimiz, Hem de sadece eşcinseller için değil herkes, her şey için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Ersoy'un yalan söylediğine inanıp, olayı magazin boyutuna indirgeyen sosyalist eşcinsellerimiz de umarım bir ders çıkarır ve kendi içlerindeki ayrımcılıklardan, nefretten bir an evvel kurtulurlar. Ne yapmalıymışız? Eşcinselliğimiz, transsekseülliğimiz konusunda cesur olup taviz vermemeliymişiz, kendi içimizdeki farklılıklarla barışmalıymışız. Yani LGBTT'ler arasındaki ötekileştirmenin bitmesi ve siyasal bakış açısı farklılıklarının bir tarafa bırakılarak her türlü cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerle barışılması gerekiyormuş. Eşcinsellerin yapacağı başka bir şey yok ki zaten kendileri olmaları dışında. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir zaten. Çünkü heteroseksizm bu kendi olamamamızdan fırsatçılık yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teslimiyetçilik söylene-söylene klişe bir kavrama dönüştü ama klişe bulanların da sisteme bir gönüllü teslimiyetçiliklerinin olduğuna inanıyorum. Özellikle bunu kadınlarda çok fazla görüyoruz. Yoksa erkek dediğimiz şey de iki biyolojik yapıdan biri. Heteroseksist yapı içi boşaltılmış bir hayvan derisi gibi kendisiyle dolduruyor kafaların içini, oluyor sana toplumsal roller, oluyor sana efendi erkek ve kurban diğerleri. Yoksa heteroseksizmin ne bilimsel bir dayanağı, ne de manevi olarak mantıksal haklı bir gerekçesi. Tamamen içinde yaşadığımız heteroseksist kültürün içselleştirlmesiyle alakalı. Tamam erkek fizyolojisi üstün olabilir ama bunu diğerlerine hükmetmek ve zulmetmek için kullanması hangi insanlık ve maneviyatla bağdaşır. Heteroseksizm kendi çıkarına uygun olarak yazmış-çizmiş önümüze koymuş. Bu kadar basit bir şey işte heteroseksizm denilen illet. Bunu çözemeyip ve inananlara yazık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8125002286999599356?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8125002286999599356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/dunyay-escinseller-kurtaracak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8125002286999599356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8125002286999599356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/dunyay-escinseller-kurtaracak.html' title='Dünyayı Eşcinseller Kurtaracak!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3363179528793229673</id><published>2012-01-09T22:58:00.001+02:00</published><updated>2012-01-10T00:36:45.045+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eurovision Şarkı Yarışması 2012&apos;ye Bakü&apos;de Kan Bulaştı'/><title type='text'>Eurovision Şarkı Yarışması 2012'ye Bakü'de Kan Bulaştı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ibPuNDuMVvI/TwtTHRuV9bI/AAAAAAAAAxA/8jN5f3MaX40/s1600/2012-eurovision-KOP_hlarge.jpg" imageanchor="1" style="cssfloat: left; margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="137" rea="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-ibPuNDuMVvI/TwtTHRuV9bI/AAAAAAAAAxA/8jN5f3MaX40/s320/2012-eurovision-KOP_hlarge.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Azerbaycan temiz bir şarkı yarışması için&amp;nbsp;Cumhurbaşkanı'nın emriyle sokak köpeklerini katletmiş. Tabi onlara göre olağan bir itlaftır bu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Eurovision Şarkı Yarışması'nın bu yılki temsilcisi gene erkek şarkıcı. Kimse bana TRT'nin cinsiyetçilik ve cinsiyete dayalı ahlakçılık yapmadığını iddia etmesin. Hadise'den sonra bu dördüncü erkek temsilcimiz oluyor. Dört yıl üstüste tesadüf olamaz, olsa bile "cinsiyetçilik olarak algılanabilir" diye daha dikkatli olunması gerekirdi seçimlerde. Cam Bonomo'nun seçilmesinde artı unsurlar olabilir ama TRT'nin bakış açısıyla örtüşen bir şeyler&amp;nbsp;olduğu da&amp;nbsp;göz ardı edilemez. Ama Can Bonomo'nun müziğinin kalitesini gözönünde bulundurduğumuzda seçimden şikayetçi değilim aslında. Tek dileğim yapılan işte şarkıcının özgür bırakılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyelim ki ben ünlü bir şarkıcı olsaydım, tüm isteklerime evet de denseydi, hatta çok güzel bir şarkı hazırlayıp birinciliğim de garanti olsaydı yarışmaya çok az kala bütün anlaşmalara ve göreceğim zararlara rağmen yarışmadan çekilirdim.&amp;nbsp;Daha çok ses getirmesi için bunu yarışma gecesi yapmak isterdim ama, önceden hazırlanan ve yarışma gecesiyle birebir örtüşecek olan görüntüleri devreye sokacaklarından bir işe yaramazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyi mi protesto ediyorum; Yarışmanın yapılacağı ülkenin şehrinde&amp;nbsp;Rusya'da yapılan yarışmada&amp;nbsp;olduğu gibi bu yılda sokak köpeklerinin&amp;nbsp;Cunhurbaşkanın emriyle öldürülmesini. Anlayacağınız bu yıl ki "Şarkı Yarışması"na da kan bulaştı. İnsanlar bu katliamdan sonra hangi yüzle hiçbirşey olmamış gibi ülkelerini temsilen şarkılarını söyleyebilecekler. Birazcık duyarlılık olsaydı Avrupa Yayın Birliği'ne&amp;nbsp;üye olan&amp;nbsp;bütün ülkeler yarışmanın Azerbaycan'da yapılmasını protesto ederdi. Ama insanların eğlenmesi, egoların milli unsurlarla yarışması bu dünyada&amp;nbsp;hayvanların yaşama hakkından ve&amp;nbsp;katledilmesinden daha önemli demek ki. İşte bu yüzden insanların keyfi egosal eğlencelerine sanat denmesine, bu işi yapanlara sanatçı denmesine itiraz ediyorum. Ne kadar iyi iş yaparsa yapsın ben katil bir sanatçıya da, hayvan katliamına seyirci kalana sanatçıya da sanatçı demem. Canlıların yaşama hakkına duyarlılığı olmayan bir sanatçı gerçek sanatçı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması'ndan çekilelim. Cam Bonomo'nun da yarışmadan çekilmesi ve TRT'nin teklifine de hiçbir şarkıcının olumlu cevap vermemesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Bonomo şarkısının dostluk, kardeşlik, barış ve mutluluk üzerine olacağını söylemiş. Çelişkili bir yarışma olacağa benziyor. Bir tarafta yarışma öncesi sokak temizliği için hayvan katliamı,&amp;nbsp;diğer tarafta barış söylemleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azerbaycan'ın eşcinselliğe bakış açısı ortadayken yarışmayı izlemeye gidecek olan eşcinsel izleyicilere nasıl muamele yapılacağı da merak konusu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3363179528793229673?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3363179528793229673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/eurovision-sark-yarsmas-2012ye-bakude.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3363179528793229673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3363179528793229673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/eurovision-sark-yarsmas-2012ye-bakude.html' title='Eurovision Şarkı Yarışması 2012&apos;ye Bakü&apos;de Kan Bulaştı'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ibPuNDuMVvI/TwtTHRuV9bI/AAAAAAAAAxA/8jN5f3MaX40/s72-c/2012-eurovision-KOP_hlarge.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1656290581043476845</id><published>2012-01-09T17:36:00.002+02:00</published><updated>2012-01-09T17:36:39.552+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinseller de Herkes Kadar Eşit Olma Hakkına Sahiptir'/><title type='text'>Eşcinseller de Herkes Kadar Eşit Olma Hakkına Sahiptir</title><content type='html'>Anayasa'mızın 10. maddesi&amp;nbsp;"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz..." der ama bu eşitlik tanımlaması eksiktir. Çünkü benim cinsiyetim bedensel olarak erkek sınıfına girer ama yönelimim karşı cinse olan heteroseksüellik değil, eşcinselliktir ve ben eşcinselliğim yüzünden nefrete, şiddete ve cinayete hedef gösterilmekteyim, kaldığım her türlü ayrımcılıktan dolayı da haksızlığa uğradığımı sırf cinsiyet kimliğimle, erkek bedenimle ispat edememekteyim. Çünkü cinsel yönelimimi tanımlayan eşcinsellik kelimesi eşitlik maddesi içinde yer almamaktadır ve içinde eşcinselliğin olmadığı eşitlik ilkesi benim haklarımı karşılayamamaktadır. Anayasa'ya göre ben cinsiyet kimliğimden, bedensel kimliğimden dolayı bir ayrımcılığa maruz kalırsam, yasalar ancak benim yanımda yer alabiliyor. Oysa ben eşcinselliğimden, cinsel yönelimimin karşı cinse olmamasından&amp;nbsp;dolayı ayrımcılığa maruz kalıp, eşitlik ilkesinden faydalanamıyorum. Bu yüzden yani eşcinselliğin tanımlanmayıp&amp;nbsp;tanınmamasından dolayı&amp;nbsp;bir de üstelik eşcinsellik ahlaksızlık olarak kabul görüp bana ayrımcılık, kötülük yapanların yaptıkları yanlarına kar kalıyor, yapmaya daha bir cesaretleniyorlar yaptıkları&amp;nbsp; cezasız kaldığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhafazakar bir gazetenin yazarının eşcinsellere "sapık" demesinden dolayı Kaos GL Derneği'nin aleyhte açtığı davada Yargı gazete ve yazarıı suçlu bulmuş ve tazminatla cezalandırmış. Bu Kaos GL'nin kendine, eşcinselliğe,&amp;nbsp;doğaya, doğallığa&amp;nbsp;olan inancının haklı ve hukuksal zaferidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargı eşcinselliğin sapıklık olmadığını kabul ettiğine göre hastalık olmadığını da kabul edip, eşcinselliğe "hastalık" diyip de eşcinselleri hedef gösterenleri de cezalandırsın, cezalandırması gerekir ki hastalık olduğuna dair bilimsel, tıbbi hiçbir gerekçe yoktur. Ama bir şeyleri illaki geriden takip ve birileri haksızlığa uğrayıp kurban olduktan sonra hakkının teslim edilmesi gerekiyor galiba ülkemiz topraklarında. Sorunun önlemini en baştan, en kökten&amp;nbsp;hiç kimsenin canı yanmadan alsak daha zahmetsiz olmaz mı? Hem de hiç zayiat vermeden. Gerçekten eşitliğe inanıyorsanız anayasanın eşitlik maddesine cinsel yönelim ibaresini ekleyiverseniz ne olur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama zihniyette olmayınca eşitlik, yasalar da eşitliği geriden takip etmek zorunda kalıyor. Çünkü eşcinselliği hastalık ve sapıklık olarak gören bir kültürün bireyleri ve de birimleri eşcinselliği hala normal dışı buluyor ve içinde yaşadığımız kültüre eşcinselliği maddi-manevi bahanelerle yakıştıramıyor. Bu ayrımcılığa tepki gösterebilecek&amp;nbsp;cesur&amp;nbsp;bir eşcinsel kitle olmayınca da, eşcinselliğe karşı yapılan ayrımcılığa karşı kökten ve kalıcı bir çözüme kimse yanaşmıyor. Ancak birilerinin canı yandıktan sonra ısrarcı hak talepleriyle haklar elde edilebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa koyuculara sorsan herkes eşit ama bırak uygulamayı kağıt üzerinde bile eşit değil herkes. Kendi çıkarına, ideolojine göre eşitlik olur mu? Olmaz! Herkes senin gibi olacak, senin yaşam tarzın gibi yaşayacak, sonra da eşit sayılacaklar öyle mi? Bir insanın sadece kendini doğru görmesi, haklı bulması ve bunu herkese dayatması kadar bir eşitsizlik, duyarsızlık olamaz. İnsanın kendi yapısından, kendi doğasından vazgeçmesi kadar eşitsizlik olabilir mi? Olamaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yasa sınırları çizilmiş topraklar üzerinde yaşayan canlıları kapsıyorsa, en başta en ötekileştirilmişin, en ayrımcılığa maruz kalanın fikrinin sorulması gerekmez mi? Bir ülkenin huzuru yasalarda ve uygulamada gerçekten herkesin eşit olmasıyla mümkündür. Eşcinsel olarak tabir edilen sınıf herhalde cıngar çıkarmak için biz de varız, bizi de görün demiyor? Demek ki eşit değiller, ayrımcılığa maruz kalıyorlar, canları yanıyor ki eşitlik istiyorlar,&amp;nbsp;hak talebinde bulunuyorlar. Demek ki eşcinsellik diye bir gerçeklik var ki, heteroseksizme rağmen biz eşcinseliz, haklarımızı istiyoruz diyebiliyor eşcinseller.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1656290581043476845?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1656290581043476845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinseller-de-herkes-kadar-esit-olma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1656290581043476845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1656290581043476845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinseller-de-herkes-kadar-esit-olma.html' title='Eşcinseller de Herkes Kadar Eşit Olma Hakkına Sahiptir'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2112901600000234506</id><published>2012-01-08T21:53:00.001+02:00</published><updated>2012-01-08T21:55:43.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliği Hiç Kimsenin Kendi İdeolojisine Alet Etmeye Hakkı Yoktur'/><title type='text'>Eşcinselliği Hiç Kimsenin Kendi İdeolojisine Alet Etmeye Hakkı Yoktur</title><content type='html'>Canlı yapısının doğal işlevlerinden biri olan cinsel yönelimi, eşcinselliği eşcinsellerin bile ideolojilerine alet ederek siyasal anlamda kendilerini gerçekleştirmeye çalışmalarını eşcinselliğe ihanet olarak görüyorum. Çünkü eşcinsellik yeme-içme, uyku gibi canlının temel ihtiyaçlarından seksin bir türüdür. Bunun din gibi, milliyetçilik gibi, ırk, gibi, dil gibi özgürlük mücadeleleriyle bir tutulup ideolojilerin bunun-eşcinsellik üzerinden prim yapmaya çalışmalarını esefle kınıyorum.&amp;nbsp;İnsan bir hayvandır benim gözümde ve bilimsel olarak da hayvan sınıfında yer alır. Ben şahsen hiçbir ideoloji olmadan insanca yaşayabildiğimi gibi, ideolojik yaşamı maceraya dönüştürmüşleri de lüzumsuz buluyorum. Herkes kendi ideolojisinin iyiliğini savunurken, başka ideolojilere nefret besliyor. Nerede kaldı ayrımcılık mücadelesinin anlamı? Oysa eşcinseller eşcinsel hakları için mücadele ediyorlarsa hiç kimseye zararı olmayan temel hakkının eşcinselliğin mücadelesini yapmalılar. Başka ideolojiler için çarpışmaları da kendilerini ilgilendirir ama lütfen kimse cinsel yönelime, eşcinselliğe&amp;nbsp;içinde nefret barındıran ideallerini bulaştırmasın. Neyin mücadelesini yapacaksan yap ama bunların benim uyku, yeme ve seks ihtiyacımla ne alakası var? Eşcinsel hakları heteroseksizm tarafından engelleniyorsa, açık-açık eşcinsellik için mücadele et. Kendi ideolojini gerçekleştirince eşcinselliğin de özgürlüğe kavuşacağına inanabilirsin ama, bu sana kendi ideallerin yüzünden eşcinselliğe tepki çektirme hakkını vermez. Çünkü eşcinsellik denilince çoğunluk, kabul etmediği başka şeylerle ilintilendiriyor eşcinselliği. Mesela eşcinseller dinsizdir, eşcinseller teröristtir, eşcinseller falandır-filandır. Tamam ben de eşcinsellerin her şey olabilme hakkının olduğunu savunuyorum ama eşcinselliği diğer şeylerle karıştırınca hep geri plana itiliyor eşcinsel hakları. Zaten şüphe de etmiyor değilim bazı eşcinsel hak mücadelecilerinin gerçekten eşcinsel hakları için mücadele edip-etmediğinden. Herkes her şeyin mücadelesini yapsın ama mücadele nedenlerini birbirine karıştırmasın. Başka değerlere inanan eşcinseller de ideolojilere alet edilmiş eşcinsel hak mücadelesinden de uzak duruyor ne yazık ki. Hep eşcinsellerin genelinin mücadele duyarsızlığından söz ederiz ama bizler içinde bulunduğumuz kültürde ne kadar genele güven veriyoruz. Onları kazanmak için bir noktadan yakalayabiliyor, samimi bir eşcinsellik mücadelesi yaptığımıza inandırabiliyor muyuz acaba? Biliyorum eşcinsellerimiz de az duyarsız değiller ama en azından kazanılma potansiyelleri var mı diye bir test edilmesi gerekiyor ama sadece eşcinsellikle, eşcinsel hakları mücadelesiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı eşcinseller eşcinsellerin toplum nezdinde sadece feminenlik gibi klişe ithamlarla sınıflandırılmasına karşı çıkıyorlar. Peki eşcinselliğin bazı politikalara alet edilmesi eşcinselleri daha da ötekileştirmez, yalnızlaştırmaz mı? Belki de bu yüzden birlik-beraberlik içinde olamıyoruz ne dersiniz? Çünkü her eşcinselin içinde bulunduğu yaşam tarzına, politikliğe göre eşcinselliğe bir bakış açısı ve yaklaşımı var. Oysa eşcinselliğin cinsel yönelim olarak duygusallık ve bedensellik dışında bir şeylerle ilintisi olmamalı, hem yaşarken, hem de hak mücadelesi yaparken. Bu söylediğimi de eşcinsel mücadelenin politik hale getirilmemesi olarak algılanmasın. Eğer güzellikle insanlar birbirinin cinsel yönelimine saygı göstermiyorsa, kaçınılmaz olarak politik bir şekilde mücadelesi yapılacaktır ama başka politikalardan uzak bir şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum sömürgeci ve cinsiyetçi sistem eşcinselliği de kabul etmeyen ama ben eşcinsel haklarının öncelikli mücadelesi için elmaların, armutların birbirine karıştırılmaması taraftarıyım. Çünkü başka ideolojilerin, ayrımcılığa en fazla maruz kalanların bile konu eşcinsellik olunca eşcinselleri yalnız bırakacağına inanıyorum. Bakınız ayrımcılığa maruz kalan en demokratların, sosyalistlerin bile eşcinselliğe bakış açısına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel haklarımız için önce, sadece ve sadece eşcinsel olarak varolmalıyız. Çünkü her eşcinsel birbirine benzemez. Benzemeyen taraflarımızın önceliğiyle de eşcinsel olarak biraraya gelemeyiz, çoğalamayız, sesimizi çıkaramayız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2112901600000234506?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2112901600000234506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinselligi-hic-kimsenin-kendi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2112901600000234506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2112901600000234506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinselligi-hic-kimsenin-kendi.html' title='Eşcinselliği Hiç Kimsenin Kendi İdeolojisine Alet Etmeye Hakkı Yoktur'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2691601387503827793</id><published>2012-01-06T14:30:00.001+02:00</published><updated>2012-01-06T14:52:00.787+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Herkes Kendini Heteroseksüel Zannetmeye Mecbur Bırakılıyor'/><title type='text'>Herkes Kendini Heteroseksüel Zannetmeye Mecbur Bırakılıyor</title><content type='html'>Bir transseksüel katili daha yakalanmış. Savunu gene papağanvari. "İnternet üzerinden tanıştık. Kendini bana kadın olarak tanıtmıştı. Evine gittiğimde travesti olduğunu öğrendim. Bu yüzden kendisiyle tartıştım. Bana bağırıp hakaret edince kendimi kaybettim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahaneye bakar mısınız? Kendini kadın olarak tanıtmışmış. Ne var yani bunda. Kendini kadın olarak tanıtmak suç mu? Suçsa bile bunun cezasını vermek sana mı düştü be ey homofobik. Çünkü kendi cinsel yönelimiyle problemi olmayan homofobik olmaz, transseksüeller hiç işi olmaz, olsa bile bu nefrete dönüşmez. Ben neden heteroseksüellerden nefret etmiyorum? Heteroseksüellik normal olduğu için mi? Benim kendi gerçeğimden daha normal bir şey olduğuna kimse inandıramaz beni? Nefretin arkasında bastırılmışlık yatar, kendinle barışamamak yatar, kendi gerçeğinin ortaya çıkma korkusu yatar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırılıp-çağırılmak ve hakaret de öldürme sebebi olamaz. Bu dünyada ne hakaretler edilip sineye çekiliyor, kimsenin gıkı çıkmıyor da olmayan, icat edilen hakaret mi cinayet sebebi oluyor? Var mı ispatınız hakarete dair tahrikten başka? Hem sen tahrik olduğun için kendi ayaklarınla tıpış-tıpış gitmedin mi transseksüelin evine? Demek ki tahrik edebilmiş ki, transseksüel bir cinsiyet de kendini nasıl hissediyorsa o cinsiyetten sayılır. Eğer illa ki doğuştan biyolojik bir kadın cinsiyeti istiyorsan delil isteyerek gitseydin seks yapmaya. Hadi sen yanıldın diyelim, hepiniz mi yanılıyorsunuz biyolojik cinsiyet konusunda? Tabi bu bahanelerin seni koruyan zihniyet olarak bir alt yapısı var değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cinayetlerin altında cinsel yönelim ve transseksüel cinsiyet kimliklerine dair oluşan önyargıya dair homofobi ve transfobiyle beraber cinselliğe hafif gözle bakan bir bakış açısı da yatmaktadır. Çünkü heteroseksizme göre cinsellik insanları kontrol altında tutmak için baskı aracı olarak kullanıldığından ayıp, günah sınıfına hapsedilmiştir.&amp;nbsp;Cinselliğini özgür bir şekilde&amp;nbsp;gerçekleştirenler ötekileştirildiğinden de çamur atmak çok kolaydır. Çünkü herkese göre de onlar ahlaksızdır, namussuzdur, arsızdır, yüzsüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa, oysa seks hafif değil, çok ağırdır, ağırlaştırılmıştır ahlakçı yapı tarafından. İnsanın varoluş sebeplerinden, kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarından olduğu için çok önemli olduğundan&amp;nbsp;da sıradan olmalıdır, normalleşmelidir, normalleştirilmelidir&amp;nbsp;her bir şekilde.&amp;nbsp;Çünkü ahlak bahanesine rağmen kaçınılmaz olduğu için ele-yüze bulaştırılmaktadır, seks cinayetleri işlenmektedir. Yoksa herkes biliyor "kadın sanmıştım, transsekseksüel çıktı" masalını. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru bilinmeyense öğrenilen-koşullandırılmış cinsellikten başka, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dair hiçbir şey. En baştaysa kendi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini bilmemeleri. Herkes kendini heteroseksüel zannediyor veya zannetmeye&amp;nbsp;mecbur bırakılıyor.&amp;nbsp;Sonra da cinsiyet kimliklerini ve cinsel yönelimlerini toplumsal kimlikleriyle bağdaştıramıyorlar, içsel çatışmalarını cinayetle sulh etmeye çalışıyorlar, kendi kimliklerinden yansımalarını öldürerek kurtulmaya çalışıyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2691601387503827793?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2691601387503827793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/herkes-kendini-heteroseksuel-zannetmeye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2691601387503827793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2691601387503827793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/herkes-kendini-heteroseksuel-zannetmeye.html' title='Herkes Kendini Heteroseksüel Zannetmeye Mecbur Bırakılıyor'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2967982601179610241</id><published>2012-01-06T13:27:00.000+02:00</published><updated>2012-01-06T13:27:00.774+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Her Şey Hayatın Bir Parçasıdır İnsanın Tamamlayıcısı Değil'/><title type='text'>Her Şey Hayatın Bir Parçasıdır, İnsanın Tamamlayıcısı Değil</title><content type='html'>Sabah uyandım ve bir filmi izleyemedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi korumak için hayata karşı oluşturduğum zırhlarım kendimi keşfetmemi, bilinç altımda sakladıklarımı öğrenmemi sağlıyor aslında. İnsan kendi kendine öğrenmezse kendini, pek de emin olmuyor kendinden. Zaten koşullanmış bir toplumsal yapıda insanın hiç kimseye güvenesi gelmiyor. Düşe-kalka büyümek en doğrusu oluyor ama kalkamama ihtimali de var. Karşımızda güvenilir bir hayat olsa düşmeden hayatı öğrenebiliriz tabi. Oysa hayat-takiler bizi düşürüp üzerimize basıp yükselmek için fırsat kollayanlardan ibaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi korumak için sırtımı döndüğüm hayatla küçük temasların benim bir hiç olduğumu hatırlatması tabi ki beni küçültmüyor, kendime olan saygımı-sevgimi-özgüvenimi azaltmıyor. O hiçbir şeylik zaten beni ben yapan, o&amp;nbsp;hiçbir şeylik beni diğerleriyle, ötekilerle, herkesle, her şeyle eşit kılan. Ben kendimin farkındayım ama doğanın bir yapı taşı olarak varolabilmek adına kendimi korumak zorundayım ve o zırh tabiatın olmazsa olmazlarındandır, tıpkı kaplumbağanın, salyangozun sırtlarında taşıdıkları evleri, zırhları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşksızlığa, sevgisizliğe kendimi mahkum etmememin sebebi çok sevdiğimi kaybetmenin acısını kaldırabilme gücümün olmamasından, aşkımın-sevgimin çok derinden ve çok büyük olmasından. Kimsenin aşkına, sevgisine garanti veremem ben. Çünkü ben aşk kahramanı olacak kadar güçlü değilim!&amp;nbsp;Varsınlar beni sevgisiz, aşksız, taş kalpli bilsinler. Bana göre gerçek sevgi sevdilkerine zarar vermemek, onu başka tehlikelerden korumaktır. Kontrolsüz güç gibi kontrolsüz sevginin de hiç garantisi ve faydası yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşlarımı hep saklamamın ve içime akıtmamın altında da güç değil güçsüzlük yatmaktadır. Hem bu düşe-kalka güç kazananların deneyiminden yoksun bir güçsüzlüktür. O parlamaların arkasında belki de üfleyince yerle bir olacak kadar zayıflık, uzaktaki zalimliklerden, acılardan bile dünyası kararan hassas bir duyarlılık dengesi vardır karşılıklı hepten yok olmamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esprilerimin arkasında karşımdakini düşünen ama onu üzmemek için bunu direkt&amp;nbsp;dile getiremeyen nefretten, kıskançlıktan uzak içten bir dostluk vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enayiliğimin arkasında aptallık değil samimiyet vardır suistimal edilen. Ama bu da kendimi korumak ve varoluş adına gene. Sahte dünyada sahte olmak insanı koruyamaz. Nereye kadar sürdürebilirsin karşılıklı bu sahte varoluş düzenini. Biri birinden üstün olup sahtekarlıkla diğerini avlayacaktır çıkar için hinlik dünyasında. Ama samimi olursan bir kere enayi yerine koyulursun ve bu iyiniyetlilik sayesinde onun gerçek yüzünü gördükten sonra ikincisine fırsat vermezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl doğru ve faydalı kullanılandır. Kötü niyetli kullanılan akıl akıl değil, pratikten kazanılmış kurnazlıktır arkası gelmeyen ve içi bomboş olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireyselliği, özgürlüğü kısıtlayan şeylere karşıtlığımın arkasında da varoluş adına güçlü görünme gerekliliği vardır. Yoksa kimse kimseye zarar vermedikten sonra kimin ne yaptığı umrumda bile olmaz, olmamalıdır. İdeoloji ideolojisizlik olmalıdır. Dikkat edersek ideolojilerin arkasında hep bir dayatma, hep bir zorlama vardır. İnsanların psikolojik yetersizliklerinden faydalanılmaktadır bu ideolojilerde ve manevi duygular araç edilmektedir hedefsel çıkarlar için. Bireysel olabilme potansiyelleri olmayan kişiler manevi olarak sömürülmektedir. Doğurulursun, bireysellik potansiyelinden yoksulsan koşullandırılırsın, inandırılırsın, sonra da bunaltılırsın. Çıkış yolu bırakılmaz kendini kurtarmak içi aidiyetten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oysa hepimiz, her şey hayatın bir parçasıyız ve bizi bu hayatla buluşturanlara mecburiyetimiz yok.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnatçılığımın arkasında her yaptığımın bir nedeni olması ve sadece kendime olan inancımdır. Bilgiye inanan ve öğrenmeyi yaşama biçimine dönüştürenlerin yaptıklarının arkasında gerçekçi dayanakları vardır. Bilmediklerini öğrenmenin gerekliliğini bilirler çünkü. Asla kaba-kuvvete başvurmazlar ve sadece anlatırlar nedenleriyle, niçinleriyle, dayanaklarıyla. Ama bilgiye inanmayanlar sadece öğretilenlere inanırlar ve dayanakları bilgi değil&amp;nbsp;hep bilinmezliktir. Bilinmezliğe inanmazsan da kafanı kopartırlar. Çünkü onların gücü bilgi değil kaba-kuvvettir. Çünkü edinilmediğinden olmadığı için bilgisizlikle savunu yapamayacaklardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2967982601179610241?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2967982601179610241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/her-sey-hayatn-bir-parcasdr-insann.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2967982601179610241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2967982601179610241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/her-sey-hayatn-bir-parcasdr-insann.html' title='Her Şey Hayatın Bir Parçasıdır, İnsanın Tamamlayıcısı Değil'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4705193245649688310</id><published>2012-01-06T00:29:00.002+02:00</published><updated>2012-01-06T14:51:03.342+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İtlaf'/><title type='text'>İtlaf!?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kurban kültüründen vazgeçilmediği sürece her canlının yaşama hakkına inanılmayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-CQt9Mb3tz8o/TwYjDiqlfJI/AAAAAAAAAws/PoQDK_qI_5k/s1600/kedi-andrea.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" rea="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-CQt9Mb3tz8o/TwYjDiqlfJI/AAAAAAAAAws/PoQDK_qI_5k/s320/kedi-andrea.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;em&gt;Yılın kahramanı, öldürülmesi için karbonmonoksit gazı verilen, ölmeyince tekrar verilen ve&amp;nbsp;öldüğüne kanat getirildikten sonra&amp;nbsp;buzdolabına kaldırılan&amp;nbsp;ama hayatta kalıp&amp;nbsp;7 canlı olduğunu ispat eden kedi &lt;span style="font-size: x-large;"&gt;Andrea &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ben insanları tanıdıkça değil, her zaman hayvanları insanlardan çok severdim.&amp;nbsp;İnsanları tanıdıkça&amp;nbsp;ve ne kadar haklı olduğumu gördükçe şimdi daha çok seviyorum. Sonuçta ben de hayvan gurubundayım ve heterokapital sitem bana ters geldiği için doğal özelliğini kaybetmemiş hayvanlara kendimi daha yakın hissediyorum sanırım. Benim de korktuğum ve asla biraraya gelmek istemediğim hayvanlar yok değil ama bu onları insanlardan daha az sevmem için bir neden olamaz. Çünkü hayvanaların insanlarla birarada yaşamak gibi kaygıları yok ki. Kediler, köpeklerle ve diğerleriyle birarada yaşıyoruz ama insanların çıkarları için onları doğalarından kopartıp kendilerine bağımlı kıldıklarından dolayı. Yoksa doğanın koşullarına yenilirler veya ayakta kaldıkları kadarıyla yaşarlar giderlerdi ama insanların işkencesine ve de katliamlarına maruz kalmazlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların kedilere ve köpeklere ne işkenceler yapıp katlettiklerine medyaya yansıdığı ölçüde şahit oluyoruz. Bugün de ülkemizde&amp;nbsp;bir köpeğin dövülerek bir kuyuya atılıp aç-susuz günlerce orada kaldığını öğreniyoruz. Amerikada'ysa bir kedinin sahiplenilmediği için karbonmonoksit gazıyla iki kere uyutulup öldürülmeye çalışıldığını, ölmeyince bu sefer de tedavi edildiğini öğreniyoruz. Hem de Amerika'da. Kediye bir yuva bulunmuş sonunda. Bulunmasa gene öldürülecekti sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar kendilerini ne zannediyor gerçekten? Doğanın düzenini bozma hakkını nereden buluyorlar kendilerinde? Zihniyet meselesinden başka bir açıklaması olabilir mi bunun? Onlara sorsan dünya insanlara ait ve diğerleri onlar için yaratılmış! Hedefsizlik, amaçsızlık, sadece maddiyatı ve keyfiyatı düşünmek gerçekten bu kadar bu kadar zor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirlerini bile katledebiliyorlarsa hayvanları katletmeleri kaçınılmaz oluyor sanırım. Daha iki gün önce&amp;nbsp;Hindistan'da bol hasılat sağlamak için 7 yaşındaki bir kız çocuğunun kurban edilip karaciğerinin Tanrılara sunulduğunu okumuştuk. Bunun üzerine insanlığa dair söylenecek bir söz var mıdır? Benim söyleyebileceğim tek şey, kurban kültüründen vazgeçilmediği sürece canlının yaşama hakkına inanılmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara yapılırsa soykırım oluyor, hayvanlara yapılırsa itlaf oluyor.&amp;nbsp;Oysa güç dengesizliği yüzünden hayvanların itlafı bence çok daha büyük suç sayılmalı. Peki bu itlafın hesabını kim verecek? Doğa dengesini mutlaka sağlayacaktır ama bundan ders çıkaran olacak mıdır acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4705193245649688310?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4705193245649688310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/itlaf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4705193245649688310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4705193245649688310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/itlaf.html' title='İtlaf!?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-CQt9Mb3tz8o/TwYjDiqlfJI/AAAAAAAAAws/PoQDK_qI_5k/s72-c/kedi-andrea.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-730051656847145525</id><published>2012-01-04T13:36:00.000+02:00</published><updated>2012-01-04T16:07:48.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İçinde Eşcinselliğin Olmadığı Özgürlük Özgürlük Sayılmaz'/><title type='text'>İçinde Eşcinselliğin Olmadığı Özgürlük, Özgürlük Sayılmaz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-v84u_kzQog8/TwQ6xsqZk3I/AAAAAAAAAwU/opGNhJ5H5jM/s1600/abonelik071.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" rea="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-v84u_kzQog8/TwQ6xsqZk3I/AAAAAAAAAwU/opGNhJ5H5jM/s320/abonelik071.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bülent Ersoy bir soru üzerine "Deniz Gezmiş çok kıymetli bir arkadaşımdı. Rahmetli gerek derin bilgi birikimi ve gerekse ideolojisinden ödün vermeyen sağlam karakter yapısındaki üstün kişiliğiyle yiğit, delikanlı, adam gibi bir adamdı. Rahmetli çok severdi sesimi. Bir gün bana 3 şişe Çamlıca gazozu aldı, ben de ona şarkılar söyledim." demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlük Kuşağı 68'liler buna tepki göstermişler, Bülent Ersoy'la Deniz Gezmiş'in yaş farkından dolayı&amp;nbsp;ve ideolojik sebeplerle şahitlere dayanarak bunu yalanlamışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abisi "Bir kişiye neden 3 tane gazoz alırsın!" diyerek cinselliği kasdediyor ki, "Bir 'Gazozumun içine ilaç attı' demediği kalmış." diyor. &lt;br /&gt;Bülent Ersoy'un ifadesinden Deniz Gezmiş'i cinsel anlamda Bülent Ersoy'dan korumaya çalışıyor resmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Gezmiş'in arkadaşı da "Deniz’in kız arkadaşlarını, her şeyi bilirdik. Kimin kiminle çıktığından haberdardık. Bülent Ersoy’un sesini sevseydi hep beraber dinlerdik, çünkü bizim yaşamımız kolektif bir yaşamdı, gerek cezaevi, gerekse dışarıda." demiş. &lt;br /&gt;"Deniz'in kız arkadaşlarını bilirdik..." derken de eşcinsellikte uzak tutma, homofobi yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer arkadaşı da homofobisini sakınmamış. "Deniz, Bülent Ersoy gibilerin çıktığı mekanlarda bulunmazdı. O tür insanlardan iğrenirdi. Deniz’in gece hayatı yoktu, barlara, eğlencelere, müzikhollere hiçbir zaman gitmezdi. Bülent Ersoy’la nerede karşılaşacak ki? Daha çok edebiyat sever, şiir okurdu."&lt;br /&gt;"Bülent Ersoy gibilerin çıktığı mekanlarda bulunmazdı. O tür insanlardan iğrenirdi." cümlesinde de en üst perdeden bir homofobi haykırması, "Aman eşcinselliğe bulaşmasın." kaygısı, korkusu ve nefreti yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukatlardan biri de, “Deniz’in bütün düşüncesi devrimdi. Bu kadın kılığındaki erkeğe ya da erkek kılığındaki kadına lanet olsun” diye konuşmuş.&lt;br /&gt;Ersoy’un yalan söylediğini iddia eden Avukat, “Yalan söylemesin, uydurmasın. Yoksa Deniz’in arkadaşları onu cezalandırır” demiş.&lt;br /&gt;Cinsiyet ayrımcılığı yapan ve de transseksüelliğe mafyavari tehditler savuran, lanet okuyan&amp;nbsp;bir avukatın&amp;nbsp;içinde&amp;nbsp;yer aldığı&amp;nbsp;yargı sisteminde biz kim savunacak gerçekten? İstisnai bir durum değil bu zihniyet. Böyle olduğunu zannedenlerin dünyadan haberi yok bence. Tabii ikiyüzlülükle eşcinsellikten, transseksüellikten yırtan, başına cinsel yönelim ve cinsiyet ayrımcılığı gelmeyen LGBTT'ler de&amp;nbsp;bunu anlayamaz ve bol keseden atıp-tutarlar laf olsun diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Birileri cinsel yönelimime, cinsiyet kimliğime nefretini kusarken ben onların ideolojisine, özgürlük anlayışına saygı göstereceğim ha! Hadi ordan!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakmayın ama ister "cahil" diyin, ister "homoseksist", ister "heterofobik" ben Deniz Gezmiş kimdir, ideolojisi nedir hiç bilmem, merak da etmedim, iyi ki de öğrenmemişim. Savunucularının söylemlerinden anladığım kadarıyla eşcinselliğe-transseksüelliğe bulaştırılmamak istendiğine göre benim özgürlük anlayışıma o kadar ters ki bu ideoloji ki, benim özgürlük kahramanın Deniz Gezmiş değil çok rahatlıkla Zeki Müren ve Bülent Ersoy olur en azından cinsel kimliklerinden gocunmadıkları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyleri veya her şeyi eşcinsellikle bağdaştırıp konuyu homofobiklikle itham edebilirim ama, bir insanın doğal yapısına direkt veya dolaylı, sadece son olaylarda değil, öncesinde ve sonrasında (Eşcinselliğe nefretin daimi olması daha da homoseksist yapıyor insanı ister istemez) bu kadar hakaret edilirse, insan tepkisiz kalamıyor ve kim olduğuna bakmadan "yeter" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten içinde eşcinsellik barındırmayan özgürlük anlayışı ne kadar özgürlük sayılır. Biliyorum heteroseksist dünyada herkesin özgürlük anlayışı eşcinselliğe kadar ama ben bu özgürlükten kendim faydalanamayacak olduktan ve ayrımcılığa maruz kaldıktan, nefret cinayetine kurban gittikten sonra böyle bir özgürlüğü&amp;nbsp;ne yapayım? Özgürlük herkese olmadıktan sonra özgürlük sayılır mı? Herkese göre sayılsa bile bana göre sayılmaz, sayılamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden diğerlerinin özgürlük mücadelesine destek verirken, "Özgür dünyanızda bana da, eşcinselliğe de yer var mı?" diye açık-açık sormak, şart koşmak gerekiyor. Başka özgürlere, özgürlüklere ipi boğazıma geçirmeleri için kendi ellerimle teslim etmeye hiç niyetim yok. Hatta çok afedersiniz faşistçe bile bulabilirsiniz, empatisiz dar bir &amp;nbsp;bakış açısı olarak da görebilirsiniz ama ben ayrımcılığa maruz kalanların kültürünün eşcinselliğe bakış açısına göre de değerlendirmek istiyorum. Ben onu kurtarayım, o benim eşcinselliğimi delik-deşik etsin ha? Geçiniz. Çünkü eşcinselliğim benim ideolojim değil, doğal bir yapım, yaşama biçimim, yaşam hakkım. Kimse bunu diğer ideoloji ve özgürlük mücadeleleriyle karıştırmasın. Belli sınırlar ve değerler içersinde de olsa heteroseksüeller cinselliklerini yaşıyorlar ama eşcinseller yaşayamıyorlar. Yaşayınca da neler olduğunu, nelerle karşılaştıklarını çok iyi biliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksizmin bizi-eşcinselleri, eşcinselliği anlamaya hiç niyeti yoksa, biz onu-onları ölümlerden kurtarsak da eşcinselliğe bakış açıları değişmeyecekse, bizim iyi niyetimizin, yardımımızın, onlar için mücadelemizin hiçbir anlamı olmayacağı gibi, daha enayi yerine koyulup kolay lokma olmamızı sağlayacaktır. Kendilerini kurtarınca bizim yanımızda durmayı bırakın, birbirine düşman olan kuvvetler ittifak içine girip eşcinselleri cephe alacaklardır. Nereden mi biliyorum? Görünen köy klavuz istemez herkesin gördüğü üzere. Onlar başka dünyanın toplumu değil ki? Eşcinsellere o ezilmişlerin, ayrımcılığa maruz kalmışların nasıl davrandıklarını, neler yaptıklarını bilmiyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü özgürlük sembollerinden biri bile eşcinsellikle yanyana yakıştırılamıyorsa dünyanın, daha doğrusu dünyalıların eşcinsellere karşı ne kadar&amp;nbsp;acımasız ve duyarsız olduklarını, bunun da gerçek özgürlüğün eşcinselliğin kabulüyle gerçekleşeceğini gösterir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-730051656847145525?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/730051656847145525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/icinde-escinselligin-olmadg-ozgurluk.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/730051656847145525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/730051656847145525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/icinde-escinselligin-olmadg-ozgurluk.html' title='İçinde Eşcinselliğin Olmadığı Özgürlük, Özgürlük Sayılmaz'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-v84u_kzQog8/TwQ6xsqZk3I/AAAAAAAAAwU/opGNhJ5H5jM/s72-c/abonelik071.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4035632257192817947</id><published>2012-01-02T22:46:00.003+02:00</published><updated>2012-01-03T13:53:08.077+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliği İnkar Etmek Suçtur'/><title type='text'>Eşcinselliği İnkar Etmek Suçtur</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Eşcinselliği inkar etmek bir insanlık suçu ve ayıbıdır, yasal olarak da suç olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller eşcinselliği namussuzluk, ahlaksızlık sınıfına sokup gayriinsani bulduğu için İçişleri Bakanını&amp;nbsp;istifaya çağırıp protesto etmişler. Çok güzel yapmışlar yapmasına da, geçen yıl da hemşerim Bakan eşcinsellik "hastalık" dediği için protesto edilmişti ama hiçbir işe yaramamış, yaramıyor ki gidenin yeri başka bir benzeriyle dolduruluyor, gelen gideni aratmıyor. İktidar bile bu protestodan rahatsız olmuyor ki, bir avuç eşcinselin gazı boşalsın diye engel çıkarmıyor. Tekrar söylüyorum yanlış anlaşılmasın, bu protestoyu canı gönülden destekliyorum tabi ki ama yetersiz ne kelime, çok çok çok yetersiz. Gören de gerçekten eşcinselleri bir elin parmakları kadar sanacak. Oysa bir elin parmakları en azında yüzde onluk sayıyı ifade etmektedir. Yani 8 milyon net eşcinsel demektir bu en azından. Kaos GL'nin&amp;nbsp; sitesini beğenenlerin sayısı bile Facebook'ta ancak 8 bini bulabildi. Güncel ulusal başka site de yok başka bir yere üye olmuşlar desek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin kabul edilmesi için bence olması gereken, yapılması gereken eşcinsellere sözlü veya davranışsal her türlü ayrımcılıkta bulunanların yanı sıra eşcinselliği inkar edenlere, "inkar"&amp;nbsp;suç sayılarak hapis cezasının verilmesi gerekiyor. Bir insanın suçlu sayılması için illa ki direkt katil mi olması gerekiyor? Testi kırılmadan önlemini almamak eşcinsellere ayrımcılık, eşcinsel nefret ve cinayetleri için eşcinselleri hedef göstermektir. Söyleyene değil söyletene bak'caksın. Bak-an-lar-ı eşcinsellik hastalık ve ahlaksızlık derse vatandaşı ne yapmaz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel özgürlerin bile "çeşit" olarak tanımlanıp tehlike olarak görüldüğü bir kültürde, çeşitliliğe bu kadar karşıyken, eşcinsel çeşitliliğin kabulü o kadar kolay olmamasına rağmen eşcinselliğin inkarının suç sayılması için&amp;nbsp;cinsel yönelimin diğer çeşidi olarak eşcinselliğin önce Ana-yasal olarak kabul edilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bütün bunlar için yani eşcinselliğin yasal olarak kabulü ve inkarının suç sayılabilmesi için önce eşcinsellerin kendi içlerinde eşcinselliklerini kabul etmeleri, sonra da bunu dışarıya, topluma yansıtmaları, apaçık eşcinsel olmaları-görünmeleri gerekiyor. Hani bu toplumda-Türkiye'de "eşcinsellik ve eşcinsel hakları kabul edilmez" deniyor ya, bunu diyenler önce eşcinsellerin kendileri. Çünkü onlar da heteroseksizmin tek gerçek olduğuna inandırmışlar kendilerini veya inandırılmışlar işte. Onlar da eşcinselliği sapıklık, hastalık olarak kabul edip kendilerine, cinsel arzularına hakim olamayarak sadece eşcinselliğin cinsellik bölümünü yaşayıp, sabah olunca eşcinselliklerini unutuyorlar. Heteroseksizm ağlamayan eşcinsele neden "hak" versin ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin kabulü için bir devrim şart. Bütün çalışan eşcinseller greve gidecekler, bütün eşcinsel işverenler eşcinselliği inkar eden işçileri işten çıkaracaklar, bütün eşcinseller&amp;nbsp;eşcinselliği kabul etmeyen hiçbir&amp;nbsp;markanın ürününü almayacaklar,&amp;nbsp;heteroseksüelliğe dair sinema, konser, televizyon hiçbir etkinliği takip etmeyecekler&amp;nbsp;ve sokaklarda eşcinselliğe dair kabul edilmeyen ister tanımlanma, ister davranışsal ne varsa hepsi &amp;nbsp;meşrulaştırılacak normalleştirilecek. Yani kısaca heteroseksizme karşı kitlesel olarak tepki gösterilecek. Ama bunun için eşcinsellerin eşcinsellikle, kendileriyle barışmaları gerekiyor. (Eşcinselliğinle barışmak da eşcinselliğini bilmekten ibaret değil ne yazık ki.) İnsanın kendine dargın olması, kendisiyle barışık olmaması ne tuhaf bir durum değil mi? Üstelik bunun zararı da insanın kendisine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca heteroseksizme "top"yekün karşı çıkılmadığı sürece eşcinselliğin tam olarak kabul edilmesi, eşcinsellerin haklarına kavuşması bir avuç eşcinselin protesto noktasında kalır. Bir şeyle olur ama çok yavaş ve çok geriden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1994. Kaos GL'nin temellerinin atıldığı yıl. Gelinen nokta en azında yasal olmasa da kendimizi eşcinseller olarak gösterebilme cesareti açısından&amp;nbsp;azılı heteroseksist bir toplumda çok-çok iyi. Ama geçen zamana baktığımızdaysa,&amp;nbsp; daha çok yol kat edilmeliydi diye düşünüyor insan. Bunun suçlusuysa eşcinselliği sadece cinsellik zevkine indirgeyen ve bunu fırsattan istifade yaşayan seksüel homolar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75-80 milyonluk bir ülkede sadece iki eşcinsel derneğinin bulunması düşündürücü. Matematiksel olarak milyonluk şehirlerimizden&amp;nbsp;eşcinsellerin en az bir&amp;nbsp;Milletvekili çıkarması, Mecliste temsil edilmesi gerekmez mi? Seçim sistemimize göre ilk sıradan aday gösterilip seçilme ihtimalleri çok düşük olabilir ama bugüne kadar kaç&amp;nbsp; Milletvekili adayı eşcinsel çıktı ki? Hazıra kim olsa konar. Bir şeyler hazır olduktan sonra mücadeleye&amp;nbsp; gerek bile kalmaz, her şey kendiliğinden yoluna girer, girebilir. Bizim eşcinsellerimiz her şeyi hazır isteyen ve mücadele etmemek için heteroseksist kültürü bahane eden türden işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller her ne olursa olsun haksızlığı hak etmiyorlar, etmezler de ama şu anda heteroseksizme göre ve heteroseksistçe düşündükleri için hak ettikleri kadar yaşıyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4035632257192817947?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4035632257192817947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinselligi-inkar-etmek-suctur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4035632257192817947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4035632257192817947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2012/01/escinselligi-inkar-etmek-suctur.html' title='Eşcinselliği İnkar Etmek Suçtur'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3131967792575701847</id><published>2011-12-31T14:07:00.000+02:00</published><updated>2011-12-31T14:50:11.079+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eksik Renkli Bir Gökkuşağı Olur mu'/><title type='text'>Eksik Renkli Bir Gökkuşağı Olur mu?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Doğası görmezlikten gelinen bir dünya da dünya olamaz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ryFd-6MLvic/Tv77voHpLEI/AAAAAAAAAuw/QKAbz4cUf74/s1600/cinayetlerin+olmad%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1+bir+d%25C3%25BCnya+istiyorum.bmp" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="175" rea="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-ryFd-6MLvic/Tv77voHpLEI/AAAAAAAAAuw/QKAbz4cUf74/s400/cinayetlerin+olmad%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1+bir+d%25C3%25BCnya+istiyorum.bmp" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Hayvanların yaşama hakkına inanılmayan, dünyanın sadece heteroseksist insanlara ait olduğuna inanılan dünyalılara gerçek bir insanlıktan başka ne dilenebilir ki 2012'de.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;En savunmasız olan hayvanların insanlardan bağımsızlıklarını kazandıkları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En ötekisi eşcinsellerin cinsel yönelimi eşcinselliğin doğallığına inanıldığı, eşit bir insan olarak haklarının verildiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların istismar edilmediği, özgür bir dünya geleceği için bireysellikleri üzerine bir dünyanın inşa edildiği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlılara ölünceye kadar "bütün" bir insan olarak saygı duyulduğu ve haklarının ihmal edilmediği bir dünya diliyorum. Çünkü iyi veya kötü bizi dünya ile buluşturdukları için onlara bakma sorumluluğumuz, mecburiyetimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irk, din, dil, milliyet, toprak ve para savaşlarında insiyatif, barış ve sevgi insanların kendi ellerinde. Gerçekten istiyorlarsa neden olmasın. Gücü ve egemenliği çıkarları için kötü niyetli kullananlara karşı biraz duyarlı ve de tepkisel olunursa üstesinden gelinmeyecek bir sorun yoktur. Üstesinden gelinemiyorsa önce suçu ve sorumsuzluğu kendimizde aramamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara bir de içlerindeki öfkeyi, kini, nefreti, şiddeti yok edebilmeleri için sanat diliyorum. Çünkü olumsuz tarafları törpülemenin, yumuşamanın en doğru yolu sanattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi, barış ve dostluk şarkıları çalsın, haksızlıklara karşı isyan şarkıları söylensin, içimizden geldiği gibi kendimizce, özgürce sevişilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi insanlara öğrenme azmi diliyorum. Bilginin olmadığı bir dünyada hiçbir şey yoluna giremez çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de paylaşalım her şeyimizi; Ekmeğimizi-aşımızı, sevgimizi-saygımızı, malımızı-mülkümüzü, neyimiz varsa ölümlü dünyada. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mülkiyetsiz bir dünya dileğiyle de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın renklerinin kıymetini bilelim, yok etmeyelim onları. Gökkuşağının içinden bir rengi çıkarsak gökkuşağı olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk mı dediniz? Aşk insanın içinde varsa vardır, yoksa yoktur. Bunu kimseye zarar vermeyecek düzgün bir şekilde çıkartabilirsek ne ala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek aşk insanın kendine duyduğu sevgi, saygı ve güzel duygulardır. Aşkla da 2012 olsun hadi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3131967792575701847?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3131967792575701847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/eksik-renkli-bir-gokkusag-olur-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3131967792575701847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3131967792575701847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/eksik-renkli-bir-gokkusag-olur-mu.html' title='Eksik Renkli Bir Gökkuşağı Olur mu?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ryFd-6MLvic/Tv77voHpLEI/AAAAAAAAAuw/QKAbz4cUf74/s72-c/cinayetlerin+olmad%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1+bir+d%25C3%25BCnya+istiyorum.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3966881887955258007</id><published>2011-12-31T03:34:00.000+02:00</published><updated>2011-12-31T14:01:56.422+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2012 Benim Yılım Olabilir mi'/><title type='text'>2012 Benim Yılım Olabilir mi? (Sormuyorum, istiyorum ricayla ama kendimden.)</title><content type='html'>Her yıl sonunda yeni yıl için planlar yapılır ama program gene insanın yapısına göre işler. Geçici hevesler mi oluyor acaba insanın kendini düzene sokma çabaları? Bir süre uygulasan bile yavaş-yavaş gene eski yapına, yaşamına, düzenine veya düzensizliğine dönüyorsun. Bunun en güzel örneği 12 kilo verdikten bir yıl sonra 14 kilo alarak hayatımın en yüksek kilosuna çıkmam. Dolayısıyla yeni yılda ilk işim spora tekrar dönüp eski formuma kavuşmam. Tabi bunu başarabilmem için önce şu internet hastalığımdan kurtulmam gerekiyor. Sanki diayalize bağlanmış gibi uyanık kaldığım sürece internete bağlıyım. Tabi ki bunun için zamanımı eşit sürelere paylaştırmam gerekiyor. Ama en başta erken yatıp erken kalkmam gerekiyor. Güne geç başlamak yaşamı geriden takip etmek gibi bir şey oluyor. Ders çalışmam gerekiyor. Her zaman kedi bal yemeyebilir. Ders çalışarak getirdiğin başarıyı&amp;nbsp;hiç ders çalışmadan getirmek her zaman mümkün olmayabilir çünkü. Hem bu okul denen şey bitirmek değil de, öğrenmek için değil mi? Artık kendimi ifade ederken tekrar etmek istemiyorsam daha çok kitap okumam gerekiyor. Son yıllarda hiç okumuyorum gibi bir şey. Sadece internet üzerinden gazete veya kaynakları okuyarak ne kadar doğru ve yeterli beslenebilirsin ki? Ah, ahh! En çok müziği ihmal ettim internet yüzünden. Oysa müzik benim yaşam biçimimdi. Hobi olarak da olsa dansa devam etmeliyim, tekrar gitar tıngırdatmalıyım arada bir. Hem internetten kopmamı kolaylaştıracaktır bu uğraşlar. Artık makine gibi yazı yazmayı da bırakmalıyım. Kendimi tekrar etmekten başka bir işe yaramıyor. Yabancı dil problemini halletmek için hiçbir zaman geç sayılmaz değil mi? Gene arada bir fotoğraf çekmeye çıkmalıyım dışarıya. Bloglarımı da daha seyrek, belli günlerde güncellemem şart. Biliyorum gene zaman yetmeyecek, gene bir sonraki günden yiyip gelecek zamana borçlu kalacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2012'de bir daha hayatımda olmayacak, zaman harcamayacağım tek şeyse aşk olacak. Belki denk gelirse bir kedim olmasını isterim ama belki. Çünkü başına bir şey gelince acısını kaldıramıyorum. Eşcinselliğe dair bir-bir buçuk saatlik tek kişilik gösterimi de hep erteliyorum, bakalım ne zamana kadar. Şu gün 24 değil de, 48 ssat olsa diyorum ama, sen de iki günü bir gün sayıver diyebilirsiniz haklı olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel gündemin takipçisi olacağım tabiki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu yılın benim yılım olmasını çok istiyorum. Başka bir zaman bu kadar istekli olmayacağım yeni yıldan beklenti konusunda. Kimse de zaten senin olmasın demiyor ki. Değerlendirebilecek herkese yetecek kadar fazlasıyla zaman var nasıl olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci dileğim oldu ve devamı benim elimde. İkinci dileğim de olacak büyük ihtimal. Üçüncü dileğim adaletsiz dünyada hakkım zaten. Dördüncü dileğim şansa kalmış. Beşinci dileğim de bana ve başkalarına kalmış. Altıncı dileğim de hakkım ve de gelecek garantim&amp;nbsp;ama umarım 2013'de gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dileklerin sonu gelmez ama gerçekçi olmasa da bir gün, bir yerde oğluşum Kara'm Prensim kedimle tekrar hayatı paylaşabilmek en büyük dileğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-JV7pvUbkZeE/Tv75X_XEi_I/AAAAAAAAAuk/qwjFeBvzLR8/s1600/Resim+081.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" rea="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-JV7pvUbkZeE/Tv75X_XEi_I/AAAAAAAAAuk/qwjFeBvzLR8/s400/Resim+081.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3966881887955258007?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3966881887955258007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/2012-benim-ylm-olabilir-mi-sormuyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3966881887955258007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3966881887955258007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/2012-benim-ylm-olabilir-mi-sormuyorum.html' title='2012 Benim Yılım Olabilir mi? (Sormuyorum, istiyorum ricayla ama kendimden.)'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-JV7pvUbkZeE/Tv75X_XEi_I/AAAAAAAAAuk/qwjFeBvzLR8/s72-c/Resim+081.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4567501732119620595</id><published>2011-12-31T00:00:00.000+02:00</published><updated>2011-12-31T00:29:04.503+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çeyrek Bilete Eşcinsel Umutlar'/><title type='text'>Çeyrek Bilete Eşcinsel Umutlar</title><content type='html'>İnsanlar hayalleri kadar vardır, hayalleriyle yaşarlar, hayalleri yüzünden&amp;nbsp;yarı yolda da kalabilirler. Çünkü yaşadıkları hayat yaşamak istedikleri hayat olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de çocukluğumdan beri hayaller kuran biriyim. Çünkü&amp;nbsp; "Yaşamak istediğim hayatı hiç yaşayamadım." diyebilirim veya belki de&amp;nbsp;ortam ve şartlara uygun&amp;nbsp;hayal kurduğum&amp;nbsp;için istediğim gibi olmadı bir şeyler. Aslında hayallerim de öyle büyük falan değildi. Herkesin yapabildikleriydi. Denedim ama olmadı, olduramadım. Belki yeteneğim yoktu, belki de dediğim gibi ortam ve şartlar buna izin vermedi, hayallerimi gündelik hayata geçiremedim. Bunun sebebi heteroseksüel olmamam olabilir mi bilmiyorum. Çünkü heteroseksüel olmamak heteroseksist dünyaya uyum açısından zorluk çıkarabiliyor. Ama neden olmadı diye de çok da hayıflanmadım. Çünkü hayatı sağlıklı, huzurlu ve kendin olarak yaşamaktan hiçbir şey daha önemli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel yönelim bilincine varmadan önce hayallerim sadece sanat üzerineydi. Nedense gazeteleri, dergileri çok severdim ve hep kendimin çıkardığı bir dergimin olmasını&amp;nbsp;hayal ederdim. Tabi ki müzik ve görsel sanatlar üzerine bir dergi olacaktı bu. Belki yapımdan kaynaklanan bir yatkınlıktı, belki de tek düze heteroseksist dünyada pırıltılı dünya daha çok çekiyordu beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan&amp;nbsp;kimliğinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldıkça, kendini gerçekleştirmesi engellendikçe hayalleri de daha politik olmaya başlıyor, sanat da&amp;nbsp;keyif aldığı ilgi alanı haline geliyor, hatta sanatı bir ifade aracı olarak kullanmak istiyor. Demek ki sanat yaşa, zamana, duruma göre farklı haller alıp, değişik ifade biçimlerine dönüşebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan içinde yaşadığı kültüre&amp;nbsp;uyamayınca, kendini toplumsal yaşamdan soyutlayıp bir nebze olsun rahatlamak için hayal kurmaya yönelip, iyi bir yaşama, insanca yaşama dair umutlanabiliyor. Hayaller olmayınca neye umut bağlayacaksın ki zaten? O zaman hep sistemin verdikleriyle yetinmeye çalışırsın, hatta bazılarının hayallerine güler geçersin. Ama hayal etmeyince hiçbir şey kendiliğinden olmaz ki zaten. Hayal şevklendirir insanı yaşama karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama heteroseksüel bir dünyada eşcinselsen, hayallerini fantastik umutlardan gelecek garantisi bir yaşam üzerine kurulabiliyor, daha dar tutabiliyorsun. Zaten gençlik enerjin kalmayınca, şevkin de kırılınca, nasıl insanca yaşayabilirim, insanca yaşlanabilirim derdine düşüyorsun. Hatta hayallerini kendin üzerinden genele faydalı olabilecek projelere kaydırabiliyorsun. Çünkü yaşamsal düzeni dönüştürmek için bir çaba sarf etmezsen, bunun bireye de bir faydası olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden önce eşcinsellik adına bir şey yapılmadığı için, bizler temelsiz bir eşcinsel yaşam yaşamaya çalıştık.&amp;nbsp; Şans eseri yaşamışlar veya yaşamak için çaba sarf etmemişler-heteroseksüel olarak yaşama kolaylığını seçmişler ölmeyi yaşam olarak kabul ederek. Bizler de şans eseri yaşıyoruz eşcinsel olarak. Çünkü ne zaman ne olacağı hiç belli değil ve hiçbir güvencemiz yok eşcinselliğimizden dolayı ama bizden sonrakilerin eşcinsel olarak yaşama şansları var eğer bizler eşcinsellik için bir şeyler yaparsak. Bizler de bir şey yapmazsak değişen bir şey olmayacak çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben herkes gibi her Yılbaşı çeyrek piyango bileti alırım hayallerimi gerçekleştirmek, hayallerimi daha derinden daha bir umutla yaşayabilmek için. Çekilişe kadar ki süreç heteroseksist yaşamdan bir süreliğine de olsa daha bir bağımsız yapıyor beni. Hayallerimin bu yıl küçük bir bölümü kendime ait. Sadece kültür-sanat kafe açmak istiyorum daha sanatsal soluklanabilmek için. Duvarlarında resimler, fotoğraflar sergilemek, müzik olarak inadına caz ve opera çalmak istiyorum herkese, bütün misafirlerime ücretsiz ikramda bulunmak istiyorum. Belki de hayatta başarısızlığımın en büyük sebebi bu karşılıksız vermelerim ve hep vermek istemelerim. Çünkü benim dünyam çıkar üzerine kurulu olmadığından karşılıksız verince daha çok mutlu oluyorum. Çünkü bende olan bir şeyi paylaşınca geri dönüşü çok daha pozitif oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayallerimin büyük kısmıysa eşcinsellik üzerine. Eşcinsellerin bilinçlenebilmesi için içinde eşcinselliğe dair yazınsal ve görsel bütün materyallerin olduğu kocaman bir kütüphanenin olmasını istiyorum. Bunu internet üzerinden de paylaşabilelim ki, herkes faydalanabilsin. Heteroseksüel dünyada sanatın-sanatçıların sadece heteroseksüel olmaması için eşcinselliğin özgürce ifade edilebildiği&amp;nbsp; her telden sanat atölyelerinin kurulmasını istiyorum. Ulusal radyomuz, televizyonumuz da olsun. Açık bir şekilde eşcinsel avukatlık bürolarımız olsun eşcinsel haklarını da gözeten, koruyan-kollayan. Eğer eşcinsel olarak bizleri aralarına almak istemiyorlarsa, işsiz ve aç kalmaktansa heteroseksüellikten soyutlanma pahasına, eşcinsellere iş sağlayan çalışma alanları olsun istiyorum. Aslında Anayasa'da eşcinsel hakları gözetilse, bu yasalar toplumsal hayata geçirilse&amp;nbsp;ve ayrımcılığa dair yasal yaptırımlar olsa, eşcinseller için özerk alanlara gerek kalmayacak ama heteroseksizm eşcinselliği kabul etmiyor diye hayallerimizden, insanca yaşamaktan, eşcinselce yaşamaktan vazgeçecek değiliz herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalsa Anayasa'da yapacağım ilk ve en büyük değişiklik güvenlikten yargıya, eğitimden sosyal hizmetlere toplumun her yönetim biriminde yüzde elli eşcinsel bulundurma şartı olur. O yüzde elli de LGBTT'ler arasında paylaştırılabilir ama heteroseksist olmamaları koşuluyla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki de belli bir yaşın üzerindeki her LGBTT'nin sosyal güvenliğini sağlarım ister ev olarak, ister kendilerini her türlü gerçekleştirme olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayaller öyle sadece istemekle olmuyor. Gerçekleşmesi için bazı şeylerin temelinin atılması ve&amp;nbsp; çabalamak gerekiyor. Gerçekleşmeyen hallerimizin en büyük sebebi de çabalamak aslında. Zaten çabalamadığımız şey ne kadar bizim hayalimiz sayılır ki? Gerçekten hayalimiz olsa bütün engellere rağmen&amp;nbsp; beklemeyiz, çabalarız. Ne ekersek onu biçeriz yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben 2012'den çok umutluyum. Belki de hayatımda en çok bu yıldan umutluyum. Görüntüsü&amp;nbsp; ve telaffuzu bile çok hoşuma gidiyor. Çünkü ben 12 rakamını da çok severim. Zaten düzine değil mi 12. Demek ki bir şeyler tamamlanacak bu yıl.&amp;nbsp;Güvenimin sebebi&amp;nbsp;dört yılık&amp;nbsp;içimden geldiği&amp;nbsp;gibi yaşama süreci.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4567501732119620595?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4567501732119620595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/ceyrek-bilete-escinsel-umutlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4567501732119620595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4567501732119620595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/ceyrek-bilete-escinsel-umutlar.html' title='Çeyrek Bilete Eşcinsel Umutlar'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4322965885637268756</id><published>2011-12-30T16:47:00.001+02:00</published><updated>2011-12-30T23:57:45.070+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkeklik Kompleksi ve Bilinmeyen ve İnkar Edilen Eşcinsellik'/><title type='text'>Erkeklik Kompleksi ve Bilinmeyen ve İnkar Edilen Eşcinsellik</title><content type='html'>Kadınları bir tarafa bıraktım, eşcinsellerdeki erkek hayranlığını gördükçe erkek bir eşcinsel olarak, doğanın kurallarına aykırı da olsa&amp;nbsp;heteroseksizmin düşündüğü gibi tercih yaparak transseksüel bir kadın olup lezbiyen olasım geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir bu erkeklikle kafayı bozmuşluk ya. Hem transseksüelliğini inkar ediyor, hem eşcinselliğin feminenliğine karşı ama aynı zamanda da kadından da kadın ve de erkek delisi. Erkek maço olmalı, erkek sert olmalı, erkek asla ve asla eşcinsel olmamalı, orası-burası oynamamalı ama kendisiyle yatmalı. Heteroseksüel bir erkeğin ister transseksüel olsun, isterse en alasından feminen eşcinsel olsun, hele ki heteroseksist bir dünyada ve heteroseksizmin çok yoğun olduğu ülkemiz gibi toplumlarda biyolojik-bedensel olarak erkek doğmuş bir LGBTT ile ne işi olabilir? Hadi cinsellik ihtiyacından dolayı işi oldu diyelim, nasıl ondan duygusal ve de uzun vadeli bir ilişki kandırmacası içine girebilirsin ki? Akıl var, mantık var. Biraz aklımızı başımıza toplayalım yani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklik başlığı altında varolmaya çalışan erkekimsi eşcinseller erkekliklerini korudukça daha ulaşılmaz olduğu için mi acaba bu erkekliği yüceltme çabaları, yoksa ezilmişliğin verdiği hayata karşı umutsuzlukla güce olan hayranlığın erkeklik kompleksi mi? Kendileri kendi olarak varolamayınca egemen gücün kanatları altında üçüncü, beşinci sınıf olarak varolma gayreti mi? Siz kendinizle barışmadığınız sürece, heteroseksizmle varolunamaz. Kullanırlar ve mendil gibi çöpe atıveririler bu erkek hayranlığından dolayı. Heteroseksizm durduk yerde varolmuyor. Sonuçta istendikten sonra başka izmleri çıkartacak kadar bir potansiyel her zaman mevcut. Çok mu tembeliz, çok mu korkağız, kendimizi bulamayacak kadar çok mu kaybetmişiz, kaybettirilmişiz bilemiyorum artık. Bi' kendiniz olun ya, bi' öğretilmişliklerin, kuralların dışına çıkın, bi' dayatmalara "hayır" diyin. Belki bildiğinizden daha doğru olan bir dünya vardır. Erkek de erkek, erkek de erkek! Hay sizin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilisi erkek gibi, yani vurdu mu oturtan cinsten olsun, toplumsal erkekliğin tüm gerekliliklerini yerine getirsin, onunla beraber olurken&amp;nbsp;kadınla da evlensin, bir de çocuk sahibi olsun ama o da erkek olsun, kendisi de erkekliğin dışında kalan rolleri oynasın.&amp;nbsp;Dahası toplumun ötekileştirdiği eşcinselliği inkar etsin, kendine eşcinselliği yakıştıramasın,&amp;nbsp;bununla birlikte bir de&amp;nbsp;teslimiyetçi olsun. Sonra da homofobik bir dünyanın nefretinden şikayetçi olsun. Şikayetçi de olmuyor, olmuyorlar ki zaten. Eşcinsellik onlara göre de hastalık ve sapıklık. Keşke eşcinsel olmasalarmış! Ama olmuşlar bir kere. Erkekler sahip çıksın da onlara, sığıntı olarak da yaşasalar razılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transseksüelliğinin arkasında da duramıyorlar ya (Durabilenler üzerine alınmasın. Benim eleştirdiklerim transseksüelliğiyle barışamamış homofobik eşcinseller.) Heteroseksizmin yoğun olduğuı bizim gibi ülkelerde bence eşcinsel ve de eşcinsellik yok. Ya kendilerini erkek veya kadın zanneden transseksüeller var, ya da erkek geçinen samimiyetsiz aktif eşcinseller. O kadar katı olmayalım derseniz, bir de ap olarak geçinen ama dışarıda erkekliğinden ödün vermeyen, eşcinselliklerini inkar eden errrkekler var. Onlar da yaptığı işi sadece cinsellik olarak görüyorlar, eşcinselliğe asla bulaştırmıyorlar. Kısaca görünürde erkekler var, kadınlar var, bir de transseksüeller. Zaten ötesini bilen de yok ayrı mesele.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4322965885637268756?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4322965885637268756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/erkeklik-kompleksi-ve-bilinmeyen-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4322965885637268756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4322965885637268756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/erkeklik-kompleksi-ve-bilinmeyen-ve.html' title='Erkeklik Kompleksi ve Bilinmeyen ve İnkar Edilen Eşcinsellik'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-6995565247456729525</id><published>2011-12-30T01:58:00.000+02:00</published><updated>2011-12-30T02:41:40.880+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Heteroseksizmin Eşcinsel Annelerine Evlat Borcu Var'/><title type='text'>Heteroseksizmin Eşcinsel Annelerine Evlat Borcu Var!</title><content type='html'>Çünkü anneler eşcinsellik yüzünden çocuklarını kaybettiklerini düşünüyor. Çünkü içselleştirilmiş heteroseksist değerler yüzünden ne kadar o çocukları kendileri doğursalar da, ne kadar kıyamasalar da bir şeyler eksiliyor, bir şeyler yarım kalıyor, bir şeyler hiç tamlanamıyor. Umutla bekliyorlar ölünceye kadar çocuklarının tamlanmasını, belki iyileşmesini, evlenip çoluk-çocuğa karışmasını. Gözleri açık gidiyor eşcinsel annelerinin çocuklarını evlendiremedikleri için, onları emanet edecekleri bir eşe bırakamadıkları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar anlatırsan anlat eşcinsel olduğunu, sadece kendi cinsini sevebileceğini, ancak kendi cinsinle mutlu mesut olabileceğini. Bir süre sonra unutuyorlar ve belki evlenir umuduyla beklemeye başlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senin çocuk hala niye evlenmiyor?" diyenlere cevap veremiyor. Sen de , o da ne cevap verebiliyorsun, versen de anlatamıyorsun. Çünkü toplumun eşcinselliğe bakış açısı belli. Ya hastasındır, ya da ilgisizlikten, iyi yetiştirilemediğinden&amp;nbsp;dolayı sapıksındır. Bu sefer konu-komşu, eş-dost-ahbap-tanıdık evlendirmeye kalkıyor sanki garibanmışsın gibi, onlar senin geleceğini kendilerince kurtarmaya çalışıyorlar, belki de öğrendikleri şekilde toplumsal sistematiği korumaya çalışıyorlar farkında olmadan akıllarınca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışamıyor anneler çocuklarının eşcinsel olmasına hem içselleştirilmiş, hem de hala baskısı altında kaldıkları heteroseksist toplumsal değerler ve direkt veya dolaylı baskılar yüzünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler yaşlandıkça eşcinsellerin işlerinin kolaylaştığını zannetmeyin. Onlar yaşlandıkça çocuklaştıkları için senin eşcinselliğinin anlaşılması, kabul edilmesi daha da zorlaşıyor. Anlamıyorlar değil, anlayamıyorlar artık. Çünkü onlar çocukları eşcinsel oluncaya kadar eşcinselliğin ne olduğunu bilmiyorlardı ki. Heteroseksist sistemin de eşcinselliği öğretme lüksü olamazdı varoluş temeline aykırı olduğu için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem şimdi beni bir kadınla evli olduğumu, o kadını kendisinden sakladığımı ve iki de çocuğum olduğunu sanıyor. Zaman-zaman bana kızıyor ailemle ilgilenmiyorum diye. Geceleri uyurken sayıklıyor, "Kimse bakmazsa ben bakarım onlara." diye,&amp;nbsp;olmayan karımı ve çocuklarımı kasdederek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksist sistem ve iktidarları insanların üremesini tavsiye ediyor, sağlıklı bir varoluş için farkında olmadan herkesin bilinç altına bunu yerleştiriyor. Eşcinselliğin canlı tarihinden beri de var olduğunu, bunu engellemenin mümkün olmayacağını, her aileden bir çocuğun da eşcinsel doğabileceğini, hatta doğacağını bile-bile de, temsilcilerinin eşcinselliğin hastalık, eşcinselliğin namussuzluk, ahlaksızlık, gayriinsani durum olduğunu söylemesine izin veriyor, eşcinselleri yok sayayarak onları nefret, şiddete ve cinayete hedef gösteriyor. O yüzden babalar, abiler eşcinsel çocuklarının katili oluyor, o yüzden anneler çocuklarını yaşarken kaybediyor, ölmüş gibi yasını tutuyor, acısını çekiyor. Ama analık çok zor bir şey. Yok sayılan çocuklarının geleceğini ölünceye kadar düşünüyorlar ve umutla heteroseksüel olmasını bekliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi soruyorum bizleri yöneten heteroseksist iktidar babalarına. Bu anneleri evlatsız bırakmaya, babaları katil yapmaya hakkınız var mı? Yoksa sadece sizin anneleriniz mi anne, başka babaların katil olup-olmamasının hiçbir önemi yok mu? İktidar denilen yönetim biçimi ne için vardır acaba? Sadece kendi ideolojilerini dayatmak için mi? İktidarın vicdanı yok mudur ki, eşcinselleri zaten yok sayıyorlar da anneleri, babaları da bu kadar üzüyorlar? Bunu anlamanız için illa ki sizin de mi eşcinsel olmanız gerekiyor? Sadece iktidarı eline geçirenin mi borusu ötüyor bu dünyada? Haaaaa! Verilecek hurafesiz mantıklı bir cevabınız var mı? Kulaklarınız bizim sesimizi de algılar mı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim sevdiklerimi üzmek pahasına eşcinselliğimden vazgeçme gibi bir lüksüm olamaz. Çünkü ben mutlu olmazsam sevdiklerimi&amp;nbsp;hiç mutlu edemeyeceğimi çok iyi biliyorum. Bütün aileler çocuklarının eşcinselliğini kabul edemeyecekler bu heteroseksist sistem ve dayatmaları yüzünden. Ama aileler ve&amp;nbsp;heteroseksist sistem mutlu olamayacak diye her iki tarafın da mutsuz olmasının bir anlamı yok. Bari acı çekerek de olsa eşcinseller mutlu olsun, heteroseksist iktidarlar da biraz sorumluluk sahibi olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin çoğu kendi olmaktan vazgeçerek evlenip çoluğa karıştı, karışıyor da hala. Bazıları ailelerini mutlu etmek için, bazıları da hem topluma karşı erkekliklerini ispat etmek, hem de&amp;nbsp;itiraz etme seçenekleri olmadığı için. Bütün eşcinseller heteroseksizmin kölesi olmak, sahte mutluluklarla hem kendini, hem de ailesini kandırmak zorunda değil. Ama mutlu olmak, kendisi olarak yaşamak eşcinsellerin de hakkı. Buna itirazı olan var mı? Olmaz olur mu hiç? Eşcinseller neden öldürülüyor zannediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu yazı gecenin Bir'inde annemin uyurken sayıklamaları üzerine eşcinsel olarak vicdanımın isyanıdır.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-6995565247456729525?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/6995565247456729525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/heteroseksizmin-escinsel-annelerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6995565247456729525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6995565247456729525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/heteroseksizmin-escinsel-annelerine.html' title='Heteroseksizmin Eşcinsel Annelerine Evlat Borcu Var!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4914055475961092715</id><published>2011-12-28T23:50:00.000+02:00</published><updated>2011-12-29T00:00:22.717+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bana İlişki Teklif Etti'/><title type='text'>Bana İlişki Teklif Etti</title><content type='html'>"Bana ilişki teklif etti, alkolün etkisiyle beraber oldum. Sonra da o beni yapmak istedi. Ama kabul etmeyince beni zorladı. Çılgına döndüm ve masadaki bıçağı kaptım. Sonrasını hatırlamıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün eşcinsel cinayetlerinde neden aynı sahne tekrarlanıyor hiç düşündünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki gerçekten sadece pasif olduğu düşünülen eşcinseller de aktif olmak istiyordur. Öyleyse eşcinselliğin ne olduğunun bilinmemesi diyebilir miyiz buna? Yoksa biliniyor da bilinmezlikten mi geliniyor? Bence bilinmeme ihtimali daha yüksek. Çünkü aktif olduğun sürece erkeksindir öğrenildiği üzere. Arkanı korumak-kollamak da en önemli, hatta tek şartıdır erkekliğin. Ama eşcinsellerin, yani pasif olduğu düşünülen eşcinsellerin böyle bir arzuları olsa da, erkek geçinenlere böyle bir cesarette bulunabileceklerine pek ihtimal vermiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel cinayetleri keşke sadece eşcinselliğin tam olarak bilinmemesinden, yanlış anlaşılmalardan ve de homofobiden kaynaklansaydı. O zaman eşcinseller bu kadar kolay, sık ve çok öldürülmezdi. Çünkü insan bilmediği, yabancı kaldığı şeylerden uzak durur, nefret ettiği şeylere bulaşmak istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne oluyor, bütün eşcinsel katilleri tıpış-tıpış kendi ayaklarıyla geliyorlar, gönül rızalarıyla erkek-erkeğe beraber oluyorlar, sonra da beraber oldukları kişileri yani eşcinselleri öldürüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek sığındıkları nokta da kendi arkalarına dikilen göz, kendi namuslarını koruma bahanesi. Eşcinseller bu kadar namus meraklısı da, hiç mi erkeklerin, erkek geçinenlerin namuslarını kirletemiyorlar? Ben hiç katillerin anal muayenelerinin yapılıp da namuslarının kirletildiğini duymadım. Zaten onlar da hiç koruyamadıklarını söylemediler. Bu bile eşcinsellere, eşcinselliğe önyargılı bakış açısını, bu yüzden onlara her türlü kötülüğün yapılmasına sessiz kalındığını, namus bahanesiyle tahrik indirimine gidildiğini, bu indirim yüzünden eşcinsellerin daha bir hedef haline geldiğini, katillerin cesaretlendiğini, cinsellik bahanesiyle en çok da gasp edildiklerini göstermez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet eşcinsellere cinsel ihtiyaç gideren seks meraklısı arsızlar, sapıklar, ahlaksızlar&amp;nbsp;gözüyle bakıldığı kadar, daha çok da maddi çıkarlara alet ediliyorlar cinsel yoldan yaklaşılarak. Burada cinsel açlıklarını giderme konusunda ne kadar haklı olsalar da, eşcinsellerin cinayete kurban gitmelerinin haklı bir gerekçesi asla olmasa da bir öz eleştiri yapmanın sakıncasının olmayacağına ve homofobiyi besleyeceğine inanmadığım gibi,&amp;nbsp;ne yazık ki bazı eşcinsellerin de ekonomik güçleri sayesinde eşcinsellerin sadece cinsel konuda değil, maddi konuda da gönüllü verici olacaklarına dair bir ön yargıyı beslediklerine inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel cinayetlerinin asıl kaynağı homofobinin olduğu bilinen bir gerçek ama&amp;nbsp;homofobiyi besleyen ve homofobinin görmezden gelinmesine sebep olan unsurlar da homofobi kadar önemli. Eşcinsellerin mecburiyetten fedakarlıkları bunların yanında çok masum kalır. Eşcinsellik kabul edilse eşcinseller kendilerini riske atarlar mı hiç? Çelişkili gelebilir eşcinsellerin vericiliklerini eleştirip de, sonra mecburiyetten diye savunmam ama öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldürülenlerin hep eşcinsel olması, hiç kendilerini savun-a-mamaları bile onların ne kadar masum, ne kadar potansiyel kurban olarak görüldüklerinin göstergesi sayılmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homofobiyi besleyen en büyük unsur tabi ki heteroseksist değerler ama katiller&amp;nbsp;devletten-yasalardan, toplumdan cesaret almasalar bu kadar cesur olamazlar. Öncelikle anayasal dayanağımızın olması&amp;nbsp;şart.&amp;nbsp;Mücadele için de eşcinsellerin kendilerine inanmaları gerekiyor. Yoksa biz istemedikten sonra, şartları zorlamadıktan sonra, eşcinselleri insan yerine koyacaklarına inancım yok gayriinsani olarak görüldüğümüz üzere.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4914055475961092715?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4914055475961092715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/bana-iliski-teklif-etti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4914055475961092715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4914055475961092715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/bana-iliski-teklif-etti.html' title='Bana İlişki Teklif Etti'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8493633606158787475</id><published>2011-12-28T22:07:00.001+02:00</published><updated>2011-12-29T00:00:09.627+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neyi Kimden Koruyorsunuz ki'/><title type='text'>Neyi Kimden Koruyorsunuz ki?</title><content type='html'>Kadın cinayetleri gerçekten çok canımı yakıyor, çok canımı sıkıyor. Kadını malı gibi gören erkekler ister kardeşi olsun, ister babası olsun kendi güdümünden, kendi sözünden, kendi adetlerinden, kurallarından azıcık çıkınca hiç gözünün yaşına bakmıyor, hemencecik öldürüveriyor kadını. Bir eşya gibi onların olup olmaması, yaşayıp yaşamaması hiç önem taşımıyor. Varsa yoksa şerefleri, namusları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa şeref ve namuslarını lekeleyen veya lekeleyecek olan da gene erkekler, erkeklik değil mi? Kimi kimden koruyorlar? Kendileri dışındaki erkekler kadınların namuslarını kirletmek için "hazır ol"da bekliyorlar da, sadece bir kendileri mi başkalarının namusuna göz dikmiyorlar? Bütün erkekler namus bekçisi, bütün erkekler namusun timsali haline getirdikleri kadınların namusuna&amp;nbsp;göz dikmiyorlar da, kadınları kimden koruyorlar peki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınları koruyarak namuslarını korumak gerekçesiyle heteroseksist dünyaya fedailik yaptıklarının farkında olsalar bu kadar cani olurlar mıydı? Çıkar dünyası işte. Heteroseksizm ile erkeklik birbirini destekleyen, birbirine cesaret veren, birbirini var eden, koruyan-kollayan bir bütünün parçaları, hatta aynı egemenlik değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına söz hakkının hiç verilmediği Doğu bölgemizde&amp;nbsp;gene bir kadın yok yere iki erkek kardeşi tarafından polislerin gözleri önünde bıçaklanarak öldürülmüş. Üstelik daha 21 yaşında. Tek sebebiyse evden çıkmama kuralını ihmal etmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız&amp;nbsp;karakola giderek&amp;nbsp;ailesi tarafından ölümle tehdit edildiğini, Devlet birimleri tarafından korunmak istediğini söylemiş. Evden eşyalarını alırken çıkan kargaşada polisler kızın kardeşleri tarafından bıçaklanmasına engel olamamış, kısaca kadını koruyamamışlar işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8493633606158787475?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8493633606158787475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/neyi-kimden-koruyorsunuz-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8493633606158787475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8493633606158787475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/neyi-kimden-koruyorsunuz-ki.html' title='Neyi Kimden Koruyorsunuz ki?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8205891188560984508</id><published>2011-12-28T15:38:00.000+02:00</published><updated>2011-12-28T16:18:56.255+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Korkunç Bir Dünya'/><title type='text'>Korkunç Bir Dünya!</title><content type='html'>Daha ilk gazeteyi açar açmaz, yani tıklar tıklamaz&amp;nbsp;geçmişte yaşananlar ve günümüzdeki yaşananları hızlı bir şekilde&amp;nbsp;yüzeysel geçince&amp;nbsp;bile "Bunlar kurgu mu yoksa gerçek mi?" diye inanamıyorum nasıl bir dünyada yaşadığıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir müftü aracılığıyla "Noel Baba diye birisi yoktur. Aziz Nicholaos diye biri var ama bu uyduruk bir kişidir. Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi" diye başkalarının inançlarına dil uzatıyoruz ama kendi dinimiz hakkında laf söylenince hakaret sınıfına sokup "ekşi sözlük" ü kapattırmaya çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yazarımızın kitabı (Aslı Tohumcu, "Abis") Milli Eğitim tarafından okullarda okutulması için tavsiye ediliyor,&amp;nbsp; Türk Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı ve bir Milletvekili tarafından da pornografik bulunup şikayet ve Meclis'e önergede bulunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi kültür ve sanat eserleri yıkılıyor, yerine oteller ve ticaret merkezleri dikiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1978 yılında Maraş'ta olan mezhep ve sağ-sol çatışmalarının sebep olduğu vahşete dair fotoğrafları görünce tüylerim diken-diken oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak Eski Özel Harekat Polisinin iftiralara dayanarak 20 yaşındaki gençleri nasıl öldürdüklerini ve diğer işledikleri cinayetleri okuyunca geçmişimizden korkmaya başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçişleri Bakanı'nın sanat aracılığıyla terör propagandası yapıldığını söylemesiyse geleceğe dair baskı korkularımı iyice depreştiriyordu. Eşcinselliği namussuzluk, ahlaksızlık, insanlık dışı bir sınıfa sokmasıysa, ne kadar diken üzerinde yaşadığımızın bir delili, sözlü ifadesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Maraş vahşetiyle ilgili başka bir yaşanmışlık şok geçirtiyor adeta;&amp;nbsp;“90 yaşında tek gözü görmeyen bir Alevi teyze vardı. Önce tornavidayla onun diğer gözünü de çıkarmışlar. Sonra bahçeye sürüklemişler. Bahçede bir hela çukuru varmış. Teyzenin kafasını o hela çukuruna daldırmışlar, aynı anda da bir arabanın direğini bacaklarının arasına batırmışlar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da ekonomik kriz yaşanıyor, Yunanistan iflas etti deniyor ama asgari ücret bizimkinin üç katı hala. Avrupa'nın en fakir ülkesiyiz ama Milletvekili maaşı en yüksek olan gene biziz. Yanlış okumadıysam yıllık 70 bin dolar olan geliri 120 bin dolara çıkarmaya çalışıyorlarmış. Yani kişi başına Milli Gelir'in 1213 katı olacakmış. Kişi başına Milli Gelir de gerçekten kişi başına düşse hiç sorun değil. Zenginlerin cebindeki gelirleri kağıt üzerinde bize gösteriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olanlardan sonra iyi şeyler olacağına dair pek umudum kalmıyor açıkçası ne yalan söyleyeyim. Ama Türk insanının umutlarından dolayı gelecek endişesi yokmuş. Hangi umutlar bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 yaşındaki bir kız dört kişinin tecavüzüne uğruyor, tecavüzcülerden biriyle düğün yapılıp birlikte yaşamaya başlıyor, yediği dayak yüzünden hastaneye kaldırılınca dram ortaya çıkıyor. Hadi Devletin haberi olmadı diyelim, anne-babayı bir tarafa bırakın&amp;nbsp;vicdan sahibi duyarlı bir kişide mi kalmadı bu dünyada?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın birlikte yaşadığı adamın boşandığı eşinden olan üç yaşındaki kızını darp ederek öldürüyor. Resmen çivisi çıkmış bu dünyanın. Eğer bir kadın üç yaşındaki savunmasız bir çocuğu öldürebiliyorsa, diğer yaşananlar bunun yanında hafif kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği'ne güvenmeyenlerin oranının yüzde yetmiş'le tavan yapmasıysa gidişatımızın bir göstergesi olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dizi oyuncumuz da evlilikle ilgili soruya, “Ben ilişkide ruhsat sevmiyorum, ruhsatsız takılmayı seviyorum. Aslında çocuk istiyorum ama ruhsat problemi var” Aslında sadece evlilik değil yaşamın her alanında çelişkiliyiz. Hem özgürlük istiyoruz, hem de o özgürlüğün sadece bize ait olmasını istiyoruz. Kendimizin yaptıkları doğru oluyor, başkalarının yaptıklarının yanlış olması için her türlü bahaneyi üretmekte üzerimize yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da magazin testi yapmaya ne dersiniz? Şarkıcılıktan oyunculuğa transfer olan bir erkek şarkıcı dizilerde neden soyunmak ve öpüşmek istemez?&lt;br /&gt;a. Ahlakçıdır.&lt;br /&gt;b. Çok utangaçtır.&lt;br /&gt;c. Eşcinseldir.&lt;br /&gt;d. Oyunculuğun ne olduğunu daha yeni öğrenecektir.&lt;br /&gt;e. Hiçbirisi ama ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de spor haberleri. Bir Milli sporcumuz daha dopingli çıktı! Oysa biz sporcunun ahlaklısını seven bir millet olduğumuz için eşcinsel futbolcuyu bile yanlış örnek olur diye transfer etmeyi uygunsuz bulmuyor muyduk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atalarımızın dediği gibi "söylenecek söz çok da verecek cereme yok".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünya, koca dünya,&amp;nbsp;fani dünya, sanal dünya dünya" diyoruz ama şu yaşanılanları gördükçe "ne korkunç bir dünya" diyorum ben. Aslında korkunç olan ve dünyayı bu hale getiren bizler değil miyiz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşanılan olaylar insanlığa dair diye düşünülebilir ama ben istendikten sonra olmayabileceğine inanıyorum. Kader denilen şey bizim karakterimizse, karakterimizi dönüştürmek, geliştirmek için çaba sarf etmeliyiz. İşe önce kendimizi tanımaktan, kendimizi keşfetmekten başlamalıyız tabii. Bu kötülükleri kendimiz için mi yapıyoruz, yoksa birilerinin, bir şeylerin yok yere fedailiğini mi yapıyoruz? Yada kendi varoluş sebebimizi inkar edip birilerinin, bir şeylerin varolması için sahte kimlik peşinde mi koşuyoruz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8205891188560984508?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8205891188560984508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/korkunc-bir-dunya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8205891188560984508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8205891188560984508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/korkunc-bir-dunya.html' title='Korkunç Bir Dünya!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8548705377842473427</id><published>2011-12-27T12:59:00.001+02:00</published><updated>2011-12-27T14:10:54.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devletin Eşcinselliğe Namussuzluk Ahlaksızlık Demeye Hakkı Yoktur'/><title type='text'>Devletin Eşcinselliğe "Namussuzluk, Ahlaksızlık" Demeye Hakkı Yoktur</title><content type='html'>Çünkü bir eşcinsel olarak bana namussuz demektir bu ve Devletin Bakanı olan bir kişinin de eşcinselliğin heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelim olduğunu bilmesi, bilmiyorsa öğrenmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçişleri Bakanı terörü tanımlarken eşcinselliği de namussuzluk, ahlaksızlık&amp;nbsp;olarak terörizmin içine sokuvermiş. Bu bir&amp;nbsp;dil sürçmesi falan değil, resmen&amp;nbsp; "...çok özür dilerim eşcinselliğe kadar, her türlü namussuzluğun, ahlaksızlığın, gayriinsani durumun olduğu bir ortam." diyor. Zaten şu anki Devlet'in de eşcinselliğe bakış açısının bu zihniyete paralel olduğunu bilmiyor muyuz? Devletin zihniyeti bu olmasa Bakanları da "hastalık", demeye, "namussuzluk", "ahlaksızlık" demeye cesaret edebilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Devlet gerçekten eşcinselliğin bir hastalık veya namussuzluk, ahlaksızlık olmadığını düşünüyorsa önce eşcinselliği heteroseksüellik gibi normal bir cinsel yönelim olarak Anayasa'da tanımlar, nefret suçları kapsamına eşcinsellere yapılan her türlü ayrımcılığı ve saldırıyı, cinayeti dahil eder, bakanlarının da eşcinsellere karşı hedef gösterici demeçlerine izin vermez. Çünkü eşcinsellik de Bakan'ın dediği gibi gayriinsani değil, insanlığa dairdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devletin vatandaşı olmak için illa ki iktidardaki kişilerin istediği gibi kişi olmak gerekmiyor ve buna mecburiyeti yoktur. İnsanlar Devlet başlığı altında sınırları çizilmiş bir coğrafyada doğmuş ve yaşıyor olabilirler ama önce dünya üzerinde doğasına uygun, insan onuruna uygun bir şekilde yaşama hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır. Sonradan öğrenilmiş manevi veya heteroseksist değerler insanlara dayatılamaz eğer demokratik bir Cumhuriyet'te yaşıyorsak. Yoksa biz eşcinselliğin günah sayıldığı inanç biçimine göre mi yönetiliyoruz? Öyle değilse hiç kimse bana ne günahkar gözüyle bakabilir, ne de hasta gözüyle, ne de başka şeyler tanımlanırken beni namussuz sınıfına dahil edebilir. Bu dünyada hepimizin, bu ülke de hepimizin ve herkesin eşit koşullarda yaşama hakkı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İfade özgürlüğü de tek taraflı olamaz. Heteroseksüellik kadar eşcinsellik de normaldir. Bilimden uzak hurafelerle eşcinsellik "hastalık, sapıklık, namussuzluk, ahlaksızlık" gibi ayrımcı sıfatlarla tanımlanamaz, tanımlanması da ne insanlıkla bağdaşır ne de uluslararası yasalarla. Çünkü eşcinselliği normal karşılamamak bir insanlık suçudur. Çünkü cinsel yönelimin hetero şekli doğrudur, homo şekli yanlıştır demek kasıtlı ayrımcılığa girer. Ayrıca eşcinselliği kötü tanımlamalara dahil etmek, heteroseksüelliği de bu tanımlamalara dahil etme hakkını, direkt olarak kötü şeylerin sebebi gösterme hakkını doğurur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8548705377842473427?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8548705377842473427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/devletin-escinsellige-namussuzluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8548705377842473427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8548705377842473427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/devletin-escinsellige-namussuzluk.html' title='Devletin Eşcinselliğe &quot;Namussuzluk, Ahlaksızlık&quot; Demeye Hakkı Yoktur'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-7636908651980348546</id><published>2011-12-26T16:00:00.000+02:00</published><updated>2011-12-26T16:29:19.693+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Magazin Heteroseksizmin Kültürlere Göre Esneklik Payıdır'/><title type='text'>Magazin Heteroseksizmin Kültürlere Göre Esneklik Payıdır</title><content type='html'>Bugün magazin sayfalarını dolaşırken bir haber dikkatimi çekti. Magazin diyip geçmemek gerek. Çünkü içinde yaşanılan kültüre dair pek çok ip ucu barındırır magazin. Eşcinselliğin idamla cezalandırıldığı bir ülkede eşcinselliğe dair bir magazin haberi yakalayabilir misiniz? Magazinsel yaşam, toplumsal&amp;nbsp;yaşam kültüründen, halktan-çoğunluktan ayrı bir sınıfta da görülse toplumun farklılıklara toleransı, esneklik payı, bastırılmışlıkların oksijenidir. Bizim kültürümüzde de eşcinsellikle ilgili magazin yapılabiliyorsa, yapılabildiği ölçütte eşcinselliğe müsamaha gösteriliyor diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi durumu farklı bir açıdan da okuyabiliriz.&amp;nbsp;Toplum içersinde&amp;nbsp;kendi namusumuzu koruduğumuz sürece, başkalarının ahlaksızlığından çıkarımıza göre rahatsız da olabiliriz, esnek de olabiliriz, hatta bundan keyif de alabiliriz. Çift standartlılık da yerine göre özgürlük getirdiği için iyidir, yerine göre ne zaman avlanacağımızı bilmeme açısından da kötüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü okuduğum&amp;nbsp;haberse ünlü bir Rock'çının kızının demeciydi: "Babam benden daha çok makyaj yapıyor." Arkasından da devam ediyor: “Bana nasıl makyaj yapacağımı babam öğretti. Hatta bazı makyaj hilelerini de ondan öğrendim. Babamın benden daha fazla makyaj malzemesi var.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ifade kimine göre normal kabul edilebilir, kimine göreyse sapıklık. Tabi yerine göre, içinde yaşanılan kültüre göre de değişir. Amerika'daysa olabilir gözüyle bakarız, sanki özgürlük sınırları çizilmiş sadece bazı ülkelere aitmiş gibi. Özgürlüğe ahlaksızlık gözüyle bile bakabiliriz öğrendiğimiz değerlere ters düştüğünde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıklamayı yapanın kim olduğuna da bakarız. Sanatçı mı? "Haa olabilir" deriz. Babası kimmiş? Ne idiği belirsiz bir Rock'çı! Tabii Rock'ın, gerçek sanatın ne olduğunun, ne için yapıldığının önemi yoktur. Varsa yoksa içinde yaşadığımız kültürün değerleri! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kültür ve değerleri bana hizmet etmiyorsa, benden bir parça taşımıyorsa, beni mutlu etmiyorsa ne yapayım ben o kültürü peki? İnsanların içinde yaşadığı toplumun kültürüne kendi yaşam tarzından bir parça ilave etmesi şarttır, kaçınılmazdır ve hakkıdır o kültürde doğduysa. Hiç kimse hiç kimseyi öğrendiğimiz ve içselleştirdiğimiz değerlere uymuyor diye dışlayamaz. Dışlarsa haksızlık olur, çatışma olur, gerginlik olur, huzursuzluk olur. Sana benzemiyor diye de ötekileştirdiğin&amp;nbsp;diğerlerini dışlarsın, nefret edersin, hatta yok etmeye çalışırsın. Sonra da bunun namus ve ahlak bahanesiyle tek taraflı muhakemesini yaparsın&amp;nbsp;yaptıklarını haklı çıkarmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magazinin toplumun genel yaşamına göre uçlarda dolaşması ve bu uçuk kaçıklıktan fazla rahatsız olmamak o kültürün kendisiyle ne kadar barışık olduğunu da gösterir. Şimdi babasının makyaj yapmasından rahatsız olmadığı gibi bunu basınla da barışan evladın olduğu kültürü düşünün, bir de bizimki gibi oğlu eşcinsel olduğu için oğlunu gözünü kırpmadan öldüren bir babanın olduğu kültür veya eşcinsel oldukları için idam edilen insanların kültürünü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim magazin basınımız ve figürlerininse&amp;nbsp;bırakın eşcinsellikle barışık olmasını, açık alanda göstermelik el ele tutuşan, öpüşen ünlülerimizin erkekliklerini ispat etme alanı. Yani heteroseksizme hizmet ediyor bizde magazin daha. Eşcinsel magazinin hiç olmamasından daha iyi midir, kötü müdür tartışılır. Aslında kim kimin ne olduğunu biliyor ama erkekliğin hüküm sürdüğü topraklarda "bilmezlikten gelme" evresindeyiz daha. "Olacak o kadar, zamana ihtiyacımız var." diyebiliriz ama o zamanı değerlendirirsek öyle işe yarar, gerçeklere kör, sağır ve dilsiz olduğumuz evreyi ancak öyle atlatabiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-7636908651980348546?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/7636908651980348546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/magazin-heteroseksizmin-kulturlere-gore.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7636908651980348546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7636908651980348546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/magazin-heteroseksizmin-kulturlere-gore.html' title='Magazin Heteroseksizmin Kültürlere Göre Esneklik Payıdır'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-582331113287778607</id><published>2011-12-25T14:02:00.001+02:00</published><updated>2011-12-25T14:20:17.111+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütün Sanatçılar Eşcinsel midir'/><title type='text'>Bütün Sanatçılar Eşcinsel midir?</title><content type='html'>Kapitalist sistemin aşıladığı aç kalma kaygısı yüzünden hayatımızı başarıya endeksleyip yaşamayı-nefes almayı şansa bırakabiliyor, hatta&amp;nbsp;hırslarımızın kurbanı olabiliyoruz. Hayatımızı huzurlu ve&amp;nbsp;paylaşımcı bir şekilde kendimizi zorlamadan yaşamaktan vazgeçmek de bir ölüm sayılır ama yaşayan bir ölü olarak bile kalamayabiliyoruz "başarı" önceliğimiz yüzünden ve kendimizle beraber başkalarının da hayatını hiç sayabiliyor, karartabiliyoruz, başkaları da bizimkini.&amp;nbsp;Bunu belki de planlı-programlı sistematik bir şekilde yapmıyoruz ama ne yazık ki duyarsızlığımız yüzünden istem dışı böyle bir sistematik oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırslar dünyasında iyi yaşamanın formülü belki de ihmal ettiğimiz ayrıntılarda gizlidir. Belki değil gerçekten öyle. Çünkü heteroseksist sistem yapımıza uygun önceliklerimizi bastırmamıza sebep oluyor, hepimizi birer heteroseksizmin&amp;nbsp;kölesi haline getiriyor. Mesela eşcinselliğimizi gizliyoruz ve cinsel yönelimimizi yani eşcinseller olarak hayatlarımızı yaşayamıyoruz. Ayakta kalmak içinde kendi kimliğimizden kaçındığımız gibi, bir de başkalarının hayatını benimseyerek varolmaya çalışıyoruz. Kapitalizmle heteroseksizm zaten kardeş değiller mi veya ikisinin varoluş sebebi de başkalarının hayatını hiçe saymak değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heterokapital sisteme yapısal olarak uymadıklarına inandığım eşcinseller ister mecburiyetten, isterse yapılarındaki korkaklığa yenilmelerinden dolayı olsun, varoluş için hırs dünyasında yer almak zorunda kalıyorlar ama bir çoğu sahilde yumurtalarından çıkan Deniz Kaplumbağaları yavruları gibi heterokapitalist sistemin koşullarına dayanamadıklarından denize ulaşamadan telef oluyorlar. Üstelik bu çıkarcı yapay sistem doğanın en zor koşullarından bile daha ağır, daha acımasız&amp;nbsp;olabiliyor eşcinseller karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel kapasiteleri bu sisteme uygun olanlar eşcinselliklerini gizleyerek bir şekilde hayatlarını idare ettirebiliyorlar ama sert koşullara dayanamayanlar kendilerine uygun, erkekliğin dışında kalan alanlarda varolmaya çalışıyorlar. Eşcinseller de yeniliyor tabiatıyla hırslarına dünyanın düzenine uygun olarak. Hatta eşcinselliklerini unutup ve unutturmaya çalışarak kendi kimliklerini inkar yöntemine başvurabiliyorlar, homofobiye bile dahil olabiliyorlar. Fiziksel olarak eşcinselliklerinden şüphelenilmeyenlere zaten kimse eşcinselliği konduramıyor, onlar da bu yüzden eşcinsellikleriyle barışamıyorlar. Hayatta daha hafif şekilde varolan eşcinsellerse, yumuşaklıklarını yaptıkları işin yapısına bağlıyorlar. Mesela sanatla uğraşan eşcinsellerin&amp;nbsp;yumuşaklıklarını sanatçı olmaya bağladıkları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin ne ve nerede olduklarına dair insanı ikilemde bırakan farklı bakış açıları da olmuyor değil. Bir eşcinsel arkadaşım diyor ki, "Eşcinsel olmayan birinin sanat dünyasında ne işi olabilir?" Diğer eşcinsel arkadaşım da beni herkesi eşcinsel ilan etmemle suçluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında eşcinselliğin heteroseksüellik gibi dini, dili, cinsiyeti, milliyeti yoktur. Eşcinselliğin fizikle de, yaptığı işle de alakası yoktur. Çünkü ben nice eşcinsel bilirim aktif ve erkek geçinen. Sanatsal anlamda görsel dünyada yer alan yumuşak eşcinselleri de tüm eşcinselliğe genellemeyiz tabi. Onların yapılarına uygun varoluş şekilleri de o alandır ama yaratıcı ve estetik sanatsal yapının eşcinsellerde olmadığını da kim inkar edebilir? Bu da eşcinsellerin sanatçı ruhlu olduğunu&amp;nbsp;ve sanat dünyasında yer almasının olağanlığını göstermez mi? Sanatçı ruhu olmayan eşcinseller de niye yer alsınlar ki o dünyada. Yani bütün eşcinseller sanatçı veya sanatsal olmayabilir ama bütün sanatçı veya sanatçı ruhu olanların eşcinsel olma ihtimali yüksektir sanatın estetik yapısına uygun olarak. Çünkü sanat feminen olursa estetik olur. Hümanizm adına, sertliklerin törpülenmesi adına&amp;nbsp;sanatın yumuşak olması kaçınılmazdır. Yapıda olmayınca da ne yumuşak olunur, ne de sanatçı. Bütün eşcinseller feminen değildir ama bütün sanatçılar eşcinsel olabilir, en azından heteroseksist değillerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin feminenliğe karşı çıkmasının altında eşcinselliğe sınıfsal ön yargılı bakış açısını kırmak yatıyor haklı olarak ama içselleştirilmiş homofobi olmasa bile içselleştirilmiş heteroseksizm de var ne yazık ki varoluşun erkeklikten geçtiği dünyada. Belki de feminenliğin eşcinselliği üçüncü, beşinci sınıfa soktuğu dünyada heteroseksizmi maço eşcinsellikle içten vurarak gerçekleri ortaya çıkarmak&amp;nbsp;en akıllıcası. Çünkü erkekliğin göründüğü gibi sadece cinsel ve sert bir iktidardan ibaret&amp;nbsp;olmayabileceğinin anlatılması gerekiyor artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-582331113287778607?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/582331113287778607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/butun-sanatclar-escinsel-midir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/582331113287778607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/582331113287778607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/butun-sanatclar-escinsel-midir.html' title='Bütün Sanatçılar Eşcinsel midir?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8557029674975888424</id><published>2011-12-25T03:18:00.001+02:00</published><updated>2011-12-25T23:41:24.771+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellerin de Eşcinsel Olarak Yaşlanma ve Sosyal Güvence Hakkı Vardır Olmalıdır'/><title type='text'>Eşcinsellerin de Eşcinsel Olarak Yaşlanma ve Sosyal Güvence Hakkı Vardır, Olmalıdır</title><content type='html'>Bizim jenerasyondan önce de eşcinseller vardı elbette ama eşcinsellik gizli-saklı yaşanan ayıp bir şey olarak kabul&amp;nbsp;edildiğinden, bizden öncekiler bizim kadar görünür olmadıkları ve de eşcinselliklerinin savunuculuğunu yapmadıkları için eşcinsellikle ilgili&amp;nbsp;sorunlar&amp;nbsp;olsa da eşcinsel hakları için mücadele yapılmadığından bizler kadar hedef haline gelip gelecek kaygısı taşımıyorlardı sanırım. Çünkü geleceklerini eşcinsellik üzerine kurmuyorlardı, kuramıyorlardı. Eşcinseller günümüzde görünür olmaya çalışıyor&amp;nbsp;eşcinselliğin kabulü için olması gerektiği gibi ama beraberinde de daha büyük sorunları ve de kaygıları getiriyor bu görünürlük. Eskiden eşcinsellik sadece ayıp günahtı belki ama şimdi can güvenliği açısından risk taşıyor. Çünkü heteroseksizm için tehlike arz ediyor! Aslında tehlike arz etmiyor da, heteroseksizm tehlike olarak görüyor&amp;nbsp;kendi geleceği&amp;nbsp;için varoluş çıkarına ters düştüğünden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz daha&amp;nbsp;eşcinselliğin hak mücadelesi ve can güvenliği için sesimizi duyurmaya çalışırken, eşcinselliğin kabul edilirliği nispeten, hatta bize göre çok daha iyi seviyede olduğu Batı ülkelerinde, eşcinseller eşcinsel olarak yaşlandılar da, geleceklerini düşünmeye başladılar. Çünkü yaşlanınca eşcinseller arasında partnerlerinin olmamasından ve de ailelerinin dışlamalarından dolayı yalnızlık heteroseksüellere göre daha yüksek. Çocukların ebeveynlere bakma garantisi yok ama eşcinsellerin yasal olarak çocuk sahibi olamamaları, yaşlılıkta yalnız kalma riskini daha da arttırıyor. Tabi ki bizdeki gibi eşcinselliğin kabul edilmediği ülkelerde partnersizlik daha vahim hale getiriyor yaşlı eşcinsellerin durumunu. Bununla beraber&amp;nbsp;işsizlik ve beraberinde gelen sorunlar&amp;nbsp;da heteroseksüellere göre daha yüksek. Çünkü gençken eşcinsel olarak iş bulup çalışmak zor olduğu gibi, emeklilik için primini bile dolduramıyorsun çalışamadığın için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de eşcinseller eşcinsel olarak ilk defa bizim jenerasyonla beraber yaşlanacak ve yalnızlığı, işsizliği, sosyal güvenceden mahrum olmanın sıkıntılarını&amp;nbsp;yaşlılıkla beraber yaşayacağız. İstisnalar dışında ne sırtımızı dayayabileceğimiz bir partnerimiz olacak, ne de bir umut çocuklarımız. Çünkü eşcinsel olarak heteroseksüellere verilen haklardan eşcinseller faydalanamıyor. Ne yasal olarak eş durumundan partnerimizin sosyal haklarını temin edebiliyoruz, ne de çocuk sahibi olabiliyoruz. Yasalarla beraber eşcinselliği anlamayan, anlmak istemeyen insanlıkla da mücadele vermek zorundayız insan haklarımız için ayrıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi hala günümüzde eşcinsellerimiz heteroseksüel görünmek zorunda kaldıklarından evlenip çocuk sahibi oldukları için, yaşlılıkla ilgili sorunlar azınlıkta olan açık ve de görünür eşcinseller için geçerli ama bu o kadar da azımsanacak bir sayı değil. Örneğin kendi çevremde bahanelerle veya üstü kapalı eşcinselliği aileleri tarafından bilinip ama ses çıkarılmadığı için evlenmeyen o kadar çok eşcinsel var ki. Eşcinsel çocuklarının geleceklerinden kaygılanan aileler de var ama onlar da çocuklarının belki bir gün heteroseksüel evlilik yapar umuduyla geleceklerini kurtarmaya çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde eşcinsel mücadelenin başladığı 90'lı yılların eşcinselleri şu anda kırklı yaşlarını sürüyorlar.&amp;nbsp;Bu mücadelenin dışında kalıp kendini&amp;nbsp;heteroseksüel yaşamın dışında tutabilen eşcinseller de tabiatıyla gelecek kaygısı yaşıyorlar ama insan gündelik hayatta yaşam mücadelesi verirken, gelecek planı yapmaya fırsat da bulamıyor. Çünkü ya günü kurtarma derdinde oluyoruz, ya da yaşayamadığımız kendimizi tamamlamaya çalışıyoruz fırsattan istifade.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten yaşlanmayan ve bir yaşlıyla yaşamayan, hayatta en çok zor olan şeyin yaşlılık, elden-ayaktan düşmek olduğunu anlayamaz. Yaşlılık&amp;nbsp; sadece bakıma muhtaçlığı getirmiyor, birilerine yük olmanın psikolojik ağırlığını da getiriyor beraberinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı eşcinseller için bir şeyler yapmayı gözardı etmemeliyiz. En azından her şehirde bir tane yaşlı eşcinseller için barınma evinin bulunması gerekiyor. Bu eşcinselliği heteroseksüellikten soyutlama falan değil, sosyal güvenceden yoksun ve de ayrımcılığa maruz kalan, yaşlanınca da kendilerini gerçekleştirme hakları olan eşcinsellerin açıkta kalmaması için gelecek garantisi. Hadi gençken kurtarıyoruz kendimizi ama yaşlanınca bu mümkün olmayacak. Çünkü biz eşcinseliz ve bizim dayanağımız yok heteroseksüeller kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller devlete heteroseksüeller kadar vergi veriyor ama sosyal güvenlik olarak heteroseksüeller kadar değil, hiç faydalanamıyor. Devlet eşcinsellere, "Ya heteroseksüel olacaksın, yada geleceğinden ben sorumlu değilim." diyor! Böylece eşcinsellerden alıyor, heteroseksüellere veriyor. Çünkü bize ne eş hakkı tanıyor, ne de çocuk hakkı. Hatta heteroseksüellere "en az üç çocuk" diyor. Devlet eşcinselleri yalnız bırakıyor, yok sayıyor. Çünkü eşcinselliğe inanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller devlete heteroseksüeller kadar vergi veriyor ama sosyal güvenlik olarak heteroseksüeller kadar değil, hiç faydalanamıyor. Devlet eşcinsellere, "Ya heteroseksüel olacaksın, yada geleceğinden ben sorumlu değilim." diyor! Böylece eşcinsellerden alıyor, heteroseksüellere veriyor. Çünkü bize ne eş hakkı tanıyor, ne de çocuk hakkı. Devlet eşcinselleri yalnız bırakıyor, yalnızlığa mahkum ediyor, yok sayıyor. Çünkü eşcinselliğe inanmıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8557029674975888424?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8557029674975888424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellerin-de-escinsel-olarak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8557029674975888424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8557029674975888424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellerin-de-escinsel-olarak.html' title='Eşcinsellerin de Eşcinsel Olarak Yaşlanma ve Sosyal Güvence Hakkı Vardır, Olmalıdır'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-215021813461843332</id><published>2011-12-24T01:03:00.000+02:00</published><updated>2011-12-24T02:22:43.162+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliğimize Sahip Çıkmazsak Haklarımıza Kavuşamayız Ki'/><title type='text'>Eşcinselliğimize Sahip Çıkmazsak Haklarımıza Kavuşamayız Ki</title><content type='html'>Neymiş efendim; Eşcinselliği ortaya çıkınca hayatının akışı değişmiş! Senin heteroseksüel gibi sahte bir görüntüyle yaşaman hayat mı zaten?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller görünür olmanın kendileri de yüzsüzlük olduğuna inandıkları sürece, yüzsüzlükle itham edilmeye, aşağılanmaya, dışlanmaya devam edecektir. Bunun kanlı-bıçaklı cezasını da açık olan, yüzlerini saklama ihtiyacı hissetmeyen, kendi kimliklerine inanan eşcinseller, transseksüeller çekecektir. Çünkü yüzünü saklayanlar çoğunlukta olup&amp;nbsp;yok sayıldıkları için, yüzü olanların&amp;nbsp;görünmelerine izin verilmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin eşitliği için hak mücadelesi yapan aktivistler taleplerini dile getiriyorlar ama eşcinseller eşcinsel olmak istemedikleri sürece bu haklar verilmez ki. Kime verecekler bu hakları? Bir kaç sapıklık mücadelesi yapan deli&amp;nbsp;olduğuna inanılanlara mı? "Ağlamayana meme verilmez" denir ama, bizde bırakın ağlamayı-hak talep etmeyi, bebek yani eşcinsel bile yok sayılır kimse eşcinselliğini kabul etmediği için. Eşcinsel kelimesini eşcinseller bile hakaret olarak algılarlarsa, görünür olmayı toplum düzenini bozuculuk olarak kabul ederlerse, eşcinsellerin verilenle yetinmekten başka bir seçeneği olabilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize karşı ayrımcılık yapılmamasını, hasta ve sapık olarak tanımlanmamayı, bireysel hak ve özgürlüklerimizi, her anlamda-alanda eşit haklara sahip olmayı istiyoruz ama bu haklarımızı eşcinseller, transseksüeller olarak istemedikten sonra ne kadar sahip olabiliriz ki? Kağıt üzerinde kazanılan eşcinseller haklarının uygulanabilmesi ve&amp;nbsp;kalıcı olabilmesi için, toplumsal yaşamda bu haklara eşcinsellerin eşcinsel olarak sahip çıkması gerekiyor. Zaten eşcinsel ayrımcılıklarının gündem yaratmamasının sebebi eşcinsellerin kendilerine sahip çıkamamaları kadar, sahip çıkmak için çaba sarf etmemeleri de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtımızdan aldığımız kılıç yaraları canımızı acıtıyor, hayatımıza da mal oluyor ama eşcinselliğimizle barışamamanın yarası içimizde yıllar boyunca canımızı acıtmıyor mu zaten? Transseksüel veya eşcinsellere yapılan saldırılar için&amp;nbsp;bir kaç örgüt dışında tepki gösteren kaç tane LGBT birey var acaba? O saldırıya maruz kalanlar da, önceden saldırıya maruz kalan veya öldürülen diğerlerimize ne kadar duyarlılık gösterdiler acaba? Biz bile birbirimize su yolunda kırılan sakıncalı olarak bakmıyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtımızdan aldığımız kılıç yaralarının sebebi, eşcinsel&amp;nbsp;kimliğimizi dışarıya çıkarmayıp içimizde yaraya dönüştürmemiz, homofobiye hasta olduğumuza dair sinyal vermemiz. Biz kendimize eşcinsel olarak davranılmasından rahatsız olursak, "ibne ve top" diye hançerleniriz, yoldan geçenlerin, heteroseksizmin stres topu oluruz tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir eşcinsel olarak LGBT'leri pasifliklerinden dolay fazla eleştiriyorum ama harekete geçmekten başka bir seçeneğimiz mi var şu anda?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-215021813461843332?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/215021813461843332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinselligimize-sahip-ckmazsak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/215021813461843332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/215021813461843332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinselligimize-sahip-ckmazsak.html' title='Eşcinselliğimize Sahip Çıkmazsak Haklarımıza Kavuşamayız Ki'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-9154693451540534838</id><published>2011-12-23T02:51:00.001+02:00</published><updated>2011-12-23T02:53:59.062+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gay İkon 2011 Cem Adrian'/><title type='text'>Gay İkon 2011; Cem Adrian</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Acz5FJRQqhs/TvPQY1vcPUI/AAAAAAAAAtg/w1nV7ROcNbQ/s1600/2-KASM%257E1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" rea="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-Acz5FJRQqhs/TvPQY1vcPUI/AAAAAAAAAtg/w1nV7ROcNbQ/s400/2-KASM%257E1.JPG" width="262" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Eşcinsellerin 2011'de Merak Ettiği Ünlüler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli Gay LBT müzikten sinemaya, modadan fotoğrafçılığa, resimden edebiyata, magazinden spora, kısaca görsel, işitsel ve yazın dünyasından eşcinsellikle ilgili uzaktan-yakından her türlü habere yer veren bir haber, gay yaşam ve kültür sanat bloğudur. Eşcinsellerin merak edip en çok aradığı 100 kelime arasına giren 25 ünlüyse bu blogta haber olarak yer alan ünlüler arasından seçilmiştir. 2011 yılında en çok merak edilen ünlüyse, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılda açık ara farkla Cem Adrian olmuştur. 1 Ocak 2011'den 22 Aralık 2011'e kadar Cem Adrian'ı merak eden kişi sayısı 3769'dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;1.Cem Adrian&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;2.Tarkan&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;3.Buğra Gülsoy&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;4.Bulut Duman&lt;br /&gt;5.Nihat Odabaşı&lt;br /&gt;6.Önder Bekensir&lt;br /&gt;7.Tolga Karel&lt;br /&gt;8.Murathan Mungan&lt;br /&gt;9.Volkan Demirel&lt;br /&gt;10.Sercan Badur&lt;br /&gt;11.Kemal Doğulu&lt;br /&gt;12.Emre Kızılırmak&lt;br /&gt;13.Cenk Eren&lt;br /&gt;14.Sinan Akçıl&lt;br /&gt;15.Taner Ceylan&lt;br /&gt;16.Kutluğ Ataman&lt;br /&gt;17.Rahmi Koç&lt;br /&gt;18.Kıvanç Tatlıtuğ&lt;br /&gt;19.Küçük İskender&lt;br /&gt;20.Huysuz Virjin&lt;br /&gt;21.Barbaros Şansal&lt;br /&gt;22.Engin Altan Düzyatan&lt;br /&gt;23.Faruk K&lt;br /&gt;24.Mabel Martiz&lt;br /&gt;25.Metin Arolat&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-9154693451540534838?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/9154693451540534838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/gay-ikon-2011-cem-adrian.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/9154693451540534838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/9154693451540534838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/gay-ikon-2011-cem-adrian.html' title='Gay İkon 2011; Cem Adrian'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Acz5FJRQqhs/TvPQY1vcPUI/AAAAAAAAAtg/w1nV7ROcNbQ/s72-c/2-KASM%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5663444824303702482</id><published>2011-12-22T02:38:00.000+02:00</published><updated>2011-12-25T23:53:20.029+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Sapıklıksa Heteroseksüellik Alasıdır'/><title type='text'>Eşcinsellik Sapıklıksa, Heteroseksüellik Alasıdır!</title><content type='html'>Eşcinsel nefretine karşı söylenebilecek bir şey kaldığını zannetmiyorum artık. İnsanlar kendilerine benzemiyor diye eşcinsellerden nefret ediyor, belki ettiğini zannediyor ama kesin olan şey&amp;nbsp;eşcinsellikten&amp;nbsp;nefret ettirilmesi, nefretin amacına ulaşması ve her ne şekilde olursa olsun; İster insanlar&amp;nbsp;gerçekten eşcinsel nefreti sebebiyle öldürülsün, ister katiller&amp;nbsp;eşcinselliğin sapık ilişki teklifi bahanesiyle kendini kurtarmaya çalışsın, sonuçta canı yanan kesim eşcinseller oluyor. Ve hiç kimsenin umurunda değil bu eşcinsel nefret cinayetleri. Yoksa bu nefret cesaretinin yok edilmesi için şimdiye kadar bir şey yapılması gerekirdi. Demek ki herkesin işine geliyor, demek ki herkes eşcinsellikten korkuyor&amp;nbsp;ve nefret ediyor, demek ki hiç kimsenin eşcinselliğe ve cinayetlerine karşı bir duyarlılığı, eşcinselliği anlamaya ve dinlemeye de hiç niyetleri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savunuya bakar mısınız; "Bana sapık ilişki teklif etti ve öldürdüm." Sen! çocuklara "eşcinsellik sapıklık" diye öğretirsen, o da gider başkasının çocuklarını, hatta kendi yakınlarını bile öldürür sırf bu yüzden. İnsan çocuklarını homofobik olarak yetiştirirken hiç düşünmez mi aileden birileri eşcinsel doğarsa&amp;nbsp;bu nefretin gün gelip kendi boynuna dolanacağını ve kendi canını yakacağını? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefret cinayetlerinin tek suçlusu tabi ki bu cinayetleri işleyenler değil. En başta bu cinayetlere karşı kılını kıpırdatmayan yönetimle beraber, bu yönetimi destekleyen veya yönetimin cesaret bulduğu, çocukları nefret yüklü yetiştiren zemini oluşturan toplumsal yapı ve cinayetlere rağmen eşcinsel hakları mücadelesine hala duyarsız kalan potansiyel kurban eşcinseller. Bütün baskılara rağmen hakları için mücadele etmeyen eşcinseller belki de en suçlusu bu bu cinayetlerin. Korkmakla hiçbir şey geçmiyor elimize, gene öldürülüyoruz. Hem de daha kolay ve daha büyük bir nefretle. Çünkü biz eşcinseller sustukça, haksız olduğumuz zannedilip, daha bir nefret kurbanı oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene bir insan öldürülüyor eşcinsel veya değil ama "Sapık-eşcinsel ilişki teklif etti" bahanesiyle ve eşcinsellik üzerinden üzerinden kurtulunmaya çalışılıyor. İnsanlar gerçekten işledikleri suçları eşcinsellik üzerinden hafifletmeye çalışıyorlarsa ve bu bir ezber haline geldiyse, gerçekten üzerinde ciddi-ciddi düşünülmesi gereken bir durumdur bu nefret cinayetleri. Erkekliğin zirvede olduğu bir kültürde, ne kadar eşcinsel ilişki teklifi&amp;nbsp;kurtarıcı bir bahane olsa da, insanlar "attığımız çamur bize de bulaşır, bizi de eşcinsel zannederler" diye korkmuyorlarsa, bu nefret ihmale gelmeyecek boyutta azıtmış demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'da öldürülen Lise öğrencisinin katiline yaşı küçük olmasına rağmen çocuk mahkemesinde yargılanma teklifi reddedilip 21 yıl hapis cezası almıştır. Bizde ise cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibaresi anayasaya geçmeyip, nefret suçu olarak tanımlanmadığı sürece nefret cinayetleri hız kesmeyecek veya bu nefret üzerinden insanlar kendilerini kurtarmaya, suçlarını hafifletmeye devam edeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğe sapıklık diyorlar. Sana uymayan sapıklık oluyorsa, heteroseksüellik de bana uymuyor ve heteroseksüellik de bana göre sapıklıktır, hem de tartışmasız. Çünkü saldırıya ve cinayete maruz kalan cinsel yönelim heteroseksüellik değil, eşcinsellik. Eşcinselliğin kime bir zararı olmuş ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5663444824303702482?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5663444824303702482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-sapklksa-heteroseksuellik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5663444824303702482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5663444824303702482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-sapklksa-heteroseksuellik.html' title='Eşcinsellik Sapıklıksa, Heteroseksüellik Alasıdır!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-6928715289044254172</id><published>2011-12-21T02:29:00.000+02:00</published><updated>2011-12-21T03:14:22.680+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çifte Hapis Hayatı  (Bedenine ve Heteroseksizme Hapsolmak)'/><title type='text'>Çifte Hapis Hayatı! (Bedenine ve Heteroseksizme Hapsolmak)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Transseksüel Olmak Zor, Çok Zor! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan neden estetik ameliyat olmak ister ve olur; Kendini beğenmediği, beğenmediği taraflarını düzelttirmek için. İnsan kendini neden beğenmez; Şekilci çevresel faktörlerin psikolojik baskı yaparak fiziğine dayalı komplekslerini ortaya çıkarmasından. O halde insanın fiziksel olarak kendisiyle barışamadığı tarafları olabilir ve mutlu olmak için gözünü kırpmadan bıçağın altına yatabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekilci bir toplumda çirkin olmanın veya güzel olmamanın ne demek olduğunu anlayabiliyor musunuz? Anlamasanız güzel görünme gayretiniz olmaz. Bu çabanın altında beğenilme, takdir edilme, kabul edilme yatar ama dışsal veya içsel kişinin kendini beğenmesi&amp;nbsp; önceliklidir. Sırf başkaları için değişmek ancak bir noktaya kadar mümkün olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estetik sektörü kapitalist sistemin sömürü alanlarında biri haline geldiği için de estetik, sağlık sorunu gibi nedenlerden dolayı mecburiyetten değil de, görgüsüzlükten veya kendinle barışık hale gelmek için engelsiz bir şekilde yapılmaktadır günümüzde. Erkeklik jargonuna ters düştüğü halde, erkekler bile erkeklikle çelişip estetik yaptırmakta, ağda yaptırmaktadır artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki değişime, güzelleşmeye&amp;nbsp;bu kadar anlayışlı ve de esneksiniz de eşcinsellerin, transseksüellerin toplumsal rollerin dışına çıkmasına neden bu kadar karşısınız? Üstelik transseksüellik güzelleşmek için değil, kişinin ruhsal sağlığı, kendini gerçek cinsiyet kimliğiyle ifade edebilmesi için estetik değil, zorunlu bir ameliyattır. Her kimlik kendini, hangi bedenle olursa olsun ifade edebilir veya etmeyebilir ama insanların kendilerini istediği bedenle ve şekilde ifade etme hakkı vardır, olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yamuk veya kemerli bir burunla insan içine çıkmaya utanıyorsan, bir transseksüel de gerçek cinsiyet kimliğine uygun bir bedeni olmazsa mutlu olamıyor. Hem transseksüeller başkaları için transseksüel olmuyor, kendileri için, kendi mutlulukları, kendi yaşamları için transseksüel oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıl var, mantık var. İnsanın cinsiyet kimliği ve bedeni birbiriyle örtüşmese niye durduk yere o acılara katlansın? O kadar keyfi bir şeyse, hadi bakalım kadınlar veya erkekler bedenlerine, bedensel cinsiyet olarak ekleme veya bedenlerinden çıkartma yapsınlar. Erkeklik veya kadınlık cinsel organlarınız varoluş şekilleriniz değil mi? Hatta dünyayı erkeklik ve kadınlıkla özdeşleştirdiğiniz cinsel organlarınız etrafında döndürmüyor musunuz? Gerçi cinsel organlar genellikle erkekleri erkek yapıp, kadınları namus cenderesine sıkıştırıyor ama yerine göre kadınları da kadın yaptığı zamanlar olmuyor değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bencillik bu olsa gerek; "Ben kendimi gerçekleştireyim de, başkasından bana ne." Transseksüellik dediğin ne ki; Yolunu, kendini, kimliğini bulamamış sapıklık! İşte transseksüellik anlayışı bu kadar sığ ve de ilkel. Acaba kendini başkasının yerine koyamayacak kadar bencil olanlar olmasın kendini bulamamış olanlar? İnsan kendinden ve gerçeklerden kaçarmış çünkü. Çünkü diyorum; Empatiden yoksun olanlar dışladıklarında, aşağıladıklarında ve anlayamadıklarında bulmuyorlar mı kendilerini?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayamadığım, aslında anladığım da ama kabul edemediğim yaman çelişki, heteroseksistlerin eşcinselliğe karşı oldukları halde transseksüelliğe de karşı olmaları. Buda mı arada kalmışlığın verdiği "ne emmeye, ne de gömmeye" gelmeme durumu? İran gibi çok muhafazakar olsak, ülkede eşcinsel yok demek için transseksüel ameliyatları için sosyal güvence bile sağlarız, Avrupa kadar medeni olsak kimseyi kadın veya erkek sınıfına sokup cinsiyet ayrımcılığı yapmayız. Her konuda olduğu gibi arada kalmışlığımızın ceremesi mi bu çektiklerimiz eşcinseller, transseksüeller olarak? Eşcinsel olmayacaksın, transseksüel de! Yalnızca erkek ve onun hizmetçisi kadın. Başka bir arzunuz?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya nerden geldim; Artık transseksüel yani cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak için, 18 yaşını doldurmuş,&amp;nbsp; transseksüel yapısına uygun, evli olmama ve üreme yetisinin olmamasının yanı sıra artık sicilinin temiz olduğuna dair sabıka kaydı istenecekmiş. Yani aranan sabıkalılardan birisi olmadığını da kanıtlaman gerekiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bu şu demek mi oluyor; "18 yaşından önce kendini hangi cinsiyette hissettiğin hiç önemli değil. Hem o yaşa kadar senin aklın başında değildir. 18 yaşına kadar belki sapkın tercihlerinden kurtulabilirsin. Bizim gittiğimiz yoldan gitmezsen yaşamın kıyısında kalmaya mahkum olursun!" Bu bir anlamda 18 yaşına kadar erkek veya kadın olma fırsatı veya dayatması&amp;nbsp;heteroseksistlerin bahşettiği!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transseksüel yapısına uygun olmazsa, insanlar kendilerini farklı cinsiyet kimliklerinde hissedemezler mi yani? Ben nice kadın gördüm erkek gibi, nice de&amp;nbsp;erkek gördüm kadın gibi zarif ama transseksüellikle hiç alakası olmayan. Bir de transseksüel diyince hep kadın transseksüelliği akla geliyor, erkek transsesküelliği yok sayılıyor, hatta eşcinseller bile transseksüel diyince akıllarına sadece kadın transseksüelliğini getiriyor, trans eşcinselliği hiç bilmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transseksüel olacakların evli olmaması şartına gelince. Merak etmeyin, daha bu ülkede evli olup da transseksüelliğini fiziksel olarak devreye sokan bir transseksüel görmedim ben. Evli olanlar hayatları boyunca sadece içlerinde yaşıyorlar transseksüelliklerini, fiziksel olarak heteroseksizmin istediği gibi oluyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek toplumda trans erkek olmak ne kadar kolay gibi görünse de, aslında kendilerini kadın transseksüeller kadar ifade edemedikleri için daha zor. Çünkü görünmez olmak LGBT'lerin daha kolay yaşamasını sağlamadığı gibi, sosyalleşmesini her anlamda tamamen yok ediyor. Ne kendi sınıfınla çok paylaşım yaşayabiliyorsun, ne de sorunlarını dile getirebiliyorsun. Yok sayılıp hiç kaale alınmıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üreme yetisiyle ne alakası var transseksüelliğin? "Senin üreme yeteneğin var, spermlerini veya yumurtalarını ziyan etme!" mi demek istiyorlar? Veya kısır olan erkek veya kadınlar transseksüel mi olsun? Hem kısır olmak, hem de transseksüel bir ruha, yapıya sahip olmak milyonda bir şans olsa gerek. Yani kısır değilsen ameliyat öncesi kısırlaştıracaksın kendini. Amaçları doktorlara mı para kazandırmak acaba!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son ve yeni maddeye gelince. Bir insanın sabıkalı olması, kadın veya erkek&amp;nbsp;cinsiyetinde bir bedenle kendini gerçekleştirmesinin önünde bir engel mi? "Git cezanı çek gel, ondan sonra mı transseksüel olabilirsin." demek istiyorlar? Yoksa kaçakları transseksüellik aracılığıyla yakalamak mı istiyorlar? Ya müebbet alırsa, ömür boyu kendine uymayan bir bedenede mi hapsolacak? Yani çifte hapis hayatı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-6928715289044254172?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/6928715289044254172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/cifte-hapis-hayat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6928715289044254172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6928715289044254172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/cifte-hapis-hayat.html' title='Çifte Hapis Hayatı! (Bedenine ve Heteroseksizme Hapsolmak)'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2359342992636529837</id><published>2011-12-20T01:23:00.000+02:00</published><updated>2011-12-20T01:26:03.660+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gün Gelip Eşcinseller Bu Ayrımcılığının Hesabını Soracaktır'/><title type='text'>Gün Gelip Eşcinseller Bu Ayrımcılığının Hesabını Soracaktır</title><content type='html'>Kızılay'ın kan bağışlamadan önce kan verecek kişilere eşcinsel ilişkiye, (Erkek erkeğe ilişki dediğine göre kadınların eşcinselliğini görmezden geliyor sanırım veya hafife alıyor. Heteroseksizme kadın eşcinselliği erkek eşcinselliği kadar zarar vermiyor herhalde. Amaç gerçekten bulaşıcı hastalıklara karşı önlem almak olsa, cinsel yönelim , hatta cinsel yönelimler arasında cinsiyet ayrımı yapılmaz.) girip girmediğine dair form doldurtmasının basına yansıması yüzünden özrü kabahatinden büyük bir açıklama yapmak zorunda kalmış. Herhalde kan bağışının azalacağından korktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekçesi kana bulaşan bazı bulaşıcı hastalıkların&amp;nbsp;belli bir&amp;nbsp;zaman geçmeyince antikorları yeterli seviyeye ulaşmadığı için sonuçlar negatif çıkabilirmiş. Bu durumda yapılacak tek şey de ön güvenlik açısından &amp;nbsp;hastalık bulaştırmada riskli bulduğu kesimlerin, eşcinsellerin kan vermesini engellemekmiş. Hem bütün dünyada bu kural uygulanıyormuş. Peki bütün dünya eşcinseller kan verebilir derse, Kızılay izin verecek mi acaba? Hem niye bütün dünyanın harekete geçmesini bekleyelim ki? Dünyayı, gelişmeleri, insan haklarını hep geriden mi takip etmek zorundayız, hep heteroseksizmin insan hakları için fırsatları değerlendirmesine sessiz kalmak mı zorundayız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller hangi akla hizmet hastalıkları bulaştırmada risk gurubunda yer alıyor? İstatistikler AIDS dahil bulaşıcı hastalık taşıyıcı heteroseksüellerin eşcinsellerden daha fazla olduğunu söylemiyor mu? Eğer anal ilişkiyi hastalık bulaştırmada birinci derecede risk faktörü olarak görüyorsanız, bu ne eşcinsellerin korunmasız ilişkiye girdiğinin delilidir, ne de anal ilişkiye sadece eşcinsellerin girdiğinin kanıtı. Bulaşıcı hastalıkların bulaşmasında&amp;nbsp;hiçbir cinsel ilişki şeklinin daha az veya daha fazla riskli olduğuna katılmıyorum. Hadi bakalım AIDS'li bir kişiyle hem heteroseksüel, hem de eşcinsel ilişki yaşansın. Şimdi eşcinsel ilişkide bulaşma riski fazla, heteroseksüel ilişkide az mı olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay amaçlarının kişilerin cinsel kimliklerini sorgulamak olmadığını iddia etmiş. Her ne olursa olsun, bilimsel, istatiksel dayanaksız hiç kimsenin, birilerine cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılık yapmaya hakkı yoktur, olamaz. Evet hiç kimse, "Erkek erkeğe cinsel ilişkiye girdiniz mi? Girdiyseniz kan veremezsiniz. Yalan söyleyip verirseniz&amp;nbsp;hastalık bulaştırdığınız takdirde üç yıla kadar hapis cezası yersiniz."&amp;nbsp;diye tehditte bulunamaz. Ben bu ülkede eşcinsel olarak kan veremiyorsam bu bir tehdit ve ayrımcılıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksizm denilen virüsün&amp;nbsp;en belalısı&amp;nbsp;egemenliğinden dolayı, fırsattan istifade nefretini çeşitli bahanelerle kendisine benzemeyenlere karşı kusarak güç yeterliliği ve&amp;nbsp;ayrımcılık yapıyor. İdeolojisine kendisini kaptıranlar da elinden gelen hizmeti veriyor cinsel yönelim ve cinsiyet ayrımcılığına. Herkes "Ayrımcılık için görevde kaldığım sürece elimden gelen gayreti göstereyim de, sonrasında ne olursa olsun." diyor. Nasıl olsa şu anki ayrımcılık yapanlar gelecekte olmayacakları ve eşcinsellere karşı yaptıkları ayrımcılığın hesabı kendilerinden sorulmayacağı için pek de umurlarında değil insan-ların hakları, ayrımcılığa maruz kalıp acı çekmeleri. Ama gün gelip bu eşcinsel ayrımcılığının hesabı sorulacaktır heteroseksizm ve temsilcilerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılay'ın kanuni olarak kan bağışını reddetme hakkı mevcutmuş. Peki, "Sen eşcinselsin ve bizim gözümüzde hastalık riski taşıyan bir sınıftasın. Bu yüzden diğer insanlar kadar kan verme hakkını kullanamazsın." deme dayanağını kanıtlayabilir mi bana? Eşcinsellere karşı&amp;nbsp;ayrımcılık ayrımcılık yapılmadığını iddia ediyorlar ama bu ayrımcılığın "Eşcinseller heteroseksüellere göre hastalık açısından daha risklidir" bahanesinden başka mantıklı bir açıklamasını yapabilirler mi? Hatta heteroseksüel ilişkiyi&amp;nbsp;risk olarak görmüyor. Nasıl bir hijyen garantisi varsa heteroseksüel ilişkinin. Tabi onlar (sözde) aileye ve tek eşliliğe güveniyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2359342992636529837?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2359342992636529837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/gun-gelip-escinseller-bu-ayrmclgnn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2359342992636529837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2359342992636529837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/gun-gelip-escinseller-bu-ayrmclgnn.html' title='Gün Gelip Eşcinseller Bu Ayrımcılığının Hesabını Soracaktır'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-7412074605853827339</id><published>2011-12-19T14:01:00.000+02:00</published><updated>2011-12-19T14:31:09.962+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Bağışladım Eşcinselliğim Ortaya Çıktı'/><title type='text'>Kan Bağışladım Eşcinselliğim Ortaya Çıktı!</title><content type='html'>Önceki yazdığım yazılardan birinde Türkiye'de eşcinselliğin yasak olduğunu söylemiştim, yasağın illaki yasalarda geçmesi gerekmediğine dayanarak. Çünkü bir insan özgür değilse, doğal yapısını içinde yaşadığı toplumda, kültürde gerçekleştiremiyorsa, hatta engelleniyorsa&amp;nbsp;yazılı olmasa da yasak sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz gereği mesela Türkiye Anayasa'sında eşcinsellik yasak&amp;nbsp;&amp;nbsp;olarak geçmiyor (Yasal Olarak da geçmiyor.) ama eşcinsellikle ilişkili yaşamsal faaliyetler resmen suç teşkil ediyor. Örneğin eşcinsellerin kan vermesi üç yıla kadar hapis cezası içeriyormuş kan bağışlarken bilgilendirme formundaki "Erkek erkeğe ilişkiye girdiniz mi?" sorusuna doğru cevap vermediğiniz ve de kanınızda bulaşıcı bir hastalığa rastlandığı takdirde.&amp;nbsp;Çünkü&amp;nbsp;eşcinselliğini gizlemediğiniz takdirde zaten kan veremiyorsunuz? Verirseniz de dediğim gibi herhangi bir bulaşıcı hastalığa rastlanırsa verdiğiniz kanda, suçlu ilan ediliyorsunuz. Eşcinsellikle beraber muhafazakar yapıya ters olduğu iddia edilen (Oysa muhafazakar değerlere aykırı ne çıkarsa bu değerleri savunanlardan çıkıyor.) çok eşlilik, seks işçiliği, vücudunuzu deldirmekle ilgili sorular da var bu formda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bulaşıcı hastalıkların bulaşma yolu sadece bunlar mıdır? Yani eşcinselsen bulaşıcı hastalıkları kapma ve yayma potansiyelin daha mı fazla oluyor? Bulaşıcı hastalık bahanesi veya kan bağışı yüzünden insanlar cinsel yönelimlerini-eşcinselliklerini gerçekleştiremeyecekler mi? Bu bir anlamda insana yarım insan, eksik insan, hasta insan muamelesi yapmak değil midir diyeceğim ama zaten hastalık gözüyle bakmıyorlar mı eşcinselliğe? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşıcı hastalıklar bahane aslında "eşcinsel ayrımcılığı yapılmıyor" denmesin diye. Çünkü eşcinsellik ne heteroseksüel cinsel yöneliminden daha fazla bulaşıcı hastalık taşıma riskine sahiptir, ne de bir hastalıktır. Hasta olan birileri varsa eşcinselliği hastalık ve hastalık taşıma riski yüksek sınıfına sokanlardır. Araştırma yapılsın bakalım, heteroseksüellerde mi bulaşıcı hastalıklar daha çoktur, eşcinsellerde mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki heteroseksüeller eşcinsellerden daha bilinçliler bulaşıcı hastalıklardan korunma konusunda? Sanki kan bağışlama formunu dolduranlar eşcinsellik veya çok eşlilik konusunda doğru bilgi verecekler? İnsanlar 3 yıl hapis riskini göze almaktansa ya kan bağışlamayacaklardır artık, ya da 3 yıllık hapis cezasını göze alacaktır içinde yaşadığı kültürün gevşekliğinin verdiği&amp;nbsp;"Bir şey çıkmaz!" cesareti ve güveniyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem nasıl ispat edecekler peki bulaşıcı hastalık çıkan adamın eşcinselliğini, çok eşliliğini? Anal muayene mi yapacaklar? Ya adam sadece aktif olarak sürdürüyorsa eşcinsel ilişkilerini? Çok eşli olanlar da ben eşimi aldatmadım derse, direkt olarak diğer eş aldatan konumuna düşmez mi? Yani kanında bulaşıcı hastalık çıkmışsa ya eşcinsel olarak kabul edileceksin, ya da çok eşli veya seks işçisi veya vücudunu bir aletle deldiren. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kan bağışladım, bütün hayatım alt-üst oldu" hikayesine dönüşür artık bu kan verme macerası. Düşüncem çok art niyetli olabilir ama yetkililerin amacı ahlaklarına uymayan kesimlere göz dağı vermek, onları toplumsal hayattan tamamen izole etmek. Direkt olmasa bile dolaylı yollardan nefret yoluna giriliyor kaçınılmaz olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi İngiltere gibi bazı gelişmiş medeni Batı ülkelerinin eşcinsellerin kan bağışlamasını serbest bırakması suç mu oluyor? Amaçları bulaşıcı hastalıkları eşcinsellik aracılığıyla herkese bulaştırmak mı oluyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zor bir şey insanın dünyadan bihaber yaşaması ve kendi bildiği yanlışları doğru olarak insanlara dayatması? Hayır böyle bir hakkı nereden buluyorlar? Bilimsel dayanakları ne? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi karşılarında bunun sebebini soracak ve yanlış dayatmaları sorgulayacak bir kitle yok ne yazık ki? Çıksa 80 milyonluk ülkede en az 10 milyon eşcinsel "Sen benden nasıl kan bağışı kabul etmezsin hastalık bahanesiyle?" diye&amp;nbsp;itiraz etse ne yapabilir ön yargılı zihniyet?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlakçılık baskısı yüzünden insanlar ikiyüzlü bir ahlakın arkasına sığındıkları&amp;nbsp;ve ahlaksız sınıfına sokulanlar ahlaksızlık tabir edilen yaşam biçiminin sadece görünür yüzü olduğu için, bu ayrımcı sorular ne yazık ki insanları daha da iki yüzlülüğe, gizliliğe ve de hastalık risklerine itecektir. Eşcinseller kan veremez denmese, eşcinsellerin kanlarını tahlil&amp;nbsp;ettirme imkanları kolaylaştırılsa&amp;nbsp;ve böyle bir soruya maruz kalmasalar kan bağışı artabilir.&amp;nbsp;Ama eşcinseller kan veremez denilince kim "ben eşcinselim" diyecek veya eşcinsellerin kan vermeme garantisini sağlayacak mı bu üç yıllık hapis cezası? Bu hapis cezası adil olacak mı peki? Adam gerçekten eşcinsel ve çok eşli değilse, seks işçiliği yapmıyorsa ve vücudunda hiçbir delik yoksa? "Olamaz böyle bir şey!" mi denecek? "Bulaşıcı hastalık varsa eşcinselsindir veya diğerlerisindir, inkar edemezsin" mi denecek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa eşcinsellik gibi, çok eşlilik gibi doğal gerçekler ahlak bahanesiyle yok sayılmaya, yok edilmeye çalışılacağına, insanlar bilgilendirilse, bilinçlendirilse daha iyi olmaz mı bulaşıcı hastalıklara karşı korunmak için? Yok olmaz! O zaman hepten ahlaksız olurlar? Bulaşıcı hastalıkların eşcinsellikten değil, korunmamaktan bulaştığını keşfederse insanlar, eşcinsellik yüzünden ahlaksızlık alır başını gider değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence eşcinsellerin ve çok eşlilerin, seks işçilerinin kan vermelerinin önündeki tek engel, ister hasta olarak ilan edilsinler, ister sapık, isterse potansiyel hastalık taşıyıcı olarak görülsünler, onlarla hiçbir şekilde temas kurmak istemeyen gerici zihniyet tabanından alınan cesaret ve&amp;nbsp;bilgilendirme formu aracılığıyla bu ayrımcılığı&amp;nbsp;uygulayan yönetimdir. Dediğim gibi hastalık-mastalık bahanedir. Eğer eşcinsel ayrımcılığı veya ahlakçılık yapmıyorlarsa, toplumsal yaşamda da bu kesimlere eşit davransınlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha şimdilerde polis, "konsomatrris" diye&amp;nbsp;kadına darpta bulunmuyor mu, yargı kadını koruyacağına suçlu ilan etmiyor mu, toplum mahalle baskısı yapıp kadını mahalleden uzaklaştırmıyor mu, kocasını işsiz bırakmıyor mu? Hem de "konsomatris" diye? Ya konsaomatris olsaydı? Olsa ne fark eder gerçekten? O konsomatris denilerek&amp;nbsp;veya başka şekilde ayrımcılığa maruz kalanlar uzaydan başka bir canlı türüne mi konsomatrislik veya diğer şeyleri yapıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir eşcinsel olarak bu ülkede benim kan verme hakkım olmalıdır. O zaman ben de heteroseksüellerden kan bağışı kabul etmem daha fazla bulaşıcı hastalık taşıdıkları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem eşcinsel olmamı istemiyorlar, olsam bile görünür olmamı istemiyorlar, sonra da eşcinselsen "kan bağışında bulunamazsın" diyorlar. O zaman&amp;nbsp;insanların kan bağışlamasını&amp;nbsp;istemeyeceksiniz. Böyle bir ahlakçılık karşısında kim samimi olabilir veya kan bağışında bulunabilir? Bunlar eşcinselleri insanlıktan, canlı türünden, doğadan apayrı bir oluşum olarak mı görüyorlar acaba? Sanırım öyle? Vah, vah ki ne vah vah! Kan bağışında bulunanları da katışıksız heteroseksüel olarak görüyorlar, sadece karşı cinsle ilişkiye giriyor sanıyorlardır. Oysa bastırılmış toplumlarda erkek geçinen, heteroseksüel geçinen &amp;nbsp;eşcinsel, eşcinsel olarak kabul edilen pasif eşcinsellerden daha fazladır. Yanisi size kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafın kıs-s-ası eşcinselliğin hastalık kabul edildiği bir toplumda eşcinselliğinizin ortaya çıkmaması, gizli bir eşcinsel olarak yaşamak&amp;nbsp;için ya kan bağışlamayacaksınız ( Zaten onlar da istemiyor), ya da insan olarak insanca yaşamak, eşit haklara sahip olmak için, eşcinsel olarak kan bağışlama hakkınız için mücadele edeceksiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-7412074605853827339?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/7412074605853827339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/kan-bagsladm-escinselligim-ortaya-ckt.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7412074605853827339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7412074605853827339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/kan-bagsladm-escinselligim-ortaya-ckt.html' title='Kan Bağışladım Eşcinselliğim Ortaya Çıktı!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5352065223742102451</id><published>2011-12-19T00:41:00.001+02:00</published><updated>2011-12-19T00:48:38.881+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Her Zaman Her Yerde Her Türde Ve Daima'/><title type='text'>Eşcinsellik Her Zaman, Her Yerde, Her Türde Ve Daima</title><content type='html'>Kaydedilmiş tarih boyunca eşcinsel ilişkiler ve eylemler aldıkları şekle ve bulundukları kültürlere bağlı olarak zaman zaman takdir edilmiş, zaman zaman da yargılanmışlardır. (&lt;em&gt;Amerikan Psikiyatri Birliği) &lt;/em&gt;Ama azınlık olarak veya çoğunluk olarak, tamamen eşcinsel olarak veya biseksüel, veya seviyesi değişik oranlarda eşcinsellik her zaman, her yerde, her türde ve daimi olarak var olmuştur doğanın bir parçası olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin kabul edilmeyişi direkt olarak tartışmasız ayrımcılığa girer. Akıl ve mantık çerçevesinde, aklı ve fikri olan hiç kimse eşcinselliğe nefreti yani homofobiyi olağan karşıla-ya-maz. Çünkü homofobiklerin iddia ettiği gibi ne sapıklık sınıfına girer, ne de hastalık sınıfına. Çünkü insanın kendi cinsine olan cinsel yöneliminden dolayı hiç kimseye zarar gelmemektedir. İnsanların başlarına gelen cinsel yönelimlerden değil, insanların kendi kötülüklerindendir. Eğer kötülükleri cinsel yönelimlere yüklersek, heteroseksüellik daha kötü sayılmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar neden mi nefret eder? Sevgiyle var olma şeklini öğrenemedilerse veya kolaylarına geliyorsa, varoluş şekilleri birilerini kötülük yaparak oluyor ne yazık ki. O kötülük de insanların temel ihtiyaçları üzerinden yapılırsa daha etkili olduğundan, cinsellik ve alt birimleri varoluş nefreti ve kötülüğü için ideal bir fırsat oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin bilinçsizliğinden dolayı da oluşan korkular ve heteroseksizmin içselleştirmelerinden dolayı kendi cinsel yönelimlerine yabancı kalışları, heteroseksizme homofobi için cesaret veren ve homofobiyi besleyen en büyük, etkileyici etkenler oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan-eşcinseller kendi hakları için mücadele etmeyince de nefretin normalleşmesi kaçınılmaz oluyor. Hatta nefreti, homofobiyi hak olarak görüyor haksızlık yapanlar. Çünkü kendi öğrendikleri, bildikleri, inandıkları şeylerin doğruluğunu dayatmanın dışında bir varoluş şekli kendi varoluş çıkarlarına ters düşecektir.&amp;nbsp;Öğrendikleri yanlış da olsa ve bunu&amp;nbsp;bilseler de niye varoluş sebepleriyle çelişsinler ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksistlerin akılları başlarına gelmeyecektir eşcinsellerin akılları başlarına gelmediği, kendi kimliklerine inanmadıkları sürece. Eşcinselliğimizle heteroseksizme karşı olan içimizdeki mücadeleyi kazanmadığımız sürece, dışarıdaki eşcinsel nefretine karşı gücümüz olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten heteroseksizmin doğruluğuna, doğallığına eşcinseller olarak kendimiz de inanmışız. "Keşke eşcinsel olmasaydık" demeyen eşcinsel sayısı ne yazık ki yok denebilecek kadar az. Kendimiz bile cinsel yönelimimizi hasta, sapık ve de günahkar olarak yaşayıp, sonrasında&amp;nbsp;hem kendi içimizde hem de toplumsal anlamda pişmanlık duymuyor muyuz? Tövbelere gelmiyor muyuz eşcinselliğimizden ve cinselliğimizi kendi cinsimizle yaşadığımızdan dolayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan eşcinsel olarak bir düşünür önce. Bu eşcinsellik doğruda olsa yanlış da olsa, hep yaşanmış hep yaşanıyor ve ne yapsan ne etsen de bastırılamıyor. Eşcinselleri çürüğe çıkaran heteroseksizmin göstergesi en militarist ortamlarda bile bastırılamadığına göre, inkar etmenin, gerçeklerle barışamamanın bir manası var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller kendilerini-eşcinselliklerini anlamadıkları, kendi gerçekleri eşcinselliklerinden kaçtıkları sürece, heteroseksistler de onları anlamayacak, hata dünyadan kovmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Kısaca eşcinseller görünür olmadıkları sürece var olamayacakları gibi yok sayılacaklar, görünür olanların yok edilmesi için de ne gerekiyorsa o yapılacaktır heteroseksizm tarafından.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5352065223742102451?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5352065223742102451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-her-zaman-her-yerde-her.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5352065223742102451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5352065223742102451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-her-zaman-her-yerde-her.html' title='Eşcinsellik Her Zaman, Her Yerde, Her Türde Ve Daima'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-9123802512660445542</id><published>2011-12-16T15:58:00.002+02:00</published><updated>2011-12-16T16:00:17.622+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Faydalıdır'/><title type='text'>Eşcinsellik Faydalıdır!</title><content type='html'>Amerikalı araştırmacılar eşcinsel evliliklerin eşcinsellerin sağlığına olumlu yansıdığını açıklamışlar. Bundan daha doğru bilimsel bir gerçek olabilir mi zaten. İnsanın kendini gerçekleştirmesinden dolayı morali, psikolojisi iyi olacak, bu da bedensel sağlığına yansıyacak doğal olarak. Homofobik bizimkiler daha hala eşcinselliğin hastalık olduğuna dair çığırtkanlık yaparak nefretlerini depreştirmeye devam etsinler, psikolojilerini kendilerinkiyle beraber eşcinseller dahil diğer homofobik kitlelerinkininkini de bozsunlar. Burada hastalık nedir, hasta olan kimdir acaba? Kendi gerçeğiyle yaşamak için mücadele eden eşcinseller mi, gerçekleri kabul etmek istemeyen kendilerine benzemediği için kendilerinden başka her şeyden nefret eden homofobik heteroseksistler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselleri heteroseksüel yapmak için ellerinden gelen her türlü kötülüğü, baskıyı, ayrımcılığı yapıyorlar, sonra da eşcinselleri agresif buluyorlar, obsesif buluyorlar, tepkisel buluyorlar. Ne yapsınlar? Bunaltıyorsun, öldürüyorsunuz. İnsan insanca yaşamak istiyorsa ne yapacak? Doğal olarak hayatta kalmak için savunma mekanizmasını çalıştıracak.&amp;nbsp;İnsan oldukları için herkes kadar yaşama hakkını iyilikle anlatamıyorsa eşcinseller bağıracak, çağıracaklar elbette. Veya sizin istediğiniz gibi, kuzu gibi heteroseksüel numarası yapacak, fırsattan istifade bir suçluymuş gibi gizli-kaçamak gerçekleştirecekler kendinilerini, kimliklerini, varoluş şekillerini, eş-cinselliklerini. Aslında eşcinselliği hiçbir şekilde yok edemeyeceklerini biliyorlar ama en azından izole ederek istedikleri şekilde erkekçe döndürüyorlar dünyayı. Zaten amaçları sistemlerinin bozulmaması. Hem ekonomik, hem de cinsel olarak çıkarlarına uygun şekilde sömürmek insanları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselleri seks düşkünü ve de çok eşli olarak tanımlıyorlar ya, eşcinselliği normal olarak kabul etsinler, heteroseksüellere verilen evlilik gibi, sosyal sigorta&amp;nbsp;gibi&amp;nbsp;güvencelerden&amp;nbsp;eşcinseller de faydalansınlar, kim daha ahlaklı, kim daha ahlaksız, kim daha sağlıklı, kim daha hasta göreceğiz. (Bu arada bana göre seks düşkünü olmak veya çok eşlilik kesinlikle ahlaksızlık değil. Zaten bu çok eşlilik veya seks sorunu da cinsel baskıdan dolayı kişinin kendini gerçekleştirme arayışı değil mi?) İnsanca yaşama hakkımızı geri verin, kimin daha düzenli, kimin daha karmakarışık hayatı olduğunu da göreceğiz. Sen kalk eşcinsel diye, çalışma hakkını, öğrenci olma hakkını, özel veya devlet kurumlarında varolma hakkını, hatta sokakta dolaşma hakkını, kısaca&amp;nbsp;kendisi olarak varolma hakkını&amp;nbsp;elinden al, her türlü ayrımcılığı yap, şiddet uygula, nefret et, öldür, sonra da "eşcinseller düzeni bozuyor" de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliği, eşcinselleri yok saymaktan başka eşcinseller için bir şey mi yapmış heteroseksizm denilen illetin, celladın savunucuları ve uygulayıcıları? Hayatta kendisi olarak, eşcinsel olarak varolamayan bir insan, o kadar ayrımcılığa, şiddete, nefrete&amp;nbsp;maruz kaldıktan, cinayete kurban giden eşcinsellere şahit olduktan sonra, aile başta olmak üzere tüm toplum tarafından aşağılandıktan, dışlandıktan sonra bunalmasın, intihar etmesin de ne yapsın söyler misiniz?&amp;nbsp;Çok bile dayanabiliyorlar bu kadar işkenceye karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar ayrımcılıktan sonra tabi ki sağlıklı bir insan olması zor olacak, kötü alışkanlıklara yönelecek, varoluş için toplumun kabul etmediği yollardan hayata tutunmaya çalışacak. Sen aç, işsiz bırak, sonra da fuhuş yapıyor diye bir de cezalandır. İnsan olan insanın, mantıklı bir canlının bile uygulamayacağı bir çifte standarttır bu. Bir de fuhuşu kendi kendilerine yapsa eşcinseller&amp;nbsp;canım yanmayacak&amp;nbsp;ama eşcinselleri tabi ki yoldan çıkmış baştan çıkarıcı tahrik unsuru olarak görüyorlar. Oysa onlarla bu işi yapanlar da sizler, bastırılmış bizim gibilersiniz. Erkek geçinip ikiyüzlü olanların kendini kurtardığı, varolduğu, samimi bulunduğu&amp;nbsp;bir dünya bu heteroseksist dünya. Kendin olmak, kendin gibi yaşamak arsızlık kabul ediliyor, yüzsüzlük kabul ediliyor, ahlaksızlık ilan ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellere insan muamelesi yapılsa, inanın çok mazbut bir hayatları olur. İnsanca yaşama hakkı tanınmadığı için riskleri&amp;nbsp;göze alarak kendilerini tehlikeye atıyorlar. Yoksa eşcinselliğin kabul edilmediği, eşcinsellerin öldürüldüğü, namus bekçilerinin ahlakçılık yaptığı dünyada kim&amp;nbsp;kendini kullandırtır veya yaşayamadığı hayatı teselliyle idare eder ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin saygıya, eşcinsellerin kazanılma zahmetine falan ihtiyacı yok, kabul edilsin-ler yeter. Bakın eşcinseller dünyayı nasıl değiştiriyorlar, nasıl yaşanabilir hale getiriyorlar o zaman. Eşcinselliğin kabul edildiği noktada ruhsal olarak iyileşildiği için, bu dışarıya huzur olarak yansıyacaktır mutlaka. Çünkü kendini gerçekleştiremeyen bir psikolojinin bedensel ve davranışsal olarak dışarıya hastalıklı olarak kendini göstermesi kaçınılmazdır. Yani hastayız, hastasınız, hastalar olarak zincirleme şekilde&amp;nbsp;vücut bulacaktır eşcinselliği reddediş. Hastalığın baş sebebi de tabi ki sadece kendini doğru ve sağlıklı bulan, diğerlerini hasta bulup reddeden egemen dünyanın heteroseksistleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin görünür olmasından rahatsız oluyor ya heteroseksüeller sanki hastalık bulaştıracaklarmış gibi, eşcinsellik normal kabul edilince hem eşcinseller insan hakları için mücadele etmeyecekler, bu sayede daha az göze batacaklar, hem de&amp;nbsp;heteroseksüeller de eşcinselliği normal kabul ettikleri için rahatsız olmayacaklarından eşcinselleri görmeyecekler bile. Çünkü insan görmek istediğini görür, sağlıksız bir insan da korktuklarında nefret eder, onu dışlar, ona karşı ayrımcılık yapar, onu düşman ilan eder, ona nefretini kusar, onu hedef gösterir yok edilmesi için, ona baskı yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim de eşcinseller olarak sağlıklı, insanca yaşama hakkımız var. Bizler cinsel yönelimimiz dışarıda satın almadık. Kabul edin artık genetiksel-ırsi-yapısal olarak varolmayan bir şeyin-eşcinselliğin sonradan türemeyeceğini. İnsan eşcinsel&amp;nbsp;olarak doğmasa&amp;nbsp;heteroseksist bir dünyada niye eşcinsel olsun ki durduk yerde? Eşcinselliği hastalık olarak tanımlayanlar da heteroseksüeller, eşcinsellere&amp;nbsp;ayrımcılık yapıp onların psikolojilerini, bedensel sağlıklarını bozanlar da heteroseksüeller. Bizlere insanca davrandınız da biz mi sağlıklı olmadık? Üzerimizden ellerinizi çekin, sizi de iyileştireceğiz! Bizim-eşcinsellerin bu dünyaya faydalı olması heteroseksüellerin iyileşmesine, homofobilerinden kurtulmalarına ama önce eşcinselliğin, kabülüne, eşcinsellerin varoluşuna bağlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce yapılan bir araştırımada da&amp;nbsp;eşcinsel ailelerin en az heteroseksüeller kadar iyi çocuk yetiştirdiği de ortaya çıkmıştı. Daha sağlıklı gelecek nesil de vaad ediyoruz ayrıca.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-9123802512660445542?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/9123802512660445542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-faydaldr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/9123802512660445542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/9123802512660445542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-faydaldr.html' title='Eşcinsellik Faydalıdır!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-166971114455869792</id><published>2011-12-15T11:00:00.000+02:00</published><updated>2011-12-15T22:05:56.292+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acayip Olan Eşcinseller Değil Doğallığını Yitirmiş Heterocinseller'/><title type='text'>Acayip Olan Eşcinseller Değil, Doğallığını Yitirmiş Heterocinseller</title><content type='html'>İnsan ayrımcılığa maruz kalıp etkiye tepki meselesi olarak ne kadar negatiflikler barındırsa da, uykudan uyanınca pozitif olur. Ayrımcılık yapanların farklılıkları algılayamayıp nefretlerini ne kadar kapasitesizliklerine versen de, sabahın köründe de ayrımcılığa maruz kalmayı hafife alamıyorsun, çekemeyebiliyorsun her şeye rağmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa hayatım boyunca bir eşcinsel olarak şiddetinden hakaretine, aşağılamasından dışlamasına&amp;nbsp;kadar her türlü ayrımcılığına uğradığım heteroseksizmin bireylerinin kötü olmasını istemedim. Ne nefret etmek geldi içimden, ne de bana yapılan haksızlıkların intikamını almak. Çünkü birileri kötü diye, karakterinden, kişiliğimdem ödün vererek kötü olmak, kötülere benzemek&amp;nbsp;yapıma uymadığı için bana çok&amp;nbsp;tersti. Gerçekten bir insanın yapısında kötülük yoksa kötü olamıyor. Hele ki doğasını kaybetmişlerin bir dünyasında kendin olabilmek ve kendin kalabilmek için mücadele ediyorsan onlara onların anlayacağı dilden cevap vermek de işe yaramıyor, hatta kendilerine benzetip seninle&amp;nbsp;didişebildikleri için onların işlerine geliyor. Çünkü onlar gibi olunca, çocuklar gibi kendi haksızlıklarını görmek istemeyenlerin karşısında sen de haksız konuma düşüyorsun. Kendi olabilme cesaretlerini kaybetmiş acizlerin her halukarda mesnetsiz bir şekilde kendilerini haklı gösterme çabaları karşısında iyi niyetli olmak da işe yaramıyor, onların anlayacağı dilden konuşmak da. Bir de dünya yalanların, riyaların, sahtekarlıkların üzerine kurulmuşsa öyle de çamura batıyorsun, böyle de. Üstüne üstlük bir de eşcinselliğinden dolayı "acayip" olarak tanımlanıyorsun, kendini acayip olarak hissetmeye bile başlıyorsun dışlana-dışlana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan insan benzemeyebilir, güzel de olabilir çirkinde, erkek veya kadın olabildiği gibi heteroseksüel de olabilir eşcinsel de ama bu sana, kendine&amp;nbsp;benzemeyenden nefret edip onu işaret etme, hedef gösterme hakkını vermez. İlla ki "bu bize benzemiyor, eşcinsel ve onu öldürün" demen gerekmez ki. Senin onu değersiz olarak fısıldaman, hatta onun hakkındaki kötü düşüncenin davranış olarak dışarıya sevimsiz bir şekilde yansıması bile bir hedef gösterme, bir ayrımcılık, bir nefret suçudur. Tamam nefret yüklü bir insansan nefretle beslen ama bunu dışarıya asla yansıtma hakkın yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimsenin de çoğunluğa, doğasını, doğallığını kaybetmiş önyargılı bilgisiz heteroseksist çoğunluğa benzeme mecburiyeti olmadığı gibi, kimsenin de bunu dayatmaya hakkı olamaz. İnsanların yani homofobiklerin&amp;nbsp;önce aynalardan rahatsız olmak yerine, kendilerini keşfedip gerçek doğasına uygun yaşama standardını yakalamak için birazcık olsun çaba sarf etmesi gerekiyor insanlık adına. İnsanlık, evet insanın kendi olabilmesi, içinden geldiği gibi yaşayabilmesi, dayatılan egemen heteroseksist yaşam biçimine ayak direyebilmesidir. "Kendim olmaktan kurtulabildim, çoğunluğun bir parçası olabildim" diye insan olunmaz ki. Hele kendisi olmaktan vazgeçmeyenlere çoğunluğa benzemedikleri için ayrımcılık yapmakla hiç insan olunmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes herkes gibi olmak zorunda değil ve acayip olanlar da herkes gibi olmayanlar değil, herkesi herkes gibi yapmaya çalışan, doğallığını yitirmiş kendisi olamayan&amp;nbsp;cesaretsiz heterocinsellerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-166971114455869792?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/166971114455869792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/acayip-olan-escinseller-degil-dogallgn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/166971114455869792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/166971114455869792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/acayip-olan-escinseller-degil-dogallgn.html' title='Acayip Olan Eşcinseller Değil, Doğallığını Yitirmiş Heterocinseller'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-526960899432325624</id><published>2011-12-14T15:38:00.003+02:00</published><updated>2011-12-14T15:38:58.498+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuğum Eşcinsel Olsa Kendi Ellerimle Boğardım'/><title type='text'>Çocuğum Eşcinsel Olsa Kendi Ellerimle Boğardım!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Her Şey Eşcinselliğin Kabul Edilmesiyle Daha Başka, Daha Güzel Olacak&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlık birisine ait değil, heteroseksist sistemin, dünyanın genelinin eşcinselliğe bakış açısını yansıtan, hatta birebir ifade eden&amp;nbsp;bir nefret düşüncesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi öldürmek o kadar kolay olmuyor, olmayabiliyor, olduğu da oluyor ama insanlar eşcinselliği asla ve kata kabul etmedikleri için en azından kafalarından böyle bir düşünce geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu nefret toplumun çocuğa bakış açsını da yansıtıyor. Yani çocuk dediğin heteroseksizmin varoluş projesinin bir parçası, malzemesi oluyor. O yüzden çocuklar-insanlar istedikleri gibi, içlerinden geldiği gibi yaşayamıyorlar ya. Ahlak, gelenek veya manevi değer bahaneleriyle heteroseksizmin dayatmalarıyla, heteroseksist projenin tamamlayıcısı olması için ne yapılması gerekiyorsa o yapılıyor. Belki farkında olarak, belki farkında olmayarak. Çünkü çocukluktan itibaren neyin nasıl olmasına dair heteroseksist değerler, kurallar içselleştiriliyor ve insanlar kendilerini, yapılarını, doğalarını öyle zannediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan çocuğunu, kendine, çoğunluğa, topluma benzemiyor diye öldürebilir mi? Öldürebiliyorlar. Ne için? Din, ahlak ve namus için. Peki karşılığında ne kazanıyor? Hiçbir şey. Dahası katil oluyor, çocuğunu kaybetmesinin üzüntüsünü yaşadığına inanmıyorum, inanmam da asla. İnsan üzüleceği bir şeyi yapmaz. Yapması için bir şeylere körü-körüne inanacak kadar&amp;nbsp;aptal, deli, kapasitesiz, sofu olması&amp;nbsp;gerekir. Kafasına kimse silah dayamıyor eşcinsel çocuğunu öldür diye. Sadece toplumda erkek olarak varolabilmek, erkek olarak kendini gerçekleştirebilmek için namus bahanesiyle kendini erkek egemen topluma ispat etmeye çalışıyor. Varolabiliyor mu? Bilmem ki? İnsanın yapısına, doğasına aykırı olunca katillik çok fazla empati kuramıyor. Belki bir nebze namusunu temizlediğine inandığı için, heteroseksizmden aldığı ödülle insan içine çıkma yüzü bulduğundan dolayı yaşama karşı cesaretleniyordur ama çocuğunu öldüren bir katilin o kadar da huzurlu, mutlu ve başının dik olabileceğine dair bir ihtimal olabilirmi ki diyerek heteroseksizme inançsızlığımla gene çelişiyorum fazla iyi niyetli davranarak. Belki heteroseksizme görevini yerine getirmenin gururuyla kendini iyi hissedebilir ama ben bunu dediğim gibi anlayamıyorum, anlayamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok sinir olduğum hümanistlik de, çocuğunun eşcinsel olunca toplum tarafından acı çektirileceği sahtekarlığı. O toplum dediğin senin-benim gibi analar-babalar değil mi? Sen çocuğunun cinsel yönelimine toleranslı olmazsan, toplumun eşcinselliği kabul etmesini nasıl bekleyebilirsin? Sen yık bakalım kendi homofobini sanki başka bir dünyanın sınıfı olan topluma. Önce sen bir kabul et çocuğunun eşcinselliğini, bütün aileler kabul etsinler çocuklarının eşcinselliğini, kabul etmeyecek kim kalıyor, hangi toplum kalıyor? Sen bi' kabul et de, onlar kabul etmezlerse kabul etmesinler, bilahare tekrar düşünürüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğuna zor zamanında yardımcı olmayacaksın da ne zaman olacaksın? Yardımcı olmayı da öyle kulağından tutup heteroseksizmin kapitalist homofobik doktor geçinen tacirlerine&amp;nbsp;götürerek, bir de üstüne para ödeyerek değil, çocuğunu olduğu gibi severek. Evet anne-babanın çocuğuna yardımcı olması ahlakçılıkla, namusculukla değil, sevgiyle olabilir, eşcinselliği sevmekle olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksizmin bireyleri mülkiyetçilikle varoldukları için, kendi mülkü olarak gördüklerinin eşcinsellikle kirlenmesini istemiyorlar. Mülkle-çocukla var-erkek olunuyor ve onu erkek sistemin istediği şekilde korumayı da görev ediniyorlar. Sevmek de uzaktan uzağa gerçekleştirilen mahrem bir lüks oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller de böyle yani homofobik düşünüyorlar ya, öldürüyorlar beni. Bu düşünmek falan değil, düpedüz eşcinsellikten, eşcinselliğinden nefret etme hali. Nefret ettirilmiş bile olsalar, eşcinseller acaba utanmadan hangi yüzle kendi cinslerini sevebiliyorlar. İnsan nasıl bu kadar da kör gözüme parmağım şeklinde çelişkili olabilir ki? Hem eşcinsellikten nefret edeceksin, hem de eşcinsel ilişki yaşayacaksın. Ayıp, ayıp! İnsan eşcinselliğine her şeye rağmen engel olamıyorsa, oturup bir düşünmesi, ondan sonra homofobik olması lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komik olan da eşcinsellerin erkek çocuk sahip olmak isteyecek kadar heteroseksist olmaları. E sen erkek çocuk sahibi oldun diyelim. En az yüzde on veya yirmi üzerinden hesaplarsan, çocuğunun kaçta kaç eşcinsel olma ihtimalini göz önünde bulundurman gerekir. Yani çevrende bulunan her 5-10 kişiden biri eşcinsel. Neredeyse her aileye bir eşcinsel. Eşcinsel-eşcinsel yaşıyoruz ama eşcinselliği, kendimizi&amp;nbsp;yok sayıyoruz. (Erkek eşcinselliği üzerinden yazmamın sebebi, erkek egemen toplumda erkek eşcinselliğine kadın eşcinselliğine göre daha homofobik yaklaşılması.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-526960899432325624?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/526960899432325624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/cocugum-escinsel-olsa-kendi-ellerimle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/526960899432325624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/526960899432325624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/cocugum-escinsel-olsa-kendi-ellerimle.html' title='Çocuğum Eşcinsel Olsa Kendi Ellerimle Boğardım!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4661165052142899074</id><published>2011-12-13T19:58:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T20:38:28.679+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Kabul Edilmeden Demokrasi Olmaz'/><title type='text'>Eşcinsellik Kabul Edilmeden Demokrasi Olmaz</title><content type='html'>Amerika dış ülkelere yaptığı yardımların eşcinsel hakları için kullanılması talimatını vermiş. Çünkü eşcinselliği kadın veya ırk hakkı gibi diğer haklarla eş değerde görüyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok doğru bir tespit ama eksik tespit. Çünkü eşcinsel hakkından daha büyük hak yoktur dünyada. En çok eşcinsellerin hakkı yenmiştir. Her ayrımcılığa maruz kalan bir şekilde, bir yerlerde kabul görmüş ve yaşama fırsatı yakalamıştır. Ne kadar ayrımcılığa maruz kalsalar da kendi aralarında, kendi sınıflarında kabul görmüşler, varolmuşlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem ayrıca bedensel temel ihtiyaçlar dışındaki kültürel haklar vaz geçilmez değildir. Ben mesela temel bedensel ihtiyaçlarım dışında tüm haklarımdan vazgeçebilirim. Çünkü olmazsa olmaz değildir bulunduğun ortamda içselleştirdiğin değerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki şekilci ayrımcılıklardan&amp;nbsp;renk veya ırk hakkının da ikamesi yoktur. Ama kendi aralarında da olsa bir kabul ediliş vardır. Ya eşcinsellik ve eşcinseller... En temel bedensel ihtiyaçlardan olduğu ve alternatifi olmadığı için yeme, içme, uyuma gibi hayatın olmazsa olmazıdır cinsellik ve yönelimi. Mastürbasyonla ve kendi cinsinizi hayal ederek nasıl geçiştirebilirsiniz ki cinsel öğününüzü. Bu kadar basitse o zaman heteroseksüeller de mastürbasyon ve kendi cinsiyle geçirsinler öyleyse cinsel hayatlarını. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellik öyle din, dil, ırk, milliyet, renk gibi ayrı bir sınıfın özelliği değil ki diğer haklarla bir tutulsun. Her cinsin, ırkın, milletin, türün yapısında varolan insana, canlıya dair doğal bir gerçeklik. Ötemizdeki ötekileştirdiğimiz ötekilik değil, yapımızda var olan ve kabul edemediğimiz inkar edemeyeceğimiz, kesip atamayacağımız, yapıdan ayrıştırılması mümkün olmayan genetiksel bir akıl-almaz bir ötekileştirme şekli. Vücudunuzdan bir organınızı kesip atabilirsiniz ama eşcinsellik gerçeğini değiştiremezsiniz. Kimyasalları bile değişik yöntemlerle ayrıştırabilirsiniz ama eşcinsellik gerçeğini söküp atamazsınız insandan, canlıdan, dünyadan, doğadan. Bir değil, on değil, yüz değil, bin değil ki insanlara tuhaf geliyor bu eşcinsellik. Milyonlarca değil, milyarlarca eşcinsel var bu dünyada. Hatta eşcinsel olmayan canlı bile yok. Kendilerini heteroseksüel olarak kandıran canlılar olabilir en fazla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi ayrımcılığı hak edecek bir duruma sebep olsa eşcinsellik gene anlayacağım. Cinsel yönelimin A şekli gibi B şekli.&amp;nbsp;Ne heteroseksüel ilişki yaşayanların başı göğe değiyor, ne de eşcinsel ilişki yaşayanların ne kendine, ne de diğerlerine zararı dokunuyor. Yani hiç kimseye bir şey yapmayan eşcinseller sırf kendi cinsini seviyor diye, üstelik seviyor diye, kötü bir şey yapsa gene anlayacağım ama, katlediliyorlar. Hem de ayrımcılığa maruz kalan tüm sınıflar tarafından. Çok büyük mantıksızlık değil mi bu inkar ediş. Sende, bende, herkeste, her yerde var. Ve sen kalk eşcinselliği yok say. Çoğunluğa benzemeyeni kabul edememek kapasitesizliktir. Bu kabul etmeme hakkını nereden buluyorsun hem. Eşcinseller kendileri veriyor tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun lafın kısası eşcinselliği kabul etmeyen toplumlara bırakın yardım etmeyi, bir uzay gemisine doldurup, uzayın boşluğuna göndereceksin dönüşü olmaksızın. Hayır bu dünya onların tapulu malı olsa, ben de başka bir gezegenden eşcinsel olarak bu dünyaya tesadüfen&amp;nbsp;düşmüş olsam anlayacağım. Kimin malını kimden sakınıyorsun. Eşcinseller ayrımcılığa maruz kalmaktan başka kime ne yapıyor da katlediliyorlar. Aslında sebebi ortada. Bastırılmış eşcinsellere ayna oluyor eşcinseller. Yoksa eşcinseller niye heterosekseüllere düşman olmuyorlar. Onlar-heteroseksüeller normal mi? Böyle düşünmek heteroseksüel masallarına inanılan&amp;nbsp;sofuluktan başka bir şey olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellik kabul edildikten sonra bu dünyanın demokratik olmasının önünde aşılamayacak hiçbir engel olamaz. Çünkü eşcinselliği kabul edip de, kabul edemeyeceği hiçbir şeyi olamaz heteroseksist dünyanın. Diğer sorunlar insanların varoluş için bahanesinden başka bir şey değil. Eşcinselliği kabul edebilecek olgunluğa erişen bir insan diğer sorunları sorun olarak görmez zaten. Çünkü eşcinselliğin yanında diğer sorunlar çok basitten öte, sorun bile sayılmaz. Herkes her şey olabileceğini söyleyip, eşcinsel olamayacağını söylüyorsa, gerçekten eşcinsellik dışındaki diğer şeyler halledilemeyecek sorun değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşit ve de savaşsız bir dünya istiyorsak bunun yolu eşcinsellikten geçiyor ne yazık ki. Eşcinsellikle gurur duyulabilecek noktaya gelindiği zaman medenileşebilmiş demektir bu dünya. Çünkü var olan ve de en kabul edilemeyen gerçek normal kabul edildiği zaman gerçek insan olunur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4661165052142899074?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4661165052142899074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-kabul-edilmeden-demokrasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4661165052142899074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4661165052142899074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-kabul-edilmeden-demokrasi.html' title='Eşcinsellik Kabul Edilmeden Demokrasi Olmaz'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1281677914232234506</id><published>2011-12-12T18:41:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T12:59:48.220+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Siz Hiç Cinsel Yöneliminizden Dolayı Öldürüldünüz mü?'/><title type='text'>Siz Hiç Cinsel Yöneliminizden Dolayı Öldürüldünüz mü?</title><content type='html'>Siz hiç sırf cinsel yöneliminizden, erkekliğiniz-kadınlığınız yüzünden saldırıya&amp;nbsp;uğradınız, ölümden döndünüz, hatta öldünüz, öldürüldünüz&amp;nbsp;mü? Sonra da üstüne üstlük bir de iftiraya&amp;nbsp;uğrayıp suçlu ilan edildiniz mi kimseye bir şey yapmadığınız halde? Eşcinsellerin başlarına gelen haksızlıkların tek sebebi ne yazık ki sadece eşcinsellikleri. Eşcinsel oldukları için saldırıya maruz kalıyorlar, eşcinsel oldukları için öldürülüyorlar, eşcinsel oldukları için hakaret ve iftiraya maruz kalıyorlar, eşcinsel oldukları için nefret cinayetlerine kurban gidiyorlar, eşcinsel oldukları için her türlü ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve eşcinsel oldukları için de yasalar, devlet, heteroseksist ve cinsiyetçi sistem korumuyor onları. Sistem ve tarafındakiler kendilerini kurtarmak için de hep tahrik unsurunu bahane ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kaç tane&amp;nbsp;eşcinsel gördünüz &amp;nbsp;kadınlara sarkıntılık eden, cinsel tacizde bulunan? Ama eşcinsel olduğunuzu saklarsanız, yargı da iftira-miftira demeden, delil-melil istemeden yargılayabilir? Yargılayamaz mı haksız bir şekilde? Başına gelmeyenler adalet sisteminin adil olmayabildiğini bilemezler tabii. Burada bir parantez açmak istiyorum kendi başıma gelen durumla ilgili. Bir kadının iftira ve saldırısına uğradığım ve sonra da hiçbir delil&amp;nbsp;göstermediği halde hakaret ve saldırıdan bir de suçlu ilan edildim. Davam şu anda temyizde. Aynı saldırgan daha sonra bana sözlü hakaret ve tacizde bulunduğu için şikayette bulunmama rağmen,&amp;nbsp; mahkemeye bile çağrılmadan delil yetersizliğinden davamın kovuşturulmasına gerek duyulmadığına dair bir tebligat aldım sadece. Şimdi ben, biz, eşcinseller&amp;nbsp;nasıl güveneceğiz bu adalete? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel arkadaşımız saldırıya maruz kaldığı gibi&amp;nbsp;saldırganlarla aralarında cinsi bir münasebet geçmese de&amp;nbsp;eşcinsel olduğu saldırganlar tarafından&amp;nbsp;bilinmesine rağmen, herhalde&amp;nbsp;kendilerini eşcinselliğe bulaştırmak istemedikleri için kendilerine değil de yakınları olan kadınlara sarkıntılık ve hakaret&amp;nbsp;iftirasına maruz kalıyor.. &lt;br /&gt;Oysa eşcinsel arkadaşımız ne bu kişileri ne de davada iddia edildiği üzere cinsel saldırı ve hakarete maruz kalan kadınları tanıyor. Saldırganlarla o gece barda tanışıyor ve devamı gelmeden sokak ortasında, arkadaşımız hiç beklemediği bir anda başından vuruluyor ve sonrasını hatırlamıyor.&amp;nbsp;Zaten olay gecesinde kadın diye bir şey de yok. Olayın üzerinden aylar geçiyor&amp;nbsp;ve saldırganlar cinsel saldırı ve hakaret davası açıyorlar bir de utanmadan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel arkadaşımız karakolda ben eşcinselim demiyor ve mahkemede de eşcinselim demeyecek. Çünkü eşcinselliğinin bilinmesini istemiyor. Bir de eşcinsellik acaba davanın lehine sonuçlanmasını sağlayacak mı, yoksa aleyhine kullanılabilecek başka iftiralara zemin mi hazırlayacak?&amp;nbsp;Yargının eşcinsele-eşcinselliğe bakış açısı ne olacak acaba? Eşcinsellerin kadınlarla alakasının olmadığını düşünür mü, düşünür de işine gelmeyebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne yapsın bu eşcinsel söyler misiniz? Eşcinsellerin başına gelen olayların belki binde, belki de milyonda biri yansıyor&amp;nbsp;yargıya. Eşcinseller cinsel yönelimlerini ailelerinin öğrenmemesi veya can güvenlikleri için, belki de en çok yargıya inanmadıkları için eşcinselliklerini gizleyerek nefret suçu sayılabilecek saldırıların cezasız kalmasına sebep oluyorlar. Eşcinseller haklı değiller mi kaldıkları saldırıları yargıya taşımamakta güvenlikten yargıya tüm toplumsal birimlerin eşcinselliğe, eşcinsellere ön yargılı bakış açısından dolayı; Eşcinseller saldırgandır, eşcinseller cinsel odaklı yaşadıkları için tacizkardır, falan-filan. Oysa eşcinsellerin saldırıya, tacize, tecavüze, iftiraya, hakarete, her türlü ayrımcılığa, nefret cinayetine herkesten daha çok maruz kalmalarından daha büyük bir gerçek var mı acaba? Bu gerçeklere rağmen eşcinseller korunuyor mu? Korunmadığı için saldırganlar daha bir potansiyel kurban olarak görmüyorlar mı eşcinselleri, daha bir cesaretlenmiyorlar mı nefret saldırıları için? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arkadaşımız da o gece tanıştığı, tanımadığı bu insanlar hakkında ölümden dönmesine rağmen&amp;nbsp;şikayette bulunamamıştı.&amp;nbsp;Çünkü tekrar görse yüzlerini bile hatırlamayacaktı. Biliyorum kafanız karıştı değil mi? Hem bir eşcinsel nefretle öldürülmeye çalışılıyor, hem de hakkında şikayette bulunuluyor. Eşcinsellik nefreti işte böyle bir şey. Bu nefretin boyutunu hala anlayamayan eşcinsellerimizin olmasıysa çok daha vahim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksist ve homofobik bir dünyada devlet eşcinselleri korumuyorsa, yapılabilecek tek şey eşcinselliğimizle barışmak, çoğalıp güçlenmek ama ondan öncesinde eşcinselliğiyle barışmayan erkeklere-erkek geçinen bastırılmış&amp;nbsp;homofobik eşcinsellere&amp;nbsp;duygusal ve bedensel olarak kapılarımızı kapatarak kendimizi korumak. Çünkü bir erkek bir erkekle yatıyorsa eşcinseldir ve "ben eşcinselim" diyemiyorsa homofobisi yüzünden ne ile karşılaşacağımız belli olmayabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel yönelimimizi gerçekleştirmemiz kimseye bize-eşcinsellere saldırma hakkı vermiyor ama, heteroseksist dünya bunun için bir şey yapmıyorsa, kendiliğinden yapmayacağına göre de, eş-cinselliğimiz için kendimizi gerçekleştirip yaşamımızı homofobinin eline, şansa bırakmaktansa, önce hayatta kalmanın yollarını öğrenmeliyiz, herkese güvenmemeliyiz aptal aşıklar gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama önce kendimizin eşcinsellikle barışması, açık eşcinsel olması ve insan olmanın hakları için utanmak ve korkmak yerine&amp;nbsp;sonuna kadar&amp;nbsp;cinsel yönelimimiz-eşcinselliğimizin &amp;nbsp;için mücadele etmemiz gerekiyor. Etmeyince öldürülme ihtimalimiz daha yüksek. Haksız olan korkaklar, ayrımcılığa maruz kalan korkaklara güç yeterliliği yaparlar ve bu korkaklık yüzünden haklı olduklarına kendilerini ve herkesi inandırmaya çalışırlar. Oysa eşcinsellerin kendilerine inanmaları&amp;nbsp;için eşcinselliklerinden daha büyük gerçek var mı? Yok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1281677914232234506?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1281677914232234506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/siz-hic-cinsel-yoneliminizden-dolay.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1281677914232234506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1281677914232234506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/siz-hic-cinsel-yoneliminizden-dolay.html' title='Siz Hiç Cinsel Yöneliminizden Dolayı Öldürüldünüz mü?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-936572660909821370</id><published>2011-12-12T14:56:00.001+02:00</published><updated>2011-12-13T13:02:25.981+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ne olurdu sanki özgürce öpüşsek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevişsek...'/><title type='text'>Ne olurdu sanki özgürce öpüşsek, sevişsek...</title><content type='html'>Ahlak adına mahalle baskısı hep vardı muhafazakar bir toplum olarak ve iktidarın da muhafazakar olmasıyla insanlar cesaretlenip daha bir tutucu olmaya, cinayete kadar varan müdahalelerde bulunmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce birkaç defa geldiği kafeye bu defa kız arkadaşıyla gelen ve öpüşen bir adamı, mekan sahibi yerinin aile mekanı olduğunu söyleyerek dışarıya çıkarmaya çalışmış. Çıkan arbedede kafe sahibi sevgilisiyle öpüşen adamı iki yerinden vurarak öldürmüş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada tartışılması gereken sonuç değil nedendir. Eğer öpüşmek aileye mahsus bir özellik değilse, bütün aileler öpüşmüyor veya öpüşenler aileden sayılmıyor mu? Aile olmanın temel koşulu öpüşmemek mi? Tabi cevapları hazır; "Bedensel ilişkiler dört duvar arasında olmak zorundadır. Yoksa ahlaksızlık sayılır ve her türlü müdahaleyi hak eder!" Yani şunu demek istiyorlar; "Bu dünyada bizim kurallarımıza göre yaşamak zorundasınız!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En başta senin doğrularının doğruluk referansı ne? Bu dünya senin mi? O mekan senin olsa bile, "burada öpüşmek yasak" diye bir uyarı var mıydı? Uyarı koysan bile böyle bir uyarı veya öpüşme yasağı koyma hakkını nereden buluyorsun? "Toplum böyle, genel böyle" diye ahlakçılık yaparsan ve de bunu cinayetle sonuçlandırırsan bırak yasaları, insanlıkla bir alakası var mıdır bu ahlakçılığın? Herkes senin gibi, sizin gibi dört duvar arasında öpüşmek zorunda değil, bu dünya da sizin istediğiniz gibi olmak zorunda değil. Öpüşmenin hiç kimseye zararı yok ama bedensel ve duygusal ihtiyaçların gerçekleştirilememesinin zararı çok. Yoksa sen de mi bunu gerçekleştiremeyip hazımsız olan ahlakçılardansın? İşte bu dünya böyle iki yüzlü bir dünya. Öpüşmeye, sevişmeye karşı çıkarak kan döker ama kendileri öpüşmüyorlar mıdır, sevişmiyorlar mıdır da böyle kendilerini özgürce gerçekleştirenlere ahlakçılık yaparak nefretlerini kusarlar bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne geçti eline, elinize? İnsanın doğasını, doğal yapısını ve sürecini değiştireceğinizi mi zannediyorsunuz? Karartılan hayatlar aslında kendi hayatlarınız. Kendinize benzetemediklerinizi ahlak bahanesiyle öldürünce, kendinizin hayatı sanki çok mu huzurlu ve de aydınlık oluyor? Birileri de ahlakçılık yaptınız diye madalya mı takıyor size? Ne olurdu o iki&amp;nbsp;kişi öpüşse, sevişse? Dünya tersine mi dönerdi? Şimdi çok mu ahlaklı oldu dünya? Şimdi kimse öpüşmeyecek mi artık ahlaksızlık diye? Sen, siz sahi öpüşmüyor musunuz hiç? Sevginizi, aşkınızı nasıl gösteriyorsunuz? Niye gizli öpüşecekmişim ya? Ben yaptığımın arkasında duruyorsam bunu saklamamın ve bundan utanmamın manası var mı? Yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ahlakçılığın en büyük dayanaklarından biri olan aile kurumuna heteroseksizmin uzantısı olduğu için hiç ama hiç inanmıyorum. Medyada ahlak borazanlığı yapıp seksi, öpüşmeyi ahlaksızlık ilan edenlerin fuhuş amaçlı insan ticareti yaptıklarını görünce&amp;nbsp;de ikiyüzlülüklerine hiç şaşırmıyorum. Çünkü insan her yerde insan, canlı her yerde canlı olduğu için kendini&amp;nbsp;gerçekleştirmesi kaçınılmazdır her anlamda.&amp;nbsp;Ben seks yapacağım, öpüşeceğim de, onlar kendini tutacaklar ha? Kendisiyle barışık olanların gizlisi saklısı olmadığı içi ilk etapta onlar ahlaksız ilan ediliyorlar. Bastırılma sonucu kendi içlerinde daha ne ahlaksızlıklar vardır da biz bilmiyoruzdur. Bunlar kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşerek kendi&amp;nbsp;kendilerini rezil ediyorlar. Yoksa ben ahlaksızlığı insanın kendini gerçekleştirmesiyle bağdaştırmadığım&amp;nbsp;ve seksimden, öpüşmemden, açık eşcinselliğimden dolayı utanmadığım&amp;nbsp;için ahlaksızlığı hiç üzerime alınmıyorum zaten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-936572660909821370?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/936572660909821370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/opusmek-aileye-mahsus-degilmidir-ki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/936572660909821370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/936572660909821370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/opusmek-aileye-mahsus-degilmidir-ki.html' title='Ne olurdu sanki özgürce öpüşsek, sevişsek...'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8328922646212179492</id><published>2011-12-11T00:52:00.001+02:00</published><updated>2011-12-13T13:25:09.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Homofobinin Zart Dediği Yer'/><title type='text'>Homofobinin "Zart!" Dediği Yer</title><content type='html'>Erkeklerde Oryantal de Estetik Olur, Eşcinsellik de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim evde televizyonun kapatılması unutulur bazen, çalışır da çalışır ve o kanalın reytingi patlatılır.&amp;nbsp; Bu sayede arayıp da bulamayacağın eşcinsellikle bağlantılı olarak cinsiyetçilik veya homofobiyle de&amp;nbsp;karşılaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam da yetenek yarışmalarının birinde "Show" yapan erkek yarışmacılardan birisi oryantal dans yapacağını söyleyince olabilecekleri hemen tahmin edip, dikkatimi televizyona verdim. Müzik başlar başlamaz "zart" diye bir ses. Kim olabilir bu cinsiyetçi homofobik diye tahminde bulunmaya çalıştım ama tahminlerimde yanıldım. Ne sinemanın tacı elinden alınmış kraliçesiydi, ne de futbol emeklisi yeni show jüri üyesiydi. Arapça müzik eşliğinde kalçasına bağladığı pullu mendille döktürdü de, döktürdü yeteneğimiz. Dansçımız yoruldu ama müzik bitmek bilmedi bir türlü ve&amp;nbsp;diğer iki jüri üyesi müziğin sonuna kadar zartıldamadığı gibi hayranlıkla da&amp;nbsp;izlediler oryantal dansı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Patron" neden zartıldadığını açıkladı hemen. Bir erkeğin oryantal yapmasını sıcak bulmuyormuş. Estetik gelmiyormuş ona erkekte bu tür dans. Yarışmacı daha dansa başlar başlamaz butona basıp "zart" diye dans etmesini engellemeye çalışıyorsa, bence çok cinsiyetçi ve de çok homofobik bu kişi. Yıllar önce bir alaturkacımız da "Kırıkların insanlara kötü örnek olmasını istemiyorum." diye eşcinsel bir yarışmacının sesinin çok iyi olmasına rağmen televizyona çıkmasını engellemişti. Arkasından da göstermelik hümanistliğini sergilemişti yanlış anlaşılmamak amacıyla; "Benim çok eşcinsel arkadaşım var ama ekranlara çıkmasını yanlış buluyorum." Bu akşamki program patronunun düşüncesi de heteroseksist değerlerle demek ki aynı itiraf ettiği gibi. Peki senin sıcak bakmadığın ve de estetik bulmadığın erkekteki dansı engellemeye hakkın var mı? Üstelik bu gerçekten beğeniyle alakalı bir zartıldamaysa, koskoca salon ve diğer iki jüri üyesinin&amp;nbsp;erkeğin oryantal yapmasını hayranlıkla seyrederken, önyargılı olabileceğin ve yanılmış olabileceğin hiç aklına gelmedi mi? Cinsiyet ayrımcılığıyla ilgili eğer derinden bir içselleştirmen varsa, bunu milyonların önünde dile getirmenin bazı kesimleri nefrete hedef gösterebileceğini düşünmen gerekmez mi bir televizyoncu olarak? Yoksa gerçekten ayrımcısın da, heteroseksizmin dışında kalanların başına "ne gelirse gelsin" diyenlerden misin? Televizyon piyasasında&amp;nbsp;varoluş sebebi heteroseksizmi destekliyormuş gibi görünmekle, desteklemek arasında hiçbir fark yok. Bunu üstelik kişisel çıkarların için yapıyorsan, bile bile ayrımcılığa girdiği için bu çok daha fena bir ayrımcılık sayılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinemacı izlediği dansın bugüne kadarki bir erkekte izlediği en güzel&amp;nbsp; oryantallerden bir olduğunu söyleyerek yarışmacıyı sevindirdi. Futbolcuysa "Renk katıyorsun, bu gerçek yani diyerek" hem yarışmacıyı, hem de beni mutlu etti kendisinden beklemediğim bir davranış ve sözle. Bazı eşcinseller şimdi burada da eşcinsellerin eğlence unsuru olarak görülmesinden dolayı buna itiraz edeceklerdir. Ne yani eşcinseliz ve de "eşcinsellik aslında böyle değil, yanlış anlaşılacağız" diye dansda mı etmeyeceğiz? Kendinden utanan eşcinseller ya gözlerini kapatsın, ya diğer odaya geçsin, ya da televizyonun kanalını değiştirsin. Çünkü eşcinsellerimiz genellikle aileleriyle televizyon izlerlerken, eğer eşcinsellikleri bilinmesine rağmen bu konu masaya yatırılmamışsa, çok mahçup oluyorlar-mış kendi söylediklerine göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programda başka&amp;nbsp;yarışmacılar da çıkıp dans yeteneklerini sergilediler ama oryantale zartlayan bunlara zartlamadı nedense. Hatta Michael Jackson taklidi yapan yarışmacı en baştan rica etti, "Lütfen bende zartlamayın." diye ve jürinin&amp;nbsp;hiçbirisi&amp;nbsp;MJ&amp;nbsp;dansını beğenmeyip, yarışmacıyı elemesine rağmen zartlamadı-lar gösterinin sonuna kadar. Üstelik erkekçe dans olmasına rağmen estetik de bulunmamıştı. Estetik olmamasına rağmen buna nasıl katlandı acaba patron! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında estetik-köstetik bahane. Feminenliği, açıkçası eşcinselliği yakıştıramıyor bu kişi erkeğe. Oysa ne estetiğin cinsiyeti olur, ne de cinsel yönelimin. Artık kafanıza sokun. Erkeklerde oryantal de&amp;nbsp;estetik olur, eşcinsellik de. Bilimsel ve doğal bir gerçeği "bana uymuyor" diye kabul etmemek ve de estetiksel, köstetiksel bahaneler yaratmak da akıl ve mantığa katiyen uymaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8328922646212179492?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8328922646212179492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/erkekler-estetik-de-olur-escinsel-de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8328922646212179492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8328922646212179492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/erkekler-estetik-de-olur-escinsel-de.html' title='Homofobinin &quot;Zart!&quot; Dediği Yer'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-7403797858037020178</id><published>2011-12-09T11:21:00.001+02:00</published><updated>2011-12-13T13:13:28.403+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Heteroseksist Komplekslerin Fobisi Homofobi'/><title type='text'>Heteroseksist Komplekslerin Fobisi Homofobi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Penis Kompleksi, Erkeklik Kompleksi, Kadınlık Kompleksi, Homofobi, Transfobi ve&amp;nbsp;En Ötekisi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan ön yargılara mahal vermemek için eşcinselliğin tamamen yapısal, genetiksel olduğu konusunda, çevresel faktörlere papuç bırakmadığımı, çevrenin kültüre göre sadece keşfe yardımcı veya keşfi engelleyici olduğuna inandığım biline.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini uzman sınıfına sokan ama objektiflikten-nesnellikten uzak, pozitif bilimlere kapılarını tamamen kapatmış sofular eşcinelliği bedenselliğe indirgeyip, cinsel yönden ortalamanın altında kalanların eşcinselliğe yöneldiğini iddia ediyorlar. İddiaları çürütebilecek en doğru ve de güçlü delil kendisiyle tam anlamıyla barışabilmiş, ne olduğuyla alakalı hiçbir takıntısı kalmamış, egemen kültürün cinayet dahil hiçbir baskısını üzerinde zerre kadar hissetmeyen, maneviyata gerçek dünyada asla pirim vermeyen, tamamen bilime inanmış&amp;nbsp;kimlik ve kişiliklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama heteroseksist dünyada&amp;nbsp;homofobik şarlatanlara cesaret veren kompleks denilen bir gerçek de var. Bu kompleks de toplumsal cinsiyete dayalı, dayatmadan oluşan toplumsal anlamda cinsel rol kalıpları, cinsel kimlikleridir. Yani herkesin içinden geldiği gibi değil de öğretildiği, dayatıldığı şekilde kimlikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam cinsel yönden kendini güçsüz, yetersiz, küçük hissediyor ve komplekse girip bastırdığı cinsel yönelimine sığınabiliyor. Erkek olamayacağımın korkusu bedene indirgenmişse tabi ki karşı tarafı memnun edemeyeceği kompleksine kapılıyor. Karşı cinsi mülkiyeti altında görme içgüdesilliğinin altında da bu kompleks yatıyor. Namus meselesi de erkekliğin kültürel dışsal&amp;nbsp;boyutu. Konum olarak erkeklik görevlerini yerine getirmek zorunda. Çünkü erkeklik mülkiyetçilikten ödün vermez, veremez. Yoksa heteroseksizm ipini çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel güç olarak kendini yeterli görenlerse bastırılmış iki yüzlü, erkek geçinen eşcinseller oluyor. Biseksüel sınıfında yer alanlar bile "biseksüelim" diyemiyorlar. Eşcinselliğin yapısallığını bilmedikleri ve de inanmadıkları için de, bedensel olarak yeterli olma ve hissetmelerine rağmen, neden erkeklik kompleksine girdiklerini anlayamıyorlar. Zaten karşı cinse istediklerini de tam olarak veremiyorlar cinsel güçlerine rağmen. Sadece bedensel değil zihinsel olarak da erkeklik kompleksi olanlar, içselleştirilmiş veya dışarıya cinayete kadar varan dışsal homofobik olabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçınız bedensel olarak erkeklik görevini yerine getirip de erkekliğinden pirim veren, kendini açık-açık ama açık-açık eşcinsel olarak tanımlayabilen eşcinsel gördünüz ki? Bundan sonra bana hiç kimse kültürel bahanelerle "burası Türkiye" diye bahane yaratmasın. Bana ne bundan ya! Senin nerede yaşadığın homofobik olman için yeterli ve de geçerli sebep olamaz. Eksiksen, hastaysan git tedavi ol ve kişiliğini oturt. Homofobinin hiçbir şekilde nedeni, sebebi olamaz. Var diyorsan hastasın demektir. Nefretin gerekçesi mi olur ya? Sağlıklı bir insan nefretini kontrol edebilendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transseksüellik gerçeğini de kesinlikle inkar etmiyorum ama onlardaki bu kadınlık veya erkeklik cinsiyet kompleksleri ne oluyor? Bırakalım artık şu vajina ve penis komplekslerini. Erkeklerin vajinası, kadınların penisi olsaydı, transseksüeller o zaman da şimdikinin tersi olan cinsel organlara sahip olmak isteyeceklerdi. Heteroseksist koşullanmalardan&amp;nbsp;ve cinsel organ takıntılılığından kendimizi kurtaralım artık. Zihnimizle yaşayalım, bedenimizle doğanın bahşettiğiyle daha orjinal bir şekilde kendimizi gerçekleştirmeye çalışalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim şimdi bir eşcinsel olarak, belki de trans bir kadın olarak bedenimden hiç şikayetim yok. Ama göğsüm olsaydı, penisim olmasaydı veya vajenim olsaydı hiçbir şey fark etmezdi şu anki düşüncelerimden. Bedenimizi, kendimizi sevelim ve varoluş sebebimiz bedenimiz değil, zihinsel olarak kendimizi ne hissettiğimiz olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyebilirsiniz ki biz bu dünyada yaşıyoruz ve mutluluğun yolu heteroseksist şekilcilikten geçiyor. Peki bedene göre erkeklik ve kadınlıkla kendinizi gerçekleştirmenizin garantisi var mı heteroseksist dünyada?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Transseksüelliğin bedenle barışamama konusu açıldığında, transseksüel arkadaşım, "Kapatalım bu konuyu, sen bizi anlayamazsın." diyor. Peki transseksüelliğin anlaşılamaması eşcinsellikten nefret etmek için, homofobik olmak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözardı edilmemesi gereken topmlumsal homofobi ve transfobinin yanısıra LGBT'ler arasında da Homofobi ve transfobinin olması. Tıpkı transseksüellerin homofobisi gibi, eşcinsellerin de transfobisi var. Eşcinsellerin transfobisinin altında da tabi ki toplumsal erkeklik baskısından dolayı&amp;nbsp;eşcinselliklerinin anlaşılma korkusu var. Çünkü hiç kimse en kötü olmak istemiyor. En azından kötünün iyisi olup nefretten yırtma derdinde. Ama hiçbir LGBT, hiçbir LGBT'nin hayatta kalması için üzerine basılan sağlam bir basamağı olamaz. O bastığın basamak gidince, sen de gidersin. Önemli olan altındaki basamağı sağlam tutabilmek, onu koruyabilmek, hatta en alttaki en ötekine sahip çıkarsan hayatın daha garanti olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-7403797858037020178?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/7403797858037020178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/heteroseksist-komplekslerin-fobisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7403797858037020178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7403797858037020178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/heteroseksist-komplekslerin-fobisi.html' title='Heteroseksist Komplekslerin Fobisi Homofobi'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2480477485892553744</id><published>2011-12-08T23:42:00.001+02:00</published><updated>2011-12-09T12:38:24.858+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Zamanlar Bu Ülkede Caz Rock ve Klasik Müzik Radyo 3 Vardı'/><title type='text'>Bir Zamanlar Bu Ülkede Caz, Rock ve Klasik Müzik, Radyo 3 Vardı!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Alıştıra Alıştıra!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi yaşam nedir? Bir ülkenin milli gelirini arttırıp, uluslararası alanda prestij sahibi olmak mıdır? Ne kadar maddiyatçıymışız diyeceğim ama hafif kalır. Resmen muhafazakarmışız ve zemin uygun olunca, ideolojiler cesaretlendi modernliği kökünden kazımak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iktidar ne yaparsa yapsın, isterse benim hayatımı kurtarsın ama ben o hayatı istediğim gibi yaşayamadıktan sonra karın tokluğuna yaşamak için enayi miyim? Kendim gibi olmayan yaşam tarzları bırakın beni tatmin etmeyi, işkenceden hiçbir farkı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle o iktidar sanata zerre kadar değer vermiyorsa, klasik-caz-opera-rock müziklerini fuzuli buluyorsa, evrim teorisini internette engelleyip, evrime karşı olan siteye izin veriyorsa, iyi niyete dair söylenecek bir şey kalmış mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç inanmadım, bundan sonra da şeriatçı bir ideolojiye inanmak için hiçbir sebep olamaz. Ne demek ya müziğin temeli sayılan türlerinin yayınının yapıldığı radyonun kapatılması? Modernlikle, evrensellikle, demokrasiyle bağdaşır mı bu sanat düşmanlığı? Gerekçeleri de halk tarafından dinlenmemesiymiş. İktidarların görevi iyiyi-güzeli aşılamak değil midir halka? Tabii sizin sanattan anladığınız "batı" kültüründen soyutlanmış kapalı bir toplum. İnsanları yavaş-yavaş tamamen kendinize benzetmek&amp;nbsp;amacınız. Din hakkında en küçük yorum hakaret oluyor ama bilime yapılan engellemeler normal sayılıyor. Evrime teorisine engel çıkarmak evet bilime saygısızlıktır, ifade özgürlüğüne aykırıdır. İfade özgürlüğü de tabii size uygun olanların ifade edilmesidir değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda damarlarım patır-patır kopartılmış gibi acı çekiyorum Radyo 3 yayınlarının bir çok yerleşim yerinde kesilmesinden dolayı. Radyo 3 dinlemek bir ayrıcalıktır oysa. Şu an ben dinliyor muydum bu radyoyu? Hayır. Çünkü ulaşmak istediğim müziklere daha kolay ulaşabiliyorum. Ama onların Radyo 3'ü kapatma amaçları radyoların eskisi gibi dinlenmemesi değil, halkın çoğunluğunun&amp;nbsp;klasik, caz, rock, opera dinlememesiymiş. Peki radyoculuğun görevi de sadece halkın istediğini vermek midir? Halkı geliştirmek gibi bir misyonu olmamalı mıdır devletin? Tabi rock, caz, opera ve klasik müzik batı kültürüne ait&amp;nbsp;olduğu için&amp;nbsp;ahlaksız falan yapar, ahlaksızlığa falan özendirir alimallah. Çünkü biliyorsunuz rock'un, caz'ın özünde isyan&amp;nbsp;vardır, baş kaldırı vardır, haksızlıkları dile getiriş vardır. Bu da muhafazakar yapıyla asla bağdaşmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumun ilk göz ağrısıydı Radyo 3. Dış kaynaklı müzikleri keşfetmemi sağlayan tek kaynaktı. Ben arabesk denilen illetten bu radyo sayesinde koruyabilmiştim kendimi. Eğer bir nebze olsun karamsar ve melankolik değilsem, sözlerini anlayamasam da melodilerinin verdiği frekansla haklarım konusunda iddiada bulunabiliyorsam, bu günümüzde engellenen Radyo 3'te dinlediğim müzikler sayesindedir. Herkesin yapısını sanat şekillendirecek diye bir koşul yok ama, yapısal olarak sanata yatkın olanların karakterlerini çok güzel terbiye eder, daha bir insanlaştırır, özgürleştirir, özgünleştirir&amp;nbsp;sanat. Amaç da gerçek sanata yabancı olanların bağlarını Radyo 3'te yayınlanan caz ve rock müziğinin yayının&amp;nbsp;keserek, sanatın&amp;nbsp;hümanistleştirmesinden tamamen uzaklaştırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz anlayabilir misiniz sevdiğiniz müziklerin sadece bir kanaldan dinleyebilmenin ne demek olduğunu? O dönemi yaşamayanlar bilemez. Çünkü köy yerinde plak yok, pikap yok. Hey dergisinde dünya listelerinde yer alan bazı şarkılar TRT 3'te de hiç çalmazdı ve ben o şarkıların nasıl bir şey olduğunun merakıyla kahrolurdum. Ama hiç yoktan iyiydi gene de TRT 3. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden nereye. Eskiden TRT'de arabesk yasak olduğu gibi, pop müzikte yerli enstrüman kullanımı bile yasak olduğundan denetleme kurulu vardı ve tamamen batı tarzında olmayan şarkıların yayınlanmasına bile izin verilmezdi. Şu anda rock'a müsamaha gösteriyorsa TRT Eurovision şarkı yarışmasında falan, o da rock'un erkek egemenliğinde olmasındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları hala kendilerini kadırmaya devam "şetsin-meriat gelmez, bu ülke muhafazakar olmaz" diye. Daha ne kaldı ki geriye. Öpüşmek yasak, sevişmek ahlaksızlık, porno sapıklık, eşcinsellik hastalık, caz-roc-klasik yasak. Daha ne olsun! Zamanla müzik marketlerde bile yasaklanırsa bu tarzlar hiç şaşırmam. Müziğin sesini tamamen kesmesinler de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan her şeyi yasaklamak istiyorlar. İtiraz edilmezse yollarına bütün hızıyla devam ediyorlar ama itiraz edilirse yasak kalkıyor veya bir süreliğine erteleniyor. Yasaklamalar için şanslarını deniyorlar "belki &amp;nbsp;itiraz edilmez" diye. Çünkü biliyorlar çoğunluğun itiraz etmeyeceğini. İtiraz edilip kaldırılan yasaklar de devede kulak kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir zamanlar bu ülkede caz, rock ve klasik müzik ve de bunları çalan Radyo 3 vardı." diyeceğimiz günlere çok az kaldı, haberiniz ola. Şu anda Radyo 3'ün&amp;nbsp;adı var ama Türkiye'nin büyük çoğu yerinde&amp;nbsp;dinlenemediği için kendisi yok sayılır. Bir süre sonra içeriği de tamamen değişir zaten. Alıştıra alıştıra!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2480477485892553744?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2480477485892553744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/bir-zamanlar-bu-ulkede-caz-rock-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2480477485892553744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2480477485892553744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/bir-zamanlar-bu-ulkede-caz-rock-ve.html' title='Bir Zamanlar Bu Ülkede Caz, Rock ve Klasik Müzik, Radyo 3 Vardı!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5892172206862183029</id><published>2011-12-07T22:40:00.001+02:00</published><updated>2011-12-08T00:35:31.229+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haksızlıklar Sergisi ve Müzesi'/><title type='text'>Haksızlıklar Sergisi</title><content type='html'>...Ve de &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Haksızlıklar Müzesi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, belki, aslında istiyorum çok, çünkü öyle de olmalı. Çünkü utanması gereken bizler-eşcinseller-haksızlığa uğrayanlar değil, haksızlık yapanlar. Açık olamıyorsak, kendimizden utandırılıyorsak, uzaklaştırılıyorsak hayatımız boyunca, ne geçecek ki elimize uğradığımız haksızlıkları da saklayarak? Ekmeklerine yağ sürüp daha da cesaretlendirmiyor muyuz nefret yüklü koşullandırılmış korkakları? Evet bir gün bir eşcinsel olarak, eşcinsel olduğum için&amp;nbsp;kasıtlı olarak uğradığım haksızlıkları sergilemek, resmen&amp;nbsp;sergisini açmak&amp;nbsp;istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırıya uğrayınca yırtılmış kıyafetler, morarmış yüzler, hasar görmüş kemikler, ayakkabıları çalındığı için gece yarısı soğukta evin yolunu tutan dünyanın kahrını çekmekte zorlanan bedenine yabancılaştırılmış, delik-deşik edilmiş&amp;nbsp;ruhların ağırlığını taşıyan çıplak ayakların yorgun-bitkin çaresizliği, yaşamdan soğutan bıçaklar, silahlar, fiziksel şiddetlerin yanında fantastik kalan ve dile getirilemeyen tecavüzler, aciz-lik-ler ve kahramanlarıyla birarada yaşama zorunluğu, yalnızlıklar, aşksızlık, sevgisizlik, samimiyetsizlik, samimiyetsiz dünyada inandırıcılığını yitirmiş samimiyetler, salonun baş köşesinde sergilenmeyi hak eden yok edilmiş güvenler-güvensizlik, kalıbımıza oturtamadığımız kimliğimiz-eşcinselliğimiz, nefret ettirildiğimiz çüklerimiz, kıllarımız-tüylerimiz bile, sahte kimliklerimizi temsil eden aksesuarlarımız, eğreti duran erkekliklerimiz, gözyaşlarımız, korkularımız, umutsuzluklarımız, hayallerimiz, kıyısında kaldığımız-yaşayamadığımız yaşamlar-ımız, yaşamak zorunda kaldığımız-mecbur tutulduğumuz-dayatılan yaşamlar-ımız, sevmek zorunda kaldığımız-bırakıldığımız istemeyerek de olsa acı verdiklerimiz, hüzünlerimiz, mutsuzluklarımız, aşklarımız, evet nadir de olsa, yarım-yamalak da olsa, tutkusuz da olsa, adına aşk den-ile-mese de kendi-kendimize gelin-güvey olduğumuz&amp;nbsp;aşklarımız ve de ancak fırsatçılık yaparak sanki ayıpmış gibi gizli-saklı gerçekleştirdiğimiz sekslerimiz...aklıma geldikçe daha ilave edeceğim niceleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik güçlerinin eşcinselleri korumak yerine kestiği faturaları, haksız yere-hak istediğimiz için bileklerimize takılan kelepçeler, adalet siteminin dalga geçen operetleri, iftiralar, hakaretler, aşağılamalar, dışlamalar, ayrımcılıklar, eşcinsel olduğumuz için kovuşturmaya gerek duyulmayan tebligatlar, yargıya ulaşmayan şikayetler, çürük raporlarımız, makatlarımızın muayene raporları, cinsel ilişki fotoğraflarımız, heteroseksüellerle gerçekleştirdiğimiz-gerçekleştirmek zorunda kaldığımız nikahların cüzdanları, düğün şekerleri ve davetiyeleri, formalite sayılabilecek yüzükler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksızlıkların bahaneleri, haksız tahrik indirimleri, bizleri korumayan adımızın geçmediği eksik Anayasalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutulmasını istemiyorum eşcinsel olduğum-uz için yapılan haksızlıkları. Dünya döndükçe homofobinin yaptıklarının unutulmaması ve gelecekte eşcinsellerin haklarına daimi olarak sahip çıkabilmeleri için haksızlıklarımız müzeyi de hak ediyor fazlasıyla. Her köşe başına haksızlıklar müzesi açılsın istiyorum ki heteroseksizm homofobisinden utansın, eşcinseller de kendileri olup cesur olmazlarsa geçmişte yaşadığı acıları tekrar yaşayabileceğini unutmayarak&amp;nbsp;homofobiye karşı tedbirli olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum eşcinseller olarak cesaretleriniz kırılmış, kalmamış&amp;nbsp;kendiniz olmanız için ve bu müzeye bırakacak tüm delilleri yok ediyorsunuz heteroseksizme karşı mahçup olmamak için. Yukarıdaki saydığım deliller zaten sadece tek bir eşcinselin-benim yaşadıklarımın delilleri. Herkesinkini sergilesek yer bile kalmaz ama sergilememiz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksızlıklarımızı sergilediğimiz salonlar loş ışıklı ve de izbe olmasın yalnız. En güçlü ışıklarla aydınlatılsın ve de duvarları cam olsun, şeffaf olsun. Çünkü eşcinseller olarak hayatlarımızı arka sokaklarda ve de karanlıklarda yaşadık genellikle bunları hiç hak etmediğimiz halde. Kendimizden-eşcinselliğimizden utandırıldık, suçluymuş gibi başımıza gelen şiddetlerden, cinayetlerden utandırıldık. Şimdi utandırma sırası bizde yaşatılan haksızlıklarla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5892172206862183029?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5892172206862183029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/hakszlklar-sergisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5892172206862183029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5892172206862183029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/hakszlklar-sergisi.html' title='Haksızlıklar Sergisi'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8653957900593135609</id><published>2011-12-07T12:05:00.001+02:00</published><updated>2011-12-07T13:05:41.865+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinseller gaydir'/><title type='text'>Eşcinseller "Gay"dir!</title><content type='html'>Sabah programlarından birini açtım kahvaltı esnasında belki sevdiğim bir sanatçı falan konuk olur diye. Hiç alakam olmayan konuklar vardı. Türkücü türküsünün çığırırken kahvaltı hazırladığımdan konuya sebep olabilecek oynama görüntülerini kaçırmışım. Sunucunun dikkatini çektiği için mikrofon "o" seyirciye verildi. Yıllardır birlikte olduğu kadınla gelmiş programa. Sunucu önce afallıyor. Eşcinsel erkek ve yanında orta yaşlı kadın birlikteliğine. Birliktelikleri arkadaşlıktan ibaretmiş tabi ki. Eşcinsel sosyetelik olarak tanımlıyor bu eğlenceden-eğlenceye koşma hayatını. Köyde yaşıyormuş ve hiçbir iş yapmıyormuş. Bakımlıymış temizmiş, titizmiş ve kadın arkadaşlarıyla gün falan yapıyormuş. Kadın da onaylıyor onun bakımlılığını ve temizliğini. Eşcinsel kaş bakımını, cilt bakımını ihmal etmediğini söylüyor ve kaşlarının alınmışlığını göstererek ispat etmeye çalışıyor bu durumu. Sunucu ne zamandan beri kaşlarını aldığını soruyor. Evlenmek isteyip istemediğini soruyor. Ankara'dan gelen erkeksi türkücü de sunucuya eşcinseli kasdederek "İkimizi mi evlendireceksin?" diyip&amp;nbsp; başına peruk&amp;nbsp;takarak işi şakaya vurdurmaya çalışıyor. Eşcinsel zaten evlilik programına çıkmış dedesiyle. Dedesi evlenmiş ama o evlenememiş. Eşcinsel uzun boylu, huyu-huyuna, boyu boyuna denk, karşılıklı oryantal yapabileceği, koluna takınca yakışacak, düşmanlarını çatlatabilecek güzellikte bir aday istiyor. Bu arada sunucu ünlü bir arabesk türkücümüzü de evlendirecekmiş ve şu anda elli talibi çıkmış. Eşcinsel de taliplerini bekliyor. İki de çocuk istiyor eşcinsel. (Bir şey dediğim veya eleştirdiğim yok. Sadece olayı aynen aktarıyorum.) Yabancı uyruklu manken oyuncu da eşcinselliği öyle kavramış ki,&amp;nbsp;seyirci eşcinselin&amp;nbsp;oryantal ritmi içindeki konuşmasının taklidini birebir yapıyor. Eşcinselliğin algılanışının ne yazık ki kültürü, coğrafyası yok. Eşcinselliğin kabul etsek de etmesek de, öğrenilmiş de olsa yapısal da olsa, değişmesi gerekebilir veya istesek de değişmeyebilecek inkar edemeyeceğimiz evrensel bir feminenliği var. Davranış uzmanı konuk da "her insan kadın doğar" diye bir kitap çıkarmış. Gerçekten öğrenilen, dayatılan erkeklik olmasın. Bence de öyle. En büyük gerçekse eşcinsellerin gerçekten birer "gay" olduğu. İçinde bulunduğu ortamı güldürüyor, eğlendiriyor. Herkesin ağzı kulaklarında ve kahkahalar içindeydi bu programda da. Bir eşcinsel olarak ben bile aynadaki görüntüm gibi gelip kısa süreliğine kendimde geçtim. Her ne şekilde olursa olsun eşcinsellik görünür olduğu sürece güzel bir şey be. O an sanki bütün dertlerden, sıkıntılardan uzaklaşıyorsun. Eşcinselliğimizi tam anlamıyla yaşayamamayı eğlenerek mi telafi ediyoruz, eğlendirerek mi kendimizi kabul ettirmeye çalışıyoruz bilmiyorum ama zorlayarak da ne kadar&amp;nbsp;eğlendirici gibi olabilir ki insan. Eşcinselliğin pozitivizmin bir parçası olduğunu kabul etmek gerek. Bizi negatif yapanlar utansın. Kendi hayatlarını kararttıkları yetmiyormuş gibi bizim hayatımızı da mahvetti şu heteroseksizm denilen illet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8653957900593135609?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8653957900593135609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinseller-gaydir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8653957900593135609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8653957900593135609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinseller-gaydir.html' title='Eşcinseller &quot;Gay&quot;dir!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5701713450963660187</id><published>2011-12-05T23:11:00.001+02:00</published><updated>2011-12-06T01:35:36.530+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Gün Herkes Eşcinsel Olacak'/><title type='text'>Bir Gün Herkes Eşcinsel Olacak!!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Çünkü Bir Gün Herkes Kendisi Olacak&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook ve Twitter insanların özgüvensizliğinden dolayı gerçek hayatta söylemeye cesaret edemediği şeyleri söylediği,&amp;nbsp;nefretini kustuğu, sıkıntıya sokan sırlarını itiraf ettiği, düşüncelerini&amp;nbsp;ve kendini samimi bir şekilde ifade ettiği, sanal da olsa kendilerini gerçekleştirdiği bir dünya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet o kadar büyük bir dünya ki, herkese yetecek kadar yer var. Kavgalar hala oluyor ama o da gerçek dünyanın sanala sirayet etmesinden kaynaklanıyor. Bir anlamda rehabilitasyon merkezi oluyor. Bence internet üzerinden yapılan kavgalar, hakaret mahiyetindeki küfürler gerçek dünyaya suç olarak taşınmamalı. Çünkü insanlar bu internet deşarjı sayesinde pozitif olarak güne başlayacaklardır. Nasıl bedensel olarak kendimizi gerçekleştiremeyip agresif oluyorsak, ruhsal olarak da üzerimizdeki yükü atamazsak, bu gerçek hayatta şiddet ve cinayet olarak kendini gösterecektir. Belki sanalda ağzına geleni yazıp, gerçek hayatta hiçbir şey olmamış gibi davranmak biraz yüzsüzlük gibi olacaktır ama bence değil. İnsanın söylemek isteyip de söyleyeceklerini içinde tutması ikiyüzlülüktür. İnsan olan insan doğru da olsa, yanlış da olsa, içinden geçenleri söyleyebilmeli. Bu sayede gerçek hayattaki yüzsüzler de kendilerine çeki düzen verirler belki. Çünkü çıkar kaygısı veya iyi niyetten dolayı bazı gerçekler insanların yüzüne söylenemiyor. Bu yüzden de insanlar iyice yüzsüzleşip istediği şekilde at oynatabiliyorlar yüzsüz-yüzsüz. İşte bu yüzden bazıları sanalda gerçeklerin ortaya çıkmasından rahatsız, bu yüzden "sistem" çeşitli bahanelerle engeller çıkarıyor internette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet çok geniş dedik ya, gerçekten herkese hitap edebilecek kadar bir alan var yediden yetmişyediye. İnternet mutluluk dünyası bence. İnternet dünyasını gerçek hayata geçirebilseydik, huzurlu bir dünya olurdu. Öyle değil mi ama? Ben mutlu ve huzurlu olmanın yolunun, herkesin kendisi olmasından geçtiğine inanıyorum. Herkes olamadığı kendisini internette oluyor, kendisini orada gerçekleştiriyor ve aynı anda hiçbir zaman karşılaşamayacağın insanlarla bile bir şeyler paylaşabiliyorsun. Bence tüm zamanların icadı internettir. İnsanlar orada eşitleniyor sanki. Herkes cesaretini topluyor, özgüvenine kavuşuyor. Herkes potansiyelini sonuna kadar kullanabiliyor istedikten sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar bir nevi insanların kendilerini dile getirebildiği geleceğin gazeteleri. Ben medya sahibi olsaydım belki kendimi bloglarımda ifade edebildiğim gibi, çok özgürce ifade edemeyecektim. Çünkü kısıtlayacaktım kendimi maddi veya manevi olarak birilerine ve de kendime zarar vermemek için. Andy Warhol muydu bir gün herkesin ünlü olacağını söyleyen. Artık haksız ünlü olmak da olmayacak. Ne kadarsan o kadar olabileceksin. Ne isen o olabileceksin en önemlisi. Oluyoruz da. Hiç ülkemizde eşcinseller sanal ortamda olduğu kadar kendilerini itiraf ve ifade edebilmiş miydiler bugüne kadar? Hayır. Bu itiraflar sanaldan gerçeğe taşına-taşına bir de bakmışsın, sanala ihtiyaç duymadan gerçek hayatta da kendini yapına uygun olarak içinden geldiği gibi ifade etmene alıştırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahlak denilen kavramın insanların gerçek yüzlerini gizlediği bir bahane olduğunun en güzel göstergesi de internetteki bu sohbet veya ifade alanları. Twitter veya Facebook'da insanların konuşmalarını ve paylaşımlarını gözönünde bulundurursak birebir kendimizi, kapasitemizi, bastırılmışlıklarımızı, arzularımızı&amp;nbsp;&amp;nbsp;görebiliriz. Gerçek hayatta kabul etmediklerimizin hepsini orada kendimiz oluyoruz neredeyse. "Yaş, cinsiyet, memleket? Yer var mı yer?" İlk sorularımız bunlar oluyor. En büyük sıkıntımız demek ki yaşayamadığımız cinselliğimiz ve bunu gerçekleştirmek için bir mekan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün herkes eşcinsel olmayacak tabiki de ama herkes haksızlıklara karşı isyan edebilecek, haklının yanında durabilecek, eşitlik sağlanana kadar ayrımcılığa maruz kalanları çoğaltmak için elinden geleni yapacak, eşcinsel olmaktan rahatsızlık duymayacak, hatta bunu&amp;nbsp;bir iltifat olarak kabul edip bundan onur duyacak. Çünkü kendisi olabildiği&amp;nbsp;ölçüde kendinden şüphe etmeyecek ve kendisinden başkası olabilme cesaretinin manevi hazzını yaşayacak.&amp;nbsp;Olması gerektiği gibi orjinal bir insan olacak yani. Çünkü hayatta gerçek bir insan olabilmenin başarısı, düşünülmesi gerekip de düşünülmeyen insanları düşünebilmeye dayanır. Utanılması, kaçınılması gereken bir kimlik kalmayınca da cinsel, dinsel, dilsel, ırksal, renksel sınıf kavramlarına ihtiyaç kalmayıp, varoluş için altını çizdiğimiz kimliklerimiz anlamını yitirecek. Çünkü varolduktan sonra, varlıklarımız kabul edilip kendimizi gerçekleştirdikten sonra, bunu birilerinin gözünün içine sokmaya hiç ihtiyaç&amp;nbsp;duymayacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5701713450963660187?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5701713450963660187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/bir-gun-herkes-kendisi-olacak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5701713450963660187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5701713450963660187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/bir-gun-herkes-kendisi-olacak.html' title='Bir Gün Herkes Eşcinsel Olacak!!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-2170703602261122836</id><published>2011-12-04T12:47:00.001+02:00</published><updated>2011-12-04T14:00:31.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Babaların Babası Heteroseksizm'/><title type='text'>Babaların Babası Heteroseksizm</title><content type='html'>veya &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;baba-lar ve oğulları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güldünya'nın sevdiği erkeği öldürenler de yakalanmış. Servet'i öldüren de Güldünya'nın babası. Evet babası. Baba! Baba dediğin nedir ki? Ben sevgiyle hiç bağdaştıramıyorum babalığı. Babalığı, tohumunu oraya-buraya saçan ve sonucuyla hiç ilgilenmeyen, heteroseksizmin fedaisi bir sorumsuz olarak görüyorum ben. Eğer sorumluluğu olsa, çocuklarına karşı sevgi beslese kendi öz evladını veya onun sevdiğini&amp;nbsp;öldürür veya öldürtür&amp;nbsp;mü baba denilen kişi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorsunuz eşcinsel olduğu için Ahmet Yıldızı'da öldürmüştü babası ve sonra başka ülkeye kaçmıştı. Eğer bir insan yaptığı işin arkasında duramayıp kaçıyorsa, yanlışlığının kendisi de farkındadır ve doğruluğuna inanmıyordur. Suratlarına baksan hiç çocuğunu öldürecek bir ifade yok. İnsanın çocuğunu öldürme vicdansızlığını dünyanın en büyük acizliği olarak görüyorum ben. İnsan heteroseksizmle mücadele edemiyorsa, çocuğu yerine kendini öldürür be! Babaların babası zalim heteroseksizm ve onun çocuğu, zavallı, aciz, sevgisiz, heteroseksizmin kurbanı fedai, insan bedeninde vücut bulmuş&amp;nbsp;babasını oğlu töreci, cinsiyetçi, tutucu cani kukla babalar! Böyle bir babalık olmaz olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben babamı 8 yaşında kaybettim ve hiç babasızlık çekmedim. Çünkü heteroseksist baba ölmediği sürece hiç kimsenin babası samimi bir şekilde sevemeyecek ve geleneksel ahlakçı ve töreci muhafazakar yapıya karşı korumayacak çocuğunu. Siz hiç eşcinsel veya cinselliğini özgürce yaşayan, kendisi olan çocuğunu destekleyen, onunla gurur duyan baba gördünüz mü? Vardır belki ama ben görmedim daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babalara ve babaların işbirlikçileri analara sorsan amaçları çocuklarını korumaktır ama cinayetle ve şiddetle, baskıyla mı korunuyor çocuklarını. Çocuklar doğasına uygun hayatlarını yaşamak istiyorlar ama siz öğrendiğiniz şekilde onları da heteroseksist yapmaya çalışıyorsunuz, olmayanlara da gerekli yaptırımları uyguluyorsunuz sevgisiz bırakarak, ilgisiz bırakarak, aç ve açıkta bırakarak, hatta öldürerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın insanlar içlerinden geldiği gibi yaşasın da, pozitif bir davranış-mutluluk olarak geriye dönüp manevi olarak sizi de tatmin etsin, mutlu etsin. "Çocuğun mu var derdin var" diyorlar ya, o dert babaların derdi ve halledemedikleri erkeklik sorununu çocuklarının üstüne yıkmaya çalışıyorlar. Başarıyorlar da sonuçta ki, kendilerine benzeyen yeni heteroseksist babalar, hatta analar yetişiyor bu dünyada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden sperm bankasına karşılar, o yüzden heteroseksizme köle yapamayacakları çocuklara p.ç diyorlar. O yüzden evlat edinmeye ve bilindik anlamdaki aile kavramını benimsemeyen yaşam biçimlerine karşılar. Adına aile diyorlar ama içersinde yaşanılanlara bakılırsa hiç de öyle tanımlandığı gibi güllük-gülistanlık değil bu aile dedikleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok şiddete nerede maruz kalıyor insanlar, en çok tacize, tecavüze nerede kalıyorlar, en çok cinayetler nerede işleniyor, kol kırılıp yen içinde nerede kalıyor? Onca şiddetten sonra da nereye teslim ediliyor insanlar, aileye!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babaların ve heteroseksist babanın egemenliği altında köle gibi bir hayat yaşıyoruz. Aileden uzak yaşasak da, başka ailelerin heteroseksist anlayışıyla yüzyüze kalmıyor muyuz? Herkes kendisi gibi olmak isteyenlere, ağalık-babalık yapmaya kalkışmıyor mu ahlak bahanesiyle? Heteroseksizmin temsilcisi babalıktır ve saygı duyulacak bir tarafı yoktur. İnsan korktuğu şeye sevgi ve saygı besler mi? İnsanların, çocukların babaya falan ihtiyacı yok. Baba dediğimiz heteroseksizm gölge etmesin yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksizm, heteroseksizm diyoruz ya, bu heteroseksizm sadece eşcinselliğin karşıtı heteroseksüelliğin hegemanyası değil, evden&amp;nbsp; işe, okuldan militarizme, hatta duygularımızdan düşüncelerimize, maddiyattan maneviyata kadar tahakküm kurmaya çalışan erkeklik değerlerine dayalı&amp;nbsp; bir pratiktir. İçselleştirip normalleştirdiğimiz bir çok toplumsal yaşam biçiminin arkasında heteroseksizm denilen bu illet vardır. Keşke heteroseksizm denilen şey eşcinsellik karşıtlığıyla sınırlı kalsaydı. O zaman işimiz daha kolay olur, heteroseksizmi daha kolay altedebilirdik belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu yazıda başlıkla beraber19 tane heteroseksizm kelimesi kullanılmıştır ve tüm yazılarımda ne yazık ki&amp;nbsp;en çok kullandığım kelimedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-2170703602261122836?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/2170703602261122836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/babalarn-babas-heteroseksizm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2170703602261122836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/2170703602261122836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/babalarn-babas-heteroseksizm.html' title='Babaların Babası Heteroseksizm'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1982924445858177757</id><published>2011-12-03T10:15:00.001+02:00</published><updated>2011-12-03T15:20:57.062+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Ayrımcılığı Değil Ayrıcalığı Hak Ediyor'/><title type='text'>Eşcinsellik Ayrımcılığı Değil, Ayrıcalığı Hak Ediyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Doğaya beni eşcinsel olarak dünyaya getirdiği için teşekkür ederim.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü İngiliz sanat eleştirmeni Tim Marlow sanatçıların büyük çoğunluğunun gay olmasını, "Farklılıklardan hoşlanmayan ve 'normal'in dışında bir şeyle karşılaşınca, bunu tehdit gibi hissedenlerin ya da yaratıcılıkta tekdüze olanların, sanatla ilgili cesur adımlar atabilmesi mümkün değil de ondan…"&amp;nbsp; şeklinde açıklıyor. Kendisinin gay zannedilmesineyse teşekkür ediyor ve "Gay değilim" deme ihtiyacı hissetmediğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel tanımlamış sanatçı olmayanları "eleştirmen"; Farklılıklardan hoşlanmayan, farklılıkları tehdit olarak algılayan tekdüze insanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselleri de cesur olarak tanımlamış. Kalabalık heteroseksist yığınlara karşı estetik bir ruhla mücadele edebilme gücünün yetersizliğinden dolayı belki de en hümanist&amp;nbsp;varoluş şekli sanat. Tamam eşcinselliğin kabulü için eşcinsellerin artı özelliklerinin olması gerekmiyor ama varolan sanatçılık gerçeğini inkar etmek de çok yersiz. Eğer görgüsüz dünyada kabul edilişin ne kadar artı özelliklerin varsa o kadarsa, köprüden geçinceye kadar biz de sanatçı&amp;nbsp;görgüsüzlüğü yapıverelim ne olacak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı Sosyalist eşcinsellerimiz katışıksız, sırf eşcinselliğiyle kabul edilme taraftarı oldukları için, yeteneksel özelliklerle itibar şeklindeki kabul edilişi eşcinselin eşcinesele karşı ayrımcılığı olarak görüyor. Haklılar da, ama eşcinselliğe bir katkısı&amp;nbsp;olacaksa ve samimi varoluş şeklini sistem inkar ediyorsa, eşcinseller tarafından da görgüsüzce ve kendi sınıfına karşı ayrımcılık olarak algılansa da&amp;nbsp;herkesin anlayacağı dilden mücadele etmek çok mu yanlış olur acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı eşcinsel olmayan sanatçılar veya eleştirmenler eşcinsel olarak algılanmaktan rahatsızlık duymadıkları gibi bunu iltifat olarak kabul edip teşekkür bile edebiliyorlarken, bizim eşcinsellerimiz eşcinselliklerini inkar ederek sanatçılıklarının böyle bir algıya sebep olduğu yalanının arkasına sığınıyorlar. Yok canım onlar sanatçıdır. Zariftirler, kibardırlar, sanatçı olmanın&amp;nbsp;verdiği hümanizmden dolayı yumuşaktırlar. Kesinlikle eşcinsel değildirler. Bu bir hakarettir. Davalar açılır. Kazanılır!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birine eşcinsel denilince hakaret sınıfına girip suç teşkil ediyor, hatta tazminatlar kazanılıyor ya, bence bu da heteroseksizmin homofobisinin eşcinselleri kendi tarafına çekip, eşcinsel görünürlüğünü azaltma çabası. Heteroseksizm böyle homofobik bir kılıf sunuyor olabilir çıkarları için yapısı gereği, peki eşcinellere ne oluyor da kendilerine "eşcinsel" diyenleri mahkemeye veriyorlar? İnsan ne zaman patlayacağı belli olmayan homofobik bir&amp;nbsp;yasal koruyucuyu nasıl kabul edebilir ki? Sen kendin,&amp;nbsp;kendini inkar edersen heteroseksizm neden kabul etsin ki seni? İnkarla sonlarını hazırlıyor eşcinseller heteroseksizmn normlarından, yasalarından&amp;nbsp;faydalanmaya çalışarak. Ben çok gördüm, "Eşcinsellikle itham edilmek yasal olarak suçtur." diye eşcinselliğini inkar eden eşcinselleri. E öylesin! Kendini kabul ediver sen de. Heteroseksüel olarak kabul edilmek çok mu&amp;nbsp;işine yarıyor, çok mu çıkarına uygun? Tabi korkak eşcinsellerin çıkarları heteroseksizmle çok benzeşir. Bencil ve de iki yüzlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ayrıca benim açık eşcinsel olmamdan ve normalleştirmek-sıradanlaştırmak için kendimi, ayrımcılığa sebep olan argo eşcinsel nefret&amp;nbsp;terimleriyle tanımlamamdan da rahatsız olan çok eşcinsel gördüm desem yalan olur. Çünkü rahatsız olmayanı görmedim ki hiç. Neredeyse bütün eşcinseller eşcinselliklerini inkar derdindeler. Haklı sebepleri olabilir ama eşcinsel olarak varolamaya bir engel teşkil etmemeli bu sebepler. Sen varolmak için kendini ifade etmezsen, seni-eşcinselliği düşman belleyenler seni neden kabul etsinler, neden bu dünyada yaşamana izin versinler ki? Sen resmen "evet eşcinsellik hastalıktır, sapıklıktır" diyorsun kendini-eşcinselliğini kabul etmeyerek. Heteroseksizme haklı olma fırsatı veriyorsun bu inkarla. Peki zorda kalınca anlaşılma hakkın var mı kendini kabul etmediğin için? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bazı eşcinseller eşcinselliklerinin farkında olma durumunu,&amp;nbsp;eşcinsellikleriyle barışmak olduğunu zannediyorlar. Peki dışarıya karşı farkındalık yaratabiliyor musun? Hatta bir çok eşcinsel açık eşcinsel olarak yaşamayı, heteroseksizmin homofobisini hak etme olarak görüyor. Yani bizler de bu dünyanın heteroseksizme ait olduğuna inanıp, heteroseksizme nefret kozu veriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğimle gurur duymamı, bunun ne demek olduğunu eşcinseller bile idrak edemiyor. Çünkü neyin doğru, neyin yanlış olduğunu heteroseksistçe öğrenmişler. Kendilerini olduklarından farklı biliyorlar. Biliyorum eşcinsel olmakla karakteristik özellikleri karıştırmamak gerekiyor ama şu anda heteroseksist dünyada "eşcinsellik kabul edilmiyor" diye eşcinselliğimi kendiminde mi sevmemesi gerekiyor? Ayrımcılığa sırf cinsel yönelimimden dolayı&amp;nbsp; maruz kalıyorsam, varoluş için&amp;nbsp;kendim olmamı sağlayan bu&amp;nbsp;kimliğime daha bir sahip çıkmam, eşcinselliğimin bana kattığı artı hümanist değerlerle gurur duymam gerekir. Benim sanatçı ruhumdan veya değil ama duyarsız, sanatın kazandırdığı terbiyeyi algılayamayan, yaşama amacı sadece maddi kazanımlar olan tekdüze, nefret yüklü, şiddetvari ayrımcı insanların arasında eşcinselliğimden dolayı gerçekten gurur duyuyorum. Eşcinselliğinden utanan ve utandıranlar utansın. Çünkü cinsellik olarak cinsel yönelimimin şekli-eşcinselliğim benim temel varoluş sebeplerimden biri ve olmazsa olmazım. Ben bedenimi eşcinselliğimle tatmin ettim, duygularım kendi cinsime olan yönelimimle coştu, varoldu. Tabi ki bununla gurur duyacağım ve doğaya teşekkürümü bir borç bilirm beni dünyaya eşcinsel olarak getirdiği için. Çünkü insan olduğumu unutmuyorum bu sayede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cesaret heteroseksist çoğunluğa sırtını dayayarak güç yeterliliği yapabilmek değil, haksızlıklara karşı mücadele edebilme güveni, insanın kendi gerçeğine inanma kapasitesidir. Şu anda dünyada eşcinsellere karşı bir haksızlık yapılıyor ve korkak heteroseksistler çoğunluk olmanın gücüyle kendilerini cesur zannediyorlar. Oysa ne kendilerine inanıyorlar, ne de güveniyorlar. Sırf eşcinsellerin korkaklığından istifade bir cesaret bu. Cesaret haksızlıklara karşı ödün vermeme onuruysa, heteroseksist baskılar eşcinsellerin cesaretlerinin fitilini ateşleyen bir araç olmalı ve&amp;nbsp;bir an evvel kendilerine-eşcinselliklerine inanıp eşcinsel özgürlüklerini kazanmaları gerekiyor insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşayabilmek için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1982924445858177757?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1982924445858177757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-ayrmclg-degil-ayrcalg-hak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1982924445858177757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1982924445858177757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinsellik-ayrmclg-degil-ayrcalg-hak.html' title='Eşcinsellik Ayrımcılığı Değil, Ayrıcalığı Hak Ediyor'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3801851539612919853</id><published>2011-12-02T20:05:00.001+02:00</published><updated>2011-12-02T22:48:42.727+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliğin Teslimiyeti Değil Temsiliyeti Lazım'/><title type='text'>Eşcinselliğin Teslimiyeti Değil, Temsiliyeti Lazım</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-D6S7uGhTidA/Ttk5gQYI6GI/AAAAAAAAAqo/hh_PN_4IRec/s1600/2.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" dda="true" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-D6S7uGhTidA/Ttk5gQYI6GI/AAAAAAAAAqo/hh_PN_4IRec/s400/2.bmp" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İnternette kırmızı topuklu ayakkabı ve siyah boxer giymiş üç kişilik bir grubun ağdalı bacaklarıyla şarkı söylemeleri, içinde yaşadığım dünyanın hapis hayatı olduğunu hissettirdi. Biliyorum bazı şeriatçı ülkelerin eşcinsellere karşı nefretini, şiddetini, cinayetini ama az veya çok, öyle veya böyle bu ülkede de eşcinsel ayrımcılığı yapılıyor. Ne yani, her halükarda şükretmemiz mi gerekiyor? Bizim neyimiz eksik de heteroseksüeller kadar eşit haklara sahip değiliz? Artık lütfen geçin bu dünyanın heteroseksüellere ait olduğu ayaklarını. Midemi de bulandırıyor bu heteroseksizmden korkaklıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyler ileri gidebilir ama bir eşcinsel olarak beni tatmin etmiyor bu iki geri bir ileri gidişler&amp;nbsp;insanca, eşit şartlarda yaşamadığım için. Sorun sadece açık bir eşcinsel olarak görünür olabilmek değil. Sorun mecliste, yaşadığımız her yerde temsiliyet hakkının verilmemesi. İyi ve doğru temsil edilmeyince eşcinsel hakları da ihmal ediliyor tabii. Eşcinsellere heteroseksüeller kadar haklar verilse bu görünürlüğe ihtiyaç duyulmayacak belki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden Eurovision Şarkı Yarışması'nda ülkemizi eşcinsel şarkıcılar temsil etmiyor? Bizim Kuzey ülkelerinden, Doğu Avrupa ülkelerinden, Balkanlardan&amp;nbsp;veya İsrail'den neyimiz eksik? Demokrasimiz eksik; Hem kağıt üzerinde yok-uz, hem de kafalarda, zihinlerde. Var olduğumuz biliniyor ama yok sayılıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok ülke eşcinsel yürüyüşlerine falan izin verilmediği için daha homofobik gibi bir algı yaratıyor bizdeki homofobiklere de eşcinselliğin görünür olmaması için dayanak oluşturan ama ben hiç de öyle olduğunu zannetmiyorum. İstisna bir kaç homofobik olayı örnek gösterip homofobilerini haklı göstermeye çalışmaktan başka bir şey değil bu. Hem homofobi oralarda-Batı'da-gelişmiş ülkelerde olsa bile, "dünyada homofobi var" diye senin de mi eşcinsellikten, eşcinsellerden nefret etmen gerekiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim tek derdim tabiki de Eurovision Şarkı Yarışması'nda sanatsal anlamda temsil edilmek değil. O sadece içimdeki parlamenter bazda temsiliyet&amp;nbsp;sorunuma-yarama dokunan görsel bir örnek. Aslında ayrımcılığa uğrayanların varoluşunun kabulü için görünürlüğünün önemi bakımından hiç de hafife alınacak bir temsiliyet değil bu yarışma. Çünkü TRT eğer Eurovision Şarkı Yarışması'na&amp;nbsp;eşcinsel bir temsilci gönderirse, bayağı bir yol gitmişiz demektir eşcinsellik konusunda. Kadınların temsiliyetini ahlaka dayandırdığı baldır-bacak gibi çıplaksal&amp;nbsp;ilkel düşüncelerle engellemeye çalışıp, erkek hegemonyasına teslim ettiysek bu yarışmayı, gerçekten çok önemli bir durumdur bu yarışmada eşcinselliğin temsiliyeti. Sonuçta TRT devletin iletişim kurumu ve de insanların eşcinselliğe veya bir şeylere&amp;nbsp;bakış açısını belirleyen, belirleyecek olan en önemli unsurların başında geliyor iletişim çağında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben artık bir eşcinsel olarak beni heteroseksüellerin temsil etmesini istemiyorum. Bunun adına isteseniz&amp;nbsp;"homoseksiszm" diyip, bütün heteroseksüellerin heteroseksist olmayabileceğini iddia edebilirsiniz, hatta öyle de olsun ama ben eşcinselliği eşcinsellerin temsil etmesini istiyorum. Bunda bir sakınca mı var? Eşcinsellerin kendi kesimini doğru bir şekilde temsil edebilme gücünün olmadığına mı inanıyorsunuz yoksa? Böyle bir düşünce homofobiden başka bir şey olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben eşcinselliğin, eşcinselliğimin bekletilmesini, heteroseksüel bir insan olmadığım için hayatımın ertelenmesini "demokrasi" diye bir şey varsa istemiyorum artık. Heteroseksist bir dünyadaysa bana öncelik verilmeyeceğini biliyorum, öğrendim.&amp;nbsp;Heteroseksizme güvensizliğim konusunda yanılıyorsam eğer, eşcinsellere hakları eşcinsel olarak verilsin, insanca yaşayabilelim ki, inanayım, güveneyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclisteki internette eşcinsellik kelimesine engel kaldırılmış. Peki itiraz edilmeden önce akıllar neredeydi acaba? İnsan olduğumuz yeni mi anlaşıldı? Ben heteroseksüelliği normal karşılayıp, eşcinselliğe engel çıkartan heteroseksist bir meclisteki temsilcilere neden güveneyim? Ben her ne olursa olsun, eşcinselliğin açık bir şekilde temsiliyetini istiyorum. Bu sorun halledilmedikçe de, heteroseksist olmasalar bile eşcinselleri öncelikle eşcinsellerin temsil etmesini istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu&amp;nbsp;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;Başkanvekili de şiddet konusunda sadece kadın-erkek beraberliklerindeki şiddetin değil, eşcinsel birlikteliklerindeki şiddetin de değerlendirilmesi gerektiğini söylemiş. Sevindirici bir gelişme. Bu bir anlamda dolaylı da olsa eşcinselliğin kabulünü ifade ediyor ama&amp;nbsp;eşcinsellerin heteroseksizmin homofobisi ve ayrımcılığının mağduriyetine&amp;nbsp;karşı korunması için öncelikli olarak cinsel yönelim ibaresinin yasalaşması gerekiyor. Ayrıntılardan önce ana maddenin yasalaşması şart. Yoksa heteroseksizm ve parlamentosuna güvenmem için bir neden yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin insanca değer görebilmesi ve yaşayabilmesi için Eurovision Şarkı Yarışması'ndan Meclis'e kadar yaşamın her biriminde açık bir eşcinsel olarak temsiliyeti şart.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3801851539612919853?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3801851539612919853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinselligin-teslimiyeti-degil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3801851539612919853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3801851539612919853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/12/escinselligin-teslimiyeti-degil.html' title='Eşcinselliğin Teslimiyeti Değil, Temsiliyeti Lazım'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-D6S7uGhTidA/Ttk5gQYI6GI/AAAAAAAAAqo/hh_PN_4IRec/s72-c/2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1076296121897582966</id><published>2011-11-30T00:07:00.001+02:00</published><updated>2011-11-30T02:05:38.496+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sofistike'/><title type='text'>Sofistike</title><content type='html'>İnsanlar dünyayı geriden mi takip etmek zorunda? Böyle bir mecburiyetleri mi var yoksa? Önlerinde doğru örnekler varken, doğru yol göstericiler varken niye hala beyaza "siyah" der gibi doğruya "yanlış" derler, yanlışlarını doğru diye dikte ederler? İnsan nasıl ucu kendine dayanan çıkarları için ölümcül hatalar yapar veya geriye dönülmesi mümkün olmayan hatalara sebep olur ki? Hem artık gerçeklerden uzak, birbirimizden habersiz kabile hayatı yaşamıyoruz. Buna rağmen neden ilkel davranıyor, bilime bu kadar yabancı kalıyoruz ki? Ne çıkarımız olabilir ki yobazlıktan kendimize bile zarar vermekten başka? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğunu reddetmiş insanlar ama bilmiyorlarmış. Peki iletişim çağında dünyanın dört köşeli olduğunu iddia etmenin, hatta dünyanın nemenem bir şey olduğunu bilmemenin mantıklı bir açıklaması olabilir mi? Veya insan nasıl bu kadar cahil kalabilir ki? Veya nasıl bu kadar egosal çıkarları için duyarsız kalıp cahilmiş gibi yanlış tarafta durabilir ki? Ben gene de bile-bile cahilliğe inanmıyorum. Gerçekten daha cahiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır'da bir grubun sözcüsü eşcinsellik ve zina var diye Türk modeli istemediklerini söylemiş. Kendileri hangi dünyada yaşıyorlar acaba? "Bizimkiler" de eş veya eşsiz cinselliği kabul etmiyorlar. Ahlaksızlık ve tedavi edilmesi gereken hastalık olarak görüyorlar.&amp;nbsp; Ama en azından "varız" diye sevinmeli miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerinde eşcinsel olmadığını iddia edenler var. Eşcinselliği hastalık olduğunu iddia edenler var. Bir de eşcinselliği kabul edenler. Peki eşcinselliği reddedenler hiç düşünmüyor mu "Kabul edenler niye kabul ediyor?" diye. Kabul etmeyenlerin tek dayanakları bilimsellikten uzak din olacak tabi. Ama "bunlar" bilimsellikten uzak olmayı ve haklılıklarını dine dayandırmanın yanlış olabileceğini düşmekten öte, kendilerine benzemeyenleri dinsiz ilan edip kolaycacık işin içinden sıyrılıveriyorlar. Dinsiz olanlarınsa zaten onlara göre yaşamaya bile hakları olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz saksıları çalıştırmak gerekmez mi "Neden insanlar bize benzemek zorunda?", acaba "Biz onlara neden benzemiyoruz?" diye. Hep kendisinin doğru olduğuna inananlar dünyadan bihaber yaşayan insanlardır. Haberleri olunca da farklılıklardan korkuyorlar zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenmek gerek. Yapıda merak olmayınca bu çok zor galiba. İnsanların bir şeyleri kurcalayabilmesi için de biraz ne gerekiyor ki? İnsanlar hak ettiği yaşamı yaşıyor, kurunun yanında yaşda mı yanıyor? Böyle gelmiş böyle mi gider? İki ileri bir geri veya bir ileri iki geri mi? Hep geriye de gidilebilir mi? Neden gidilmesin ki? Toslayıncaya kadar gidilir. Çünkü her şey para demek değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce bir tanıdığım bilimsel yaklaşımlara, "Biz sofuyuz. Ne kadar anlatılırsa anlatılsın nafile, bildiğimizden şaşmayız." demişti. Sofu olduğumuz için mi bu kadar dünyadan, gerçeklerden uzak yaşayıp, yanlış veya doğru olmadan birilerinin arkasına takılıp gidiyoruz? Bu dünyaya geldiysek bu dünya için yaşamanın ne sakıncası olabilir ki? Başka dünyalar için yaşasan bile faydacılık adına&amp;nbsp;insanca yaşamak en doğrusu, en güzeli değil midir? Yaşamamak kendimize, doğaya haksızlık değil mi? İnsanın kendini inkar etmesi kadar yanlış ve de zararlı bir şey olabilir mi? Sonrasında hiç kimse kendimizden vazgeçmenin, bizi yanlış ideolojilere alet etmenin sorumluluğunu almayacak ki. "Başkaları bizi kandırdı" diye kendimizi kurtarma şansımız olabilir mi ileride? Bilerek iyi olmak mı&amp;nbsp;iyidir, körü-körüne iyi olduğunu zannetmek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğin doğru, doğal olmadığına inananlar neden eşcinselliğe bu kadar karşılar ki? Ne alıp-veremedikleri var ki kendilerininkine benzemeyen cinselliklerle? Ne geçecek ellerine nefretle kendilerine benzemeyenleri yok ederek? Eşcinselliğin, eşcinsellerin kime zararı var ki? Dünyada eşcinseller olmayınca sanki dünya daha mı yaşanılır olacak? Hem eşcinsellik doğanın bütününden apayrı bir oluşum değil ki? Eşcinsellik doğanın yapısında olmasa, geldiği gibi gitmesini de bilirdi. Şu anda heteroseksizm gücünden dolayı güç yeterliliği yaparak dünyayı eşcinsellikten temizlemeye çalışıyor ama böyle bir şeyin olmayacağını bilmesi gerekir. Ayrıca sofulukla-iyilikle-iyi olmakla bağdaşıyor mu kendine benzemeyenlerden nefret etmek? Hem eşcinsellik kimliğine sahip olanlar acaba heteroseksüellerden güçsüz olduğu için mi yapılan mezalime sessiz kalıyorlar, yoksa gerçek iyiler oldukları için mi? Eğer amaç canını kurtarmaksa birebir güçlerin, en azından akıl yönünden eşit olduğunun unutulmaması gerekir. Belki kazanan taraf olmayacak ama yaşam mücadelesinde eşcinsellik doğanın bir parçası olarak hayatta kalmayı başaracaktır. Niyeti bozarak bindiğin dalı kesmenin&amp;nbsp;ne sana, ne de&amp;nbsp;başkalarına faydası olmayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1076296121897582966?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1076296121897582966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/sofistike.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1076296121897582966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1076296121897582966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/sofistike.html' title='Sofistike'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-1688619067247750687</id><published>2011-11-28T22:56:00.001+02:00</published><updated>2011-11-29T10:29:34.428+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müstehcen Tavuk'/><title type='text'>Müstehcen Tavuk!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-b-yB2GcHHyU/TtQTTLae2FI/AAAAAAAAAqg/auFQGwjQbug/s1600/file5.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" dda="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-b-yB2GcHHyU/TtQTTLae2FI/AAAAAAAAAqg/auFQGwjQbug/s1600/file5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Muhafazakarlık, &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;özgürlüğün anahtarı&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;cinselliğin beden üzerinden çarşafa sokulmuş halidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Aslında biz toplumsal olarak hepten muhafazakarız. Hem de bugünden, dünden değil en geçmişten günümüze. Sadece iktidarın esnekleşmesiyle bazen doğamıza, özgürlüğümüze kavuşur gibi olup gazımız alınıyor, sonra gene orjinal varolan gerçek, geleneksel yapımıza dönüyoruz ve hasret kaldığımız muhafazakar yapıyı tekrar iktidar yapıp heteroseksizme hizmetimizde kusur etmiyoruz. Böyle bir yaşam tarzını istiyoruz veya istemiyoruz ama istetilince hiç hayır diyemesek de, dememek için de hiç çaba sarf etmiyoruz ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde yaşadığımız kültür ortada kalmış bir demokrasidir. Bu da insanları ortada bıraktığı için hem kişisel, hem de kişilerarası çatışmaya sebep oluyor. "Biz" bazılarına göre laik değiliz ama&amp;nbsp; bazılarına göre de İslam kültürüyle hiç alakamız yok. Bu bile dinin göreceli bir kültür, yaşama biçimi olduğunun göstergesi değil mi? "Biz" dine değil, dini kendimize uyduruyoruz. Sonra da "Müslümanız" diyoruz ama hangi Müslüman, nasıl Müslüman? Dinin kuralları değişmezmiş güya, hatta değişmemiş&amp;nbsp;ama bunu kendimize uyarlamaktan da geri kalmamışız, kalmıyoruz da. Din muhafazakarlığın ana motoru, tek dayanağı olduğu için, yaşamsal ayarları din üzerinden yapıyoruz. Yani dinin heteroseksist çıkarlara alet edilmediğini kim savunabilir ki? İşimize gelenleri-çıkarımıza uygun olanları&amp;nbsp;dine aykırı olsa da görmezlikten geliyoruz ama erkeklik iktidarına ters gelenleri günah ilan ediyoruz ve günahkar ilan ettiklerimizi linç etmekten geri kalmıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhafazakarlığın baş ve tek aktörü, dolayısıyla&amp;nbsp;heteroseksizmin de temsilcisi erkekliktir. İktidarsal dayanağı da muhafazakarlık kapsamında&amp;nbsp;cinsellik üzerinden ahlakçılık bahanesiyle cinsiyetçiliktir. "Ayıp, günah, haram" tarifesiyle kendisi dışında kalanların daimi&amp;nbsp;bir şekilde&amp;nbsp;malı-mülkü olarak&amp;nbsp;kalması için&amp;nbsp;diktatörce muhafazakarlık&amp;nbsp;yapmaktadır heteroseksizm. Çünkü özgürlük olunca ne heteroseksizm, ne de varoluş sebebi muhafazakarlık&amp;nbsp;kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhafazakarlık denilince benim aklıma zaten direkt cinselliğin baş muhafızı ahlakçılık geliyor. Yoksa başka alandaki tutuculuklar görmezlikten gelinebiliyor ve çok büyük&amp;nbsp;ahlaksızlık ilan edilmiyor. Çünkü en güçlü kontol-baskı mekanizması cinsellik muhafaza edildiği ölçüde ve sürece heteroseksizmin kalesi sağlama alınmış oluyor, bu yüzden diğer muhafazakarlıkların safsaklanması&amp;nbsp;heteroseksist yaşamı o kadar da sarsmıyor. Muhafazakarlık eşittir sözde&amp;nbsp;seks-sizlik de diyebiliriz. Evet aynen katılıyorum, görünürde de özgür olan tam bizlik seks! Yaparken iyi de boşaldıktan sonra mı kötü olacak cinselliğin kıymetini bilmeyenler gibi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksizmin dayanağı dinin, en karşı olduğu&amp;nbsp;için mitolojiyle gözünü korkuttuğu kesim cinselliği kendi cinsine yönelik olan&amp;nbsp;eşcinsellerdir tartışmasız. Konu eşcinsellik olunca ne insaf kalıyor, ne vicdan, ne de insanlık. "Allah yarattı" demiyorlar ve cinayetle cezalarını kesiyorlar eşcinsellerin. Şu din ne kadar çelişkili değil mi? Hem "yaratılanı yaratandan dolayı sev" diyor, hem de sapık "Lut Kavmi" düzmecesiyle sapık&amp;nbsp;ilan ediyorlar eşcinselleri. Tabi homofobiklere yani nefretlerinin arkasına sığınan eşcinsel düşmanlarına göre eşcinsellik sonradan olunan bir şey. Olunan bir şeyse bence çok büyük bir cesaret işi erkek egemen bir dünyada sapıklığı, günahkarlığı, hastalığı tercih edebilmek. Evet ben eşcinselim, size göre de hastayım, sapığım ama nefretin arkasına sığınacak kadar ikiyüzlü ve de korkak değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben muhafazakarlığı özgüvensizlerin komplekslerinden dolayı kendisi olabilenlere, kendisi olabilmek için hiçbir şekilde ödün vermeyenlere, hayatlarını dilediğince yaşayanlara karşı hazımsızlık olarak da görüyorum. Onlar ancak kendisinden daha insanca, daha doğal ve daha özgür&amp;nbsp;yaşayanlara güç yeterliliği yapıp, hınçlarını alarak&amp;nbsp;kendilerini gerçekleştirebiliyorlar. Oysa başkalarının özgürce yaşamlarından kendilerine ne giren-çıkan olabilir ki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinselliğe baskı yapılarak&amp;nbsp;ensest veya tecavüzlerin azalmayıp arttığı istatistiki bir gerçek. Üstelik kayıtlara geçmeyen, örtbas edilenler kayıtlara geçenlerden daha fazla. Sonra da dalga geçer gibi engellerin-yasakların çocukları kötü alışkanlıklardan korumak olduğunu iddia ediyorlar. Bırakın insanlar kaç yaşında istiyorsa, o zaman seks yapsın, istedikleri kadar bedenlerini özgür bıraksın. Ancak bir zorlama varsa onun derdine düşülsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları internette özendirir diye eşcinsel kelimesinden korumak yerine tecavüzcülere ödül gibi değil de yaptırımı olan hak ettikleri cezalar verilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kafayla-baskıcı bir kafayla&amp;nbsp;gidildiği sürece bastırılmışlıktan, yaşanamamışlıktan dolayı cinsellik ayıp, en fazla dört duvar arasında yaşanılabilecek kirli, cenabetlik bir durum olarak görüleceği için çıplaklık veya cinsellik anormal olarak bulunacak, sağlıklı bir durum olmadığı iddia edilip bu düşünce&amp;nbsp;gündelik hayatta kabul görecek, içselleştirilecek, hayvanlar üzerinde bile vücut bulup çıplak tavuk bile müstehcen ilan edilecektir. Dayatılan klişe cinsellik şekli bile "ayıp-günah" diye öğretilirse, hayvanların seksi olarak görülmesi yadırganmamalı belki de!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya erkek-erkeğe veya kadın-kadına dansa ne demeli? Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak, karşı cinsellikten kaçarken eşcinselliğin keşfine yardımcı olmak mı denir acaba? Perhizin adı var sadece, iştah açtığı için turşusuz olmuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldürürken, tüylerini yolarken, dokunurken, bacaklarını ayırıp yerken müstehcen gelmiyor da, gazeteye yemek tarifinin üzerine basılınca mı müstehcen geliyor? Tabi gazeteye basılmak, cümle-aleme duyulmak, görülmek fişlenmektir, namussuzluktur, ahlaksızlıktır, ayıptır. Tavuğa karşı mı ayıp edilmiştir acaba, gazetede sembolize&amp;nbsp;olarak algılayıp&amp;nbsp;hapsettiğimiz duygularımıza, bedenlerimize mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıksız olan ve de utanılması gereken duygularımız, bedenlerimiz mi, yoksa insanların bedensel veya duygusal olarak kendilerini gerçekleştirme haklarının ellerinden alınması mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre muhafazakarlık kısaca, özgürlüğün anahtarı cinselliğin beden üzerinden çarşafa sokulmuş halidir. Baskı unsuruna dönüştürdüklerini ayıp-ahlaksızlık bahanesiyle sembollerle dikte ediyorlar ve bunu bir de kişisel özgürlük diye savunuculuğunu yaptırtıyorlar ya, pes doğrusu! Tabi ki yaptırtanlardan-dayatanlardan çok özgürlükleri kısıtlanıp da bunun özgürlük diye savunuculuğunu yapanlara, tavuğu bile artık müstehcen görenlere&amp;nbsp;daha da pes!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-1688619067247750687?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/1688619067247750687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/mustehcen-tavuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1688619067247750687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/1688619067247750687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/mustehcen-tavuk.html' title='Müstehcen Tavuk!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-b-yB2GcHHyU/TtQTTLae2FI/AAAAAAAAAqg/auFQGwjQbug/s72-c/file5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5047243145086304659</id><published>2011-11-25T10:45:00.001+02:00</published><updated>2011-11-25T19:58:01.343+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dünyada Bir Eşcinseller Vardır Bir de Homofobikler  Gerisi Teferruattır'/><title type='text'>Dünyada Bir Eşcinseller Vardır, Bir de Homofobikler. Gerisi Teferruattır.</title><content type='html'>Her heteroseksistin eşcinsel nefretini bir gün kusarak egosunun tatmin etmesi kaçınılmaz galiba. Bakanından televizyoncusuna kadar herkes "eşcinsellik hastalık" diyor. Peki hastalığın ne olduğunu bilmiyor mu bunlar? Bilmiyorlarsa ilköğretim seviyesinin anlayabileceği dilde tek cümleyle söyleyeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık bedensel veya zihinsel rahatsızlıktır. Tedavisi artık mümkün olabilen hastalıklar vardır, bir de eninde-sonunda ölüme mahkum eden hastalıklar vardır. Hatta bazıları öldürünceye kadar sürüm-sürüm süründürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi soruyorum hastalığın, eşcinselliğin ne olduğunu bilmeyen veya çıkarlarına uygun olarak bilmezlikten gelenlere. Siz hiç sırf cinsel yöneliminden-eşcinselliğinden dolayı &amp;nbsp;bedensel veya zihinsel rahatsızlığı olan eşcinsel gördünüz mü? Rahatsızlığı olan eşcinseller varsa, bunların oranı heteroseksüellerden fazla olmadığı için, bunu eşcinselliğe yükleyemeyiz. Öyle yaparsak, hasta olan heteroseksüellerin rahatsızlğıını da karşı cinse yönelime-heteroseksüelliğe yükleriz o zaman ve heteroseksüellik de hastalık diyebiliriz çok haklı olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bunlar" ın dayanakları da kolaya kaçtıkları, açılmasını asla istemedikleri&amp;nbsp;üstü örtülü&amp;nbsp;bilimsellikten-akıldan-mantıktan uzak hurafelerdir. Bu hurafelere laf söylemeyi-çürütmeyi de hakaret olarak algılarlar, işlerine öyle gelir çünkü. Bilimden de işlerine geldiği gibi faydalanırlar, işlerine gelmeyince bilimleri-inandıkları gene hurafelerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eşcinsellik hastalık" diyorlar ve bunun kabul edilmesini istiyorlar. Eğer öyleyse eşcinselleri hastalık statüsüne tabi tutun ve hastalar için nasıl bir yol izleniyorsa uygulamaya geçirin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz hiç tedavi&amp;nbsp;edilmiş bir eşcinsel gördünüz mü? Kendini bastırmak, cinsel yönelimini ertelemek tedavi olmak değildir. Mastürbasyon niyetine karşı cinsle beraberlik de eşcinsellikten kurtulmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliği tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olarak görüyorsanız da, lütfen malulen emekli eder misiniz eşcinselleri? Heteroseksist bir toplumda "ben eşcinselim" diyebilmek o kadar kolay olmadığına göre de, insan hakları ihlali sayılabilecek muamelelerde bulunmadan resmi mecburiyetlerden muaf tutunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi eşcinsellik hastalık diyenler "Eşcinselliğin ne olduğunu biliyorlar mı?" diye bir soru sormak bile çok abes. Çünkü bilmiyorlar. Afedersiniz ama onlar sadece arkadan-anal bölgeden ilişkiye girenleri eşcinsel zannediyorlar, öyle kabul ediyorlar ve onlara göre eşcinsellik makattan ilişki. Bu kadar sığ ve de ilkel olarak biliyorlar işte eşcinselliği. Heteroseksüeller de ilişkiye giriyor ama onlara göre onlarınki doğru, eşcinsellerin ki yanlış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa eşcinsellik heteroseksüellerin ilişkisinden çok saf ve de daha temiz. Çünkü yapısında sömürgeci çıkar ilişkisi yok. Sadece sevgi vardır eşcinsel ilişkide, aşk vardır. Bedensel paylaşımı da heteroseksüellerin ilişkisinden asla ve asla daha kirli değildir. Bir zaman diyeceğim ama hala da öyle, AIDS'i&amp;nbsp; bile eşcinselliğe yüklemeye kalkmadı mı "bunlar"? Eşcinsellik hastalığıysa neden daha çok heteroseksüeller AIDS öyleyse. "Eşcinsellerden bulaştı" diyorsanız neden eşcinsellerle ilişkiye giriyorsunuz öyleyse. Yoksa herkes mi eşcinsel? Eşcinsellerden heteroseksüellerin kendilerini soyutlaması mümkün müdür? Bu insanın içinde barındırdığı duyguları, yapısını ayrıştırmakla eş anlamlıdır. Acaba içinde kendi cinsine eğilimi olmayan bir canlı var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada bir eşcinseller vardır, bir de homofobikler. Gerisi teferruattır. Bu teferruatlar da&amp;nbsp;içselleştirdiği heteroseksizm yüzünden kendini heteroseksüel zannedenler ve&amp;nbsp;&amp;nbsp;heteroseksiszmin baskısı yüzünden heteroseksüelim diye geçinenlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellik hastalık derken aslında eşcinselliğin günah olduğu inancına sığınıyorlar. Hastalık veya günah, peki hangi inanca sığar bir insanı yapısından-durumundan dolayı aşağılamak, dışlamak, hedef gösterip ayrımcılığa ve de cinayete kurban gitmesine sebep olmak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl hastalık ve de günah olan homofobi, eşcinsel nefretidir. Psikolojik olarak sağlıklı bir insan ne eşcinsellik gibi farklılıklardan nefret eder, ne de&amp;nbsp;bir inanç biçimi&amp;nbsp;kendisine benzemeyenlerin öldürülmesine razı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek hastalıklı ve de tehlikeli durum&amp;nbsp;hastalığını inkar etmek değil midir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homofobiye heteroseksist sistemden dolayı heteroseksüeller yakalanmaktadır genellikle ama eşcinsellere de bulaşmaktadır birarada yaşamak zorunda olduğumuz için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homofobi ayrıca en tehlikeli hastalıklar sınıfının başında yer alır. Çünkü içinde cinayete kadar götüren nefret vardır. Öldürünceye kadar da eşcinsellere elinden gelen zulmü yapar ve süründürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi soruyorum tekrar. Eşcinseller mi hastadır, homofobiye yakalanmış içinde kendi cinsel yönelimine-heteroseksüelliğe benzemediği için eşcinsellere karşı içlerinde&amp;nbsp;nefret duygusuyla potansiyel bir katil taşıyan heteroseksist heteroseksüeller mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5047243145086304659?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5047243145086304659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/dunyada-bir-escinseller-bir-de.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5047243145086304659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5047243145086304659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/dunyada-bir-escinseller-bir-de.html' title='Dünyada Bir Eşcinseller Vardır, Bir de Homofobikler. Gerisi Teferruattır.'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5837953205554402246</id><published>2011-11-24T02:26:00.001+02:00</published><updated>2011-11-24T11:45:19.700+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özgürlük Nefreti Heteroseksizmin İktidarı Kaybetme Korkusudur'/><title type='text'>Özgürlük Nefreti Heteroseksizmin İktidarı Kaybetme Korkusudur</title><content type='html'>Bakmayın siz modern, demokrat, duyarlı geçinenlerin söylemlerine. Çoğu rol yapıyor. Mesela benim bloğumda çıplak fotoğraf gören eşcinselliğe hoşgörüyle baktığını iddia eden, hatta bu konuda çalışmalar yapanlar bile şok oluyorlar. Eşcinsellik sadece bir kelime değil ki? O kelimenin içinde aşk da var, cinsellik de var, pornografi de var, kısaca insanlığa dair doğal olan her şey var. En eşitlikçi geçinenlerin bile özgürlük sınırları varsa, olursa, o zaman herkes kendine göre özgürlükçü sayılır. Kim baskıcı o zaman? Sınır tanımayanlar da hasta ve sapık oluyorlar sanırım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet dün beklenildiği üzere öldü. Bugünlerde tutucular helvasını karıyorlar yasakçı zihniyetlerini faaliyete geçirmenin mutluluğuyla. İlk yasaklanan da prezervatif ve iç çamaşırı siteleri olmuş. Özgürlüğümüz iç çamaşırıyla fantezi yapamayacağımız kadar bile kısıtlı anlayacağınız. İnternette cinselliği çağrıştıran siteleri engelleyeceksin ama prezervatif sitelerini de engelleyerek doğum artış hızını kontrol dışı bırakacaksın. Kafaya göre yasaklama veya serbest bırakma&amp;nbsp;programı. Prezervatif sitesi yasağı en az&amp;nbsp;üç çocuk programını uygulamak için mi, yoksa prezervatifin bir sağlık malzemesi olarak görülmeyip seksi çağrıştırmasından mı? Bence seksi çağrıştırmasından. Sporla ilgili yetkililer Erzurum'daki olimpiyatlarda odalardaki prezervatifleri kaldırtmamışlar mıydı? Dünya sağlıklı yaşamak için prezervatifi alışkanlığı kazandırmaya çabalarken, "bizimkiler" yasaklamaya çalışıyor. Bu filtre veya yasakçı uygulamalar ne kadar ahlakçılık bahanesiyle bir art niyet barındırsa da (Mesela çocukları internetteki bazı yayınlardan korumanın bahane olduğunu, asıl amaçlarının interneti kontrol altına almak, tek elden yönetmek olduğunu kendi ağızlarıyla itiraf ettiler. "Biz" amaçlarının yasakçılık olduğunu savunurken reddediyorlardı ama bu düşünceyi.), aslında akıl ve mantıktan uzak olduğu için&amp;nbsp;gerici zihniyetle mücadelenin ihmal edilmemesi, eğitim yoluyla düzeltilmesi daha öncelikli hale geliyor. Özgürlük için mücadele edilirken insanların bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi için daha fazla mücadele edilmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhafazakar kanallardan birinde çalışan İkbal Gürpınar isimli kadın sunucu eşcinselliği hastalık olarak ilan etmiş mesela. Şimdi bu kadın heteroseksizmi ve maddi-manevi unsurlarını içselleştirmiş biri olarak "değerler" bahanesiyle kendini veya çevresini korumak için ahlakçılık yapacaktır kaçınılmaz olarak tutucu bir iktidardan da aldığı cesaretle. Çünkü kimse ona "nefret suçu işliyorsun" demeyecek. Kimse ona "homofobiklik yapma" diye uyarıda da bulunmayacak. Zaten çalıştığı kanal veya içinde yaşadığı kültür homofobik. Ona homofobinin bir hastalık olduğunu, dolayısıyla korkularından dolayı kişisel olarak kendisinin hasta olduğunu, heteroseksizmle de kendini iyi hissettiğini söylesek hiçbir şey anlamadığı için bir kulağından girecek, bir kulağından çıkacak veya kuvvetli bir içselleşmeden dolayı gerçeklerle yüzleşmek istemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten bütün medyamız homofobik değil mi? Eşcinsel olduğu için futbol hakemliği elinden alınan veya çeşitli bahanelerle görevini yapamayan Halil'den sonra şimdi de Facebook'taki erkek erkeğe fotoğrafı yüzünden dış kaynaklı bir buz hokeyi antrönörünün ipini çekmiş Hürriyet gazetesi spor eki. Yani sporcuysan erkek olmak zorundasın! Bu kadar basit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben homofobiklik yapanların kesinlikle bastırılmış birer eşcinsel olduğunu hala iddia ediyorum ve bunlar yani eşcinsel yapıları heteroseksist değerlerle çeliştiği için, kendilerini gerçekleştirememenin-eşcinselliklerini tatmin edememenin hıncıyla eşcinselliği, eşcinselleri hedef gösteriyorlar, nefretlerini kusuyorlar. Açık eşcinseller bastırılmış eşcinselliğin aynasıdır homofobiyi yansıtan.&amp;nbsp;Bastırılmış, kendisiyle-eşcinselliğiyle barışamamış eşcinsel değilsen&amp;nbsp;n'oluyor da nefret ediyorsun herkes sana benzemiyor diye? Sana giren çıkan mı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir gazetenin yazarlarından&amp;nbsp;biri de "ekşi sözlük"ün kapatılmasını istemeyenleri dinsiz ilan etmiş. E dinsiz olsalar ne olacak? "ekşi sözlük" te yazılanlar dine hakaret&amp;nbsp;olarak algılandığı&amp;nbsp;için rencide olmuş. Peki dinsizlere hakaret etme hakkını nereden buluyorsun "hoca efendi"? Herkes senin gibi olmak zorunda olmadığı gibi, bu dünya da senin tapulu malın olmadığı için, kimse sana benzemek zorunda değil. Rahatsız oluyorsan çekip gidersin. Senin değerlerine inanmayanlardan, sana benzemeyenlerden sen rahatsız olacaksın ama sana benzemeyenler senden rahatsız olmayacak öyle mi? Yıllardır insanlar size benzemedikleri için bırak rencide olmayı, ayrımcılığa maruz kalmayı cinayete kurban gidiyorlar be sizin gibi düşünenler yüzünden. Artık böyle ilkel bir zihniyetle tartışıp mücadele etmeyi bile zaman kaybı olarak görüyorum ama ne yapacaksın? Yaşamak zorundaysan mücadele etmek zorundasın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5837953205554402246?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5837953205554402246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/ozgurluk-nefreti-heteroseksizmin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5837953205554402246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5837953205554402246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/ozgurluk-nefreti-heteroseksizmin.html' title='Özgürlük Nefreti Heteroseksizmin İktidarı Kaybetme Korkusudur'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-6536332041688921634</id><published>2011-11-24T01:26:00.001+02:00</published><updated>2011-11-24T12:01:03.493+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk Motoru'/><title type='text'>Aşk Motoru!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jbdNHKdVIh0/Ts4VzeXy1NI/AAAAAAAAAqM/W55KEyRe98M/s1600/Horst-Baldauf-Homotography-4.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="286" src="http://2.bp.blogspot.com/-jbdNHKdVIh0/Ts4VzeXy1NI/AAAAAAAAAqM/W55KEyRe98M/s400/Horst-Baldauf-Homotography-4.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Gerçek Eşcinsel Aşka İlk Defa Bu Kadar Yakından Şahit Oldum&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Not: (Not başa da yazılabilir kişisel öncelikli anlatıma göre.) &lt;/em&gt;&lt;em&gt;En güzel başlık yazıyı tek kelimeyle anlatabilendir. Başlık sıkıntısı olmuyor ama insan en güzel başlığı koymak istiyor yazısının tepesine. "Off" dediğim anlar olmuyor değil binde bir de olsa. Bu yazıda da "şak" diye bir başlık oluşmadı kafamda ilk anda. İlk başlık gerçek duygularımı anlatsa da çok da içime sinmedi doğrusu. Sabah kalktığımda "Yazının ana maddesi ben olduğuma göre&amp;nbsp;kendim üzerimden bir başlık üretmeliyim" diye düşündüm. Ben bastırılmış eşcinsellere aracılık yapıyorsam "Aracı" olmalı diye düşündüm ama aracılık değil de araçlık yapıyordum aslında birilerine. Ne araçlığı yapıyordum? Aşk araçlığı. "Araç" olsun dedim. Sonra da yok "deve" dedim." 'Motor'&amp;nbsp; yap da tam olsun". Ne olacak yani? "Top" diye tanımlanmaktan gocunmayan biri motor olmaktan mı çekinecek? Seks motoru olmanın eşcinsellik bakış açıma bir avantajı olmadığından , "İçinde duygu da barındırmalı" diye düşündüm ve yazının başlığı "Aşk Motoru" oldu böylece. Ama yanlış anlaşılmasın gene de. Bastırılmış eşcinsellerin duygularını cesaretlendirdiğim için "Aşk Motoru" oldu bu yazının başlığı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki erkek birbiriyle sevişiyorsa, bu eşcinsel aşktır. Aşk da kişiden kişiye, kültürden kültüre değiştiği için görecelidir. Oysa arzuyla yaşanılan her ilişkide aşk vardır. Cinselliksiz aşk olabilir ama aşksız cinsellik olmaz. Bir gecelik ihtiyaçlar da aşktır. Tabi kendine bunu yakıştıramayan bu paylaşımlara haksızlık edebilir. Çünkü aşk sorumluluk gerektirir ve bu yükün altına girmek kolay değildir. O yüzden yaşanılan ilişkileri sorumsuz aşk olarak tanımlamak belki de en doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksist toplumlarda eşcinsellerin en büyük sıkıntısı aşksızlıktır. Özellikle erkek olmak zorunda kalan eşcinseller için en zor şeydir duyguların, aşkın gerçekleştirilmesi, tatmin edilmesi. Çünkü erkek-erkeğe birlikteliğin imkansızlığı çocukluktan itibaren çok derinden beyinlere iyice kazınmıştır. Fırsat bulsalar bunu gerçekleştireceklerdir ama kendisi gibi olanlara yaklşamak imkansız gibi bir şeydir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabul edilen eşcinsellik de&amp;nbsp;tektipleştirildiği- feminenleştirildiği için, bilindik anlamdaki eşcinsellerle beraber olmak, erkek geçinen gizli eşcinseller için bir süre sonra tatmin edici özelliğini yitirmektedir. Erkeklere de açılamamaktadırlar erkekliğe aykırı olduğu için. Çoğu zaman erkeklik kurallarını yıkarak iyice güvendikleri bilindik anlamdaki feminen eşcinsellere tam anlamıyla teslim olmaktan başka seçenekleri de kalmamaktadır "yokluk"tan dolayı. Çünkü onların asıl arzuladığı erkeklerdir.&amp;nbsp;Birbirlerine erkek-erkeğe bir dokunsalar, hatta başka biriyle bile sevişirken bir görseler birbirlerini, yetecektir onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatım boyunca hep bastırılmış-gizli-erkek geçinen eşcinsellerin gerçek-aşksal duygularına alet oldum çoğu zaman istemediğim halde. İstemedim, çünkü ben de aşka açlığımdan dolayı aşık olunduğuma, sevildiğime inandım ve beraber olduğum kişileri kıskandım. Ama şimdi&amp;nbsp;geçti. Olgunlaşmak için insanın çocukça huysuzlaştığı devreleri yaşayarak atlatması gerekiyor. &lt;br /&gt;Başlardan çözemiyordum bu üçlü olayını. Eşcinselliği çözdükçe zamanla anladım birilerinin arzularına, aşklarına, mutluluğuna alet edildiğimi. Heteroseksist toplumlarda aşkın garantisinin olmayacağını anladıktan&amp;nbsp; sonra sevilmek gibi kaygım kalmayınca da, diğer eşcinsellerin mutluluğu için kullanılmaya hiç sesimi çıkarmadım. Sonuçta hem başkalarının mutluluğundan, hem de sahte veya gerçek kendi paylaşımlarımdan ben de mutlu oluyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben ne kadar diğerlerine güven versem de, beni duygularına alet edenler birbirlerine güvenemiyordu. Çünkü hepsi de erkeklik rolünü ezberlemişlerdi ve bu ezber öyle "ha" diyince bozulmuyordu. Sadece bir gecelik macera mahiyetinde değişiklik yaşandığı iddia ediliyordu. Herkes sabah uyandığında gene heteroseksüel oluyordu olmak zorunda oldukları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben eşcinsel mutluluğu hiç yakından görmemiştim filmler ve fotoğraflar dışında. Hiç eşcinsel mutluluklar yanı başıma güvenle uzanmamışlardı. Hiç güvenle birbirine sırtlarını dönüp korkusuzca uyumamışlardı. Hiç eşcinsel mutlulukları-ikisini de&amp;nbsp;kollarımın arasına almamıştım. İlk defa bilindik anlamdaki erkek veya eşcinsel kalıplarına girmeyen gerçek eşcinsellerin mutluluğuna bu kadar yakından, nefes-nefese şahit oldum. Çok güzeldi. İnanın çok güzeldi. Onlar da inkar etmediler, itiraf ettiler hatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani aşkta kıskançlık olduğuna inanılır ya hep, gerçekle hiç alakası yok. Kıskançlık sevdiğin kişiye sahip olma hırsından başka bir şey değil. Aşk, sevgi paylaşılabilir. İçinde gerçekten samimi bir sevgi varsa herkesi sevebilirsin, herkes de birbirini sevebilir sınırlama getirmeden. İnsanlar birbirlerine açık olunca zaten ne aldatma oluyor ortada, ne de kıskançlık. Aşkta, sevgi de sınır olmayınca, kıskançlık gibi, sahiplenme gibi kötü duygular oluşmuyor bile ve kendini aşk denilen saplantılılıktan kurtarıp hayata kendini daha çok verebiliyorsun. İnsana sahip olmak kadar saçma bir bencillik olamaz zaten. İster mezhebimi çok geniş olarak tanımlayın, isterseniz duygusuz olarak görün ama klişe aşkı ve sevgililiği bir gözden geçirmekte fayda var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-6536332041688921634?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/6536332041688921634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/gercek-escinsel-aska-ilk-defa-yakndan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6536332041688921634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6536332041688921634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/gercek-escinsel-aska-ilk-defa-yakndan.html' title='Aşk Motoru!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-jbdNHKdVIh0/Ts4VzeXy1NI/AAAAAAAAAqM/W55KEyRe98M/s72-c/Horst-Baldauf-Homotography-4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8955712449401714213</id><published>2011-11-22T08:28:00.001+02:00</published><updated>2011-11-22T16:46:04.353+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellerin Anlatılmaya Anlaşılmaya Hakkı Yok mu'/><title type='text'>Eşcinsellerin Anlatılmaya, Anlaşılmaya Hakkı Yok mu?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;Eşcinsel Politika, Eşcinsel Sanat Yapmamız Lazım&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde kitlesel takipçilere sahip eşcinsel olmayan eğlendirici, sanat yapmaya çalışan, siyasi ve edebiyatçı vesaire popüler kimliklerin en çok ayrımcılığa maruz kalan eşcinselliğin savunuculuğunu yapmamalarını, hatta eşcinsellik karşıtı olarak gerici bir popülizme maddi-manevi kaybedeceklerini gözönünde bulunarak mecburi veya içinde yaşadıkları cinsiyetçi kültürün bir kurbanı olarak gönüllü hizmet etmelerini bir nebze olsun anlayabiliyorum ama, artık bilinen, itiraf etmeseler de kendileri de inkar etmeyen, hatta söylevsel olarak da bunu dile getirmekten gocunmayan bazı eşcinsel kimliklerin eşcinselliğin savunuculuğunu yapmamalarını kabul edemiyorum, etmiyorum. Evet eşcinsellik kabul edilmiyorsa ve bu kimliğe sahip kişiler heteroseksizm yüzünden ayrımcılığa maruz kalıyorlarsa savunuculuğu yapılmalıdır ve özellikle bilgi toplumu olamamış kültürlerde kitleleri etkisi altında alabilenler bu çoğunluk gücünün rüzgarını arkalarına alıp, eşcinselliği politikleştirerek eşcinsel-insan haklarına hizmet etmelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksist bir sistemde insanların kendilerini gerçekleştirmeleri ikiyüzlülükle başka kimliklerle idareten olabiliyor ama bu bile belli bir konuma gelip, güç sahibi&amp;nbsp;olduktan sonra&amp;nbsp;haksızlıklara mücadele etmesi için yeterli sebep değil mi? Cinsiyetçi egemen yapıya baş kaldırırlarsa belki susturulup o güçlerini kaybedecekler, hatta ekmek paralarından bile olacaklar. Belki de en çok korktukları budur. Çünkü yokluktan gelen bir toplumun bireyleri olarak maddiyat hem bastırılmışlıklarımızı başka yönlerden tatmin eden, hem de gizli-iki yüzlü de olsa kimliklerimizi gerçekleştirmemizi sağlayan en büyük güvence ama ne zaman kendimiz olacağız, ne zaman kendimiz gibi yaşayacağız, ne zaman sahte heteroseksüel olmaktan kurtulup kendimizi eşcinsel olarak ifade edebileceğiz, ne zaman varoluş gücümüzü paradan-puldan, konumdan-kariyerden değil de kendi kimliklerimizden alacağız? Söyler misiniz lütfen? Hem kimliğimize açık-açık sahip çıkmadığımız sürece yapay bir şekilde varoluşumuzun uzun vadeli bir garantisi yok ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinselliğe bakış açısını değiştirmek, önyargıları kırmak&amp;nbsp;eşcinselliğin hastalık ve günah ilan edildiği toplumlarda ancak eşcinsellikleri yüzünden ezilerek, canı yanarak, cinayetlere kurban giderek acı çekmiş eşcinsellerin mücadelesiyle mümkün olur. Taşıma suyuyla değirmen dönmeyeceği için, eşcinsellerin halinden heteroseksüellerin anlamasını beklersek bize-eşcinsellere sıra gelmez. Eşcinseller&amp;nbsp;mücadelelerinde&amp;nbsp;eşcinselliğe yardımcı olabilecek politikaları kendi taraflarına çekip, yan destek olarak kullanabilirlerse işe yarayabilir ancak heteroseksüel destekçiler. Bazıları heteroseksüellerin eşcinsellere yardım etmeyeceği konusunda katı düşüncemden dolayı eşcinsel cinsiyetçiliği yaptığımı sanabilir ama siz kaç tane eşcinsellik savunucusu gördünüz ki bu ülkede eşcinsel olmayan?&amp;nbsp;Yapanların da samimiyetine, samimi olsalar da ben inanmıyorum hala kişisel olarak. Kendi davaları olmasa acaba eşcinseller akıllarına gelir miydi? Bireysel politik söylemlerden başka partiler cesaretleri varsa eşcinselliği ana gündem maddesi yapsınlar da görelim bakalım . Yarı yolda bırakılacak bir yola çıkmaktansa, kendim-eşcinsel olarak yavaş da olsa emin adımlarla kendi başıma&amp;nbsp;yürümeyi tercih ediyorum. Çünkü daha bizim gibi toplumlarda ayrımcılığa maruz kalanların güçlerini birleştirerek, seslerini kendilerinden başka diğer ötekileştirilmişler için de eşit olarak kullanabilme cesareti yok. Konu eşcinsellik olunca da birkaç cılız destek sesine hiç inanasım gelmiyor. Eşcinsellerin cesaretlerini toplayıp bütün engellere rağmen eşcinsel politika ve&amp;nbsp;sanat yapmaları gerekiyor bir an evvel. Tabi önce kendi kafamızdaki bariyerleri yıkmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel popüler kimliklere, özellikle sanatçılara&amp;nbsp;çok iş düşüyor hakkını vererek gerçek birer sanatçı olmak istiyorlarsa. İnkar etmemek dolaylı olarak itiraf, kabul ediş olabilir ama bu hiçbir işe yaramadığı gibi, kalıcı bir ayrımcılığı, nefreti besleyebilir bile. Çünkü eşcinselliğin kabul edilmesi için yer&amp;nbsp;üstüne çıkıp görünür olması şart. Ayrımcılığa maruz kalarak ve&amp;nbsp;utandırılmaya mahkum edilerek varolmak, varoluş sayılmaz.&amp;nbsp;İnsan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmek için toplumsal olarak da kendimizi gerçekleştirmemiz şart. Eşcinsel olarak toplumsal yapının bir parçası olmadığımız sürece, dışarıda kalmaya ve insan hakları ihlaline&amp;nbsp;mahkumuz çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İran'da eşcinsel olmadığı iddia edildiği gibi, ülkemizde de ne yazık ki eşcinsel sanatçı olsa bile özel hayat bahanesiyle yok gibi muamele edilir. Ben o hayatı ben olarak yaşayamadıktan sonra özel hayatım olsa ne farkeder, olmasa ne farkeder. Tabi kimliği sadece bedensel ve maddi olarak gerçekleştirmekse amaç ve anlayış, eşcinselliğin&amp;nbsp;içini de "ibne ve top" olarak heteroseksizm doldurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes bu dünyada kendini düşünerek yaşıyor. Yarınını düşünmediği için de eşcinseller homofobiden kurtulamıyor. Düşünülmedik diye düşünmememiz mi gerekiyor? Önce eşcinselleri eşcinselliğe, eşcinselliklerine inandırmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller bir gün eşcinsel sanatın da yapılabildiği bir dünyada huzura kavuşacaktır. Prim yapan kültürü lanse etmek ne kadar sanat sayılır tartışılır. Belki onu-heteroseksizmi yerebilirsin zalimliklerinden dolayı ama yüceltmeye hakkın yoktur, olamaz. Çünkü bizi öldürüyor! Hele eşcinsel bir sanatçıya eşcinseller cinayete kurban giderken, heteroseksüel aşk icra ederek ticaret yapmasını hiç yakıştıramam. Tamam sanatçı istediğini icra etsin ama bizi-eşcinselleri kim anlatacak? Bizim anlatılmaya ihtiyacımız yok mu? Bizim anlatılmaya, anlaşılmaya&amp;nbsp;HAKKIMIZ yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Batı" da&amp;nbsp;eşcinsel olmayan sanatçılar bile eşcinsel hakları için mücadele edip politikanın seyrini değiştirebiliyorken, bizimkiler muhafazakar yapıya yalakalık yapıyor çıkarları için. Ama ilk tekmeyi yiyen gene kendileri oluyor. Akılları başlarına geliyor mu? Hayır. Çünkü kendileri de eşcinselliğe karşılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçı ayrımcılığı dile getirebilen, ayrımcılıklara&amp;nbsp;karşı mücadele edendir. Yoksa sadece eğlencedir, eğlendiricidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğin şekilde sanat yapmana izin vermiyorlar mı? Bağımsız olmayan sanat, sanat sayılır mı? Olsa-olsa heteroseksizme methiye olur bu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8955712449401714213?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8955712449401714213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellerin-anlatlmaya-anlaslmaya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8955712449401714213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8955712449401714213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellerin-anlatlmaya-anlaslmaya.html' title='Eşcinsellerin Anlatılmaya, Anlaşılmaya Hakkı Yok mu?'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3753843863232088206</id><published>2011-11-20T23:40:00.001+02:00</published><updated>2011-11-21T11:05:15.618+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kendimden Başka Biri Olmayı Reddediyorum'/><title type='text'>Kendimden Başka Biri Olmayı Reddediyorum</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;İnsan ne kadar kendisi olabilirse, o kadar özgürdür. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;O yüzden cinselliğin en büyük baskı unsuru olarak kullanıldığı cinsiyetçi dünyada, cinsel yönelimimi toplumun aşağıladığı, dışladığı, ötekileştirdiği isimlerle "ibneyim, topum" diye tanımlayarak onlara bu fırsatı-özgürlüğümü elimden alma fırsatını vermiyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın orgazm sahneleri vardır insanın yenilmişliklerini, egosunu tatmin eden, yarım kalmışlıklarını veya eksikliklerini tamamlayan. Bu tamlamalar da insanın yapısına uygundur. Obsesif bir hal de alabilir sosyalliğin kısır kaldığı ortam ve dönemlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşama nedeni özgürlük olan olan biri olarak haksızlıklara karşı başkaldırılar da benim orgazm sahnelerimdir. Bu başkaldırılar yüzünden çok canım yanmıştır benim de. Dışsal çatışmadan dolayı fiziksel yaralanmalar atlatılabilir ama içsel çatışmalar-kişinin kendisiyle çatışması yapısına uygun davranmadığı için&amp;nbsp;görünmeyen yaraların büyüyüp habisleşmesine sebep olur. Kimisi habisli ve hapis-kendine tutsak yaşayabilir ama bir de bağımsız-özgür olmayınca yaşayamayanlar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizide garson kız sonunda patronun kızının baskısına dayanamayıp itiraz eder ama bedelini platonik aşkının hediye ettiği müzik aletinin kırılmasıyla ve işten kovulmakla öder. Ama kendisine, kişiliğine sahip çıkmanın ödülünü platonik aşkının kendi tarafında yer alması ve&amp;nbsp;onu koruması şeklinde alır. Platonik şarkıcı sevgili işi de bırakmıştır garson kız işten kovulduğu için. Şarkıcı blöf de yapmamıştır, rol de yapmamıştır, kendisi olmuştur. Hayatı kurallarına göre değil, kendi kurallarına yaşamaktadır. O yüzden babaannesi ona "Delibaş" demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klüp&amp;nbsp;patronu dize gelmiş, hatta şarkıcının ayağına kadar gitmiştir kızının aşkı uğruna. Şarkıcı garson kızın&amp;nbsp; işe tekrara alınması şartıyla klüpte şarkı söyleme teklifini kabul etmiştir ama patronun kızının yapay aşkını reddetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jale "seni seviyorum" der. Şarkıcı "Senin gibiler kendine benzetebildiklerini severler." der.&amp;nbsp;"Beni red mi ediyorsun?" der kız. "Kendimden başka biri olmayı reddediyorum." der&amp;nbsp;genç erkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tipik bir Türk Filmi sahnesi değil mi? Hayatımız film değil mi zaten? Basit bulduğumuz küçük ayrıntılar aslında yüzleşmekten korktuğumuz ve kaçtığımız, küçümsediğimiz hayatın gerçekleri. Komplekslerimizden birilerini aşağılayarak kurtulmaya çalışırken küçüldüğümüzün farkına varamayacak kadar uzaklaşıyoruz kendimizden çoğu zaman çoğumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin başka bir sahnesinde kadınlardan biri&amp;nbsp;"Seni sevmiyorum ve senden boşanmak istiyorum" der. Erkek boşanmak istemediği için&amp;nbsp;kadını iffetsizlikle suçlamakla tehdit eder. Bunun doğru olmadığını bilse de "İspat edemezsin" der kadına. Kadın ispat edince ancak boyun eğiyor erkek. Erkekler dışında kalanlar, heteroseksizme mahkum olmamak için heteroseksizme boyun eğmemesi gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan her ne ve kim olursa olsun hakları ve kendisi olmak için baş kaldırmasını bilmesi gerek. Çünkü insan ne kadar kendisi olabilirse, o kadar özgürdür. Yani kendin olabildiğin ölçüde özgürsündür. Kendinden kaçtığın ve yüzleşemediğin gerçekler içsel ve dışsal baskı olarak geri dönecektir. Korkuyla da özgür olmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden cinselliğin en büyük baskı unsuru olarak kullanıldığı cinsiyetçi dünyada, cinsel yönelimimi toplumun aşağıladığı, dışladığı, ötekileştirdiği isimlerle "ibneyim, topum" diye tanımlayarak onlara bu fırsatı-özgürlüğümü elimden alma fırsatı vermiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın gerçeklerine rağmen, bile-bile heteroseksist gerekçelerle (bana göre bahanelerle)&amp;nbsp; kendinden-yapından utanıyorsan sağlıklı birisi değilsindir. Kendini her şeye, erkek egemen yapıya rağmen gizli-saklı da olsa gerçekleştirmekten alıkoyamıyorsan, burada hasta olan senin yapın-gerçeğin-eşcinselliğin değil, sana bu baskıyı yapan, eşcinselliği kabul etmeyen&amp;nbsp;heteroseksist yapı ve bu baskıyı cinsiyetçi içselleşmeden dolayı reddedemeyen, eşcinselliği-ni inkar eden kendindir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3753843863232088206?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3753843863232088206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/knedimden-baska-biri-olmay-reddediyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3753843863232088206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3753843863232088206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/knedimden-baska-biri-olmay-reddediyorum.html' title='Kendimden Başka Biri Olmayı Reddediyorum'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-6837231444577318695</id><published>2011-11-17T18:09:00.001+02:00</published><updated>2011-11-17T19:21:20.982+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Kadın Daha Öldürüldü ve Şarkılar Sustu'/><title type='text'>Bir Kadın Daha Öldürüldü ve Şarkılar Sustu</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-t8q2P2qIYCE/TsVAJPTsjnI/AAAAAAAAAqA/RVfpixLifrs/s1600/kad%25C4%25B1n+11.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" height="217" src="http://3.bp.blogspot.com/-t8q2P2qIYCE/TsVAJPTsjnI/AAAAAAAAAqA/RVfpixLifrs/s320/kad%25C4%25B1n+11.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;Bu nasıl bir nefrettir, bu öfkenin ve&amp;nbsp;intikamın kaynağı nedir, erkeklik bu mudur? Bir kadın daha öldürüldü 11 bıçak darbesiyle beraber olduğu erkek tarafından. Hem de kandırılarak, ikna edilerek, yanına çağrılarak. Bunca olanlardan sonra nasıl hala inanabiliyor kadınlar erkeğe, erkekliğe, beraber oldukları erkeklerden bu kadar darbe yemişken. Kadını döven erkekten hayır gelir mi? Gelmez, asla hem de. Bir tokat bile o erkeği bırakmak için yeterli sebeptir. Şiddetin haklı bir gerekçesi olamaz çünkü. Anlaşılamıyorsa erkeğe gitmek düşer. Çünkü insanın kendine güveni, iradesine hakim olabilme gücüdür. O güç yoksa o erkeğe güven olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 bıçak darbesinin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Burada resmen kadına nefret vardır. Erkekliğin kadınlığa olan nefretinin artık cezasının kökten kesilmesinin zamanı geldi. Çünkü birkaç aylık cezalar işe yaramadığı gibi, erkeği kadınlığa karşı daha hınçlandırıyor. Peki devlet neden şiddet uygulayan erkeklerin elini-kolunu sallayarak dolaşmasına izin veriyor? Şiddetin arkasından cinayet geliyor göründüğü üzere. Öfkeye bakar mısınız, kadının yakını olan iki kişiyi daha bıçaklamış cani saldırgan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklik kendini bir şey zannettiği için kadınlar tarafından terk edilmeyi hazmedemiyor. Oysa erkeklik bu şiddet, öfke, nefret ve cinayetle hayvan bile olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların hayatlarının sonuna kadar erkeklere inanmasınıysa aklım almıyor. Kadınlık demek çok mu çaresizlik,&amp;nbsp;acizlik demek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halime kansere yakalanan kocası ölünce iki çocuğuna bakmak için barlarda şarkı söylemeye başlamış. Katil sevgiliyle tanışınca sevgisine inanıp beraber olmaya başlamış ama sevgilisinin evli olduğunu öğrenince, yalan söyleyip kandırıldığını anlayınca terk etmiş onu. İki çocuğuyla birlikte başka bir şehre gidip temizlikçilik yapmaya başlamış. İzini bulan katil sevgili "Benden ayrılırsan seni yaşatmam" diye tehdit etmiş. Baskıdan kaçan Halime başka bir şehrin ilçesine yerleşiyor ama 5 aylık bir aramadan sonra gene buluyor Halime'yi katil. (Sevgili denmeyi bile hak etmiyor bu cani.) Barışamaya ikna edemeyince kadını hastanelik edinceye kadar dövüyor ve hapse giriyor ama o kadarlık hapis ıslah edememiş demek ki cinayetle kadının hayatını sonlandırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam "öldüreceğim" diyor ve öldürüyor. Erkekler "öldüreceğiz" diyorlar ve öldürüyorlar. Erkeler "öldüreceğiz" diyorlar ve bunu herkes duyuyor, herkes biliyor. Erkeğin öldürebilme yetkisinin elinden alınmaması için mi bu sessizlik? Toplum erkekliğin öldürebilme gücüne inanmış, kendini koşullandırmış buna&amp;nbsp;ve aksini düşünemiyor. İnsan korkanları bir nebze olsun anlayabiliyor da erkekliğin şiddetine sığınanları, şiddetini destekleyenleri anlayamıyor. Erkeğin şiddetini destekleyenlerin içinde uyuyan bir canavar mı var yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunun gözü önünde öldürülüyor kadın. Katil defalarca tehdit ediyor ve "son kez konuşalım" diye ikna ediyor kadını. Konuşulacak ne var be kadın-ım! İnsan olsa insan gibi davranır ve insan olduğunu gösterir, insan olarak seni kazanmaya çalışır. Konuşulacak bir şey mi var, bir şey mi kalmış ki inanıyorsun ona-erkeğe. Annesinin öldürüleceğinden korkan oğlu, "Anne ne olur gitme. Sana kötülük yapacak" diyerek, uyarmasına rağmen çıkıyor&amp;nbsp;kapıya ve çıkmasıyla öldürülmesi bir oluyor.&amp;nbsp;11 kez bıçaklanarak 11 keezz. Defalarca tehdit eden bir psikopat katilden, kaçınılmaz olarak defalarca bıçak darbesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katil şizofrenmiş. Bana ne. Şizofrense elini-kolunu sallayarak dolaşması mı gerekiyor? Neden tedavi altına almıyor devlet bu psikopat şizofrenleri. Oysa kadın savcılığa dilekçe vermiş. Öldürüleceğini hissetmeyen bir kadın laf olsun diye şikayette bulunur mu? Ha bulunanlar vardır ama bu şikayeti kaale almamak için geçerli istatistiki bir&amp;nbsp;veri&amp;nbsp;mi var? Dahası bugüne kadar şikayette&amp;nbsp;bulunan kadınların&amp;nbsp;hep öldürüldüğüne tanık olmadık mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekliği biliyorum, erkekliğin korunduğunu, yüceltildiğini biliyorum ama bunca cinayetten sonra hala kadınların erkeklere güvenmesini, kendilerini korumak için bir şey yapmamalarını kabul edemiyorum. Şiddet uygulayan bir erkeğin karşısına aklı başında olan bir insan nasıl güvenerek çıkar ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın daha öldürüldü arkasında annesinin öldürüldüğünü gören bir psikoloji-çocuk-lar bırakılarak ve şarkılar sustu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katil aranıyormuş. Hangisi? Katillerle birlikte yaşamıyor muyuz? İçlerindeki caninin ne zaman çıkacağını bilmediğimiz ve heteroseksizm tarafından cesaretlendirilen katillerle yatağa girip, sırtımızı dönüp güvenle uyumuyor muyuz? Katil kim? Birlikte yaşadığımız erkekler mi, erkekliği yaratan heteroseksizm mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-6837231444577318695?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/6837231444577318695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/bir-kadn-daha-olduruldu-ve-sarklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6837231444577318695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/6837231444577318695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/bir-kadn-daha-olduruldu-ve-sarklar.html' title='Bir Kadın Daha Öldürüldü ve Şarkılar Sustu'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-t8q2P2qIYCE/TsVAJPTsjnI/AAAAAAAAAqA/RVfpixLifrs/s72-c/kad%25C4%25B1n+11.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3419421266217992091</id><published>2011-11-16T22:09:00.001+02:00</published><updated>2011-11-16T22:59:04.016+02:00</updated><title type='text'>Heteroseksist Eşcinseller</title><content type='html'>Eşcinselliğiyle barışamamış eşcinsellerdir heteroseksist eşcinseller. Bakmayın öyle eşcinselim diye&amp;nbsp;piyasa yaptıklarına. Zaten eşcinselliğin övünülecek bir durum olduğunu savunmadıkları gibi, ulu-orta olmaması taraftarıdırlar. Eşcinsellik heteroseksüelliği rahatsız etmemelidir onlara göre. Yaşanmalı ama heteroseksizmin izin verdiği ölçüde. Hatta afaedersiniz ama bunlar heteroseksizme yalakalık ederek eşcinselliğin kabul edilmesi taraftarıdırlar. Sisteme zararsız olduklarını, heteroseksizme boyun eğdiklerini gösterirlerse kendilerine dokunulmayacaklarına inanırlar. Heteroseksizm ekmeklerine kan doğrayıncaya kadar heteroseksizmin gerçek yüzünü görmezden gelirler. Son noktada bile eşcinselliği savunmazlar gene de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar eşcinselliği normal saymasalar da, bunlardan daha beteri eşcinselliğini kendine bile itiraf edememiş, etmeyi de asla düşünmeyen eşcinseller var bir de. Adam omuzlarına kadar saçlarını uzatmış, daracık body'yi giyinmiş, hatta eşcinselliği sapıklık ilan eden kültürün esiri olmuş, içten-içe ondan medet umar, ona sığınır, sıkı-sıkıya ona tutunur hale gelmiş. Ya aslına dönecektir, dönemeyeceği için de tutunacağı tek dal heteroseksizm olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekliğe sempati besleyen eşcinseller de kendileriyle tam barışamamışlardır aslında. Oldukları gibi görünmeye cesaret edemezler. İddiaları eşcinsellik hakkındaki önyargıyı kırmaktır ama erkeksi halleriyle görünmeyen eşcinselliğe bir kat daha silgi atmaktadırlar. Eşcinsellik kendi cinsine eğilim-yönelimse içinden geldiği gibi veya öğrendiğin gibi görünmenin ne sakıncası olabilir ki? Eşcinselliğin kabulü için önce görünür olmak şartsa, eşcinselliğin algılandığı şekilde görünür olması daha kolaylaştırmaz mı kabul mücadelemizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekliği yücelten, erkekliğe tapan, erkekten sonra gelmek için ne olması gerekiyorsa onu olan eşcinsellerse homofobinin en güçlü kaynaklarıdır. Onlara göre erkekler ve diğerleri vardır. Yani kendileriyle yatan eşcinsellerin eşcinsel olması söz konusu bile olamaz. Eşcinsellik gerçeğin en uzak durmaya çalışan ve kendilerini en çok kandıran eşcinseller de bunşlardır. Herkes bilir eşcinselliklerini ama çıplak olduklarını bir kendileri kabul etmezler. Eşcinsel oldukları yüzlerine vurulunca ve eşcinsel olduklarına dair bir bakışa, davranışa da en çok bunlar tepki gösterirler. Eşcinsel olduklarını kabul edip de, eşcinselliği en kabul etmeyen bunlardır çünkü. Bu dünyanın gerçeği erkekler ve kadınlardır. Onlar erkek değillerdir ama diğer gerçeği de olamamanın hırçınlığıdır bu agresiflik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesine, akrabalarına, yakın çevresine, uzak çevresine&amp;nbsp;erkek gibi yaşayan eşcinsellerse en mutsuz olanlarıdır eşcinsellerin. Çünkü sırtlarında heteroseksizmin köksel birimi aile yükü vardır ve topluma kadar uzayan bu yük hayatları boyunca onları bunaltacaktır. Eşcinsel doğarlar ama yapay bir heteroseksüel olarak ölürler. Eşcinsel nüfusun tamamına yakınını bu nüfus oluşturur. Eşcinselliğin uyanamamasının sebebi de bu ikiyüzlülüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşit-çeşit eşcinsel var. Eşcinsel sözlüklerden birinde sakallı-bıyıklı eşcinsellerle ilgili&amp;nbsp; açılan bir başlık aklıma getirdi bunları. Belki sonra devam ederim heteroseksist eşcinsellerin diğer çeşitlerine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3419421266217992091?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3419421266217992091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/heteroseksist-escinseller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3419421266217992091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3419421266217992091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/heteroseksist-escinseller.html' title='Heteroseksist Eşcinseller'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3643509499215328278</id><published>2011-11-16T17:55:00.001+02:00</published><updated>2011-11-16T18:52:25.398+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Erkek de Erkeklik Kurallarına Uymadığı İçin Öldürüldü'/><title type='text'>Bir Erkek de Erkeklik Kurallarına Uymadığı İçin Öldürüldü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-uWuyqfFo8Fc/TsPgocC7BTI/AAAAAAAAAps/57NL6BpwA_o/s1600/141120111546189979486_2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" hda="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-uWuyqfFo8Fc/TsPgocC7BTI/AAAAAAAAAps/57NL6BpwA_o/s1600/141120111546189979486_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Erkekler Ağustos ayında 24 kadın ve 6 erkek öldürmüş. Cinayet aletleri silah, bıçak ve de şiddet. Öldürülme yaş aralığı 21 ile 78. Kadın cinayetlerinin en büyük sebebi kadınların kocalarından boşanmak istemeleri. Yani bir kere imzanı attın mı "karısıyım" diye, erkeğin malısın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasım ayındaysa bir erkek bir kadını sevdiği için öldürüldü. Bu erkek kendisinden çocuğu olduğu için töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören'in beraber olduğu erkekti. Öldürenlerse Güldünya'yı da öldüren, Güldünya'nın ailesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güldünya öldüreli 7 yıl olmuştu ama beraber olduğu erkek de öldürülmeyince nefret tamamlanmamıştı demek ki. Şimdi rahat bir uyku uyuyabileceklerdir sanırım. Çünkü namus dedikleri kirlenen cinsellikleri böylece aklanıp-paklanmıştır! O kir onları demekki dürtüyordu ki, şimdi dürtüklenmekten kurtulmuşlardır. Kiri oluşturan kim, temizleyen kim? Kendilerinin çıkarına uygun bir cinsellik olunca kir olmuyor ama insanlar gönüllerince cinselik yaşayınca kir oluyor, namussuzluk oluyor, ahlaksızlık oluyor. Hay ahlakınız, namusunuz batsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çirkef bir dünya bu dünya, ne acımasız insanlar. Kendilerine "hayvan" denilince dayılanırlar ama yaptıkları, işledikleri cinayetlerin akıl ve mantıkla zere kadar alakası yok. İnsan içgüdüsel olarak bile olsa&amp;nbsp;durduk yerde cinayet işlemez. İşleme sebepleri de kendilerinin de gerçekleştirdiği cinsellik. Kendi kafalarına göre Tanrı huzurunda cinsellik yaşıyorlar, ihtiyaç duyarlarsa Belediyelerin izniyle imza karşılığı cinsellik yaşıyorlar,&amp;nbsp;ihtiyaçlarını kolay yoldan gideremezlerse tecavüz ediyorlar, oluyor bitiyor ama bazıları kimseye danışmadan kendi rızalarıyla&amp;nbsp;cinsellik yaşarsa ahlak, töre bahenesiyle öldürülüyor. Kimler tarafından mı? Erkekler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar bağımsızlık ve özgürlük için mücadele ediyorlar, hatta birbirlerini yiyiyorlar, başka bir dünya kurmak istiyorlar ama kurmak istedikleri dünya çok mu özgür, çok mu bağımsız, çok mu yaşanabilir&amp;nbsp;olacak? Koskoca bir hayır. İnsan kendini düzeltmedikçe yeni bir dünyanın eski dünyadan hiç farkı olmayacak ki. Çünkü o dünyayı oluşturacak olanlar da aynı insanlar olacak. İnsan kendini düzelttiği takdirde ancak farklı, yeni bir dünyanın temelleri atılır. Sınırları çizip bayrak dikmek özgürlük veya bağımsızlık değildir, olamaz. Önce kendi kafamızdaki örümcekleri temizleyelim, bağnazlıklarımızdan kurtulalım, kendi zincirlerimizi kıralım, kendimizi serbest bırakalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz erkek olmaktan kurtulamadıkça, insan olamayız, insanca yaşayamayız. Kılıbık diye aşağıladığımız, kadınlarının nispeten cinselliklerini daha özgürce yaşayan&amp;nbsp;Avrupa ülkeleri ahlaksız oldukları için daha insanca yaşıyorsa, bir düşünmemiz gerekmez mi bu ahlak dediğimiz şeyin ne menem bir şey olduğunu. Aslında ahlakın tek adı ve tanımı var. Baskı. İnsanları baskı, kontrol altına almak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkalarını baskı altına alırken, kendimizi de kısıtlıyoruz, baskıcı kurallara uydurmak zorunda kalıyoruz. Özgürlük ötekine bağımsızlığını verdiğimiz zaman olacaktır tabiki de ama bu&amp;nbsp;geçici bir özgürlük olacaktır. Çünkü işimize gelmeyince o özgürlüğü geri almak için gene hayvanlaşabiliriz.&amp;nbsp;Önce kendimizi bırakacağız, kendimizi kurtaracağız şartlanmışlıklarımızdan, törelerimizden, geleneklerimizden, hatta geçmişimizden. Çünkü kan davasına sebep olan nefretin en büyük sebebi geçmişin intikamını alma arzusudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-3643509499215328278?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/3643509499215328278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/bir-erkek-de-erkeklik-kurallarna-uymadg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3643509499215328278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/3643509499215328278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/bir-erkek-de-erkeklik-kurallarna-uymadg.html' title='Bir Erkek de Erkeklik Kurallarına Uymadığı İçin Öldürüldü'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-uWuyqfFo8Fc/TsPgocC7BTI/AAAAAAAAAps/57NL6BpwA_o/s72-c/141120111546189979486_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8711432454138372049</id><published>2011-11-15T13:30:00.001+02:00</published><updated>2011-11-15T16:04:01.351+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliğe Osuruk Kadar Bile Sahip Çıkılmıyor'/><title type='text'>Eşcinselliğe Osuruk Kadar Bile Sahip Çıkılmıyor</title><content type='html'>"Çok Güzel Hareketler Bunlar" mizah programının tekrarında "osuruk" skecine rastlıyorum. İki sevgili restorana giriyorlar yemek yemek için. Kadın bacak-bacak üstüne atarken "zart" diye osuruyor. Bir süre sonra ortama yayılan gazdan restorandaki müşterilerden biri zehirleniyor. Skeç ya, olacak o kadar abartı. Ambulans çağırıyorlar. Bu arada bütün müşteriler ve de restoran ekibi bunu yapanı-osuranı "hayvan" ilan ediyor. Osuran bile bu "Kim yaptı bunu?" tezahuratına katılıyor. Sonuçta o da sistemin bir parçası. Bunu kamufle olmak için yaptığı kadar toplumda nasıl davranılması&amp;nbsp;gerektiğini içselleştirdiği için de bu&amp;nbsp;şekilde davranıyor o da. Şef bunu yapanın restoranı terk etmesi için herkesin gözlerini kapatmasını istiyor ama tam osuran ve sevgilisi dışarıya çıkmadan şef gözlerini açarak yakalıyor onları. Erkek kendini kurtarmak için&amp;nbsp;sevgilisini-kadını göstererek "Bu yaptı." diyor. Kadın o kadar kişiye karşı savunacak gücü olmadığından değil de, bunun savunulacak bir tarafı olmadığından "Evet ben yaptım." diyor haykırarak. "Ben bir kadınım ama, ter de kokarım, osururum da. Kadınız diye bunlar olmayacak mı?" diyor. Diğer kadınlara eliyle işaret ederek, "Senin hiç sabahları kalktığın da ağzın kokmuyor mu, sen hiç soğan-sarmısak keyfi yapmıyor musun?..." diyor. Restorandaki bütün kadın müşteriler osuruk için "ben yatım" demeye başlıyorlar. Sonra bulaşıkçısı, aşçısı "ben osurdum" demeye başlıyor. Salondaki seyirciler tek-tek "ben yaptım" diyor ve son olarak da bütün kadınlar "biz yaptık" diyorlar, yani "biz osurduk" demek istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sahne Kevin Kline'ın "In-Out" filminin finali gibi olduğundan çok hoşuma gittim. Orada da herkes eşcinsel öğretmenin yanında olabilmek için "I am gay-ben eşcinselim" diyordu. Ama osuruğa bile sahip çıkılan heteroseksist bir toplumda ne yazık ki doğanın bir parçası, gerçeği eşcinselliğe sahip çıkılmıyor. Eşcinsellik söz konusu olunca herkes paçasını kurtarma derdine düşüyor, eşcinsel ilişkisine kılıflar-bahaneler uydurmaya çalışiyor. Herkes tüm ayrımcılığa maruz kalanların yanında olabilmek adına "ben" de, "biz" de diyor ama hiç kimse eşcinsellerin yanında yer alamıyor daha bu toplumda. Mizah dünyası da bir gün eşcinselliği de dalga geçmek dışında osuruk kadar sahiplenebilecek mi acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8711432454138372049?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8711432454138372049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellige-osuruk-kadar-bile-sahip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8711432454138372049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8711432454138372049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellige-osuruk-kadar-bile-sahip.html' title='Eşcinselliğe Osuruk Kadar Bile Sahip Çıkılmıyor'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-7222922836455868999</id><published>2011-11-14T15:36:00.001+02:00</published><updated>2011-11-17T17:26:32.828+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='En Garanti Doğum Kontrol Yöntemi Eşcinsellik'/><title type='text'>En Garanti Doğum Kontrol Yöntemi Eşcinsellik!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ayağı Kayan ve Tecavüze Uğrayan Her Erkek Eşcinsel mi Oluyor?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Kulin'in eşcinsellikle ilgili bir kitap yazacağını duyunca sevinmiştim ama verdiği röportajdan eşcinselliğin yapısal değil sonradan olduğuna inandığına dair ifadeleri beni üzdü. Direkt öyle demiyor ama bilmem kaç yaşında evli ve çoluk-çocuk sahibi bir adam eşcinsel olmasa da kendi cinsine aşık olabilirmiş. Aşk için cinsiyetin önemi yokmuş. Tamam cinsiyetin önemi yok ama bu cinsiyetlerin bir yönelimi-eğilimi vardır herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman bu aşkın adı ne oluyor? Eşcinsellik aynı cinsin birbirine aşık olmasıysa, bu eşcinsel aşk oluyor. Kitap da eşcinsel aşkı anlatıyor, yazarı da bunu inkar etmiyor ama aşk için erkek-kadın fark etmez demesi hiç de eşcinsellikle örtüşmüyor. Kitabı okumadım ama biseksüel falan olsa romanın kahramanı, anlayacağım aşkta cinsiyetin farketmediğini. Çünkü ben bir eşcinsel olarak hiç kadına aşık olmadım da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe Kulin 1978 yılında bir eşcinselle karşılaşıncaya kadar "gay" kelimesini sadece "eğlenceli" olarak biliyormuş. İngiltere'de bir partide adamın birine "Evli misiniz?" diye sormuş. O da, "Hayır gay'im" diye cevap vermiş. Ayşe Kulin'de “Ben de gay’im ama aynı zamanda evliyim!” demiş. Yani eğlenceli ve de evliymiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel dünyayı hiç bilmiyormuş ama empati kurabildiği ve anlayabildiği bir dünyaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın cinsiyet tanımadığını iddia ediyor ama kendisinin kendi cinsine aşık olmasının söz konusu olmadığını söylüyor, sebebini de yaşının 70 olmasına dayandırıyor &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bu kitabın eşcinsel nefretini azaltmasını umut ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellikle alakası olmayan kişilerin "pat" diye eşcinsel olmasını sadece aşka dayandırmasını, önceden insanların kendi cinslerine eğiliminin olup-olmadığını yazar kendisinin bilmemesine bağlıyor. Yani bilmiyorsan bildiğin gibi oluyor eşcinsellik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevresindeki eşcinsel arkadaşlarına sormuş; doğuştan, hormanal ve de tercihen olabiliyormuş. Sarhoşken veya başka bir şekilde bir kere başına gelince sonraki döneminde eşcinselliği tercih ediyormuşsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanın kahramanı yaşlı İlhami' de çok acılar çekmiş, eşiyle cinselliğini bir türlü rayına oturtamamış, aşık olmadığı bir kadınla cinsel ilişki yaşıyormuş, üstelik evladını da kaybetmiş, mutsuz ve duygularının coştuğu bir akşam ayağı kayıp genç bir erkekle sevişiyor ve eşcinsel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı eşcinsel genç erkekle doygun bir ilişki yaşıyor ama yaşlı adamın eşcinselliğinin devam edip-etmediğini yazar kendisi de bilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel olmayan bir erkek kendi cinsiyle nasıl doygun bir ilşki yaşayabilir ki veya eğilimi olmasa nasıl "pat" diye ilişki yaşayabilir ki? O zaman bütün erkekler eşcinsel sayılır ve mutsuz oldukları, duygularının coştuğu bir akşam ayaklarının kayması&amp;nbsp;yetiyor eşcinsel olmaları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün birinde herkes eşcinsel olabilirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar doğanın kaynaklarını tükettiğinden daha fazla ürememeleri için tabiatın bir kontrol yöntemiymiş&amp;nbsp;eşcinsellik. Yani doğanın insanlara cezası mı demek istiyor eşcinselliği? Eşcinsellerin ne suçu var peki bu yöntemle doğanın kaynakları korunurken? Biliyorsuuz eşcinseller cinsel yönelimlerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalarak acı çekiyorlar. Yazarımız eşcinsellere hoşgörüyle bakılması gerektiğini söylüyor&amp;nbsp; ama kaş yapayım derken göz çıkarıyor. Ağzı başka söylüyor, gönlünden geçenler başka galiba. Eşcinselliği onaylar gibi gözüküp, içten içe eşcinsel nefretini mi destekliyor acaba? Eşcinsellerin varolmasının desteklenmesi takdir edilesi bir davranış ama dünyanın dengesi için heteroseksüellere ceza olarak varolmak hiç de iç açıcı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar bu romanı hiçbir eşcinsel deneyim tanıklığını dinelemeden, araştırmadan yazmış. Romanda karakterleri seviştirdikten sonra yardımcısına "İki erkek seviştikten sonra böyle mi hisseder?" diye sormuş. O da "Evet" demiş. Menejeri deneyimli galiba bu konuda. Bir de menejerine eşcinsel sevgililerin birbirlerine hediye olarak ne aldıklarını sormuş. Yaşlı erkekler pahalı hediyeler, genç eşcinsel erkekler yumuşak ayı-mayı alırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında birbirine çok benzediği için kadın-erkek ilişkisini eşcinsel aşka uyarlamış anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarımız eşcinsel aşkta seksi kabul edemiyor ve eski Türk Filmlerindeki gibi sevişmenin sonrasına şahit olabiliyormuşuz romanda. Bu bir porno değil aşk hikayesiymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım homofobinin azalmasına hizmet edecek kitap resmen homofobiyi tetikliyor. Toplum-heteroseksizm de zaten eşcinselliğin seksine karşı değil mi? Sevelim, aşık olalım, sarılalım-dokunalım ama ilişki olmasın. Olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç erkek zaten tecavüze uğradıktan sonra eşcinsel olmuş ve bir daha kendisini toparlayamamış. O şekilde seksi de kafasına tecavüzden sonra yerleştirmiş. Anlayacağınız tecavüze uğrayan her erkek seks şeklinin sadece erkek-erkeğe olduğuna inanıp hayat boyu öyle devam ediyormuş. Bu kadarı da fazla artık.&amp;nbsp;Demek erkekler eşcinsel olma korkusu yüzünden dötlerine bu kadar çok sahip çıkıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller arasındaki aşkın heteroseksüel aşklardan daha tutkulu olduğunu da gene arkadaşlarına sorarak öğrenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir eşcinseli karşısına alıp, eşcinsel söylese o yazsa daha kolay ve de gerçekçi bir roman olurdu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Homofobiklerin desteğini falan mı aldı acaba Ayşe Kulin bu romanı yazmak için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım romanı okuyalım, röportajından daha farklı anlatmıştır belki eşcinselliği Ayşe Kulin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-7222922836455868999?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/7222922836455868999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/en-garanti-dogum-kontrol-yontemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7222922836455868999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/7222922836455868999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/en-garanti-dogum-kontrol-yontemi.html' title='En Garanti Doğum Kontrol Yöntemi Eşcinsellik!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-4467567896743760313</id><published>2011-11-12T23:14:00.001+02:00</published><updated>2011-11-13T12:40:15.730+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinselliğin Şekli Şemali'/><title type='text'>Eş-cinselliğin Şekli-Şemali</title><content type='html'>Eşcinseller, özellikle aktivist eşcinseller&amp;nbsp;eşcinsellerin tektipleştirilmesinden, özellikle feminen olarak lanse edilmesinden çok rahatsız olurlar. Bu biraz ayrımcılığa karşı mücadeleyle ters düşmüyor mu? Ne olacak yani eşcinseller "karı gibi!" tanımlansa? Zaten öyle değiller mi? İnsan kendine alışıyor ve kendindeki özellikleri ferkedemiyor. Ama dışarıdan nasıl olduğu kabak gibi anlaşılıyor işte ve her eşcinsel ne kadar erkeksi olsa da bir yerinden kadınsılığı patlak veriyor; Bu konuşma olsun, giyim-kuşam olsun, davranış olsun her ne olursa olsun bir yerinden pırtlıyor işte. İçinden nasıl geliyorsa öyle davranması taraftarıyım eşcinsellerin tabiki de ama "tektipleşme, feminenlik eşcinselleri hakkında önyargıya sebep olacak" diye de insanın kendini kasmasının hiçbir anlamı yok. Belki toplumsal rol kalıplarının içselleştirilmesinden dolayı, hatta öyle diyelim bir özenti, taklit durumu söz konusu olabilir kadınlığa karşı ama bu durumu aşıncaya, bilinçleninceye, kendileri gibi oluncaya kadar&amp;nbsp;da var olan gerçekleri es geçemeyiz, yok sayamayız. Eşcinseller çok mu erkeksi de kadınsı oldukları iddia ediliyor? Zannetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardan beri bilimsel araştırmalar sonucu eşcinsellerin beyin yapılarının şekil olarak da kadınlarınkiyle aynı olduğu söylenir. Burada hipotalamus-mipotalamus diyerek laf kalabalığı yapmak istemiyorum. Sima ve kemik yapısı olarak bile kadın gibi eşcinseller olduğu gibi, erkekten de erkeksi yapısı olan eşcinseller de var biliyoruz. Ama böyle araştırmalar yapılıyor ve eşcinsellerin beyni kadınların beynine benzediği söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin ağzı neden çok laf yapar hiç düşündünüz mü? Neden eşcinsellerin samimi arkadaşları erkekler değil de kadınlar olur genellikle? Neden eşcinseller kadınlarla daha iyi anlaşırlar? İstisnaların genel durumu etkilemeyeceğini unutmayın? O istisnaların da heteroseksist bir toplumda kendini tutma, bastırma, gizleme olmadığını nereden bilebiliriz? Hem eşcinsel erkeklerin tam anlamıyla feminen olacak diye de bir kaide yok sanırım. Sonuçta biyolojik olarak erkek bedenine sahipler. O kadar da erkek tarafları olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ateşli kadın hakları savunucusu erkeklere ne dersiniz? Ben onlarda eşcinsellik olduğuna inananlardanım. Ner'den mi biliyorum? Kendimden. Bu cinsel yönelimimden dolayı ayrımcılığa maruz kalmamın empatisi değil. Öyle olsa bile duyarlılık bile daha çok kadınlığa mahsus doğal bir yeti değil mi? Erkeksi ve duyarsız kadınlar da var ama erkeklerle kıyaslanamayacak kadar azlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gay İkonlar listesine bakıyorum birkaç tane dışında hepsi dişi, yani kadın. Neden eşcinseller kadınları örnek alıyor dersiniz? Kendilerini kadınlara yakın hissetmesinden değil midir? Kimliğimizin onlarda vücut bulmasından değil midir? Erkekler de başarılı işler yapıyor. İkonlaştırmanın ayrımcılığa maruz kalanların tarafına tutma duyarlılığıyla alakası yok bildiğim kadarıyla. Bunun bizim bastırılmış duygularımızı kadınlığın karşılayabilmesi dışında mantıklı bir açıklaması yok. Aslında "erkekliğin karşılayamaması" demek daha doğru olur. Güzel, sıradışı, alımlı-çalımlı, samimi, güçlü, başarılı şöhretleri veya ünlülerden sadece kadınları benimsememizin sebebi "tektipleştirme" diye karşı çıktığımız ister doğal, isterse öğrenilmiş-dayatılmış-içselleştirilmiş feminenliğimiz, kadınsılığımız, kadın tarafımız. Hem niye bu kadar tırsıyoruz ki kadınsılıktan. Belki trans kadın olacak kadar kadın olmadığımızdandır bu tektipleştirmeye karşıtlığımız. Bu da bir çeşit transfobi mi oluyor eşcinseller arasında vuku bulan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattıklarımı da kimse üzerine alınmasın.&amp;nbsp;Kendimi ve hissettiklerimi, doğru veya yanlış da olsa çevremde gördüğüm eşcinselliğe dair genel davranışları baz alarak sadece düşüncelerimi ifade etme özgürlüğümü kullanıyorum. Erkeksi eşcinseller erkeksi olmaya devam etsinler tabiatıyla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela benim de hiç öyle kadınsı olayım gibi bir derdim olmadı ama eşcinsel olduğum kadınsı yüz ifademden dolayı 50 metre uzaktan bile anlaşılıyor. Bedensel olarak erkeksi taraflarım olduğu gibi kadınsı taraflarım da çok yani. Davranış olarak öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumdan beri birilerinden etkilendim mi? Etkilenmişimdir mutlaka ama her iki cinsiyet örneği de olduğu halde bula-bula kadın örneğini mi buldum sadece? Erkeklere ve erkek davranışlarına, yaşam biçimine karşı hep yabancıydım. Futbola olduğu gibi. Üzerime top gelince korkardım, hala da korkarım. En önemli özelliğim hep kızlarla arkadaş olmam ve onlarla sohbet etmemdi. Kadınlar da eşcinsellerle sohbet etmeyi sevmez mi, kendi cinsdaşları gibi davranmazlar mı onlara? Şimdi birileri diyecek ki, "Cinsel olarak zarar görmeyecekleri için yakın davranıyorlardır." Sırf zarar görmeyecek diye heteroseksist bir toplumda kadınlar eşcinsel erkeklerle yakınlık kurarlar mı? Geçiniz. Erkeklere özenir küfür etmeye çalışırdım, ne iğreti dururdu. Şimdi mi? Ohoo! Erkekler halt etmiş. İnsan kendisiyle, özellikle cinsel yönelimiyle tam anlamıyla barışınca kadınlığın veya erkekliğin önemi kalmıyor. Kendin gibi olunca, içinden geldiği gibi davranıyorsun veya ne yapmak istiyorsan öyle yapıyorsun. İçer'de böyle olayım, dışarıya şöyle yansıtayım kendimi gibi kaygın olmuyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu konuyu yani eşcinsellerin stereotipleşmesinin çevresel veya genetiksel, nasıl olması veya olmaması gerektiği konusunu fazla irdelememek gerekiyor. Çünkü sonuçta çevresel faktörleri didaktik bir dünyada kaale almamak o kadar kolay değil. Genetiksel olarak da hangi cinsiyete yakın davranmasını dayatmanın da bir manası yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim asıl değinmek istediğim, cinsel yönelimin-eşcinselliğin görünümle paralel olarak algılanması. İşte burada önyargılara itiraz edebiliriz. Yani eşcinseller kadınsı olabilir ama cinsel rol olarak illa ki sadece pasif olacak diye bir kural yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama eşcinseller de eşcinsel olarak ayrımcılığa maruz kalmanın sıkıntısını hem psikolojik, hem de fiziksel olarak bertaraf edebilmek için cinsel rol olarak kendilerine hep aktifliği biçerler, en azından toplum içinde. Tabi kendileri ne olduklarını, ne istediklerini biliyorlar&amp;nbsp;isteklerini bastırsalar veya gizleseler de. Zaten o da-cinselliğin şekli de eninde-sonunda pörtlüyor ilişkiden sonra homofobiye sebep olsa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mesela eşcinsel olarak cinsellikte hiç şekil ayırımı yap-a-madım. Zaten eşcinselliğini bastırıp, eşcinselliğini inkar eden ve aktifliğini erkeklik olarak sunan erkek egemen bir kültürde kendinle barışık bir eşcinselsen istemek veya tercih etmek yerine fırsatları değerlendirmek çok daha akıllıca. İlişki sevişmenin orgazm noktasıysa, önceki bölüm daha önem taşımaz mı? Gerçi önünü boşverin, çoğu zaman sonrası bile olmuyor sevişmenin ama cinsellik için temas bile çok önemliyse mecburiyetten maruz kaldığımız cinsel şekil çok da canımızı sıkmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eş-cinselliğimi toplumun eşcinselliğe bakış açısına göre yaşamam benim cinselliğimin şeklinin ne belirleyisi oldu, ne de şekil değiştirmesine sebep oldu. Eş-cinselliğimi genellikle&amp;nbsp;eşcinselliği bastırılmış dünyaya&amp;nbsp;göre yaşadım ama rüyalarımda hep kendi yapıma uygun seviştim. Sahi siz rüyanızda aktif mı oluyorsunuz, pasif mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-4467567896743760313?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/4467567896743760313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/es-cinselligin-sekli-semali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4467567896743760313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/4467567896743760313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/es-cinselligin-sekli-semali.html' title='Eş-cinselliğin Şekli-Şemali'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-609924896814219855</id><published>2011-11-11T11:36:00.001+02:00</published><updated>2011-11-13T01:08:11.414+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellere Lotodan Büyük İkramiye Çıkarsa'/><title type='text'>Eşcinsellere Lotodan Büyük İkramiye Çıkarsa</title><content type='html'>Parkta tanıştılar. Eşcinseldi ikisi de. Beraber de oldular. "Diğer eşcinsel"in evine giderlerken hamburgercide çalıştığını söyleyen eşcinsel bir sigara alır, bir de oynadığı sayısal sonuç listesini. Olamaz, büyük ikramiye ona çıkmıştır. Sevinilir. Hamburgercide çalışan eşcinsel büyük ikramiye çıkan eşcinsel olmuştur ve "diğer eşcinsel"e araba vaadinde bulunur. Ama şu anda zengin eşcinselin hiç parası olmadığı için kendi evine giderken "diğer eşcinsel"den bir miktar para alır. İstanbul'dan Ankara'ya gitmesi gerekmektedir ikramiyeyi almak için. "Diğer eşcinsel"den şehirlerarası yol masrafı için de bir miktar para alır. Ankara'ya varır, noter için falan para gerekmektedir, yalnız bu sefer biraz yüklü miktarda. "Diğer eşcinsel" ver-e-meyince istediği paranın bir miktarını rica eder. Üzerini farklı şekilde tamamlayacaktır. "Diğer eşcinsel" "tamam" der ama hesabına göndermek yerine yakınlarda noter olduğunu, oraya gelirse vereceğini söyler. Tabi gelmez ve foyası ortaya çıkar lotocunun. Lotodan ikramiye çıkmadığı anlaşılmıştır artık. Sözde zengin eşcinsel defalarca aldığı parayı iade edeceğini söyler ama etmez. Hep kaçar "diğer eşcinsel" den. "Dünya küçük" derler ya, İstanbul' da küçüktür tabi! Fazla zaman geçmeden tanıştıkları parkta tekrar karşılaşırlar "diğer eşcinsel" le hamburgercide çalışan (Çalıştığı da hikaye büyük ihtimal.) sözde lotodan büyük ikramiye çıkan eşcinsel. Kaçar lotocu eşcinsel. Vazgeçer "diğer eşcinsel" parasından da, lotocu eşcinseli kovalamaktan da. Çünkü bunun mücadelesini vermek kazandıracağından daha fazlasını kaybettirecektir ona. Kurnaz eşcinseller belki de bu fırsatlardan istifade ediyorlar. Çünkü daha ülkemizde eşcinseller, eşcinsel oldukları için korunmadığından onurlarını, konumlarını koruyabilmek adına haklarını arayamıyorlar .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller vardır iyi niyetli, eşcinseller vardır kötü niyetli. Tıpkı heteroseksüeller gibi. Yani cinsel yönelimin karakterle alakası yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinseller de eşcinselleri sevmezler, heteroseksüelleri eşcinsellerden daha çok sevdiklerini söylerler&amp;nbsp;ama bu heteroseksüellerin eşcinsellerden daha iyi olduğunu göstermez. Eşcinsel oldukları için hak aramaya inançlarının olmamasının-kalmamasının yanı sıra cinsel zevk ve arzularını, hayallerini yaşanamamışlıktan dolayı her şeyin üstünde tuttukları için, heteroseksüellerin olumsuzluklarını görmezden de gelirler ayrıca.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-609924896814219855?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/609924896814219855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellere-lotodan-buyuk-ikramiye.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/609924896814219855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/609924896814219855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellere-lotodan-buyuk-ikramiye.html' title='Eşcinsellere Lotodan Büyük İkramiye Çıkarsa'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-5872894778661938631</id><published>2011-11-11T10:49:00.001+02:00</published><updated>2011-11-11T13:21:41.897+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Amelelikten Enayiliğe'/><title type='text'>Amelelikten Enayiliğe</title><content type='html'>Gerçek düşünce özgürlüğü sadece içinden geldiği gibi düşüncelerini ifade edebilme, konuşabilme hakkı değildir. Bana göre gerçek düşünce özgürlüğü insanlara düşünme fırsatı, zamanı ve imkanı verilmesidir. Düşüncelerini ifade etmen elinden alınabilir ama bu düşünmene engel değildir, hatta bu baskıyı itici güç olarak kullanarak yaratıcı hale bile gelebilirsin ama bazen, belki de süregiden şekilde olduğu gibi düşünce mecburiyetten&amp;nbsp;öncelikli olmaktan çıkar, çıkarılır, çıkarılmak zorunda kalınır. Heterokapitalizm cinsel veya kendisine ters düşen her kimlik olarak yer altına ittiği gibi, bir süreliğine&amp;nbsp;yerleşik düzene&amp;nbsp;uyarak&amp;nbsp;kendin olmaktan&amp;nbsp;fedakarlık etsen&amp;nbsp;de, bedensel-iş gücü&amp;nbsp;olarak posanı çıkarıp işe yaramaz hale gelince&amp;nbsp;dolaylı da olsa&amp;nbsp;seni insan olabilme-düşünebilme yetisinden mahrum ediyor, düşünebilmeyi insan hayatının en büyük lüksü haline, ulaşılmaz hale&amp;nbsp;getiriyor, unutturuyor bile. Sistemi bedensel olarak besleyebilme şansın varken amele oluyorsun, sonra da çöplüğe atılmış arızalı enayi bir makine. Biliyorsunuz makinelerin düşünceleri olmaz, bozulunca da tedavülden kaldırılırlar. Kim ne dersen desin, kim ne düşünürse düşünsün, dünyanın-insanlığın en onursuz hali enayiliktir. Fahişelik bile düşünce özgürlüğünün elinden alınıp enayi bir makineye dönüşmekten kıyaslanamayacak kadar onurlu bir faaliyetdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-5872894778661938631?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/5872894778661938631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/amelelikten-enayilige.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5872894778661938631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/5872894778661938631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/amelelikten-enayilige.html' title='Amelelikten Enayiliğe'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-8062107311148830999</id><published>2011-11-01T23:40:00.000+02:00</published><updated>2011-11-02T00:49:20.560+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşcinsellik Yaşamın Bir Gerçeğidir İranlaşmanın Gereği Yok'/><title type='text'>Eşcinsellik Yaşamın Bir Gerçeğidir. İranlaşmanın Gereği Yok!</title><content type='html'>İnsanlar çelişkileriyle bazı konulardaki doğru olduğuna dair iddialarını kendi-kendilerine çürütüyorlar. Tıpkı eşcinsellik konusunda olduğu gibi. İranlı yetkililer "Bizde eşcinsel yok", hatta "Olamaz" diyor ama asmak için nerden buluyorlarsa eşcinsel bulabiliyorlar. Türk yetkililer "Hastalık" diyor ama bir türlü tedavi edemediler gittiler. Son olarak Tunus'ta Arap Baharı'ndan sonra serbest seçimlerin ilkini kazanan İslamcı bir partinin sözcüsü "Gay'ler Tunus'un bir gerçeğidir, varolma hakkına sahiptirler." demiş. Müslüman bir ülkede, Tunus'ta, seçimi kazanan İslamcı bir partinin sözcüsü söylemiş bunları. Ardından da devam etmiş, "Toplum onları değersiz görüyor, o yüzden bu bir&amp;nbsp;haysiyet meselesidir." Kişisel özgürlükler ve insan hakları kutsal değerler olduğu için, varolma hakkına ateistleri de dahil etmiş. Müslüman bir ülkede, düşünebiliyor musunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz" Tunus kadar yok muyuz gerçekten? Müslüman ülkeler arasındaki ifadelerin çelişkisi bile eşcinsellik konusunda kasıtlı ayrımcılık yapıldığının göstergesi sayılmaz mı? Tamam biliyorum orada veya diğer Müslüman ülkelerde eşcinseller bizlerle kıyaslanamayacak kadar daha fazla ayrımcılığa maruz kalıyorlar ama içinde bulunduğumuz ülkenin demokrasisinden, diğerleri-heteroseksüeller kadar faydalanabiliyor muyuz biz eşcinseller olarak? Hayır faydalanamıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmak istediğim bu. Demokrasimiz, hukuğumuz bir çok İslam ülkesine göre daha adil olabilir ama bir hükümet görevlisi de "Eşcinseller bu toplum gerçeğidir." demediği gibi, yok sayılmaları için ya hiç bir şey yapmıyorlar veya engeller çıkarıyorlar. Kimisi "Hastalık" diyor, kimisi "Başka bir yüzyılın sorunu" diyor. Ama biz eşcinseller olarak bu yüzyılda yaşıyoruz ve nefret cinayetlerine kurban gidiyoruz. "Başka bir yüzyıla kadar ölün" denmek isteniyor yani. Sorsan "Yok canım, ben öyle demedim, demek istemedim"&amp;nbsp;der-ler ama bu sözlerden başka ne anlaşılabilir ki? Hem ölüyoruz, görmüyor musunuz, öldürülüyoruz daha doğrusu ve hükümet eşcinseller için hiçbir şey yapmıyor. Yapıyor mu? Yapmıyor işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellerin kaldığı şiddetinden cinayetine kadar ayrımcılığa maruz kaldığını kim inkar edebilir bu ülkede? Eşcinseller kendileri olamadıkları, varolamadıkları için bunalıma girmelerinin bile hesabını kim verecek? Öyle- hesap vermek gibi&amp;nbsp;bir kaygıları yok ki zaten. Ama biz eşcinsellerin yaşam-ak kaygısı var. Eşcinseller heteroseksüel olarak yaşamak mecburiyetinde değiller kaygıları olmaması için. Hem eşcinsel olarak varolmak istiyorlar, hem de kaygısız olmak istiyorlar herkes kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Başbakan'ın çıkıp "Bu ülkede eşcinseller vardır ve onlar için ne yapılması gerekiyorsa yapılacaktır, yapılmalıdır. Onlar da bizim vatandaşımızdır, bu ülke onların da ülkesidir herkes kadar." demesini bekliyorum. Bir ülkenin en ötekisinin adı telaffuz bile edilemiyorsa, ben o ülkenin eşitliğine, hukuğuna, demokrasisine inanmam. Eşcinseller Tunus'un bile bir gerçeğiyse, eşcinsellik de yaşamın bir gerçeğidir. İranlaşmanın bir gereği yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/765446501321760450-8062107311148830999?l=halilkandok.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://halilkandok.blogspot.com/feeds/8062107311148830999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellik-yasamn-bir-gercegidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8062107311148830999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/765446501321760450/posts/default/8062107311148830999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://halilkandok.blogspot.com/2011/11/escinsellik-yasamn-bir-gercegidir.html' title='Eşcinsellik Yaşamın Bir Gerçeğidir. İranlaşmanın Gereği Yok!'/><author><name>halil kandok</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//lh3.googleusercontent.com/-2FPudOPsMQw/AAAAAAAAAAI/AAAAAAAAAwI/Bz4tPm2v5eg/s512-c/photo.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-765446501321760450.post-3055496141304088585</id><published>2011-11-01T02:39:00.000+02:00</published><updated>2011-11-02T13:34:35.497+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tövbe'/><title type='text'>Tövbe!</title><content type='html'>Cinsel yönelimleriyle barışamamış eşcinseller her cinsel ilişkiden sonra bir daha kendi cinsleriyle ilşkiye girmeyeceklerine dair tövbe ederler. Haklı da sayılırlar&amp;nbsp;ama. Çünkü ertesi sabah heteroseksüel olmak, heteroseksist yaşama karışmak zorundalar. Sahte yaşamlar gerçek yaşamları, kendi yaşamları da utandıkları, tiskindikleri bir yaşam olmuş, olmak zorunda. Çünkü
