Gay denilmesinin hakaret sayılmaması gerektiğini söylememden rahatsız olan ve de Atatürk üzerinden prim yaptığımı zannedenler var. Bir kere benim yazım mahkemelik olmuş bir durum ve haberi üzerinedir (Yoksa Atatürkçü biri olarak, Atatürkçülük hassasiyetini göz önünde bulundurarak, aleyhine bir şeyler yazmayı bir tarafa bırakın, Atatürk ve eşcinsellik üzerine bile bir şeyler karalamak aklımın ucundan geçmezdi) ve eşcinselliğin hakaret olmadığını savunmak, bir eşcinsel olarak en doğal hakkımdır.
Ne yani, "Evet, eşcinsellik hakaret olarak kabul edilmelidir" mi demem gerekiyor? İpe gideceğimi bilsem dahi, eşcinselliğin hakaret olmaması gerektiğini, hakaret olarak düşünen kişilerin homofobik olduğunu savunurum.
Bu dünyada özür dilenecek kişiler varsa, öncelikle eşcinsellerdir. Çünkü bu insanlar doğanın bahşettiği özelliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalıp, nefrete alet ediliyorlar.
Nefret, nefret edilen kişide değil, nefret edenin ve bu tür nefreti düşünenin içinde olduğu için, gay kelimesiyle hakeret eden de homofobiktir, bunu hakaret olarak algılayan da. Birisi nefret diliyle konuşuyor diye, senin de mi aynı dilden konuşman gerekiyor? Sevgiye, barışa, dostluğa katkı adına bile insan nefretin yanında yer almaz.
Homofobik oldukları sürece ne farkları var özgürlükçü geçinenlerin muhafazakarlardan? En özgürlükçü geçinen dahi, iş eşcinselliğe geldi mi, en muhafazakarından bile muhafazakar kesiliyor. Yani ötekileştirilen eşcinselleri kendi tarafına dahil etmek istemiyor.
Muhafazakar, dinci, müslüman eşcinsele inanılıyor da, Atatürk'e gay denilmesinin hakaret sayılmaması gerektiğini savunan birinin Atatürk aleyhinde düşünmediğine neden inanılmaz ki?
Ben kimsenin hassas dengesini bozmak istemeyen biri olduğum için, çıkıntılık yapmamak adına Atatürk aşığı biri olmama rağmen Atatürkçülüğümü fazla dile getirmem. Oysa Atatürk'e o kadar inanırım ki, eğer şu anda Atatürk olsaydı, eşcinsellik çoktan yasalaşmıştı diye düşünürüm hep.
Eşcinsellik, kabul etmeseler de Atatürkçülük tarafındadır. Çünkü daha önceki bir yazımda bahsettiğim gibi, Atatürk demek, özgürlük demektir benim için. Eğer bir insan hayvanseverse, kadınla erkeği eşit olarak görüyorsa, geriye ne kalır?
Kaldı ki, eşcinsellik geçmişten günümüze yasalarımızda hiçbir zaman suç sayılmamıştır. Yasalar o dönem hazırlandığında eşcinsellik diye bir şey yok muydu? O dönemki koşullarda eşcinsellik eşitlik ve özgürlüğe resmi olarak dahil edilmemiş olabilir ama eşcinsellik aleyhine düşünülseydi suç olarak geçerdi. Ama yakında yasalarımıza eşcinsellik suç diye geçebilir! Eşcinselliği hakaret sayanlarınki işgüzarlık ve de nefretten başka bir şey değildir.
Şunu da düşünmüyor değilim. Eğer gay diye itham edilip mahkeme konusu olan kişi, muhafazakar kesimin kahramanı olsaydı yargı nasıl işlerdi? Gay ifadesi direkt hakaret olarak mı kabul edilirdi, kabul edilmeyip itiraz sürecine taşınır mıydı?
Hangi şekilde olursa olsun, eşcinsel karşıtlığı homofobiye dahildir. Muhafazakarı ifade özgürlüğü diyor, özgürlükçüsü hakaret. Her iki kesimin de kafasında eşcinselliğe karşı nefret var. Nefretin ifade özgürlüğü mü olur? Eşcinselliği hakaret haline getirenler kim, kullananlar kim, hakaret olarak algılayanlar kim? Özgürlükçü ve muhafazakar kesimlerden başkası değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder