17 Mayıs 2013 Cuma

Kadın vahşeti sokak ortasına taşındı


Kimse inkar etmesin muhafazakar iktidarın heteroseksizme verdiği cesareti. Adapazarı'nda iki çocuk annesi bir kadın üvey amcası tarafından yakılıyor. Gene Sakarya'nın Akyazı ilçesinde genç bir kadın dayısı tarafından bilincini yitirecek şekilde öldüresiye dövülüyor.

Dövenlerin yakınlık derecesi değil önemli olan, erkek olmaları ve dayak yiyenlerin kadın olmaları. Yakınlık derecesi şu noktada önemli olabilir. Kadınlar yakınları olan erkeklere bile güvenemeyecek de, başka hangi erkeklere güvenecek? Yakınları onları insan yerine koymuyorsa, başkaları niye koysun ki? Hani aile değerleri çok önemliydi? Bu mu aile dediğiniz şey? Bunlar münferit olay değil. Sürekli yaşanan ve artık kanıksadığımız için umrumuzda bile olmayan sıradan olaylar haline geldi. Hatta mağdur olanları su yolunda kırılan testilere dönüştürdük.

Ne kadar iktidar yetkilileri kadına şiddeti azalttık dese de, istatistikleri hiç öyle demediği gibi, görünen köy de klavuz istemiyor. Zihniyet değişmediği sürece erkeklik egemenliğini bırakmaz ki. İktidarın yumuşamasından, feminenleşmesinden başka çözüm yolu olamaz. Bir erkek bir kadının halinden anlayamayacağı için, Meclis'in yarı yarıya kadın olması şart. Kadınlar ve erkekler eşit denecek ama yönetimde yer almayacak. Kadın eşit şekilde yönetimde yer almadığı sürece, cesetlerini sokaklardan toplamaktan kurtulamayız.

Kadınların yönetici olamayacağına inanılır ya, hatta kadın bir yetkili bile kadının masaya yumruğunu erkek gibi kuvvetli vuramayacağını söylemişti ya, yönetim denilince şiddet ve zorbalıktan başka bir şey anlaşımıyor sanırım. Sokaktaki kadın vahşetleri de bu düşüncedeki bir yönetimin yansımasından başka bir şey olabilir mi? Kadınların mağduriyetinin sebebi erkek egemen zihniyet ama bu zihniyete yeterli müdahaleyi yapmayan iktidardaki erkek zihniyettekiler değil mi?

"Ben erkek olsaydım, avuçlardım tüm denizleri, bütün koyları cennet yapar onu tanrıça seçerdim... Ben erkek olsaydım dünyayı yeniden yaratırdım" diyor Nükhet Duru bir şarkısında. Neden dünyayı yeniden yaratabilecek güçteki kadınlarımıza teslim edemiyoruz ki? Niye güvenmiyoruz ki onlara? Bence erkeklik kendine güvenemiyor ki, iktidarı elden bırakmak istemiyor.

Yazıyı yazmamın akabinde boğazı kesilip, başı taşla ezilerek araçtan yol kenarına atılmış başka bir kadın cinayeti haberiyle karşılaştım gazetelerde. Hali hazırdaki erkek zihniyetiyle yaptırım yoluyla mücadele ederken, en az 20 yıl sonrası yeni nesil erkek zihniyetinin dengelerinin çocukluktan itibaren yeniden kurulması için de eğitsel çalışmalara acilen başlanması gerekiyor bu vahşetlere dur diyebilmek adına.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder