19 Mayıs 2013 Pazar

Eşcinsel olunmaz, itinayla heteroseksüel yapılmaya çalışılır

Sevgilisiyle görüşmemesi için kaçırılan ve alıkoyulan eşcinsel gencin ailesine, mahkeme en alt seviyeden işlem yaparak sadece üç gün hapis cezası vermiş. Haberin başlığını üstünkörü okuyunca 3 ay zennetmiştim. Ama üç günmüş.

Kaçırılan kişi eşcinsel olmasaydı, aynı işlem mi görülürdü acaba? Bilmem, belki de aile değerleri söz konusu olunca, heteroseksüeller için de aynı işlem yapılırdı. Çünkü bizdeki aile anlayışı despotlukla eş anlamlı. Tabi aile değerlerine inananların için, "ağaç yaşken eğilir"denden başka bir şey değil bu. Kendi bağnazlıklarını çocuklar üzerinden geleceğe taşımak, sorumluluğun yerine getirilmesi oluyor.

"Avrupalılar çocuklarımızı ailelerinden alıp niye eşcinsellere veriyor?" diyorlar. Gündemdeki kaçırılan eşcinsele yapılandan farklı bir muamele mi yapılıyor çocuklara ülkemizde. Yani çocuklar özgür bırakılmıyor, birey olamıyorlar. Korkuları da despotluklarının ellerinden alınması. Çünkü eşcinsel olunmaz, itinayla heteroseksüel yapılır çocuklar. Tabi Avrupa'da çocuklar ailelerinin elinden, aileler sadece eşcinsellik karşıtı olduklarından değil, çocuklara güzel bir gelecek kurma yetilerinin olmamasından alınıyor. Çünkü geleceğin teminatı doğru yetiştirilen çocuklardır. Tabi bağnazlara göre gelecek demek özgürlük karşıtlığı oluyor ayrı mesele.

Hani eşcinselliğin soradan olduğuna, tercih, sapma olduğuna falan inanılır ya, ben hiç çocuklarını eşcinsel yetiştirmeye çalışan bir aileye şahit olmadım. Gören varsa bana da haber versin. Eşcinseller bile heteroseksizmden dolayı çocuklarının eşcinsel olmasından korktukları için, çocuklarını eşcinselliğe karşı itinayla korurlar (Tabi Türkiye'de eşcinsel aileler yok. Sadece gizli eşcinsellerin kurmaya mecbur bırakıldıkları heteroseksüel aileler var). Heteroseksüeller zaten heteroseksüellik üzerine içselliştirdikleri bir eğitsel bir yaşam biçimine tabi tutarlar çocuklarını.

Bu da gösteriyor ki, çocuklar eşcinsel değil heteroseksüelleştirilmeye çalışılıyor. Heteroseksüelliğin tek doğru yaşam biçimi olduğundan bu kadar eminseniz, niye ki bu çaba? Kimse çocukları eşcinsel yapmaya çalışmadığı gibi, heteroseksizmin diz boyu olduğu bir dünyada da, kimse eşcinselliğe özenmez korkmayın. Eğer korkularınızın iç dünyanızda yüzleşemediğiniz bir sebebi varsa, orasını bilemeyeceğim gari!

Aileler homofobileri yüzünden hem kendilerini, hem çocuklarını üzüyorlar. Ne geçiyor ellerine? Doğa gene bildiğini okuyor, hayat gene doğasına uygun devam ediyor. Bir tanecik hayatlarımız var. Bırakın herkes yapısına, doğasına uygun bir şekilde değerlendirsin hayatını.

Hem çocuklarınızın heteroseksüelliği üzerinden varolmaya çalışmak haksızlık değil mi? Çocuklarınızın geleceğini düşündüğünüzü iddia ettiğiniz hikaye artık kimseyi uyutamıyor. Siz de heteroseksizmin geleceğini düşüneceğinize, hayatınızı yaşayın. Zararın neresinden dönersen kardır. Çünkü zor olan homofobiden kurtulmak değil, homofobiyi sürdürmektir. Bir şeyleri kaybettikten sonra geriye dönüş mümkün olmayabilir. Mesela çocuklarımızı. Siz onları kazanmaya çalıştığınıza inanıyorsunuz ama öyle olmadığı bir gerçek. Çünkü eşcinsel olunmaz, doğulur.

Ayşe Kulin eşcinsellikle ilgili serisinin üçüncü ve sonuncu kitabının ilk röportajını vermiş. "Geçmişte verdiğim röportajlardan dolayı yanlış anlaşıldım ve homofobi ödülü vermeleri çok zoruma gitti" diyor. Eşcinsellikle ilgili ilk kitabı çıktığında, "Herkes kendini boşlukta hissedebilir ve eşcinsel ilişki yaşayabilir" demişti. Şimdi o da "Eşcinsel olunmaz, doğulur" diyor. Demek homofobi ödülü işe yaradı. İstedikten ve insanca düşündükten sonra hepimiz yanlışlardan dönebiliriz ama geç olmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder